Kırgızistan’ın Oş kentinde yakılan o ilk meşale, bu yıl Azerbaycan’ın köklü kültür kaleleri Şuşa ve Ağdam’ı aydınlattı. Altı Türk devletinden gelen genç şairler, ortak hafızayı tazelemek ve diller arasındaki kardeşliği kökleştirmek adına Karabağ’ın bağrında şiir meclisi kurdu.
Karabağ; zaferin, gururun ve kardeşliğin en derin hislerle kucaklaştığı, ruhu sanatla beslenmiş aziz bir toprak... Genç şairlerin bu tarihi coğrafyada bir araya gelip birbirlerinin mısralarına dokunması, zamansız bir iz bıraktı. Azerbaycan halkının misafirperverliğiyle taçlanan günlerde; dost sofralarında şiirler dilden dile tercüme edildi. Ağdam’da sahnede yankılanan her dize, Türk şiirine taze ve müşterek bir nefes üfledi.

Uluslararası jürinin değerlendirmeleri sonucu, kendi mısralarına ses veren genç şairler ödüllerine Molla Penah Vâqif Müzesi’nin önünde kavuştu. Aynı mekânda yükselen genç sesler, müzikle ruhları mest ederken; sahnelenen tiyatro oyunları ve halk şairlerinin kelamları Karabağ göğünde yankı buldu.
AYA Vakfı çatısı altında, ustamız A. Ali Ural’ın rahlesinde yetişen bir çerağ olarak bendeniz Melike Yavuzay; kendi mısralarımı soydaşlarımın şiirleriyle aynı gökyüzüne savurmanın gururunu yaşadım. Zafer Yolu’na, Cıdır Düzü’ne karşı şiire durmuştuk, henüz bağrında kurşun izleri taşıyan şehrin sümbülleri açmıştı. Şehitlerimizin aziz ruhlarına Fatihalar gönderirken gözlerimizi yaşartan aynı hislerdi.
Genç yürekleri sanatla ve kendi öz kültürüyle hemhal eden, bu kutlu buluşmada emeği geçen herkese gönülden şükranlarımı sunuyorum.
Yaşasın Türk Şiiri!
































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.