• İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C

Nurettin Durman Şiirine Geniş Açıdan Bir Bakış

Nurettin Durman Şiirine Geniş Açıdan Bir Bakış
Yorucu Bir Yol, Şiir yolu!

"Önce yoldaş sonra yol" cümlesinin derinliğini en iyi kavrayanlar yazar ve şairlerdir. Yoldaş kelimesindeki beşeri yön, yazar ve şairde anlam olarak belirir. Çünkü yazar ve şairin yolunu da yolculuğunu da ihata eden hatta yol haritasını çizen kelimeler ve kullanımlarıdır. Kullanımdan kastım yalnız ıstılah değil, daha çok şiir dilinin oluşum yöntemleri içinde öne çıkan kullanım çeşitleridir. Yazının başlangıcı da sonu da sıkıntıdır. Bir sıkıntıdan neşet eder, bir sıkıntıyla yolculuk ettirir, bir sıkıntıya ulaştırır yazarı. Yazmak zorunda olduğunuzu iğva ettiği şeylerle doldurur ortamınızı ve başka seçenek olmadığını gösterir. Bu nokta neşet etme yeridir. Yazılacak meselenin eni boyu, derinlik ve genişliği ile yola revan olursunuz. Yol da yolculuk da bir tür kutsal bir dinî törene, ritüele dönüşür. Yazının uzun ve yorucu yolculuğuna dayanmayı başarmışsanız ulaştığınız nihayette acil bir cezayla tecziye edilirsiniz… Yazı biter! Biten şeylerin çokça acı ve hüzün içerdiği malumdur. Biten bir yazının ilk etapta görece bir mutluluk verdiğinden söz etmeliyiz. Bu mutluluk çok kısa süren bir mutluluktur. Çünkü hemen akabinde bu bitirilmiş ve mutlu olunmuş nihayetin yeni bir sıkıntı için aslında doğum olabileceği düşüncesi belirir. Çünkü yazının demlenmesi gerekmektedir. Üzerine ilk anın sıcaklığından azat olmuş bakışlar gerekmektedir. Bu özgür ve yeni bakışlardan doğacak yeni cümlelerin dizayn edilmesi ve metne eklemlenmesi de ayrı bir meseledir. Bu bakışın mümkünse dışarıdan bir çift gözle, değilse dışarıdan bir çift göz anlayışıyla yazar tarafından yapılması gerekir. Yazmanın sıkıntılı iş olduğuna dair söylenebilecek cümleler de bu noktadan itibaren başlar aslında. Aklın ve vicdanın sürekli aktif oluşundan kaynaklı bir yorgunluk vardır artık yazarda. Üreten beyin yorulmuştur. Çelişkidir işte, üretmek beynin acı çekmesine bağlıdır.

Buraya kadar yazının insana yüklediği, yükleyebileceği bazı sıkıntılardan söz açmaya çalıştık. Bu sıkıntıların şiirden ne kertede bir şiddeti getirebileceğinin tespiti oldukça zor. Ancak her halükârda sıkıntının katlanacağı kesin. Çünkü hikâyede imge kullanımı oldukça zorlayıcıdır, şiir ise bizatihi imgelerle kuruluyor. Anlamı seçilen imgeye yüklemenin kolay bir yanı olmadığı da aşikardır. 2. Yeni'den itibaren şiirimiz "imgeci" olarak anılmaya başlıyor. Ancak imge ve imgecilik tam olarak tanımlanamayan meselelerden. Görüş beyanlarına bakılınca, iki uca doğru kazandığı uzamla şekilleniyor imge için yapılan tanımlar. Ses ve buluşun anlama yakışması olarak görmekle, seçilen kelimeye anlam yüklenmesi arasında imgenin çeşitlendiği görülüyor. İmge meselesinin bu noktada ikincil bir konu olduğunu hemen not edelim. Asıl mesele şairin de yorgun oluşu! Bu anlamları formel hale getirmek, formülize anlamı imge bulup üstüne yüklemek, aynı zamanda sosyolojik gerçeklerle ilişkilendirmek… Tıpkı yazar olmak sıkıntısı kadar şair olmak sıkıntısı da katlanılası değil. Ancak bir buluş ya da yeni bir söyleyişin hazzı var işin içinde. Şair bundan vazgeçemez. Çünkü bu haz, şairin yaralarını saran bir etkiye sahip ve şairi canlandırdığı da bir gerçek. 

Devamı: https://www.kitaphaber.com.tr/nurettin-durman-siirine-genis-acidan-bir-bakis-k4781.html

Bu haber toplam 65 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim