• İstanbul 25 °C
  • Ankara 27 °C

Nurettin Topçu tasavvuf üzerine ne söylüyor?

Nurettin Topçu tasavvuf üzerine ne söylüyor?
Fırat Mollaer’in hazırladığı, Ruhun Metafizik Ayaklanması isimli çalışma Topçu okurlarına altı çizili satırlar sunuyor.

İslâm’ın felsefe karşısındaki tutumu seküler algılayış biçimlerine muhalif olarak, Kur’an ve Sünnet ekseninde şekillenen icma-i ümmet, kıyas-ı fukaha eşliğinde bir tavır alıştır. Tabi bu oldukça basite indirgenmiş yaklaşım biçimi, insanı tek boyutuyla değerlendiren felsefî ekollere karşı bir korunaklı duruş hâlidir aynı zamanda. İcma-i ümmet ve kıyas-ı fukaha her ne kadar toplumsal meseleler karşısında bir geri bildirim görevi üstenmiş olsa da, her iki şûra mutabakatı felsefenin disipliner yapısı üzerinde belirleyici olarak rol oynamaktadır. İslâm düşünürlerini bu yönüyle ayrıma götüren en önemli etken ontoloji karşısında sözkonusu düşünürün bakış açısıdır. Allah’ın topyekûn varlığı kuşatan ve en üstün akıl olarak tavzih edilen felsefî tanımı, varlığı zorunlu olan bir kendiliğindenlik halinde nurunu tecelli ettirmiştir. ‘Varlık nedir?’ sorusu karşısında, bir Müslümanın cevap olarak, ‘Bir başkasına muhtaç olmayan zorunlu varlığın tecellisidir.’ tanımı, İslâm düşünürünün seküler felsefe ekollerinden ayrıldığı temel nokta olarak karşımızda durmaktadır. Çeşitli şubeleriyle felsefe, daha çok insan merkezli, insana dair sorular etrafında şekillenmektedir.

Bu kitap neden değerlendirilmedi?

Fırat Mollaer’in hazırladığı, Ruhun Metafizik Ayaklanması isimli çalışma, üzerinde hemen hiç durulmadan adeta sessizliğe mahkûm edildi. Özellikle rahmetli Nurettin Topçu’nun ‘İsyan Ahlakı’ kavramının etik-felsefî temelleri ve onun felsefesine dair tespitlerin yer aldığı kitap, hareket felsefesi ile birlikte, spirütüalist pozitivizm geleneği, pozitivizme karşı metafizik, isyan ahlakı’nın metafiziği; tasavvuf ve araçsal rasyonalite kavramlarına getirdiği özgün bakış açısıyla dikkat çekiyor.

Hareket felsefesini ahlak felsefesi tarihinde, ondokuzuncu yüzyılın eylemci ahlak felsefelerinden biri sayan Mollaer, gerek pratik aklın önceliği, gerekse ahlakın metafizik temellendirilmesi gibi ‘asal Kantiyen’ temaların Kant sonrası ahlak felsefesini derinden etkilediğini belirtir. Bu noktadan hareketle, “Çağdaş ahlak felsefesinde Kantçılığın kimi zaman atılım-yaratış fikri (Bergson), eylemin önceliği fikri (Blondel), akılcı niteliği, formalist esini (Varoluşçuluk) ve kimi zaman da etkin kişi kavramı (değerler felsefesi) önemli yer tutmuştur.” noktasına varmaktadır. Spiritüalist pozitivizm akımı, Henry Bergson fikriyatı ve modern felsefe ekolleri arasında bilinçli bir tercih olarak İsyan Ahlakı kavramına eğilen Mollaer, Nurettin Topçu düşüncesinin özgül noktası olarak sorumluluk kavramı, şuur, fayda, mutluluk, içgüdü, toplum… ekseninde bir dizi yolculuğa çıkarıyor okuyucuyu. Bu yolculukta özellikle, tasavvufu İsyan Ahlakı’nın metafiziği olarak açıkladığı bölüm oldukça dikkat çekici bir mahiyet arz etmektedir. Bu noktada Mollaer, Hallac-ı Mansur’dan hareketle, insanı yücelten isyan hareketinin, özgürlüğün varlığını gerektirdiği düşüncesiyle, isyanı insan özgürlüğünün habercisi saymaktadır.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/kitap/nurettin-topcu-tasavvuf-uzerine-ne-soyluyor-h8544.html

Bu haber toplam 356 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim