• İstanbul 3 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Konya 4 °C
  • Sakarya 4 °C
  • Şanlıurfa 6 °C
  • Trabzon 18 °C
  • Gaziantep 3 °C
  • Bolu 2 °C
  • Bursa 5 °C

Ömer Lekesiz: Bilmediğini bilmek

Ömer Lekesiz: Bilmediğini bilmek

Sözlükte “ulaşma; varma; yetişme; kavuşma; anlama yeteneği; akıl erdirme; anlayış; algı”… anlamları verilen idrak, Kelam terimi olarak “bir şeyi tam mânasıyla ihata etmek, bir nesnenin sûretinin akılda hâsıl olması, bir şeyin hakikatine ait imaj ve fikirlerin zihinde şekillenmesi’ demektir. Bu yetenek ve melekeye de müdrike denilir.” (Çağbayır Sözlüğü; Topaloğlu – Çelebi, Kelâm Terimleri Sözlüğü)

İdrake “Yönlendirilmiş düşünme” diyen ve onu düşünme, hissetme, duyum ve algı esasında dört temel psikolojik işlevden biri olarak gören Carl Gustav Yung, bu dört işlevi seçmesinin a priori yani evveli nedeni belirtemediğine “sadece bu anlayışın uzun yılların tecrübesi sonucunda ortaya çıktığına” işaret eder. (Analitik Psikoloji Sözlüğü)

Onun bu işareti aynı zamanda idrakin felsefeden kelama, tasavvuftan psikolojiye… insanı tanıma ve tanımlama faaliyetindeki kesintisizliğe de bir işarettir. Günümüzde fenomenolojinin temel konularından biri olarak işlenen idrak, onu ilk düşünenden son düşünene “idrakinin mümkün olup olmadığı” tartışmasıyla yine hep önde gelmektedir.

Ancak bu önde geliş, entelektüel düzeyde böyledir. Genel yaşayış anlamında halk düzeyinde durum böyle değildir. Zira hepimiz “bilmek” kelimesini gündelik iletişim içinde artık çok rahat kullanıyoruz. Her konuda fikrimiz var, her meseleye dair bir cümlemiz daima hazır yani “bilmek” ayakkabımız, ceketimiz gibi, sosyal medyada, ekranlarda, sohbetlerde… “konuşmak” suretiyle hep elimizin altında. Bu nedenle saçmalayan birine “düşünerek mi konuşuyorsun” sorusu sorul(a)mamakta, bilakis çok konuşanın çok şey bildiğine inanılmaktadır. Böylece konuşma düşünme onu dışa aktarma araçlarından biri olmaktan çıkmış bizzat düşünmenin yerine geçmiş gibidir.

Bu manada idraki unutmak başta kendi haddimiz olmak üzere bizi biz yapan önemli hasletleri de unutmak olarak ciddi bir tehlikeyle yüzyüze olduğumuzu göstermektedir. Örneğin bilgimiz arttıkça tevazuumuzun artması gerekirken, tam tersi olmakta, bildiğimizi sanarak sözümüzü sertleştirmekte, anlaşılmama durumunda sözümüzü değil, sesimizi yükseltmekte, tanımladıkça kesinleşip kesinleştikçe de başkalarına karşı tahakküm kurmaktayız. Bu fiili durumda Miguel de Unamo’nun “Hakikati aramak gerekir, yoksa şeylerin nedenini değil; hakikat ise tevazuyla aranır” sözü, manasına yeniden ihtiyaç duyulduğunda ona tekrar ulaşılmayacak bir uzaklığa itilmiştir.

Yazının devamı için:https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-lekesiz/bilmedigini-bilmek-4785509

Bu haber toplam 97 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim