• İstanbul 22 °C
  • Ankara 16 °C

Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?

D. Mehmet DOĞAN

Çocuk okula geç kalmış. Alelacele sınıfa giriyor. Ders tarih. Öğretmen geç kalmış öğrenciye ceza mahiyetinde soruyor: Kosova savaşından sonra Sultan Murat’ı kim öldürdü? Cevap: Valla ben öldürmedim öğretmenim!

Artık tarihle ilgili sorulara böyle cevaplar vermek için telaşlı veya suçluluk duygusu içinde olmak gerekmiyor!

Geçen sene bu vakitler Milli Eğitim orta öğretimde tarih dersini kaldırdı. Daha doğrusu seçimlik hale getirdi. Bu dersler daha önce ne halde idi, o da ayrı bir bahis. Türkiye’de en istikrarlı tarihi öğretimi “inkılap tarihi” öğretimidir. 1933’te siyasiler tarafından verilen ve siyasi hâfızıyı oluşturmak için konulduğundan şüphe olmayan inkılâp tarihi bir süre sonra siyasî yalandan akademik yalana dönüştürüldü. Milli Mücadele’nin Şark cepehsi kumandanı Kâzım Karabekir ilk akademik inkılâp tarihi kitabını yazarı Doçent Enver Ziya Karal’ı şiddetle eleştirir.  Yanlışlarını sıralar, Millî Mücadele’de rol oynayan önemli isimlerin görmezden gelinmesi gibi hususların altını çizer.  Cevap şu olur: Bu bir devlet tarihidir! Devlet tarihinde olaylar devlet başkanları etrafında toplanır. Ders kitabında tarih kritiğinin yeri yoktur! (bkz. Bir Savaş Sonrası İdeoljisi-Kemalizm).

Kritiksiz, eleştirisiz bir tarihin bizi getirdiği yer bu. Bugünkü ortalama zihin, tarih deyince İnkılâp tarihini, tarih yapan şahsiyet deyince de Mustafa Kemal’i bilir.

Bugünle ilgili bir eleştiri mi yapılıyor, mesela liyakat meselesi gündemde. Sosyal medyada sayısız mesaj yayılır: “Ah Atatürk! Onun zamanında görevler hep liyakata göre verilirdi!”

Böyle bir mesaja “Atatürk dışişleri bakanlığına Lozan’dan önce bir askeri, Cumhuriyet’ten sonra bir tıp doktorunu getirdi. Cumhuriyet’in değişmez doktor dışişleri bakanını İnönü Cumhurbaşkanı seçilir seçilmez görevden uzaklaştırdı.” cevabını yazmak gafletinde bulundum.

İşte karşılığı: “Maalesef batı hayranlığı ve körü körüne kopyacılık, anlaşmalar, her şey İnönü ile başlıyor.”

Sosyal medya denilen gayya kuyusundan uzak durmaya çalışırım. Arada bir şöyle bir bakayım dediğinde de ilgi çekici bazı şeylere rastlıyorum.

Bir televizyon muhabiri sokak anketi yapıyor. Soru: “Osmanlı Devleti’nin kurucusu kim?”

Cevap?

Sıkı durun: Atatürk!

İlk, orta, lise okumuş, hatta yüksek okul bitirmiş kişiler resmi geçit yaptı…Doğru bilen nadiren çıktı. Fatih diyen de oldu, Süleyman da.

Türkiye’nin inkılâp tarihine değil gerçek tarih dersine ihtiyacı var. Tarih dersinin bir bölümünde inkılâp tarihinin konusu olan dönem de yer alabilir. Bu bütünlük içinde okunan bir tarih zihin teşevvüşüne yol açmaz. İnsanların kafası karışmaz.

Okullarda Osmanlı tarihi öğretiliyor mu? Eskiden vardı! Doğru yanlış, bizim zamanımızda Osmanlıya hakaretle birlikte Osmanlı tarihi de vardı. Osmanlı Devleti’nin kurucusunu bilmeyen çıkmazdı. Bize bu kadar kötülük yapmış olarak gösterilen Osmanlıların bu toprakların geçmişinde Selçuklulardan sonraki tarihi devamı temsil ettiğini zihinler iyi kötü idrak ederdi.

Şimdi bu bağ koparılmış görünüyor. Varsa inkılap tarihi, yoksa inkılap tarihi. Tek kahramanlı bir devlet. 1923-1938 altın çağ!

Bir asır sonra naslaştırılmış bilgilerle nereye varılabilir?

Çocuklarımıza şu idraki vermeliyiz: Vatanımız Osmanlının merkez topraklarıdır, Milletimiz Osmanlıdan devraldığımız millettir; kültürümüzün, edebiyatımızın kökleri Osmanlıdadır. Bayrağımız Osmanlı bayrağıdır, İstiklâl Marşımız Cumhuriyet’ten önce milli marşımız olmuştur. Değişen siyasi rejimdir.

Cumhuriyeti kuranlar aksini söylese de bu devlet Anadolu merkezli bir devletin devamı. Anadolu’daki devletimizin ilk kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah’dır. İkinci banisi Osman Gazi’dir. Cumhuriyeti kuranlar Osmanlı vatandaşıydı, Osmanlı okullarında okudular. Cumhuriyetin yönetici kadrosu, bürokrasisi, istisnasız Osmanlı bürokrasisi idi…

Bu yazı toplam 43 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim