Osmanlı hukuku, Cumhuriyet guguku!

D. Mehmet DOĞAN

Alelcayip bir hediye alıyorum. Hani şu İBB’nin milyonlar harcayarak müzayededen kaldırdığı çakma Bellini tablosu.

Resmin sağını görüyorum önce: Fatih Sultan Mehmet Han vakur duruşu, sultanî sarığı ve Osmanlı burnu…Sonra sola doğru kayıyor gözlerim. Atatürk silindir şapkalı, papyon kıravatlı elinde bir kâğıt, Fatih’e doğru uzatmış üzerinde kocaman “tapu” yazısı…İmamoğlu malûm sırıtkan çehresi ile bana doğru uzatıyor tabloyu. “Burada Cem sultan olmayacak mıydı?” diyorum. Cevap: “O Gentil Bellini’nin tablosu, bu Baykam Bedrini’nin.”

Rüya bu. Hayırdır inşallah!

Hamakat, korono virüsünden daha bulaşıcı!

Koskoca parti sözcüsünün Danıştay’ın Ayasofya ile ilgili kararından sonra söylediklerine bakın: "Bu kararlar yıkılmış Osmanlı'nın hukukuna dayanarak Cumhuriyet'in hukukunu yok saydı. Yarın bir gün yok olup gitmiş padişah iradesine göre birileri daha hak iddia ederse, Osmanlı dönemindeki malını mülkünü talep ederse ne olacak?"

Ey sözcü (İngilizcesi spiker), eğer bu hak iddiasının hukukî dayanağı varsa, hakkını alır. Hukuk sürekliliktir, bunun Osmanlısı cumhuriyetçisi yoktur. Cumhuriyet kurulduğunda Osmanlı hukuku dediğiniz hukuk yürürlükteydi ve bütün hayat o hukuka göre tanzim ediliyordu.

Cumhuriyeti kuranlar şunu söylemediler: Osmanlı hukukunu külliyen iptal veya ilga ettik!

İlk cumhurbaşkanı o hukuka göre paşalığa yükselmişti. Ne yani, o rütbeyi Osmanlı verdi diye yok mu saysaydık?

Vahidetdin Mustafa Kemal’i o hukukla, bakanlar kurulunun teklifi üzerine Samsun’a göndermişti. Bir süre sonra Paşa’nın rütbeleri, nişanları kaldırıldı. Osmanlı’nın mahkemesi bu hukuksuz kararı iptal etti, Mustafa Kemal Paşa’nın rütbe ve nişanları iade edildi.

Mustafa Kemal Lâtife Hanım’la o hukuka göre evlenmişti. Mal, mülk edinmek o hukuka göre idi. Bugün bile getir Osmanlı tapusunu hak iddia et. Varsa tabii!

Mülkiyet hakları rejim değişmekle değişmez. Siyaseten hak zayi eden bir rejim ayakta kalamaz.

Vakfa gelince, o da özel bir hukuka tabidir. Vakıf emlaki üzerinde tasarruf etmenin kaideleri vardır, o kaideler çerçevesinde hareket edilir. Gerçi tek parti döneminde vakıflar ağır saldırıya maruz kalmıştır, ama yine de vakıf hukuku iptal edilmemiştir.

Cumhuriyet’ten sonra Osmanlı hukuku devam etmiştir, zaman içinde değiştirilmesi gereken mevzuat tedricen değiştirilmiştir. Belki bugün bile yürürlükte olan Osmanlı kanunları, mevzuatı vardır. Ayrıca şunu da göz önünde bulundurmak lâzımdır: Cumhuriyet kanunu dediğimiz kanunların çoğu, Osmanlı kanunların tadil edilmesiyle düzenleniştir. Hatta bir kısmı günün diline çevirme şeklindedir.

Bazı cumhuriyet kanunları Avrupa ülkelerinden tercümedir. Medenî kanun İsveç’ten ceza kanunu İtalya’dan. Bunlar TBMM tarafından kabul edildikten sonra, Türkiye’nin kanunu olmuştur. Bunlara itiraz edilebilir, fakat uygulanmasının önüne geçilemez.

Evet! Hukuk köklüdür, köklü olan hukuk güçlüdür. Fatih’in Ayasofya vakfı Osmanlı hukukuna uygundur. Bugün çıkıp da “bu vakıf Osmanlı hukukuna göre yapılmıştır” derseniz, size bir şekilde gülenler olur. Ne yani Fatih, benden 5 asır sonra Cumhuriyet ilan edilecek, o hukuka göre vakıf yapayım mı diyecekti?

Fakat, Türkiye’de bir zümre var ki, hukukdan anlamaz, adalet ne bilmez, ahkâm kesmekte ise yektadır,”hukuk hukuk” diye öterler. Bunlarınki hukuk değil, düpedüz guguktur!

Adama diyorsun ki, “Fatih bunu vakfetmiş, bunun üzerinde hak tesis edemezsin.” Adamın vakıftan haberi yok. Neyse Danıştay kararından sonra Ayasofya’nın vakıf şartlarına göre camiliği kararlaştırılınca, bu sefer de bir yerlerden tapu resimleri bulup gönderiyorlar. Kafaya bak: “Atatürk Ayasofya’nın tapusunu Fatih’e verdi.” Kimin tapusunu kime verdi yahu?

Birileri bu hamakatperver iddiadan mest oldular. Atatürk’e bir rütbe daha verilmişçesine.

Ayasofya’nın cami tapusu 1453’ten beri var. Bu tapuyu Dışışleri bakanı bütün dünyaya gösterdi. 1936’da bu tapu Latin harflerine aktarılmış. E ne oluyor o zaman? Atatürk Ayasofya’yı fatihe tapulamış oluyor!

Hey akıl nerdesin?

Tapuda ne yazdığına bakan bile yok: “Sahibi: Ebulfeth Sultan Mehmed Vakfı!”

Baksalar bu “Ebulfeth” de kim diyecekleri kesin!

Ebulfeth, Fethin babası demektir.

Ayasofya işte bu “baba”nın tapulu mülküdür!

Bu yazı toplam 93 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim