• İstanbul 32 °C
  • Ankara 33 °C

Şehir ve Kültür Dergisi’nin 82. sayısı çıktı

Şehir ve Kültür Dergisi’nin 82. sayısı çıktı
Kültür ve medeniyet dünyamıza önemli katkılar sunmaya devam eden Şehir ve Kültür Dergisi’nin 82. sayısı çıktı.

Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Kamil Berse’nin sunuş yazısı:

Biz’den

ŞÜKÜRLER OLSUN BU ŞEHİRLERDE YAŞIYORUZ

Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.

Bu şehir arkandan gelecektir.(çeviri-Cevat Çapan)

İnsanlığın atası Hz. Âdem’den itibaren dünya üzerinde yaşama mücadelesi veren insanoğlunun her dönem tarihini incelediğimizde iyilikler güzellikler devamlı olmamış, kötülükler de devamlı olmamış.

On iki yıl kadar önce Şam’a gittiğimde henüz iç savaş çıkmamıştı. Şam’da gece sessizliği tarihte yolculuk yapmama vesile olmuş ve bir yazı kaleme almıştım. Yazımı tekrar okuduğumda iyi ki Şam’ın bugünkü yaralı halini görmemişim dedim kendi kendime. O gün yazdıklarımdan biraz paylaşayım:

“… Dile kolay, 400 yıl Osmanlı vilayeti olan Suriye’nin en güzel şehri. Kasiyun Dağı’na sırtını vermiş, mağrur bir duruşu var. Türkler belki bu ülkeden çekilmiş ama gerek tarihten, gerekse günümüzden hâlâ izlerimizi taşıyor Şam. Gözlerimin önünden koca bir tarih geçiyor… Gece, otelin penceresinden Şam’ı seyre daldım… Kentin ışıltılı ve buğulu havasını tarihimizle birleştirdim… Yavuz Sultan Selim, elinin altında gördüğü bu toprakları, Osmanlı sınırlarına katarken, içinden şu düşünceler mi geçiyordu acaba: Ey Suriye, ey Şam!  Benim Müslüman halkım Hicaz’a giderken onları ağırla, bu misk-ü amber kokulu şehrinde onların ihtiyaçlarını karşıla, ilim tahsil etmek için gelenlerin önüne bütün bilgi hazinelerini ser, medreselerinin kapılarını cömertçe onlara aç… Bu toprakların her metrekaresinde tarih var, peygamberler var, sahabeler var… Kasiyun Dağı’nın eteklerinde, Habil’in kardeş katili olduktan sonra Allah’tan af dileyen yakarışlarını duyar gibiyi… Hz. İbrahim, Hz. Hud, Hz. Lut Hz. Davut, Hz. Nuh, Hz. Eyyub, Hz. Yahya, Hz Süleyman buralarda yaşamış…

Şehrin ışıklarına dalıp gitmişken, bildiklerimin ve daha çok öğrenmek istediklerimin,  gözlerimin önünde bir film şeridi gibi geçmesini çok isterdim. Tarihî bir film için hazırlanmış, öncesi sonrası(!) belli olmayan zamanlar, insanlar, kavramlar birbirine karışıyor burada… Romalılar, Bizanslılar, Asurlular, Babilliler, Fatımiler, Selefiler, Emevîler, Moğollar, İsrailoğulları adeta resmî geçit yapıyorlar… Bir ara Timur gelip Şam’daki bütün ilim adamlarını alıp Semerkand’a götürüyor. Orta Asya’da ilim ve İslamiyet’in sağlam temelleri böyle atılmış… Bu hayallerde dolaşırken sabah ezanları okunuyor… Muhyiddin-i Arabi, Halid-i Bağdadi, Mevlana ve daha nice ulema, yüzlerce yıl önce benim şu an ciğerlerime doldurduğum havayı solumuş… Şu şerefelerinde yanan ışıklarıyla üzerine nur inmiş gibi görünen Emeviye Camii’nde 11 sene kalarak İhya-i ulum-iddin adlı dev eserini yazmış İmam Gazali’yi hatırlıyorum. Ve yine o billur sesiyle, ölene kadar burada ezan okuyan Bilal-i Habeşi’yi duyar gibiyim…”

On iki yıl önce gördüğüm ve hatıralarımı yazdığım bu şehirde bugün gitsem aynı duyguları yaşar mıyım? Mümkün değil! Demek iyilikler de kötülükler sürekli değiller… Öncesi ve sonrası belli olmayan zamanlar cümlesini yazmışım o Şam gecesinde… Öncesinde yaşananları tarihin gizemli sayfalarından okuyup öğreniyoruz. Yaşananların sebeplerini tahmin edebiliyoruz. Sanki Şam’da tarih tekerrür ediyor. Acaba bu durumun sorumlusu mekân mı? Yoksa insanlar mı? Ya da burada yaşanan olayların sorumluluğunu taşıyan insanlar mı?

Dünyanın her milleti bu topraklara gelmiş; kâh çiğnemiş geçmiş kâh zulmederek hükümranlık yapmış. Son on yılda ne olduysa dünya burada toplandı kötülükler için, zulüm için, öldürmek için, menfaat için… Okyanus ötesinden ABD, Fransa, İngiltere, Hollanda, Rusya, kiralık lejyonerler, ülkemizde 40 yıldır kan döken terör örgütleri hepsi burada buluştu; milyonlarca insanın kanını döktüler, yurtlarını yağmaladılar… Yüz yıla yakındır terör devleti İsrail’in Filistin’de yaptığı zulüm gibi elbette bu kötülükler de kalıcı olmayacak. Zulüm elbette yapanın yanına kâr kalmayacak, buna inanıyoruz.

Kudüs, bizim kutsal beldemiz. Bu kadim şehri bize emanet eden Efendimiz, bu şehre yolculuk yapılmasını buyurmuşlar, olmadı kandillerine yağ gönderin demişlerdir. Dört yüz yıl atalarımız bu toprakları adaletle yönetmiş, iyilikle yönetmiş ve yaşayanları memnun etmiş… Herkesin her ülkenin bir imtihanı var; günümüzde bu topraklarda yaşayanlar da büyük imtihan veriyor. Kudüs bizim için de bir imtihan… Sonunda iyilerin kazanacağı bu imtihanı vermemiz şart…Hepimizin önünde duran bu imtihanı verebilmek için her şeyden önce birlik ve beraberlik içinde hareket etmeliyiz; Kudüs’teki haklı direnişe destek vermeliyiz.

Bundan yüz yıl önce güzel İstanbul’umuz müstevliler tarafından işgal edilmişti. Bu mübarek belde beş yıl düşman esareti gördü. Allah bize böyle günleri bir daha yaşatmasın… İstanbul’da bu imtihandan geçti çok şükür; vatanına, milletine, devletine, bayrağına sahip çıkarak…

Şairin dediği gibi: Sahipsiz olan vatanın batması haktır/ Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır…

Bir an bile gözümüzü kapatamayız! Zira düşman uyumuyor… Bu şehirlerde yaşamanın şükrünü ancak bu şekilde eda edebiliriz… Bu şehirlerde yaşamak bir lütuftur. Bunun izzetini ve erdemini kavramalıyız… Hastalıklar, salgınlar gelir geçer elbet! Bunun mücadelesini vereceğiz ancak çok değerli bir söz var kültürümüzde: Allah bir milleti düşmanla ve açlıkla imtihan etmesin! 

Şair Murat Çelik ne güzel söylemiş: İmtihan; seni olgunlaştırmak için/ Allah’ın lütfettiği bir ikramdır./ Kimi zaman dostlarla,/ Kimi zaman düşmanlarla imtihan edilirsin./ Bazen de çok sever,/ Sevdiğinle imtihan edilirsin./ Ama imtihan Allah’ın ikramıdır,/ Dua ve Sabır imtihanın ilacıdır…

Tahaffuz günlerinde Şehir ve Kültür dergimiz yeni bir sayıyı daha size takdim ederken her şartta olduğu gibi saçımızı taradık kravatımızı bağladık huzurunuzdayız efendim… Hz. Mevlâna der ki;  Allah, yardım etmek dilerse bize yalvarmak ve münacatta bulunmak meylini verir…

“Hoşça bakın zatınıza..”

                                                                                                   Mehmet Kâmil Berse

                                                                                                 Genel Yayın Yönetmeni

 

İletişim: Şehir Ve Kültür / Adres: İskenderpaşa Mahallesi Yeşiltekke Kuyulu Sokak 6/1A Fatih-İstanbul Tel: 0212 534 15 11- GSM: 0553 9113188- e-posta : kamilberse@gmail.com

 

sk8242.jpgsk824.jpg2-(5).jpg

Bu haber toplam 137 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim