Şehir’de Azerbaycan bayrağı görmek!

D. Mehmet DOĞAN

Son günlerde ülkemizin birçok yerinde Azerbaycan bayrakları dalgalanıyor. Ermenistan hangi gücün ittirmesiyle Azerbaycan’a saldırdı bilmiyoruz.

Azerbaycan’ın bu saldırılara karşı başlattığı harekatın, saldırganın püskürtülmesi şeklinde sürmesi, mağdurun mağrura karşı zaferi olarak zihinlere kazınacak.

Azerbaycan bayrağını ekseriya bayrağımızla yan yana görüyoruz. “Tek millet iki bayrak” desek, çok kullanılan bir sloganı tekrarlamış gibi oluruz. Bayraklarımız tıpatıp aynı değil, fakat çok da farklı değil! Kırmızı üzerinde hilâl ve yıldız. Bizim yıldızımız beş köşeli, Azerbaycan’ınki sekiz. Bir de mavi ve yeşil renkler var…

Azerbaycan bayrağını gönderde ilk görüşümüz, 1992 yılında Nahcivan’dan başlayan Türk dünyası seyahati vesilesiyledir. Iğdır’dan Dostluk köprüsüne vardığımızda bizi Nahcivan Radyosu müdürü karşılamıştı. Köprünün öbür başında Azerbaycan bayrağı dalgalanıyordu. Nahcıvan bizim Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye geçiş noktamızdı. Nahcıvan Özerk Cumhuriyeti, Azerbaycan’a bağlıydı ama sınırdaş değildi. Sınırları çizenler Ermenistan’ı Nahcivan’la Azerbaycan arasına bir kama gibi sokmuşlardı. Bu kama Türk dünyası ile Türkiye’nin arasına sokulan kör kama idi aslında. Yarım gün kadar Nahcivan’da kaldık. Ermeniler sınırda taciz saldırılarında bulunuyor, askeri gücü olmayan Nahcivan halkı da ellerindeki çakar almaz silahlarla onlara cevap vermeye çalışıyordu. Karabağ’ı işgal eden Ermeniler neden Nahcivan’ı da işgal etmedi? Çünkü Nahcivan Türkiye’nin de taraf olduğu bir anlaşma ile kurulmuştu.

Uçak saati yaklaşınca hava limanının yolunu tuttuk. İşte ilk defa orada iki bayrağı yan yana gördük. Bunun heyetimizde nasıl bir heyecan dalgası meydana getirdiğini şimdi anlatmak zor.

*

1992’deki Azerbaycan intibalarımı Türk Kimliğinin Coğrafyaları kitabımda yazdım. İstiklaline kavuştuktan sonraki zor günler…

16 yıl sonra Azerbaycan’da öyle bir zamanda Türkçenin 8. Uluslararası Şiir Şöleni’ni yaptık ki…2009 ekimi, Türkiye ile Ermenistan’ın bir araya getirilmeye çalışıldığı, sonu fiyasko olan günlerin hemen sonrası. Türkiye’nin teminat vermesine rağmen bu yakınlaşma Azerbaycan’da büyük infiale sebep olmuş ve Kafkas İslam Ordusu şehitliğindeki bayrağımız gönderden indirilmişti. Ki o bayrak Azerbaycanlı şair Ahmet Cevat’ın

Olsun bizim bütün eller,
Kurban Türk’ün bayrağına!

dediği bayraktı.

Böylece edebî-kültürel bir faaliyet aynı zamanda diplomatik bir mahiyet almıştı. Biz de konuşmamızı ona göre yapacaktık. Ev sahibi Azerbaycan Yazıcılar Birliği başkanı Anar Rızayev açışta güzel bir konuşma yaptı ve Türkiye’ye olan sempatisini açıkça ifade etti. Bu salonda bir ferahlık meydana getirdi. Ben de Anar beyin bıraktığı yerden devam ettim. Konuşmamın sonunda, şunları söylemiştim:

“Türkiye’de hiç kimse, bir gün bütün gönderlerde Azerbaycan bayrağının çekili olduğunu görse, şaşırmaz, gocunmaz. Çünkü o bayrağı kendi bayrağından ayırmaz…

O bayrak Azerbaycan türkcesi gibidir. Ne bu dili duymaktan rahatsız oluruz, ne de o bayrakdan.

Biz o bayrağın kırmızı rengini veren kanın Anadolu’dan, Bosna’dan Bağdat’a Osmanlı coğrafyasından devşirildiğini unutsak da Azerbaycan unutmamış olmalıdır!”

Nihayet, konuşmanın sonunda, Azerbaycan Yazarlar Birliği başkanından bir ricada bulundum. Kendisinden hediye olarak Azerbaycan bayrağı beklediğimi, bu bayrağı Türkiye’ye dönünce Ankara’da, Başbakanlığa yüz elli metre mesafedeki Türkiye Yazarlar Birliği’hin gönderine çekeceğimizi söyledim. Bu salonda büyük bir memnuniyet uyandırdı.

Azerbaycan bayrağı Ankara’nın merkezinde, TYB’nin gönderinde bir yıl asılı kaldı…Bu arada kardeşler arasındaki soğukluk izale edildi.

bbc6cb48-718d-47dd-85f6-d05822ed7544.jpg

Ankara’da bizim eve yakın bir yer var ki, orada Ermenistan’la Azerbaycan arasında son hadiseler cereyan etmeden de iki bayrak yan yana asılı idi.

 

1-008.png

Batıkent’teki Haydar Aliyev parkından söz ediyoruz. Eğimli bir arazi ağaçlandırılmış, yeşillendirilmiş, fıskiyeli havuzlar, bir amfi, bir Azerbaycan tanıtım evi ile kültürel bir mahiyet katılmış bir park burası.

Girişte sağda, bir ağacın dibinde bir kitabe dikkatimizi çekiyor.

 

2-057.jpg

“Bu çınar ağacı Azerbaycan Cumhuriyeti birinci hanımı Mehriban Aliyeva tarafından 14.04. 2004 tarihinde dikilmiştir.”

“Birinci hanım da neyin nesi, yoksa cumhurbaşkanının başka hanımları da mı var”, diyenler biraz zihinlerini zorlarsa, ne denilmek istendiğini anlarlar. Hani Türkiye’de basının dilinden düşmeyen “Först Leydi” diye bir şey var ya; ha işte onun Türkçesi!

“Birinci hanım” güzel bir karşılık. Fakat türkçe bir ibareye başka bir karşılık bulunamamış olmalı ki, kitabede “ulu önder” ifadesi defalarca geçiyor. Bizde Ulu önder denilince kimin kastedildiği bilinir. Fakat burada “ulu önder” Haydar Aliyev’dir. Esasen Azerbaycan’da o “umum milli lider” olarak anılmaktadır. Demek ki bu tabir Türkiye’de uygun bulunmamış. Türkiye’de Atatürk için kullanılan “Ulu Önder” unvanı kullanılmış!

Parkın Ankara’daki diğer parklardan farklı bir havası olduğunu belirtmemiz gerekir. Gerçekten Azerbaycan devleti Türkiye’nin başkentindeki bu parka önem vermiş. Azerbaycanlı bir mimar tasarlamış parkı. Parkta neyin ne olduğu aşağıdaki kitabede açıklanıyor.

Parkta Haydar Aliyev’in heykeli de ihmal edilmemiş. O da bir Azeri heykeltıraşın. Bizdeki ulu önder heykellerinden farkı, sadeliği. Bizim ulu önder heykellerinde elleri cebinde, mütehakkim tavırlı bir figürle karşılaşabilirsiniz. Koltuğunun altında veya elinde kitap (Nutuk) tutan ulu önder heykelleri de az değildir.

Bu yazı toplam 53 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim