Türkçenin cenaze merasimi

D. Mehmet DOĞAN

“Türkçenin cenaze merasimi” Yûnus’dan Âkif’e, Yahya Kemal’e, Necip Fazıl’a nice büyük şairler yetiştirmiş 6 asırlık Türkçe için görkemli bir cenaze töreni hazırlanmıştı.

Osmanlı’nın en muhteşem sarayının en gösterişli salonu cenaze töreni için seçilmişti…Konuşanlar öldürdükleri hakkında hiç de güzel şeyler söylemiyorlardı…

Sonra bu cenaze merasimini “bayram” ilan ettiler!

26 Eylülü Dil bayramı olarak kutlamak Türkçeye yapılan en büyük saygısızlıktır!

TÜRKÇEYİ GÜRÜLTÜYE GETİRME BAYRAMLARI!

 

Gene “dil bayramı”, gene bilir bilmez iddialar, mesajlar, kutlamalar…

İki dil bayramından bir sahte, diğeri katliamı bayram niyetine yutturmaca!

Karamanoğlu Mehmed Bey, 1960 darbesinden sonra keşfedilen bir sahte kahraman. Meşhur Cimri vak’asının “kahraman”ı. Selçuklu tahtına, bir rivayete göre “düzme şehzade” Siyavuş’u, yani cimriyi geçirmesi, bunun Konya halkı ve Selçuklu bürokrasisi tarafından hoş görülmemesi üzerine bir güvenlik tedbiri mahiyetindeki ferman olduğu iddia edilen yasak metni.

Neden Türkçeden başka dil kullanılmayacak? “Çünkü Selçuklu bürokrasisinin dilini bilmiyorum, Farsça konuşup bana kumpas kurarlar! Ne dediklerini anlayayım ki, tedbirini alayım!”

Bu aşağı yukarı bir aylık bir süreç. Konya tahtının asıl sahibi döner ve Siyavuş ile Mehmed Bey savaşı kaybeder ve öldürülürler!

Bundan Türkçenin devlet dili ilanı çıkarmak, bir de üzerine bayram ihdas etmek, ne mânâya gelir?

BİRİNCİ DİL BAYRAMI NEYİMİZE YETMEDİ BİRE?

Birinci dil bayramı 80 küsur yıllık. Cumhuriyet’ten on yıl sonra. Daha köklü bir bayramımız olmalı değil miydi?

İşte ikinci bayram bu açığı kapatıyor.

Bu açığı kapatmaya neden ihtiyaç var? Yedi yüz küsur yıllık bir bayram icad ediyoruz. Yani Osmanlı’dan eski. “Türkçe bugüne geldiyse, işte Karamanoğlu Mehmed Bey sayesinde” diyebilmek lâzım.

Yoksa soru bir türlü cevaplanamıyor. Türkçe bu topraklarda nasıl oldu da 8 asır var olabildi? “İşte Karamanoğulları sayesinde” diyebilmek. Diyelim demesine de Karamanoğlu beyliğinin resmi dili başından sonuna kadar Farsça!

Gelelim Türkçenin bu fermandan sonraki seyrine…Türkçenin Anadolu’da bazı beylikler tarafından himaye edildiği malûmdur, mesela Aydınoğulları, Germiyanoğulları gibi. Burada asıl ismi zikredilmesi gereken ise Osmanoğulları’dır.

Onlar başlangıçtan beri Türkçeyi resmî dil olarak kullandılar. Yazışmalarını Türkçe yaptılar, bütün yönetim kademeleri Türkçe konuştu. Devşirmeler “Türk üzeri verilirdi”, yani Türk ailelerin yanında Türkçe öğrenmeleri ve Müslümanca yaşamaları sağlanırdı. 2. Murad gibi, Fatih gibi Türkçe hâmîsi padişahları oldu. Daha ötesi, Türkçe şiir yazan hem de gerçek şair Fatih (Avnî) gibi, Kanunî (Muhibbî) gibi sultan şairleri vardı. Türkçe Osmanlı devrinde zirvedeydi. Balkanlarda, şimdi Ortadoğu denilen bölgede ve Mağripte Türk olsun olmasın milyonlarca insan Türkçe konuştu ve yazdı.

OSMANLI DÜNYAYI TÜRKÇE YÖNETTİ

Bunu yaparken az (öz) olsun Türkçe olsun kafasıyla yapmadı. Devleti Aliye’ye, yani bir “yüce devlet”e yakışır şekilde yaptı. Gerektiğinde başka dillerden kelime aldı, belki aldığından fazlasını da verdi. Bugün Balkan dillerinde, Arapçada Türkçe unsurlar bu dar kafalıların idrakini çatlatacak nisbettedir.

Gelelim, 80 küsur yıllık dil bayramına…

Mağlubiyeti galibiyetmiş gibi yutturmak, katliamı diriliş gibi pazarlamak!

Biz demiyoruz, batılı dilci Geoffrey Lewis söylüyor: Dil devrimi trajik bir başarıdır, yani öldürücü bir başarıdır! Eğer tam başarılsa idi, türkçe tamamen bitecekti!

Şu satırları dikkatle okuyun lütfen:

“Kurum burada yer almış yabancı sözlere dilde yaşama hakkını vermek istemiş olmadığını açıkça bildirmeyi borç sayar… Sözlüğün ileriki basılışlarında yabancı sözlerden daha pek çoğunun karşısına öztürkçelerini koymak mutluluğuna ereceğini umar.”

Bu Dil Kurumu sözlüğünün 1945’teki ilk baskısının başında yer alan ibaredir. Cumhuriyet idaresi yaklaşık 20 bin kelimeler bir sözlük ortaya koyuyor, yarısı uydurma kelimelerle doldurulmuş. Diğer yarısı için ne düşünüldüğü böylece ifade ediliyor. “Sen kılıç artığısın, seni de ilk fırsatta katledeceğim!”

Bu kelimeler arasında cumhuriyet var, halk var, millet var, meclis var ve daha niceleri var!

Binlerce yıllık kelimelerine böylesine hunhar davranmanın bayramıdır 1. Dil bayramı.

Türkçenin önce bu gürültüye getirme bayramlarından kurtulması lâzım! Türkçe katliama tabi tutuluyor, ne olup bittiği anlaşılmasın diye bayramlar ilan ediliyor ve bayram şamatası ile bu soykırım örtülüyor!

Neden İngilizcenin bayramı yok?

Çünkü onların özingilizce diye bir şey tanımıyorlar.

İşte İngilizcedeki kelimelerin “köken”leri:

● Yüzde 30'u Latince (dinin kelimeleri)

● Yüzde 25’i Fransızcadan (Norman istilasından kalan kelimeler)

● Yüzde 25’i Cermen dillerinden (İngilizce, Anglo-saksonca bu dil ailesi içinde)

● Geri kalanı, dünyanın diğer dillerinden.

Hatırı sayılır Arapça kökenli kelime var. Bazı matematik terimleri, kimya ve astronomi terimleri, ticaret diline ait kelimeler, meyve ve bitki isimleri gibi.

Bre ne duruyoruz, İngilizlerin dillerini yabancı dillerin boyunduruğundan kurtaralım, onların da dil bayramları olsun!

Haftalık Gerçek Hayat Dergisi 21-27 Eylül 2020 sayısı 

Bu yazı toplam 90 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim