35 Soruda İbrahim Zaman’ın Dünyası

Fahri TUNA

1-Bulgaristan, Razgrad? Büyüklerimizin on üç günde öküz arabaları ile Çerkezköy’e oradan geldikleri söylenirdi. Sene 1928

2. Eskicuma? Dedem Ethem Hoca lakabıyla anılırmış. Diğer lakabımız Zaimler imiş.

3. 1928? Büyük zorluklarla on üç günde Çerkezköy’e gelip sonra Adapazarı’na annemin annesinin yanına göçmüşler.

4. Şükrü Aga? Ben Şükrü Aga’nın oğlu İbrahim Zaman’ım. Babam sersefil geldiği Bulgaristan’dan göç ettikten sonra Türkiye’de dikiş tutturamamış, değişik işlerde çalışıp bizim ekmeğimizi sağlamış.

5-Hatice Ana? Annem ev ekonomisine katkı için hasır dokumuş, tarlada çalışmış.

6. 1937? 1937’de Temmuz 28’ben doğmuşum. (Adapazarı) Rahmetli annem ‘orakta’ doğduğumu söylerdi.

7. Adapazarı? Çark Suyu’ndan içen bir daha ayrılamaz derler Adapazarı’ndan. Ben de öyle oldum. 50 yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Hâlâ aidiyet olarak kendimi Adapazarlı görüyorum. Bana insani değerleri, sosyal olmayı ve dünya ufku verdi.

8 Kuka Hamdi? Ağabeyim terziydi. Dikiş ipliğinin büyüğüne ‘kuka’ derlerdi. Belki ondan mülhem ağbime ‘Kuka Hamdi’ derlerdi.

9. Müjgan Zaman? Dört çocuklu Hamdi Zaman Ailesinin üçüncü, en şirin, en şanslı, akıllı ve son yıllarda fotoğraf tutkunu, fotoğrafta da güzelliğin peşine düşerek mesafe kat eden gayretli gazeteci.

10-Ortanca Sokak? O sokakta tarlalarla çevrili son iki evden biriydi bizim evimiz ve mutluyduk.

11- Teşvikiye Camii/Fethiye Camii? Yorgalar Camii derdik biz. Anılarımda özel yeri vardır. Babam bayram namazlarında minareye çıkıp sala okur, namazdan sonra eve dönerken bana değerli öğütler verirdi.

12. Karaosman Okulu? Daha kaydımı yaptırırken ders aldığım ilkokulum. Annem kaydımı yaptırırken ben armut yiyordum. Bir öğretmen ‘bana da verir misin?’ dedi. ‘Ama ısırıklı” dedim. O da bana ‘yarımladım’ de, ‘ısırıklı deme’ dedi. Eğitimin önemini o gün anladım. İlkokulum.

13. Kadriye Hanım? Hakkı Bey? Kadriye Hocam beni anladı destekledi. Her konuda bana yardımcı oldu. İlkokuldayken ben sabahları erken kalkar Simitçi Tahir’in dükkânından bir camekan simit alır satar öyle okula giderdim. Saat üçten sonra da Soğanpazarı’nda Geyveli üzüm satıcılarına ve otobüsle oradan Geyve’ye gidenlere haşlamalı kurabiye satardım. Öğretmenim Babalık Hakkı beni derslerimde yetersiz bulurdu. Nereden bilsin o kadarcık çocuğun eve katkı için her sabah simit her akşam kurabiye sattığını. Beni sınıfta bıraktı. Dördüncü sınıfı iki sene okuduğum için ben yüksek ilkokul mezunuyum.

14. Cumhuriyet İlkokulu? Kontenjan doldu diye bazı öğrencileri başka okullara dağıttılar. Bana da cumhuriyet İlkokulu düştü. 4 ve 5i orada okudum.

15- Erkek Sanat Enstitüsü? Erkek Sanat Enstitüsü’ne yazıldım. İki hafta sonra babam öldü. Ağbim asker. Anam tek başına kaldı. Eve ekmek lâzım. Ben de döndüm yazın çıraklığını yaptım fotoğraf dükkânına. Fotoğraf kaderim böylece başladı.

16- Terzi Çıraklığı? Eskiden çocukları yaz tatillerinde hayatı tanısın diye bir yerlere çırak olarak verirlerdi. (Ben hâlâ bunun şart olduğuna inanırım.) Ağbim terzi kalfası olduğu için beni de yanına terzi çırağı verdiler. Ama o mesleği bir türlü sevemedim.

17. Fotoğrafçı çıraklığı? Ağbim bir arkadaşına: ‘Bizimkinin terzilikte gözü yok. Sana gelse’ demiş, o da ‘buyursun gelsin’ demiş. Fotoğrafa böyle başladım. İlk başlarda boş kâğıtları suya sokup hayaller belirmeye başlayınca ‘Zati Sungur oldum’ sanıyor ayaklarım yerden kesiliyordu. Bu günlere böyle geldik.

18. Foto Yavru? Çocuktum, çıraktım. (1948-49 seneleri) Bayramlarda Atatürk Parkı’nda birçok fotoğrafçı müşteri kapmaya çalışır para kazanırdık. Ustam beni de göndermişti. O bayramda dört günde ben 32 makara fotoğraf çekmişim. En çok ben çekmişim. Bana lakap taktılar ‘Foto Yavru’ diye.

19. Uzunçarşı? Bizim zamanımızda marka ürünlerin pazarlandığı İstiklal Caddesi uzunluğunda itibarlı bir çarşıydı.

20. Çocukluğunuzun Adapazarı? Çocukluğumun Adapazarı’nda yoksul fakat mutluyduk. Karpuz kabuğundan araba, çelik çomak, istop, van, alıpta kaçan, uzun eşek, birdirbir, güvercin takla, saklambaç gibi oyunlarla mutlu olurduk.

21. Paytonlar? Çocukluğumun taksileri… Öküz arabalarından sonra bizim için lüks arabalardı. İki atla çekilirdi. Çocukluğumuzda paytonların arka dingillerine otururduk gizlice, paytoncu da bizi fark edince kamçısını savururdu. Camcı Halit vardı mesela.

22. Helva? ‘Helvayı helvacıdan al’ derdi Obalar. Şekerci Osman, Şekerci Abbas (Gülseven) vardı.

23. Islama Köfte? Foto Lale Mustafa Elele çalıştığım sürece bana öğle yemeği için 35 kuruş verirdi. Ben de her öğle ıslama köftenin mucidi Köfteci Mustafa’ya gider, az kuru bir porsiyon ıslama yerdim. Çok severdim. Ben daha kapıdan göründüğümde Mustafa Amca, ‘fotoya az kuru bir ıslama’ diye bağırırdı. Hâlâ çok severim.

24. Yoğurtlu Döner? Adapazarı’nın ıslama köfteden sonraki bir diğer özel yemeği yoğurtlu döneridir. Dönerci Ömer Oğur da bunu çok güzel yapar. Ben de iyi müşterisiyimdir. Çok lezzetli bir yemektir.

25. Adapazarı çekirdeği? Eskiden Adapazarı kabak üreticisi bir şehirdi. Kabak tatlısının envai çeşidi ve kabak çekirdeği de çok satılırdı. Adapazarı kabak çekirdeğinin tadına doyamam.

26. Foto Zaman-Foto Saray? Benim çocuk yaşımdan itibaren idealim, mefkurem; bir gün iş kurarsam soyadımı vereceğim şeklindeydi. 1959’da askerden dönünce, Hüsnü Gürsel ve Salih Özcan’la birlikte Adapazarı’nda Foto Zaman’ı kurduk. İki yıl birlikte çalıştık. Salih Özcan’ın ve benim evlenmem üzerine, işyerimiz üçümüzü doyuramayınca ben ayrılıp Foto Zaman’ı terk ettim. Foto Saray ise 1962’de Kavaklar Caddesi’nde Bayraktar Apartmanı 1. katında açtığım stüdyomun adıdır. 5 sene sürdürebildim.

27. 1967?  Meşhur 1967 depreminde Adapazarı’na aynı binada olan işyerim ve evim yerle bir oldu. Sil baştan yeni bir kuruluş gerekti. Adapazarı’ndan ayrılıp İstanbul’a Bakırköy’e yerleştik.

28. Gülten Hanım? Gülnur-Melike? Sıfıra vurmuş ekonomik durumumuzda eşim Gülten Hanım rotuşör olarak benimle çalıştı. Büyük kızım Gülnur üç yaşındaydı. Melike henüz yoktu.

28. Sanatsal fotoğrafa ilgi? Fotoğrafın sanatsal yanı olduğunu Othmar Pferse’nin bir Türkiye albümünde gördüm. Çok etkilendim. Hocam Hüsnü Gürsel de bana yakın destek oluyor amatör heyecanımı arttırıyordu. Sene 1959. Sonra Grup-5’i kurduk. Sene 1961.

29. Fotoğraf tek cümle ile sizin için nedir? Benim için yaşam biçimidir. Mutluluğun her çeşidi benim için fotoğrafta saklıdır.   

30. Tek cümle ile sizin için İstanbul? Onla da olmaz onsuz da. Böyle buruk bir şiir İstanbul.

31. En fotoğrafik ülke/ en fotoğrafik şehir? 75 ülke gezdim. Hindistan ve uzak doğu favorim. Yüzlerce şehir içinde ise Çin’in Guilin şehri de en beğendiğim şehirdir.

32. Hüsnü Gürsel? O benim meşalemdi. Kendisinden birçok hususta insanî, sanatsal, dürüstlük ve duruş dersleri aldım. Ruhu şad olsun.

33. Sabit Kalfagil? O bir bilgi deryası, o bir bilge kişi, entelektüel aydın, hakiki bir öğretmendi. Yıllarca beraber fotoğraf turlarına çıktığım kadim dostumdu. Nurlar içinde yatsın.

34. Servet Sezgin? Benim için zenginliktir. Onunla fotoğrafta birleşmiş olmayı, arkamızdan gelen güçlü bir fotoğraf sevdalısı olmasını çok önemsiyorum. Rafine bir ailenin ferdidir.

35-İbrahim Zaman? Arkasına baktıkça kendini kamçılayan, her gün nasıl bir arpa boyu daha gelişip fark yaratırım diyen ben.

Bu yazı toplam 217 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim