İstanbul Şubesinde ‘Zongo’nun Değirmeni’ Tanıtıldı

İstanbul Şubesinde ‘Zongo’nun Değirmeni’ Tanıtıldı
Hikâyeci yazar Recep Seyhan’ın Zongo’nun Değirmeni isimli yeni hikâye kitabı, Cihan Aktaş, Şaban Sağlık, Doç.Dr. Mehmet Güneş ve İsmail Pelit’in değerlendirmeleriyle TYB İstanbul’da tanıtıldı.

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen Kitabına Göre Konuşalım programında konuk yazar Recep Seyhan’ın Zongo’nun Değirmeni isimli kitabı konuşuldu. Cihan Aktaş, Şaban Sağlık, Doç.Dr. Mehmet Güneş ve İsmail Pelit’in konuşmacı olarak katıldığı programı, Bûtimar Dergisi Yayın Yönetmeni Şeyma Subaşı yönetti.

 

Abarmayan, Büyütmeyen, Küçültmeyen Hikâye

Recep Seyhan hikâyelerini birçok hususta kendine yakın bulduğunu anlatan Cihan Aktaş, Seyhan hikâyelerinin kendine has duruşunu şu şekilde ifade etti:

“Öncelikle aforizma kullanmıyor. Devamlı aforizmalar derleyerek hikâye yazmaya çalışmak bana doğru gelmiyor. Erkek bir öykücünün kadınları bu kadar kavrayabilmesi ve öykülerinde yansıtması beni son derece etkiledi. Abartmıyor, büyütmüyor, küçültmüyor. Recep Seyhan’ın kahramanlarına baktığınızda aslında yazılamayacak kişilermiş gibi geliyor bize ve bu da gerçekten çok etkileyici.”

 

Olmayanı Anlatmak Zordur

Kitapta en fazla durakladığı metnin kitaba adını veren “Zongo’nun Değirmeni”  isimli hikâye olduğunu ifade eden İsmail Pelit şunları söyledi:

“Zongo’nun Değirmeni’ şu anda olmayan bir toplumu, kültürü, sosyal yaşamı ve bireyleri ele alıyor. Olmayan bir şey üzerine söz söylemek zordur. Seyhan bunu yapmayı başarıyor. Taşra sıkıntısı diye bir gerçek var. Seyhan’ın tasvir ettiği taşrasında ise bir sıkıntı yok. Çok sınırlı bir sosyalleşmeye rağmen insanlar sıkılmıyorlar. Olmayan, masalsı bir taşra anlatımından bugüne ve gerçekliğe gelebiliyoruz. Bugünden bakınca eski bir müderrisle Zongo’nun dostluğu son derece ilgi çekici.”

 

Bir Ayağı Öyküde Bir Ayağı Hikâyede

Recep Seyhan’ın hikâye yolculuğunu yorumlayan Şaban Sağlık, hikâye-öykü ayırımı üzerinden tespitlerde bulundu:

“Recep Seyhan, ne anlattığı kadar nasıl anlattığı üzerine de düşünen birisi. Bizim edebiyatımızın bir temsil sorunu vardır hep. Puşkin’in ‘Sanat unutturmaz, sanat hatırlatır.’ sözü üzerinden Seyhan’ın bize hatırlanmayan hikâyeleri hatırlattığını söyleyebiliriz. İmparatorluk kültürünün sosyal hayatın içinde sürdürülüşünü canlandırıyor. İslam medeniyetinde, varlıklarla insana bakış iki yönlüdür. Dünyadaki kimliğimiz ve eserlerimiz vardır. Doğu İslam medeniyeti mezar taşları üzerinden bir medeniyet kimliği oluşturmuştur. Eserleri anlatılırsa bu hikâye olur, kişinin bizzat kendisi anlatılırsa bu öykü olur. Hikâye sosyolojik, öykü psikolojik bir anlatıma dayanır. Bizim ise bir ayağımız hikâyede bir ayağımız öyküdedir. Recep Seyhan’ın hikâyelerinde bu vurguyu kuşatan bir anlatım var.”

 

 

Anlatım Özgün Kurgu Sağla

Doç. Dr. Mehmet Güneş, Recep Seyhan Hikâyelerinde Mavera dergisindeki hikâyelerin tadını yakaladığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Recep Seyhan’ın hikâyelerinde karakterler üzerinden çok özgün bir anlatım ve çok sağlam bir kurgu var. Size bir hikâye okuduğunuzu hissettiren ve anlatıya kaçmayan bir üslûp bu. Karakterlerin zenginliği, kendini ilk okuyuşta hissettiriyor. Doğu kaynakları çok iyi okumuş Recep Seyhan ve bu Türk edebiyatı adına çok büyük bir kazanç. Ve Seyhan’ın hikâyeleri aynı zamanda psikanalitik ilişkiler üzerinden de okunmaya son derece müsait.”

 

 

 

Sorularınız için:

 

 

E: tybistanbul1@gmail.com │ T: 0 212 527 75 17-18

10-007.jpg

Bu haber toplam 143 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim