Merve Bildirici Yazdı : Gogol'un Paltosu ve Mehmet Âkif Ersoy

Merve Bildirici Yazdı : Gogol'un Paltosu ve Mehmet Âkif Ersoy
Akaki Akakiyeviç Baçmaşkin, Rus roman ve oyun yazarı Gogol’un sonradan tiyatroya uyarlanan “Palto” isimli ölümsüz eserinin “kötülük bilmez” kahramanıdır.

mervebildiriciAkaki Akakiyeviç Baçmaşkin, Rus roman ve oyun yazarı Gogol’un sonradan tiyatroya uyarlanan “Palto” isimli ölümsüz eserinin “kötülük bilmez” kahramanıdır. Gogol, öyküsündeki memuruna koyduğu “Akaki (kötülük bilmez)” ismiyle, Çarlık Rusya’sı döneminde eleştirdiği, içten içe kan kustuğu bir zümrenin insanlarına gönderme yapar. 19. yüzyılın başlarında Rusya’nın bilgisizliğine, uygulamalardaki adaletsizliğe, insan ayrımına ve aşağıdakilere karşı duyulan tiksintiye! Gogol Palto ile ayna tutar. Akaki’nin tragedyası, 1800’lü yıllarda küçük dünyalarına hapsolan Rus insanın da tragedyasıdır aynı zamanda.
Gogol’e “Palto”yu yazdıran olaya gelince… Gogol bir gün, bir toplantıda anlatılan öyküye kulak misafiri olur:
“Ava çok meraklı zavallı bir memur, binbir güçlükle biriktirdiği 200 ruble ile güzel bir av tüfeği satın alır. Yeni tüfeğiyle ilk ava çıktığı gün bir sandala biner, maalesef tüfeği daha bir kez bile kullanmadan suya düşer. Memur bu duruma çok üzülür, tüfeği ile birlikte sanki hayatının anlamını, rengini de yitirmiştir. Ağır aksak adımlarla evine döner. Hastalanır ve yatağa düşer. Büyük bir düş kırıklığı içinde günlerce yatar. Bu duruma daha fazla dayanamayan arkadaşları, aralarında para toplayarak kendisine yeni bir tüfek alırlar. Yeni tüfeğini kucağına alan memur iyileşerek hasta yatağından kalkar.”
Öykü bittiğinde, toplantıya katılanlar kahkahalarla gülmeye başlarlar. Yalnız Gogol gülmez, öylece kalır, etrafına ve anlamsız kalabalığa bakar. İçine sinsi sinsi yerleşen acıyı bastırmaya çalışır. İşte Palto’nun ilk düşüncesi 1834 yılındaki bu toplantıda doğmuştur. Gogol, öyküsü üzerine çok çalışır, tamı tamına 8 yıl. Ve Palto 1842’de yayınlanır. Çarlık Rusya’sının o elit kesiminin eleştirilerine, eleştirecek söz bulamayanların alaylarına, burjuvazinin öfkesine göğüs germek üzere sahnede yerini alır. Yönetici kesimi öyküyü bir felaket olarak niteler. Yaşam yolculuğunda mutluluğu ve refahı hak kazanan bir kont, “Palto” için şunları söyler:
"Şu Gogol'un Palto'su ne korkunç bir öykü. Bu köprüdeki hayalet, hepimizin paltolarımızı sırtımızdan çıkarır. Bu öyküyü okurken artık durumumu siz düşünün."
Zenginlerin, asillerin ve şık azınlığın korkulu rüyası haline gelen Gogol’un bu mütevazı öyküsü, Rus edebiyatının yenilikçileri ve devrimciler arasında büyük bir coşku ile karşılanır. Aşağıdakilerin! de sevebileceğini, sevilebileceğini, mutlu olabileceğini, acıyabileceğini, acıtılabileceğini bir öykü ile ayaklarının altına seren Gogol; Dostoyevski, Tolstoy ve Çehov’un yüzünü güldürür. Hatta Dostoyevski, “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” sözleri ile yazarı onore eder. Eski Rusya’nın kabusu olan öykünün kısaca konusu şöyledir:
“Akaki dünyaya adeta bir memur olarak gelmiştir. Art arda göreve gelen bütün müdürler Akaki’yi aynı masada, aynı işle uğraşırken görür. Hem de hiç terfi etmeden. Sevgiyle, şevkle ve bir sanatçı titizliği ile çalışan Akaki, akşam olup da yorgun argın evine döndüğünde bir iki lokma bir şey yedikten sonra kendi zevki için denemeler yazar. 400 ruble maaşla yaşamaktan oldukça mutlu olan Akaki, kış mevsiminin kapıyı çalmasıyla birlikte gerçeklerle yüzleşmeye başlar. Kumaşı yıpranmış, astarı yırtılmış paltosunu tamir için bir terziye götürür. Terzi, Paltoyu evirir çevirir ve artık giyilemeyeceğini, yenisini dikmek gerektiğini söyler. Akaki eski paltosunu tamir ettirme, terzi ise yeni bir palto dikme inadından vazgeçmez. Terzi yeni palto için fiyatı 150 rubleden 80 rubleye bile indirir. Ve Akaki yeni bir Palto diktirmeye karar verir. Ancak birikmiş 40 rublesi vardır. Parayı iki katına çıkarmanın yollarını aramaya başlar. Bu değerli paltoya sahip olmak için seferber olur. Çay içmeyi bırakmayı, kendi odasındaki kandili yakmamak için ev sahibinin odasında çalışmayı bile düşünür. Ve sonunda 80 rubleyi biriktirir. Terzi 15 günde paltoyu tamamlar ve Akaki yeni paltosu ile büroya gider. Arkadaşları tarafından övgülerle karşılanan Akaki, gece palto onuruna verilen davetten çıktığında ise sarhoştur. Issız ve soğuk sokaklardan geçen Akaki, karşısına çıkan hırsızlar tarafından soyulur. Paltosu sırtından alınan Akaki, gecenin ayazında titreyerek eve döner. Hakkını aramak ve şikayetçi olmak için karakola giden öykünün kahramanı, olayların seyri üzerine haklıyken haksız duruma düşer. Gecenin o saatinde o sokakta ne işi olduğu sorulur talihsiz memura. Sabaha kadar karakolda derdini anlatmaya çalışan Akaki, hayatında ilk defa işine geç kalır. Ertesi gün ise çaresiz, yıkılmış bir şekilde, atmadığı, bir köşede sakladığı eski paltosu ile işine gider. İşyerindeki arkadaşları Akaki’ye paltosunun bulunması için Generale gitmesi gerektiğini söyler. Akaki Generale gider. Generalin tek bildiği şey ise despotluktur. Ve Akaki’ye korkunç derecede kaba davranır. Akaki çaresiz kar fırtınasının dondurucu soğuğunda titreyerek evinin yolunu tutar. Isınmak için hemen yatağa girer. Paltosu, hırsızlar, karakol, memurlar ve kendisine kaba davranarak fırtınada kapıya atan General, Akaki’nin gözünün önünden hiç gitmez ve yattığı yerde ölür. Bir süre sonra Petersburg’da bir hayalet dolaştığı söylentisi tüm şehre yayılır. Paltosunu arayan Akaki’nin hayaletidir bu. Durumdan en çok ürken Çarlık Rusya’sının simgesi General olur. General bir gece Akaki’nin hayaleti ile karşılaşır. Korku içinde paltosunu çıkarıp hayalete verir. Titreyerek döndüğü evinde ise, tıpkı Akaki gibi yatağa girer…”
Gogol, öykünün sonunu ve General’in akıbetini okuyucunun hayal gücüne bırakır.
Ucu açık bir öykü ile sistem eleştirisine zemin hazırlayan Gogol’un Palto’sunu tiyatro sahnesinde izlememin üzerinden çok zaman geçti. Çok zaman geçen tiyatro oyununu birden bire hatırlamama neden olan olay ise Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın, Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un vefatının 75., İstiklal Marşı’nın kabulünün ise 90. yıldönümü nedeniyle düzenlenen törende sarf ettiği sözler oldu. Günay’ın, Tacettin Dergahı'ndaki konuşmasında, Mehmet Akif Ersoy'un o dönemde Meclis'e giderken sırtında paltosu dahi olmadığını söylemesi, onun anısına paltosunu çıkarması ve konuşmasına öyle devam etmesi, “Gogol’un Palto’sunu da” hatırlamaya değer kıldı.
Ucunda ödül olduğu için önceleri ulusal mili marşı yazmayı reddeden ve bunun için düzenlenen yarışmaya katılmak istemeyen, daha sonra ısrarlar üzerine katıldığı yarışmadan kazandığı 500 lirayı da orduya bağışlayan Mehmet Akif Ersoy için yazılan “Sırtında Paltosu bile yoktu” haberleri, ancak bir tragedya olabilirdi.
Milli mücadeledeki emekleri tartışılmaz Ersoy’un… Hem ailesi hem de kendisi bakıma muhtaç olan, emekli cüzdanının son sayfasına yazdığı notlardan anlaşıldığı üzere aylarca maaş alamayan, vefatının ardından cenazesine devletin değil üniversite öğrencileri ile halkın sahip çıktığı Mehmet Akif Ersoy’un önünde bugün saygıyla eğilmek gerekir.
Bize yakışan ise şöhret için, büyüklük için, benlik için, para ve zenginlik için, hırslarını ve öfkelerini sonuna kadar kullanan insanların göğsünü gere gere gezdiği günümüzde, Palto üzerinden Mehmet Akif Ersoy’un onuruna dokunmaktır.
2011 yılı kendisine ithaf edilen Mehmet Âkif Ersoy’un anısına…

www.analizgundem.com

Bu haber toplam 1045 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim