Mustafa Miyasoğlu'ndan: Camiler Haftası, Genç İmamlar ve Âkif’in Kur’an meali

Mustafa Miyasoğlu'ndan: Camiler Haftası, Genç İmamlar ve Âkif’in Kur’an meali
Her yıl Ekim ayının ilk haftasını Camiler Haftası olarak değerlendiren T. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kutlamak ve onlar için de önemli olan Mehmet Âkif’in Kur’an Meali üzerinde durmak istiyorum.

30 yıl devlet hizmeti yapmış birisi olarak, ne halkı ve ne de devlet memurunun tâbi olduğu hukuki mevzuatı bilmeyen, sosyal ve dini hayat hakkında tecrübesi, bilgisi ve görgüsü az olan insanları, İmamlık gibi ciddi bir birikim ve sorumluluk isteyen işe hazırlamalı!..

Bunun için yıl içinde açılacak kurslarda imamlar mesleğe hazırlanmalı, Müftülüklerde hizmet içi eğitimler verilmelidir. Yaz Kursları için olduğu kadar cami hizmetleri için de her türlü sosyal ve psikolojik destek sağlanan, görgüsü bilgisi yeterli olan din görevlisine ihtiyacımız olduğunu ifade etmeliyiz. Papazlarla İmamları karşılaştırdığımızda ihtiyaç çok açıktır...

Bu arada, Âkif’in Kur’an Meali yayınlayan Mahya Yayıncılık’ı da kutlamalıyız. Bu metin, 1960 İhtilâli’nden sonra darbecilerin Türkçe Ezan okutup Türkçe Namaz kıldıracakları korkusuyla yakılan, Âkif’in Mısır’da saklandığı söylenen Kur’an Meali adlı çalışmasının üçte biri, ama Kur’an kavramlarının tamamını ifade edebilir, o bakımdan çok önemlidir. 

Öncelikle bu kitap Âkif’in Kur’an Meali olarak önemli, onun Kur’an mesajını anlama yolundaki İslâmi kavramları Türkçede doğru karşılama alanındaki çalışmalara katkıda bulunacağı için sevindirici. Elmalı gibi Âkif’in de Kur’an mealini Türkçe ifade yolunda çağdaşlarına olduğu kadar bundan sonra meal hazırlayacak olanlara da yardımcı olabileceği hep söylenirdi. Bunun önemini tanıtım toplantısına katılan Hayreddin Karaman da belirtti. O bakımdan 21. yüzyılın ilk çeyreğinde insanımız dinî, tarihi ve edebi bir esere kavuştuğu için sevinebiliriz. Fakat eseri bunca zaman ortaya çıkarmadıkları için de ilgililere teessüf ederiz.

Ezher mezunu olduğu için 1960 öncesinde bu metni asıl metinden bir bölüm olarak saklayan ve Diyanet’teki meal çalışmalarına katıldıktan sonra dinî yayınlarıyla tanınan merhum Mustafa Runyun’un ölümüne kadar kimseye niçin göstermediği merak konusu. Onun 1988 yılında ölümünden sonra bu metni oğlu Ali Yahya’nın Kur’an meali ile uğraşan Hayreddin Karaman’a veya Âkif’in bütün eserlerini yayınlayan M. Ertuğrul Düzdağ’a değil de başsağlığına gelen Recep Şentürk’e niçin teslim ettiği merak ediliyor. Belki de 25 yıl boyunca süren meal tartışmaları sırasında yayınlanmayan bu metin, yine onlara sorularak yayınlanabiliyor!

Bu vesileyle şunu ifade etmek zorundayız: Tarihimiz nasıl tarihçilere bırakılmayacak kadar önemliyse, dinimiz ve dilimiz de aynı şekilde sadece memur zihniyetli akademisyenlere bırakılmayacak kadar önemli. Çünkü bunlar kimliğimizi hem inşa ve hem de temsil etmektedirler. Görüldüğü üzere, dinî, tarihi ve edebi bakımdan önemli bir eser böyle saklanabiliyor!

Evet, genç din görevlilerinin hazırlanması konusunda dinî, ilmî ve edebi eserler ne kadar önemliyse, Âkif ve Necip Fazıl gibi kültürümüzün sözcülerini okuyup anlamak da önemli.

08.10.2012 Yeni Akit

Bu haber toplam 582 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim