• İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C

TYB 11. Şubeler Toplantısından (Trabzon) Portreler

Fahri TUNA

M. Sait Uluçay (Ankara Şube Başkanı):

9665.jpg

Siirtli memur bir babanın Angara’da büyüyen, İçişleri Bakanlığı’nda çalışan bir şube müdürü aksanı ve edasıyla konuşuyor bizim Sait. (Sordum, Adıyaman kökenliymiş.)  İnce adam. İnce yüzlü, ince kaşlı, ince burunlu, ince saçlı adam. Çenesi, burnu, gözlükleri, kar beyaz saçları ne kadar da uyumlu birbiriyle. Kar beyaz saçlarıyla bembeyaz konuştu. Cümle cümle değil de kelime kelime konuşuyor. Bu da ona yakışıyor. Hep saygılı, hep kontrollü, hep uyumlu. Bakmayın zayıfça olduğuna, ağır ağbidir. Trabzon’daki son geceyi Devlet Hastanesinin acilinde geçirmesi üzücüydü. Bir poşet ilaçla gelmek dokunmuş olabilir dendi. Aman Sait: Çok güvenme sen ilaçlara. Deneme tahtasına dönme sakın. Lâzımsın sen bize daha çok! 

 

galeri-2.jpgHalil İbrahim Özdemir (Erzincan Şube Başkanı):

Huzur sesli adam. Huzur sözlü adam. Huzur gözlü adam. Saçlarını ‘attaya gönder’se de gür kaşları, hafif kemerli geniş etli burnu, beyazı karasına galip sık sakallı ve bıyıklıdır. Mustafa Kutlu hemşeriliğini çok önemsiyor. Haklı da tabii. Az bile. Nerede Hail İbrahim Hoca varsa, orada fotoğrafları o çeker, fotoğrafçı odur. Haberci başkan. Taze başkan. Taze şube de zaten. Bir yıl olmadı kurulalı daha. ‘Ayağını yorganına göre uzat’ atasözünü ilke edinmiş bugünlerde, belli! Yolun açık olsun Erzincan Şubesi. Yolun açık olsun Halil İbrahim Özdemir Başkan.

 

f864020b2afab5686c1df3adfb653688.jpgM. Hanefi İspirli (Erzurum Şube Başkanı):

Saçıyla kaşıyla gözüyle sözüyle yüzüyle özüyle haza Erzurum’dur bizim Hanefi. Erzurumludur, Erzurum’ladır, Erzurum’cadır. Renkli adamdır. Sarı da kırmızı da en çok Hanifi’ce yaşar Erzurum’da. Orta boylu olduğuna aldanmayın sakın, enerjisi, sempatikliği, cana yakınlığı, sempatikliği uzun boyludur. Yaşı ilerledikçe gençleşenlerdendir Hanefi. Sakalı ele vermiş, fark ettik. Gene istiyoruz uzun saçlarını uzun sakallarını. Ve rengârenk kırmızı, sarı montlarını giyimini. O bulunduğu topluluğun rengidir zira. Hep güler yüzlüdür. Hep güler sözlüdür. Hep güler özlüdür. Yüzümüzü güldürenimizdir. İçinde sanki muzip ve şirin bir çocuk dolaşıyor Hanefi’nin. Çok belli bu. Başı hafif önde, mahcup, bir o kadar da neşeli ve iyi kalpli bir çocuk.

 

maxresdefault.jpgMustafa Yıldız (Gaziantep Şube Başkanı):

Davudî sesli Antepli. Tipik Güneydoğulu bir yüzü var: Biraz Türk, biraz Arap, biraz Kürt. Hemen her Güneydoğulu gibi güler yüzlü. Gülünce daha çok dişleriyle gülüyor. Bu da ona yakışıyor. Biraz kırçıllaşmış sakalları, biraz seyrekleşmiş saçları onun sabrına ve tecrübesine işaret ediyor. One’man. Yalnız adam. Üyeleri bölünmüş, tahsis edilen mekân yanlışmış. Problemli bir şubenin yükünü ‘tek başına’ yüklenmiş olduğu her hâlinden seziliyor. ‘Enteb’in kal’esi’ne’ asmışlar fermanını’, tyb’yi sevdiği için. Seviyor tyb’yi, seviyor Mehmet Ağbi’yi; bu belli. Çok açık. Onun içın de sırtlamış ‘tek başına’ şubeyi götürüyor. Yolun açık olsun gardaş. Sakin adam. Sükunet hâkim sesinde. Ne güzel bir özellik bu. Umarız tünelin ucundaki ışığı görmesi yakındır Mustafa Kardeşimizin. 

 

592017142725_0k.pngNazım Elmas (Giresun Şube Başkanı):

Mavi beyaz adam. (Giresun’un renkleri yeşil beyaz değil miydi.) Mavi ceket, açık mavi gömlek, beyaz saçlar, hocamıza ayrı bir karizma katmış. Yeni başkan. Yeni de şube. Ama on beş yıl başka bir sivil toplum kuruluşuna başkanlık etmiş. Tecrübeli bakıyor, tecrübeli konuşuyor, tecrübeli duruyor. ‘Dijital dergi’ projesi ilgi gördü Elmas’ın. Akademisyen başkan. Her akademisyen gibi mesafeli, ağırbaşlı, durağan. Gözlükleri bilgelik katıyor hoca başkanımıza. Genel merkez yönetimi için iki kez ‘emektar’ kelimesini kullandı. Saygı bağlamında. Ama bir şeyi unutmamalı, bu satırların sahibi gibi o da uzaktan ‘emektar’ gibi duruyor. Yaşayan Giresun. Yaşatan da.

 

mahmut-biyikli-foto-2.jpgMahmut Bıyıklı (İstanbul Şube Başkanı):

Garayağız yakışıklı akıllı mütebessim becerikli adam. Beceriklidir gerçekten; ne yapar eder bin kurumla konuşur, ikna eder, destek alır, bin bir etkinlik kotarır payitaht İstanbul’da. Elinde kalemi, sağ elini yüzü ve kelamı gibi kullanıyor.  Siyah saçları ve belirgin siyah kaşları, mavi beyaz giyimiyle kafiye oluşturuyor. Tecrübelerini paylaştı bir güzel. Diplomasi dedi en çok. Diplomatik dil önerdi. Sabır küpü. Nötr yüzlü adam. Renk vermiyor kızdığına da sevdiğine de pek. Ve espri küpü. Hep mütebessim. Dişleriyle gülüyor daha çok. Bembeyaz gülüyor. O konuşurken yanımda oturan Trabzonlu emekli Edebiyat öğretmeni - gazetecinin dilinden gayrı ihtiyari şu sözler döküldü: ‘Akilli uşak bu da!’ Ekledim ben de: ‘Ne sandunuz ki?’ 

 

enver-capar-001-001.jpgEnver Çapar (Kahramanmaraş Şube Başkanı Vekili):

Türk yüzlü Türk sözlü Türk bakışlı adam. Türkçeyi temsil ediyor bin yıldır sanki. İnce adam: İnce vücutlu, ince yüzlü, ince sesli, naif zarif adam. Her iki kaşı ayrı ayrı hilal çizen, ortadan aşağıya kaşlara zıt bir burun ve kaşlarla kafiyeli ince bıyıklar. Açık alınlı adam. Her Maraşlı gibi. Müeddep de. Sesinde hemşerisi merhum Abdurrahim Karakoç’un tınısı var. ‘Eeeee’yi çok kullanıyor. Neredeyse her cümlenin başında veya sonunda. Anlattığı ‘Genç tyb’ oluşumu ve uygulaması ilgi ve takdir gördü. ‘Genç yazarlar’ olgusu da. (Hemşeriliğimiz ikimizi de mutlu etti.  Ailemizin beş asır önce o topraklardan geldiği haberi yani. Ne güzel bir davet aldım Çapar’dan: ‘Seni beş yüz yıl sonra baba ocağınız Maraş’a davet ediyoruz ağabey!’ Yakıştı bu davet Maraş’a. ‘İnşallah’ diyebildim sadece.)

 

images.jpgSelim Tunçbilek (Kayseri Şube Başkanı):

Hâzirunu ‘en kalbî duygularla’ selâmlaması hoştu. Gayseriliye benzemeyen Kayseri şubesi başkanı.  Yüzünde kurnazlık hiç yok meselâ. Ama ‘sayın rektörüm, saygıdeğer büyüklerim, belediye başkanım’ türünden politik bir dil kullanıyor Selim Başkan. Demek ki Kayseri’de yaşamak etkilemiş onu. (Dayanamadım sordum; Yozgatlıymış, son elli yıldır Kayseri’de ikamet ediyormuş.) ‘Asla kişisel çıkarlarımızı gözetmeden’ vurgusu bir başka güzeldi.  Bıyıksız. Ama kara koyu kaşları, bıyıksız kumral etli ablak yüzüne hareket katıyor. ‘Acemi Kalemler Dergisini cebimden finanse ediyorum’ fedakârlığı da takdir gördü, ‘Kalem Sohbetleri’ projesi de. Kontrollü ve mert bir sesi var.

 

tyb-(2)-001-001.jpgHayri Erten (Konya Şube Başkanı):

Profesör başkan. Sesi sözü yüzü tertemiz adam. Tipik Konyalı yani. Canımız ciğerimiz Ahmet Köseoğlu’yla birlikte gelmesi de ayrı güzellik ve zenginlikti. Güven veren bir sesi var Hoca Başkanın. Huzur ve umut veren. Denge ve edep adamı. İlk gece Trabzonlu İstiklâl Harbi Kahramanı ve şehidi Ali Şükrü Bey’in kabri başında İstanbul ağzıyla okuduğu Kur’an tilaveti nefisti gerçekten. Ona çok yakıştı. Konya ileri gelenleriyle kurduğu ‘tyb 175 kişilik watsap grubu’ iz bıraktı konuşmasında. Düzenledikleri ‘Mevlâna Şiir Şöleni’ de. ‘Her ne kadar…’la başlayan cümleler kurmayı seviyor. Genel merkeze önerilerde de bulundu: ‘Aidiyet duygumuzu geliştirmeliyiz / Genel merkez yılda bir iki kez programlarımıza katılsın mümkünse’ türünden. Âlâ. Hak verdik. İnşallah genel merkezimiz de vermiştir.

 

doc.dr_.-hasan-salih-saglam-001.jpgHasan Salih Sağlam (Sakarya Şube Başkanı):

Orta boylu siyahı beyazına henüz galip saçlı bilge duruşlu akademisyen başkan. Gözlükleri bilgelik havasını arttırıyor. Yarı bürokrat yarı yazar yarı akademisyen edalı adam. Denge adamı. Dengeli adam. Yeni başkan olarak çoğu tecrübeli başkanlar arasında kabul görmesi güzeldi. Vali-kaymakam işbirliğiyle programlar vurgusu ilgi çekti. Kısa net özet konuştu. Şube başkanları arasında en kısa, üç dakika kadar konuşması ilgi çekti, takdir gördü. ‘Kendi yağımızla kavruluyoruz’ atasözüne sarılmış bir şube başkanı izlenimi verdi. ‘Genç tyb’ olarak her ay bir yazarı okuyup sonra da evinde ziyarette söyleşide bulunmak, bunları da kaydetmek projesi ilgi gördü. Aslen Trabzonlu olan Hasan Salih Sağlam’ın haziruna molada babaevinin bahçesinden topladığı geleneksel Yomra elması ikram etmesi de ilgi ve takdir topladı.

 

img_5348.jpgMahmut Kaya (Şanlıurfa Şube Başkanı):

Gara gözlü gara gaşlı gara saçlı adam. Her akademisyen gibi sakin ve kontrollüydü. Seyrekleşmiş saçı ve hafif sakalı tecrübe ve çalışkanlığına işaret ediyordu zaten. Mahmut Başkan konuşurken, bir şube başkanı değil de ‘20 kişilik bir grup koro hâlinde konuşuyor’muş sandık.  Zaten o da ‘Bizim Urfa Şubesinde başkan sekreter yönetimiz kurulu üyesi ayrımı yoktur. Hepimiz eşitiz’ diyerek bunu teyit etti. ‘…miz. …mız’ ekleri kullandı konuşması boyunca. Ben değil biz’ciydi. Kuşatıcı kapsayıcı konuştu hep. Uzun adam. Yüzünde hep saygı edep ve tebessüm olan başkan. Uzunluğuna siyah beyaz çizgili gömleği, onu iki metre boyunda gösteriyordu bize. İhtiyatlı adam. Akademisyen ya. Sevdirdi kendini hemen. Sevdik seni Mahmut Kaya. Hem de Urfa kadar, Urfa gibi.

 

img_8699-001.jpgKamuran Tuna (Trabzon Şube Başkanı):

Kaşlarıyla saçları kafiyeli adam. Karadeniz’de paralel seyreden iki taka gibiler. Koyu kalın bıyıkları kararlılık ve mücadeleci bir karakterin işaretlerini veriyor. Genel merkeze ve 15 şubeye, otuz iki kişiye ev sahipliği kolay mı? Urfa’dan İstanbul’a, Erzurum’dan Sakarya’ya, Giresun’dan Konya’ya, Kayseri’den Maraş’a Antep’e Erzincan’a: Ulaşımıydı, oteli yemeği konaklamasıydı, toplantısı gezisi not defteriydi. Çok çalıştı, çok yoruldu, çok problem çözdü: Teşekkürü çok hak etti. Ettik. Ediyoruz hâlâ. Kâh Altay’lardan gelen yiğit, kâh Kırım’dan gelen Sinan, ama daha çok Fatih’in Kara Murat’ı sanki. Öyle adanmışlık, yiğitlik, ataklık. Öyle coşku, heyecan, sükunet. ‘Yılda düzenlediğimiz otuz programla Trabzon şubesi ‘altın çağı’nı’ yaşıyor’ iddialı cümlesi dikkati çekti. Tipik görev adamı. Adanmışlığın huzuru vardı hep yüzünde. Ve inanmışlığın.

 

9275.jpgProf. Dr. Ali Osman Kurt (TYB Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ):

‘Öyle bir dua etmişim ki hiç gelmediğim Trabzon’a üç ayda üç kez geldim’ cümlesiyle başladı sözlerine. Orta boylu temiz yüzlü temiz bakışlı adam. Profesörmüş. Ne güzel. Her akademisyen gibi bıyıksız. (Bu konuda ya kanun çıkmış olmalı, ya da bir fetva alınmış olmalı.) Toparlayıcı, kuşatıcı konuştu. Konuşurken cümlelerinin ‘…miz, … mız’la bitmesi olumluydu. Beyaz gömlek, mavi ceket, kahverengi kemer giymiş. Hocamızın saçları da simsiyah. Siyah beyaz sert renklerdir malum. Konuşurken siyah beyaz renklerle hocamızın ciddi bakış ve ses tonu birleşince daha sertleşti atmosfer sanki. (Yozgatlıymış. Havası sert insanı merttir oranın, biliriz.) Aman hocam daha soft renkler lütfen. Ali Osman Hoca âli bir konuşma yaptı. Rakamlar vermeyi seviyor.  Özel sohbeti de hoş hocamızın. Âkil adam duruşu var. Sevdik hocayı.   

 

9556.jpgAhmet Fatih Gökdağ (TYB Genel Mali Sekreteri):

Koyu yeşil gömlek, kahverengi gözlük, hafif ağarmış saçlar ve sakin huzurlu yavaş yumuşak ses tonuyla ‘helal olsun’ dedirtti. Hep başı önünde, hep ‘evet’ demeye hazır gibi yürüyor, bakıyor, konuşuyor Fatih Kardeş. Hep ‘iyi olur, münasiptir’ diyecekmiş gibi duruyor. Bu ona çok yakışıyor. İki üç kez genel başkandan ‘bunları değiştirdik ama sen güncellememişsin’ uyarısı alması ilginçti. Gözlüğü kâh elinde kâh yüzünde. Gözlüğü sözlüğüyle eşdeğer Fatih Bey’in. Bir de Kayseriliymiş ama Kayserili demek için bin şahit lâzım.  (Ticari başarısını bilmiyorum, belki de ispatlamıştır, haksızlık etmeyelim. Şahit bulunmuş olabilir yani.) Her birliğe/derneğe lâzım adam. Sakin huzurlu gayretli uyumlu. (Nükte yapalım: Genel başkanımıza göreyse, kendini güncellemeli ara sıra.)

 

img_1911.jpgProf. Dr. Musa Kazım Arıcan (TYB Genel Başkanı):

Tarihî bir filmden çıkmış gelmiş bir kahraman edası var bizim genel başkanımızda. Profesör genel başkan. Felsefe profesörü. Cağaloğlu’nda Meşihat Makamında üst düzey bir yetkili havası var. Hatta hatta Sultan Abdülaziz’in Dolmabahçe Çayırı’nda yağlı güreş arkadaşı. (Bu satırların sahibi gibi omuzlar geniş, yapılı, müşekkel vücudu var.) Sağlam adam. Sağlam duruşlu adam. Güven veren edepli bir yüzü var daima. Kaşları, gözleri, bıyıkları üç ayrı yüzden alınmış gibi duruyor, çok ilginç. Siyah saç ona çok yakışıyor. Benim gibi o da biraz uzun konuşuyor. (İkinci oturumda ‘kısa konuşacağım’ dedi, farkında olmadan 15 dk konuştu.) ‘Gerçekten’ ve ‘hiçbir şey’ ile başlayan cümleler ona çok yakışıyor. Diline pelesenk olmuş iki de kelimesi var: ‘Yani’ (sabah 8, öğleden sonra 17 kez) ve ‘tabii’ (sabah 8, öğleden sonra 9 kez.) ‘Var’ ve ‘rağmen’ kelimelerinin üzerine basıyor. İyi kalpli adam. Mümin, mütebessim bakışlara, ağır, aklı başında duruşa sahip. Seviyoruz Genel Başkanımızı.

Trabzon’daki TYB 11. Şubeler Toplantısı’na katılan Genel Başkan Musa Kazım Arıcan, Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, diğer genel merkez yöneticileriyle 15 ilden gelen şube yöneticileri.

 

Bu yazı toplam 37 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim