Uluslararası ilişkiler Teo-Politik Üzerinden Yürütülüyor

Uluslararası ilişkiler Teo-Politik Üzerinden Yürütülüyor
Genç Kahve’de 16 Kasım 2019 tarihinde “Teo-Politik Okumalar” semineri Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan’ın sunumuyla gerçekleştirildi.

Arıcan, Teo-Politiğin son zamanlarda çok kullanılan bir kelime haline geldiğini söyleyerek bu durumun nedenini ise: “Eskiden jeopolitik kullanılıyordu. Özellikle son yıllarda şu fark edildi: Aslında dünyadaki uluslararası ilişkiler, devletlerarası ilişkiler jeopolitikten çok Teo-Politik üzerinden gidiyor. Teo-politiği bilmediğiniz sürece siz dünyanın nasıl yönetildiğini fark edemeyeceksiniz, göremeyeceksiniz” dedi.

“Her insanın teo-politiği olduğu gibi yöneticilerinde bir teo-politik tasavvuru olduğunu ,değişen ve gelişen dünyada artık sadece saf bir siyaset, saf bir politikanın yapılmadığını belirten Arıcan, “Bu durumun arkasında yatan neden ise Teo’dur. Spinoza’nın Teolojik-Politik İnceleme eserinde, aslında dünyanın yönetilmesi de politika da siyasetler de din yorumların egemenliğiyle oluştuğunu anlatmaktadır. Spinoza Yahudi, Hıristiyan kültürünün içinde yetişen ve bunların sahip olduğu kutsal metinlerinin analizlerini yaparak Yahudi ve Hıristiyan zihin dünyasını bizi anlatmaya çalışmaktadır. Spinoza’nın bu eserinde sorguladığı şey; dünyayı yöneten, yönetmeye çalışan bugün için söylüyorum, küresel akılların dayandığı metinlerde ne var? Spinoza bir anlamıyla Yahudiliği ve Hıristiyanlığı eleştirel bir gözlemle yaklaşır. Tevrat’ın ve İncil’in artık zamanın din adamlarının heves ve zevkleriyle oluşturdukları bir Tanrı tasavvurlarından bahsetmektedir.” diye konuştu.

Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan konuşmasında, “İnsan yeryüzündeki en gelişmiş organizmadır, varlıktır. Canlı türlerinin, varlık türlerinin en gelişmişidir. Bizden daha alt kategorilerde olanlar var. Biz canlılar içerisinde zihin, zekâ, ruh, duygu açısından en gelişmişiyiz. Dolayısıyla en gelişmiş olan etkin oluyor. En yetkin en etkin olmuş oluyor. Yani diğer varlıkları, evreni yönetiyoruz ya da dizayn ediyoruz, biçimlendiriyoruz. En gelişmiş olan insanların için de en yetkinler diğer insanları yönetiyor. Neye göre yönetiyor? Bir referansa göre yönetiyor. İnsan her ne kadar en gelişmiş varlıkta olsa, bu gelişmiş varlığın zaafları var, korkuları var, umutları var. Bunu bilenler onun bu korkularını bu umutlarını kullanarak onu yönetmeye çalışıyor.” Yani yöneten insanlar yönetilen insanlar üzerinde bir teo oluşturuyor. Bu sanal bir teodur. İnsanların korkuları ve ümitleri üzerine oluşturulan bu teo, sapkınlığa, batıl inanca, hurafelere neden olacaktır. İnsanlar her ne zaman işleri yolunda giderse kendinden bilirler ve aşkın varlığı unuturlar. Ne zaman işleri bozulursa bir aşkın varlığa yalvarırlar. Spinoza insanları korku ya da ümitle yönetmenin yanlış olduğunu aslında insanları özgür bırakıldığında kendisini yetkinleştirip aşkın varlıkla iletişime geçeceğini söylüyor.” İfadelerini kullandı.

Aklın kılavuzluğuyla yaşayan insan hürdür

Arıcan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Spinoza Teolojik-Politik İnceleme eserinin önsözünde aslında bir insan felsefesi yapıyor. Yetkin olan insan bir başka insanın zaaflarını gördüğü zaman, o insan üzerinde bir üstünlük kurmaya çalışıyor ve o insanın zaaflarından yola çıkarak onu üzerinde bir egemenlik kuruyor. Bu zaafları olan insanları belirleyen yetkin insanlar günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Misal vermek gerekirse, DEAŞ, el-Kaide, Amerika’da milenyum tarikatı, Fetö vs. Bu yapılara katılan insanların zaafları var. DEAŞ en çok Avrupa’dan insan devşiriyor, Orta Doğu’dan devşiriyor. Devşirdikleri bu insanlar ailelerinden kopmuş, kendilerini topluma bir türlü entegre edememiş kişilerdir. Yapay bir teo oluşturarak bu kişilere ümit veriyorlar. Güvenlik uzmanlarının üzerinde çalışması gereken konu aslında budur. Bu insanlar neden gidiyor buraya bunu sorgulayıp bunun çözümlerini bulmak gerekiyor. Bundan ötürü Teolojik-Politik İnceleme eserini devlet yöneticilerinin mutlaka okuması gerektiğini düşünmekteyim. Spinoza aklın kılavuzluğunu, aklın ışığını savunmaktadır. “Kökü akıl olan bir arzunun aşırı hali olamaz.” Yani aklımız bizi ortada olmamızı sağlar. Spinoza’ya göre insan bedenini yönlendirdiği gibi insanın ruhunu da yönlendiren akıldır. Spinoza iyiyi kötüden ayırmanın akıl olduğunu düşünür. Kötülükten uzak durabilmenin yoludur akıl. Aklın kılavuzluğuyla yaşayan insan hür insandır. Hür insan ölüm korkusuyla yönetilmiş değildir. Hür insan ölüm için hazır olandır ve aynı zamanda ölümden sonrasını düşünendir.

Spinoza Yahudilerin seçilmiş millet olmadıklarını söyler. Bir Yahudi kökten gelmesine rağmen bunu söyler. Bunu söylemek bir cesarettir. Bunu söyleme nedeni, kendilerini efendi tüm diğer milletleri köle olarak kabul etmiş olmasından dolayı bunu söyler. Bugün dünyadaki adaletsizliğin nedeni budur. Dünyada kan ve gözyaşı varsa bunun nedeni bu sapkın teo-politiktir. Adem ile Havva’nın yeryüzüne inişine dayandırıyor. Hz. Musa’dan sonra bunu yanlış yorumladılar diyor. İnsanın yeryüzüne fırlatıldığını zannettiler. Ve sürekli bunu bir kötülük olarak gördüler. Yeryüzüne iniş aslında bir kötülük değildi, Spinoza bunu anlatmaya çalışıyor. Hıristiyan teolojisinde insan yeryüzüne atılmıştır. Özellikle varoluşçu teolojide bu vardır. Sağ varoluşçularda bu vardır. Kierkegaard gibi. Daha da önemlisi insan asli doğuştan günahkardır, bu yüzden vaftiz yapılır. Aklın kılavuzluğu bunu kabul etmez. Spinoza insanı kötülemez aksine, Mevlana’nın tanımladığı gibi tanımlar. Spinoza zekâların kişiden kişiye değiştiğini savunan bir düşünürdür. Spinoza’ya göre devlet insanların hürriyetlerini koruyan yapıdır. Bu yüzden devlet kavramı Spinoza için önemlidir. Spinoza aynı zamanda devlet dinin doğru yaşanması ve korunması için de önemli bir teşkilat olduğunu savunur. Spinoza bize altı nokta göstermeye çalışır: 1) İnsanların düşündüklerini açıkça belirtme özgürlüğünü kısıtlamak mümkün değildir. 2) Böyle bir özgürlük, haklara ve egemen gücün otoritesine zarar vermeden, her insana verilebilmelidir. Her insan, devlete telif edilen her yeni hakların kapsamını suistimal etmediği veya var olan kanunlar aleyhinde hareket etmediği müddetçe, böylesi haklara zarar vermeden özgürlüğü muhafaza edilmelidir. 3) Her insan toplum huzuruna zarar vermeden bu özgürlüğü kullanabilir ve ondan kolayca kontrol edilemeyen hiçbir rahatsızlık ortaya çıkmaz. 4) Her insan kendi sadakatine zarar vermeden özgürlüğü kullanır. 5) Spekülatif sorunlarla ilgilenen kanunlar tamamıyla faydasızdır. Spekülatif sorunlarla vatandaşlar rahatsız edilmemelidir. 6) Son olarak, böylesi özgürlük yalnızca toplum barışına, yöneticilerin haklarına ve sadakatine zarar vermeksizin bahşedilemez, bu aynı zamanda onları korumak için de gereklidir. Çünkü insanlar bunu mahkemeye kadar alıp getirdiklerinde, yalnızca davranışları rahatsızlık verici vasıfta değildir, aynı zamanda insanlığın fikirleri de sadece bir şehitlik görünüşüyle kurbanlarını kuşatmayı başarmış ve terörden ziyade merhamet ve intikam duygularını yükseltmiştir.

Bu incelemede kendimce amaçladığım görevi yerine getirmeye çalıştım. Geriye sadece şu gerçekliğe dikkat çekmek kaldı: Ülkemin yöneticilerinin onay ve değerlenmesine isteyerek sunmaya razı olmadığım hiçbir şeyi yazmadım. Ve yasaklara aykırı veya toplum menfaati için zararlı olduğu tespit edilen her sözümü geri almaya hazırım. Biliyorum ki ben bir beşerim ve bir beşer bir insan gibi hataya meyilliyim. Fakat hataya tahammülü olmayan biri olarak oldukça titiz çalıştım. Ve ülkemin yasaları, ahlâk değerleri ve sadakatiyle tam bir uyum içinde çabaladım.” Arıcan, Spinoza’nın bu eserindeki niyeti, amacı şu; teo-politikler sapkın teo-politiklerle insanların yanlış yönlendirilmesi din adına hurafeler adına batıl inançlar adına müsaade etmemek. Devletlerin gerçek devlet olması, yöneticilerin gerçek yönetici olması, sorumluluğunu bilen, görev sınırlarını bilen insanlar olmasını amaçlıyor, diyerek cümlelerini tamamlandı.”

ejj_pahx0aafp60.jpgejj_paexyaa7_ez.jpgejj_o_9wsaabbac.jpg

Bu haber toplam 316 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim