6. Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi Elazığ’da başladı

6. Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi Elazığ’da başladı
6. Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları kongresi, yurt içinden ve yurt dışından Elazığ’a gelen şehir tarihi yazarları, tarihçiler, akademisyenler ve bilim adamlarının sundukları bildirilerle başladı.

Türkiye Yazarlar Birliği Elazığ Şubesinin organizesinde, Elazığ Valiliği, Elazığ Belediyesi, Fırat Üniversitesi Rektörlüğü, Elazığ İzzetpaşa Vakfı ve Türkiye Yazarlar Birliği Genel Merkezinin katkılarıyla gerçekleştirilen 6. Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları kongresi 21 Ekim 2022 tarihinde başladı ve iki gün sürecek.

Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezinde başlayan kongrenin açılışına Elazığ Valisi Dr. Ömer Toraman, Türkiye Yazarlar Birliği kurucu ve şeref Başkanı D. Mehmet Doğan,  Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı ve Ankara Sosyal Bilimler Üiversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bilal Üstündağ ve İzzetpaşa Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Necip İlhan katıldı.

img_2461_renamed_22954.jpg
Elazığ Valisi Ömer Toraman

Kanal23 ve Kanalfırat’ın canlı yayın yaptıkları programın açılışında bir konuşma yapan Vali Dr. Ömer Toraman: “Kadim bir şehir Harput ve onun mirasçısı Elazığ’dayız dolayısıyla geçmişte bağı kuvvetli bir şehirde yaşıyoruz. Bu sempozyuma ev sahipliği yapmaktan da büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Fikir ilk ortaya atıldığında kıymetli Belediye Başkanımızda gerekli desteği verdiler. Türk Yazarlar Birliği’ne ve onun Elazığ Şubesine emeklerinden, gayretlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Belediyemize, Belediye Başkanımıza bir tarihçi kimliğiyle de bu sahiplenmesinden dolayı da teşekkür ediyorum, Üniversitemize de teşekkür ediyoruz hem yönetim olarak Rektörlük hem de akademisyenlik olarak sağlamış oldukları katkılardan ötürü müteşekkiriz” “dedi.

Medeniyet “medine”de yani şehirde teşekkül eder

Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, “Şehirden konuşan medeniyetten konuşur, kültürden konuşur. İnsandan konuşur, dünyadan konuşur, kâinattan konuşur. Bütün insanlık maceramızı bu tılsımlı kelime ile ifade edebiliriz. İnsanoğlu şehirler kurdu ve dünyayı böylece şekillendirdi…

img_2378_renamed_16624.jpg
Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan

“Şehir”le “medeniyet” kelimesi arasında bir yakınlık, bir müşabehet, bir iç içelik var. Farsça “şehir” yerine arapça “medine”yi koyarsak bu yakınlık için şahit, delil, isbat aramaya gerek kalmaz.

Medeniyet “medine”de yani şehirde teşekkül eder…

Bir kelime daha var: Kent. Ne “şehir”in yerini tutar, ne de “medine”nin. Üstelik iddia edildiği gibi türkçe de değildir. Sogdcadır; farsça üzerinden dilimize geçmiştir. Yakın zamana kadar Türkiye türkçesinde ve halen Azerbaycan lehçesinde köy karşılığı olarak kullanılır. Köylü-kentli denilince “köylü-şehirli” denilmiş olmaz. Dilde eski ve yeni kullanılan iki eş anlamlı kelime ard arda getirilmiş olur. Tıpkı yazık-günah gibi.

“Han yorganı, kend içre meseldir, mitil olmaz!” (Şehriyar)

Türkçe açısından asla gerçek bir izahı olmayan, sadece Uygurları çağrıştırdığı söylenen uydurma “uygarlık” kelimesinin, şehir-medeniyet ilişkisini kavramamızı imkânsız kıldığını belirtmeden geçemeyeceğim.

Medeniyetler şehirlerde teşekkül etti, medeniyetler şehirlerle anıldı. Tarih boyunca medeniyet merkezi olan şehirlerden her birinin adı anıldığında, tarihin, insanlık maceramızın muhtelif safhaları hatırlanmış olur.

Her bir kelime, her bir isim tarihin derinliklerinden bugüne nice remizler taşır. Nice efsaneler, nice hakikatler anlatır. Yaşananların, yaşanmakta olanların zihnimizdeki aksi insan olarak varlığımızın en yüksekten en alçağa gel-gitleridir.

Her medeniyet merkezi şehir, geçmişten geleceğe akan bir nehirdir, yani değişen sürekliliktir. Bu akış bize dünya var oldukça hiçbir şeyin durağan olamayacağını anlatır. İnsanoğlu bu akış içinde olup biteni anlamağa ve bu dünyada varoluşunu anlamlandırmağa çalışır.

Ankaralı Hacı Bayram Veli şair sıfatıyla tanınmaz ama türkçenin en yakıcı birkaç şiirini söylemiştir. O dilimizin sırlarla dolu bir şehir şiirinin de sahibidir, kendisi şair olmadığı halde şiiri gerçekten büyüktür. Bu esrar dolu şiiri okumak, bir zihin tazelemesi yapmak demektir:

Çalabım bir şâr yaratmış/ İki cihan âresinde

Bakıcak didar görünür/Ol şârın kenaresinde

Nâgehan ol şâra vardum/Ol şârı yapılur gördüm

Ben dahi bile yapıldum/Taş ü toprak âresinde

Ol şârdan oklar atılur/Gelür ciğere batılur

Ârifler sözü satılur/Ol şârın bazaresinde

Şagirdleri taş yonarlar/Yonup üstâda sunarlar

Çalabun ismin anarlar/Ol taşun her pâresinde

Bu sözü ârifler anlar/Cahiller bilmeyup tanlar

Hacı Bayram kendi banlar/Ol şarın menâresinde

Derler ki, iki cihan arasında yaratılan şehir “kalb”dir. Cisim ve ruh ise iki cihan. Kâbe kalbin sûreti olduğuna göre ve iki cihan arasında, yani doğu ve batı arasında bulunduğuna göre, kastedilen Kâbe de olabilir…

Hacı Bayram Veli bilinen mânada “şair” değildir dedik. Söyledikleri mecazdan öte, remizler, mazmunlar ve sırlar ihtiva eder. Tasavvuf ehlinin diliyle, “coşkun bir deniz ve tılsımlanmış sır”dır o.”

Belediyeler sosyal ve kültürel belediyeciliğin kıymetini şimdiden idrak etmeliler

Doğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şehirlerimiz büyük ölçüde fizikî büyümenin sınırına ulaştılar, hatta bazıları bu sınırları çiğneyerek büyüdü. Türkiye’nin nüfus artış hızının duraklaması, muhtemelen geleceğin şehirlerinin daha fazla kalabalık olmasını gerektirmeyecek. Belediyeler, her defasında şehre katılan yeni nüfus için alt ve üst yapıyı değiştirmek zorunda kalmayacak. İşte asıl nitelikli belediyecilik o zaman başlayacak. Belediyeler sosyal ve kültürel belediyeciliğin kıymetini şimdiden idrak ederlerse bu yakın geleceği daha başarılı yönetebilecekler.

Şehirlerin dönüşümü, geleceğin Türkiyesini belirleyecek. İnsana yatırım, sadece onun karnını doyurmak, temiz ve bakımlı şehirlerde yaşatmakla sınırlı tutulamaz. Onun zihnini, manevî dünyasını dikkate alan uygulamalar, sağlıklı kültürel dönüşüm ve şehir kimliğinin sürekliliğini sağlama yönünde faaliyetler için daha fazla düşünmenin ve harekete geçmenin zamanıdır.

“Şehir”, tarihimizin kazandırdığı kelimelerden. Onu çok ve severek kullandık, “a”yı biraz uzatarak “şâr” dediğimiz de oldu. Yunus gibi “Kastım budur şara varam, feryad ü figan koparam” dedik. Fakat, 19. yüzyılda latince “civilisation” kelimesine karşılık bulmamız gerektiğinde, arapça “Medine” kelimesini esas aldık, “medeniyet” kelimesini icat ettik. O yüzden “medenî”, “şehirli”den öte bir anlam taşıdı.”

Konuşmasında; şehirlerdeki yanlış yapılanmalara dikkat çeken Türkiye Yazarlar Birliği kurucu ve şeref Başkanı D. Mehmet Doğan şunları söyledi:

Son yüzyılda çok az yeni şehir kurduk. Ama bütün eski şehirlerimizi yeniledik. “Yenileme”nin ne demek olduğunu herhangi bir tarihî şehrimizi gözlerimizin önüne getirerek kolaylıkla anlayabiliriz: En büyük yenilik, en fazla yıkımla sağlanabilmiştir!

İktisadî olarak gelişen şehirler daha fazla tahrip oldu. Tahribat, ekonomik gelişmeyi taşıyan muhafazakâr, sağ belediyeler tarafından daha fazla yapıldı. Şehirlerimizin imar hamleleri ile tahrib edilmeyen veya korumaya alınan kesimleri yıkılmaya terk edildi. Az zamanda onlardan kurtulacağız, fakat kurtulduktan sonra bu topraklarda yüzyıllar boyu nasıl bir hayat yaşadığımızı anlatacak maddi delillerimiz de kalmayacak.

Muhafazakâr belediyelerin bu hâli fazla önemsemediklerinden şüphe etmiyoruz. Tarihi bir şekilde ortadan kaldırınca, tarihten kurtulmayacağımızdan da şüphemiz yok. Eğer biraz şüphemiz var idi ise şehirlerimizde ortaya çıkan yeni “tarihî” eserlere bakmamız yeter!”

Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları da yaptığı konuşmada şehir tarihi ve şehirlerin tarihi konusunda açıklamalarda bulundu.

img_2437_renamed_21393.jpg
Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları

Şerifoğulları, “Şehirler bizim için yaşam alanımız olduğu kadar kültür ve medeniyetimizin de temsilcileridirler o nedenledir ki şehirlerin inşası ihyasından bağımsız değildir. Bizlerde bin yandan tarihsel süreçte kazandığımız kültür ve medeniyeti koruyup yaşatmanın bir yandan da insanımızın ihtiyaçlarını karşılayacak yatırımlarla şehrimizi inşa etmenin gayreti içerisindeyiz. Özellikle yaşadığımız çağda modernitenin sonucu olarak ne yazık ki öz kültürümüzden uzaklaşırken yaşamlarımız dört duvar arasına sıkışmıştır. Birlikte yaşama kültürünün en güzel örneğinin yaşandığı yüz yıllar boyu güçlü bir medeniyetin hüküm sürdüğüm bu topraklarda medeniyetimizden aldığımız feyz ile şehrimizin ruhunu yüceltmek mümkün olacaktır. Birbirinden kıymetli akademisyen ve yazarlarımızın katılımıyla düzenlenen adete bir bilgi şöleni niteliğindeki Milletlerarası şehir tarihi yazarları kongremizin bu şehrimiz adına çok kıymetli olduğunu ifade etmek istiyorum” ifade etti.

img_2416_renamed_15436.jpg
Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bilal Üstündağ

Fırat Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bilal Üstündağ da üniversite olarak 6. Milletlerarası şehir tarihi yazarları kongresinin paydaşı olmaktan dolayı memnun olduklarını söyledi.

img_2368_renamed_2467.jpg
İzzetpaşa Vakfı Başkanı Prof. Dr. Necip İlhan

Konuşmasında İzzet Paşa Vakfı’nın çalışmalarına yer veren İzzetpaşa Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Necip İlhan, 1974 yılında kurulan vakfın Bugüne kadar hizmet üretmek için  fakir, fukaranın yanında yer aldığını hayır hasenat yaparak kimsesizleri koruduğunu ve yaptığı çalışmalarla şehirde bir farkındalık oluşturduğunu belirtti.

img_2334_renamed_8360.jpg
TYB Elazığ Şube Başkanı Nazım Payam

TYB Elazığ Şube Başkanı Nazım Payam da konuşmasında kongreye destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek, “6. Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresine mekanı ekledik. Tarihin roman yazarları der ki; tarihi roman türünün çalışabilmesi için canlandırılan dönem ile malzeme arasındaki uyumun gerekliliğidir. Tarihi roman yazmanın en talihsiz yeri roman boyunca dönem ait manzarayı, giysileri, kullanılan eşyayı mekan içi ayrıntıları gözden kaçırmaktır zira romancının okuruyla güven tesisi gözden kaçılmayanlara bağlıdır” dedi

img_2505_renamed_11908.jpg
Açılış Oturumu

Kongre, oturum başkanlığını Prof. Dr. Orhan Kılıç’ın yaptığı şehir tarihi yazımı üzerine yeni yaklaşımlar konulu sunumlarla devam etti. Sunumlarda Prof. Dr. İlhan Şahin Osmanlı Şehirleri ve Şehirleşmenin temel özellikleri Prof. Dr. Mehmet Ali Ünal ise Osmanlı şehir tarihi çalışmalarında ihmal edilen bir unsur askeriler konularında bilgi verdi.

Öğleden sonra ise kongrenin oturumlarına devam edildi.

img_2578_renamed_4744.jpg
1. Oturum

Nazım Payam’ın başkanlığını yürüttüğü ilk oturumda bildiri sunanlar ve bildiri konuları: Metin Önal Mengüşoğlu / Cümle Kapısı Mühürlü Mekânlarda Sevdaya Dönüşen Sanat ve Edebiyat, Dr. M. Naci Onur / Elazığ Tarihi İçinde Divân Şairleri  ve Fahri Tuna / Şehirlerin Üç Bilinmeyenli Bir Denklemi: Mekân-İnsan Dostluğu.

Elazığlıların, akademisyenlerin ve  öğrencilerin büyük ilgi gösterdikleri kongrenin ikinci oturumunu Prof. Dr. Mustafa Orçan yönetti.

img_2673_renamed_1425.jpg
2. Oturum

İkinci oturumda bildiri sunanlar ve bildiri konuları; Prof. Dr. Muhammet Beşir Aşan / Yukarı Fırat Havzasında Türk İskân İzleri Üzerine Bir Değerlendirme,  Doç. Dr. Murat Çelik / 12.-16. Yüzyıllar Arasında Avrupa’da Tesis Edilmiş Üniversiteler İle  Şehirleri, Doç. Dr. Mehmet Salih Erpolat / Osmanlı Hâkimiyetinde Diyarbekir Şehrinin Mekansal Gelişimi ve Dr. Öğretim Üyesi Öner Tolan / Türk Fethi Öncesi Erzurum Şehri: İdari ve Sosyo-ekonomik Değişimler.

Üçüncü Oturumu Mehmet Ali Ünal yönetti.

img_2781_renamed_25732.jpg
3. Oturum

Bu oturumda bildiri sunan bilim adamları: Prof. Dr. Mustafa Orçan / Kent ve İdeoloji Bir Başkentin Hikâyesi: Bişkek, Dr. Hasan Taşçı / İslâm Şehrinde Kamusal Hayatın Merkezi Olarak Çarşı, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Tuğrul / Sofya’da Seyyid Hasan Paşa Vakfı’ndan Hareketle Osmanlı’da Kamusal Alanın Vakfı Meselesi ve  Prof. Dr. Hasan Tutar & Prof. Dr. Ferruh Tuzcuoğlu / Geleneksel.

İlk günün son oturumunu ise Doç. Dr. Muhammed Enes Kala yönetti.

img_2750_renamed_23861.jpg
4. oturum

Dördüncü Oturumda bildiri sunan isimler ve bildiri başlıkları ise: Prof. Dr. Beyhan Kanter / Osmanlı Dönemi Kadın Dergilerinde Anadolu, Prof. Dr. Ebru Burcu Yılmaz / Şehrin Dil İçindeki Yolculuğu: Edebî Hafızada Harput, Doç. Dr. Muhammed Hüküm / Mimar Vedat Dalokay’ın Kolo Romanı Üzerine Bir Değerlendirme ve Doç. Dr. Taner Namlı / Bir Mekân Alegorisi ve Modernizmin Cinayeti: Bahaeddin Özkişi’nin Sokakta Romanı.

Şehir tarihi yazımı, şehir tarihi çalışmaları, mekân ve basın, mekân ve edebiyat, mekân ve gelenek, mimari, mekân, eğitim tarihi ve şehirleşme konu başlıklarında devam eden 6. Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları kongresi, 22 Ekim 2022 cumartesi günü şehir tarihi yazarları, tarihçiler, akademisyenler ve bilim adamlarının sunacakları bildirilerle devam edecek.

img_2311_renamed_14201.jpgimg_2320_renamed_21704.jpgimg_2427_renamed_32356.jpgimg_2582_renamed_30416.jpgimg_2598_renamed_28915.jpgimg_2699_renamed_22185.jpgimg_2770_renamed_26164.jpgimg_2785_renamed_21929.jpgimg_2804_renamed_5625.jpgimg_2715_renamed_28306.jpg

Bu haber toplam 298 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim