• İstanbul 17 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 16 °C
  • Konya 12 °C
  • Sakarya 19 °C
  • Şanlıurfa 15 °C
  • Trabzon 10 °C
  • Gaziantep 11 °C
  • Bolu 12 °C
  • Bursa 17 °C

Arıcan: “Alatlı kendi gök kubbemiz altında düşünmeyi öğütlemiştir”

Arıcan: “Alatlı kendi gök kubbemiz altında düşünmeyi öğütlemiştir”
TYB Genel Başkanı ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Kapadokya Üniversitesi’nin kurucusu, yazar ve mütefekkir Alev Alatlı’nın vefatının yıl dönümünde düzenlenen sempozyumda konuştu.

5–6 Şubat 2026 tarihlerinde gerçekleşen etkinlik, Alatlı’nın Batı düşüncesine getirdiği derinlikli eleştirileri ve "yerli entelektüel" inşası yolundaki fikirlerini yeniden gündeme taşıdı.

Akademik camiadan yoğun ilgi gören sempozyumda, Alatlı’nın hafıza, vicdan ve medeniyet tasavvuru mercek altına alındı.

Sempozyum kapsamında düzenlenen ve “Türk Aydınında İstikamet Meselesi” başlığını taşıyan söyleşiyi KÜN Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahtiyar Aslan üstlendi.

Söyleşide NEVÜ Rektörü Prof. Dr. Semih Aktekin, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi  Rektörü ve Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan ve Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı konuşmacı olarak yer aldı.

Prof. Dr. Arıcan, Alatlı’nın sadece bir teorisyen değil, aynı zamanda bir "ahlak ve vicdan işçisi" olduğunu vurguladı.

2-(7)-002.jpeg

Alatlı’nın düşüncesinde hafızanın bir temel taşı olduğunu belirten Arıcan, entelektüel üretimin ancak köklerle bağ kurduğunda kalıcı olabileceğini ifade etti.

Arıcan, günümüz akademik dünyasına Alatlı’nın perspektifinden bir eleştiri getirerek; akademik aklın sadece teknik bilgi üretmekle yetinmemesi, "münevver" ve "mütefekkir" boyutuna evrilmesi gerektiğini belirtti.

Arıcan sözlerini şöyle sürdürdü:

Alatlı, bize sadece kitaplar bırakmadı; bize bir "medeniyet idraki" ve zihinsel bir direniş haritası bıraktı. Alev Alatlı’nın en büyük feryadı, zihinsel sömürgeciliğe karşıydı. O, "Paçozlaşma" kavramıyla, niteliğin niceliğe kurban edilişini, vasatlığın kutsanışını eleştiriyordu. Türk aydınına düşen ilk görev, bu paçozlaşma dalgasına karşı bir baraj kurmaktır. Alatlı’ya göre, Batı’nın kavramlarını sorgusuz sualsiz kabul etmek, "zihinsel bir intihar"dır. O, bize "Kendi gök kubbemiz altında" düşünmeyi öğütlemiştir. Onun "Nasihatnâme" eserlerinde vurguladığı bu düstur, aydının toplumla kuracağı ilişkinin anahtarıdır. Hukuk kuralları şeklidir, ancak "helalleşmek" vicdani ve ahlaki bir bütündür. Günümüz Türk aydını, toplumsal kutuplaşmaları aşacak olan bu helalleşme kültürünün mimarı olmalıdır. Alatlı, Batı’nın "rasyonel ve soğuk" hukukuna karşı, Doğu’nun "merhamet ve hikmet" temelli adaletini savunmuştur.”

Söyleşide konuşan NEVÜ Rektörü Prof. Dr. Semih Aktekin, Alev Alatlı’nın yalnızca bir edebiyatçı değil; düşünce, eğitim ve kültür alanlarında bütüncül bir bakış açısına sahip çok yönlü bir aydın olduğunu ifade etti.

Alatlı’nın eserleri ve yaşam pratiğiyle bilginin tek bir alana indirgenemeyeceğini ortaya koyduğunu belirten Aktekin, onun hayatı tüm boyutlarıyla kavrayan derinlikli bir düşünce dünyasına sahip olduğunu vurguladı.

 

whatsapp-image-2026-02-09-at-11.50.32.jpeg

İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı da yaptığı konuşmada, “Alev Alatlı, memleketin eksiklerinden ve aksaklıklarından kendini sorumlu hisseden bir aydındı. Eserleriyle yalnızca zihinleri inşa etmekle yetinmedi; yarının büyük Türkiye’si için aklı, adaleti ve adabı önceleyen nesiller yetişmesi gerektiğine inandı. Bu yüzden üniversitenin kuruluşuna büyük anlamlar yükledi. Bozkırın ortasında Kapadokya’da yükselen bu üniversite, bugün Alatlı’nın arzu ettiği gibi yüzü memleketine dönük, aydınlık bakışlı gençler yetiştirmek için olağanüstü bir gayret gösteriyor. Üniversiteli gençlere sürekli şu nasihatte bulundu: “Aklınızı kimseye kiraya vermeyin. Ahlakı yaşam biçimi hâline getirin. Adaleti talep eden değil, temsil eden tarafta durun. Bu ülkeyi romantik bir sevda değil, sorumluluk bilinciyle sevin.” Alatlı, sırça köşküne çekilen bir entelektüel olmadı. Hakikatin yerini algının aldığı bir çağda, manipülasyonlara teslim olmayan bir neslin yetişmesi için mücadele etti. İnsanı ve kâinatı anlama çabasını hayatı boyunca sürdürdü. Kuru bir Batı karşıtlığı ya da körü körüne Batı hayranlığı yerine, namuslu bir entelektüel tavırla şu soruyu sürekli gündemde tuttu.”

whatsapp-image-2026-02-09-at-11.53.31.jpeg

"Biz ne zaman başkasının hikâyesinde figüran olmayı kabullendik?”

Milletimizin zihinsel bağımsızlığa kavuşması için zihin teri döktü. Gördüğü yanlışları yüksek sesle dile getirdi; doğrular karşısında ise sessiz kalmadı. Devletin kendisini alkışlayan entelektüele değil, kendisine ayna tutan mütefekkire ihtiyaç duyduğunu her fırsatta vurguladı.

Bu haber toplam 423 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim