İran İslam Cumhuriyeti, retorik sert söylemine rağmen içeriden ve dışarıdan 1989'ların SSCB'si ile karşılaştırılıyor. Zira stratejik olarak zayıflamış, ekonomik olarak sarsılmış ve ideolojik olarak ise çözülmüş görünüyor. Stratejik anlamda Suriye, Lübnan, Irak, Yemen ve Lübnan'daki vekil güçlerinden aldığı destek tükendi. Rusya ve Çin gibi küresel müttefiklerini ise artık arkasında göremiyoruz.
Ayrıca ABD'nin ambargo furyasına Avrupa da katıldı. Üstelik Bazariler (tüccarlar), Devrim Muhafızları (DM) ve Mollalardan oluşan askeri, siyasi ve ticari sınıf dayanışması çöküyor.
İdeolojik olarak ise halkın İslami sistemi devlet ile özdeşleştiren ve yabancı baskılara karşı rejimi savunan asabiyesi çözülmüş durumda. 28 Aralık 2025'te Tahran'daki kapalı çarşıdan başlayıp hızla 31 eyalete ve 191 kente yayılan ekonomik talepli protestoların rejim karşıtı bir dalgaya dönüşmesi ideolojik çözülmenin en somut göstergesiydi.
Kuşku yok ki ABD ve İsrail'in askeri, siyasi ve ekonomik açıdan baskı altına aldığı rejime en büyük darbe Avrupa'dan geldi. Fransa, Almanya ve İngiltere (E3) 28 Eylül 2025'te aldıkları kararla BM yaptırımlarını yeniden devreye soktu.
Film bundan sonra koptu. BM yaptırımları sonucu İran parası üç ay içinde pula döndü. 28 Aralık'taki protestoların fitilini bir bakıma üç Avrupa ülkesi tutuşturdu.
Yazının devamı için:https://www.sabah.com.tr/yazarlar/bercan-tutar/2026/01/31/rejimin-kaderini-abd-degil-iran-halki-belirleyecek































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.