Herkes, enerji kaynaklarından ülke içi dinamiklere kadar bir düzine sebep sıralıyor ama İran’ı vurmak için bunların biri veya birkaçını dahi “kesin, ikna edici sebep” saymıyor…
‘Nasıl’ı ise zaten büyük askeri faraziyeler/fantezilerle anlatılıyor, envanter dökümleri yapılıyor. Bunun dışında bir yol da akıllarına gelmiyor! Ama burada da mutabakat var; “vurabilirler ama şiddeti ne olursa olsun, Tahran kolay kolay ringden yuvarlanmaz”…
İş bir yandan da, “ha vurdular ha vuracaklar” istiminden reyting çıkarmaya bağlandığından, kazana bol bol coşku atılıyor…
Kimse de çıkıp demiyor ki, “İran düşerse bu bizim için iyi mi olur, kötü mü”?..
Önce “düşmeyi” tarif edelim…
İki türlü olabilir; İran ya parçalanır ya dönüşür…
Parçalanırsa felaket. Aynı zamanda ‘iç savaş’ demektir. Kan dökülür. Bölgeye istikrarsızlık ihraç eder. Nerelere, hangi kollarla sıçrayacağı, büyük oyuncuların nasıl roller üstleneceği, komşu ülkelere binbir etkisi bilinemez, bilinse bile boyutları kestirilemez. Ekonomi, Ortadoğu, Irak, Suriye, göç, enerji fiyatları, etnik, dini çatışmalar, vs…
Türkiye’nin bundan memnun olması mümkün mü? Tam da -iyidir kötüdür, olur olmaz ayrı mesele- Ortadoğu’nun belli bir sisteme, yani düzene, sonuçta istikrara kavuşabileceğine ilişkin beklentilerin yükseldiği, sacayaklarının çakıldığı bir dönemde?
İkincisi rejimin dönüşmesi…
Yazının devamı için:https://www.yenisafak.com/yazarlar/nedret-ersanel/iranin-dusmesi-turkiye-icin-iyi-mi-kotu-mu-4793053































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.