Sahada tutunamayan bu yapı, yenilgisini “insani” söylemlerle maskelemeye, askerî hezimetini algı operasyonlarıyla telafi etmeye çalışmaktadır.
SGD’nin bugün içine düştüğü tablo, sadece sahadaki askerî bir yenilginin değil, aynı zamanda zihinsel ve ahlaki bir çöküşün de göstergesidir.
Türk devlet aklının uzun vadeli, sabırlı ve çok katmanlı stratejisi sayesinde örgüt katliamlar yaptığı zulüm ve işkencelerle nice canlar yaktığı topraklardan sökülüp atılmaktadır.
Bu süreçte en dikkat çekici olan ise bölge halkının verdiği tepkidir. SDG’den arındırılan yerlerde ortaya çıkan sevinç manzaraları, bu yapının halk nezdindeki karşılığının ne olduğunu açıkça göstermektedir.
SDG’den kurtulan her yerde mutluluk gözyaşları dökülmekte, adeta bayram sevinci yaşanmaktadır.
Özellikle Arap ve Türkmenlere yönelik yıllardır sürdürülen ırkçı baskılar, zorla göç ettirmeler ve ayrımcı uygulamalar, bölgede SDG’ye karşı büyük bir öfkeye ve nefrete dönüşmüştür.
Mafyatik yöntemlerle alan tutmaya çalışan, şiddeti siyasal meşruiyet zanneden bu yapı, çete mantığıyla devlet olunabileceği gibi tarihsel ve siyasal gerçeklikle bağdaşmayan bir yanılsamayı kimseye inandıramamıştır.
Ergenliğine bile girmemiş çocukların eline zorla silah verip “şu kadar askerimiz var” diyerek efelenen teröristlerin, kahraman Suriye ordusuna ağlayarak teslim olmaları, psikolojilerinin ne durumda olduğunu anlamak açısından son derece manidardır.
Örgüt yöneticilerinin uyuşturucu maddeler vererek bağımlı hâle getirdikleri tiplerle savaş kazanacaklarını sanacak kadar gerçeklikle bağları kopmuştur. Tehditle örgüte kattıkları gençleri uyuşturmakla kalmamışlar, kendi beyinlerini de uyuşturmuşlardır.
Hepsi de zavallılar sürüsü olarak tarihe geçmişlerdir. Kurdukları tenekeden “devletin” altında ezim ezim ezilmişlerdir. Sadece işgal ettikleri şehirleri değil, şereflerini ve haysiyetlerini de kaybetmişlerdir.
Sözde sanatçıları, sözde yazarları, sözde komutanlarının ağıtlar yakarak İsrail’den yardım ummaları; tarih ve teoloji bilgisinden ne kadar uzak olduklarını apaçık ortaya koymuştur.
Kendilerinden başka hiçbir topluluğu insan olarak bile görmeyen siyonistlerden medet ummalarının utancı, bin yıl onlara yeter.
Yazının devamı için:https://www.haber7.com/yazarlar/mahmut-biyikli/3600193-agdnin-bildirisi-ve-rudawin-zehirli-dili































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.