• İstanbul 14 °C
  • Ankara 11 °C

AÜ Rektörü Ünüvar: İstiklâl Marşımız ebediyen milletimizin zihninde ve gönlünde olacaktır

AÜ Rektörü Ünüvar: İstiklâl Marşımız ebediyen milletimizin zihninde ve gönlünde olacaktır
Türkiye Yazarlar Birliği Gençlik Birimi tarafından “100.Yılında İstiklâl Gençliği” konulu söyleşiler devam ediyor.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar,  “İstiklâl Marşı’nın Gençlik Üzerindeki Etkisi” ile ilgili Gülfem Akyıldız’ın sorularını cevaplandırdı.

1-Öncelikle 2021 yılının İstiklâl Marşı Yılı olarak ilan edilmesi ile ilgili görüşlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

1-) Evet öncelikle hayırlı akşamlar diliyorum. Türkiye Yazarlar Birliği'ne de bizi böyle bir önemli bir konuda konuk ettiği için çok teşekkür ediyorum. İzleyenlere selamlarımı, sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Gülfem Hanım, İstiklâl Marşı aslında bir milletin dirilişini ifade eden bir manifestodur. Yüz yıl önce bin dokuz yüz yirmi bir yılında merhum Mehmet Âkif Ersoy'un yazdığı şiirin marş olarak bestelenmesi ile ve bizim her okuduğumuz zaman tüylerimiz hala diken diken eden ve mutlaka ayakta ve saygı duruşuyla okuduğumuz bir manifestodur. Türk milletinin kanıyla, canıyla ortaya koyduğu bin yıllık ana yurdun işgale kalkışan emperyalistlere karşı bir karşı duruştur. Malumunuz geçtiğimiz yıl TBMM Başkanımız Sayın Mustafa Şentop'un ilk imza sahibi olmasıyla bir kanun teklif verildi ve 2021 yılı İstiklal Marşı yılı olarak ilan edildi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan kamuoyuna paylaştı ve bir kurum oluşturuldu. Ve bir yıl boyunca da İstiklal Marşı'yla ilgili pek çok kitap, sergi, belgesel film, Mehmet Akif'in külliyatı yeniden yayınlandı. Dolayısıyla dolu dolu bir Âkif Yılı geçirdik. İstiklal Marşı yılının aslında Mehmet Akif'i de anmamıza vesile olduğu bir yıl olduğunu ifade edebilirim. Bütün kurumlarımız, kuruluşlarımız Mehmet Akif Andı Yazarlar Birliği de bu konuyla ilgili gerçekten önemli çalışmalar yaptı.

2- Bir milleti millet yapan değerler vardır. İstiklal Marşımız da hem milli hem de manevi değerlerimizi ortaya koyan uzlaşma metnidir. Peki, milli marşımızda gençliğe verilmek istenen mesajlar nelerdir?

2-) Aslında şöyle söylemek lazım. Bugünün dünyasında yaşayan her yaştan gençlerimizin geçmişi değerlendirmek ve bizlere bu cennet vatanı armağan eden kahramanlarımızın ruh halini anlaması ve gelecek kuşakları anlatması için İstiklal Marşı son derece önemli, gerçekten. Marşımız gerçekten düşman işgalini altında zulüm gören kahraman halkımıza korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak diye başlıyor. Yani ilk ifadesi korkma. Gerçekten baktığımız zaman bu cennet vatan uğruna olmaz ki feda ifadesinin de karşılığını bulduğu bir zemini de ortaya çıkartıyor. Bununla aslında İstiklal Marşı'nı yazarken Mehmet Akif vatanın her bir evladının gözünü kırpmadan düşman üzerine gürlemesi ve gerekirse şehit olmasını da öngörüyor. Ama tabii Mehmet Akif aslında İstiklal Marşı'yla bir müjdeyi de veriyor. Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakk'ın kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın derken aslında bu ifadeyi gerçekten çok veciz bir şekilde ortaya koyuyor. Gençliğin aslında İstiklal Marşı ile korkmaması, cesur olması, vatanı koruma uğruna gerekirse şehit olmayı göze alması ama şehit olsa bile Hakk’ın vadettiği güzel günlerin yakın olduğunun müjdesini de veren çok önem bir mesaj.

3- İstiklal Marşımız toplumumuzu bir araya getiren değerler manzumesidir. Muhtevası itibariyle milli ve manevi kimliğimizin en güçlü ifadesidir. Bu sebeple de İstiklâl Marşı milli mutabakat metnidir. Peki buradan hareket edersek İstiklâl Marşımızın gençlik üzerindeki etkisi nedir?

3)  D. Mehmet Doğan hocamızın ifade ettiği mutabakat metni ifadesi çok doğru gerçekten. Esasında Mehmet Âkif Anadolu topraklarında doğmuş birisi değil. Arnavut kökenli bir Anadolu evladı ama Türk milletine gönülden bağlı, dinine son derece bağlı, cesur ve milleti uğruna her türlü dünyevi zevkten kaçınmayı becerebilmiş nitekim İstiklal Marşı yazılırken de kendisine teklif edilen  500 lirayı yoksul kadınlara verecek kadar da gönlü zengin büyük insan. İstiklal Marşımız bin asırlık yıkılmaz bir çınar oldu. Gerçekten güncel kalmaya da devam ediyor. Gençlerimizin ufkunu açan bir ışık olarak ebediyen milletimizin daima zihninde gönlünde yer tutmaya devam edecektir. Bizlerde gerek törenlerde gerek stadyumlarda gerekse pek çok etkinlikte her zaman saygıyla ve ayakta İstiklal Marşımızı dinliyoruz. Belki şunu ifade etmemiz lazım İstiklal Marşı biliyorsunuz kanunla ilk 2 kıtası marş  olarak kanunen kabul edildi. 2 kıtayı okuyoruz. Ama gençlerimizin 10 kıtayı da okumasını hakikaten arzu ederim. Belki İstiklal Marşı üzerinden şunu da söylememiz gerekirse belki Safahat’ı İstiklal Marşımızın diğer 10 kıtasını özümseyerek okumasını naçizane tavsiye ederim. İstiklal Marşımızın enteresan birkaç yönü var. Bunlardan birisi şu belki bilinmeyen bir anektot. Ben merhum Akif ‘in torunu Selma hanıma da sordum. O da işittim ama doğrulatamadım dedi.  Akif ile ilgili şöyle bir şey okudum bundan birkaç yıl önce Azerbaycan’da Bahtiyar Vahapzade’yi beraber andığımız Sebul-u Reşad dergisi vesilesiyle Azerbaycan Bakü’ye gitmiştik. Orada enteresan bir anektot okudum. Akif her ezan okunduğu zaman ayağa kalkar ezan bitinceye kadar oturmazmış. Derler ki Akif’in bu ezana olan saygısını Cenab-ı Hak onun şiirini bütün bir millet şu an da 84 milyon Türkiye’de yurtdışında yaşayanlarla beraber 100 milyona yakın Türk vatandaşının her İstiklal Marşı okunduğunda ayağa kalkıp dinlediği bir marş haline geldi.  Yani adeta Cenab-ı Hak tarafından Akif bu sevgisi, saygısı, muhabbeti ezana olan saygısının karşılığı olarak aldı diye düşünülebilir. Benim okuduğum metinde de böyle bir ifade vardı. Yine gençlerimiz için şunu da söylememiz lazım Safahat her bir gencin adeta elinden düşürmemesi gereken bir kitap. Bundan zannediyorum 8-10 sene Yazarlar birliğinin Gençler için Safahat  diye yayını da vardı. Yıllar önce ben onu okumuştum. Şimdi belki o kitabı da yenilemek gerekir. Çünkü artık günümüzde artık insanlar uzun metinler okumak yerine kısa metinlere meyil ediyorlar. Sosyal medya çağında 2010’lu yıllarda yenilemek gerekir. Sosyal medyanın  diline uygun haline getirmek gerekir. Safahat’ı da  mutlaka gençlerimizin okumasını tavsiye ederim. Ama okurken içinde İstiklal Marşımızı bulamayacaklarını herhalde biliyorlardır. Çünkü Safahat’ın içinde İstiklal Marşı yok. Çünkü şöyle bir şey söylüyor Akif bu İstiklal Marşı daha doğrusu marş olan şiir yayınlandıktan sonra bu benim değildir bu milletin malı dolayısıyla benim kitabımda olmaz diyor. Yani Safahat kitabına İstiklal Marşını koymuyor merhum Akif . Yani Gençlerimizin Akif’in o tasvir edeceği yönünü cesaretle dile getirdiği problemleri , kendi gününün şartlarının ifadeleri gerçekten manzum ifadelerde tasvir etmesini bir kez daha gözden geçirmesini naçizane tavsiye ederim. İstiklal Marşı marş olarak kabul edildiği zaman Hamdullah Suphi Tanrıöver dönemin Maarif bakanı bir kez okuduktan sonra milletvekilleri ikinci kez, üçüncü kez okutuyor ve finale kalan o 6 şiirin hiçbirisi okutulmuyor. Yani bu yeterli diyorlar ve daha sonra Gazi Mustafa Kemal’in o zaman Atatürk soyadını almamıştı başkanlığındaki meclisteki kurul İstiklal Marşı olarak kabul ediliyor.

4- Gençlik inşasından millet inşasına giden yolda İstiklal Marşımızın rolü nedir ?

4)  Şimdi Türk milletinin geçmişini, geleceğini, kurtuluş destanına ondaki hazırlandığı o buhranlı günlerin izi var. O buhranlı günlerden çıkış ile ilgili güneş gibi parlayan cesareti var İstiklal Marşında . Damarlarımızdaki asil kanın tarihimizden gelen birikimle nasıl buluştuğunu ve millet için nasıl bir cesur dalgaya dönüştüğünü anlatıyor. Yani milli bir bilinci anlatıyor. Belki gençliğin inşasında şüphesiz sadece İstiklal Marşının Akif’in pek çok dizesinde bunları görmek mümkün. Yani toplum olarak devraldığımız bizi ayakta tutan kültürel birikimi görmek mümkün. Güçlü binalar nasıl sağlam zemine daha güçlü bir şekilde inşa ediliyor kökleri daha derinde olan bir ağacın nasıl güçlü bir şekilde fırtınalara karşı direnildiği biliniyorsa esasında milletin de o asil damarındaki asil kanın gücüyle millet olmanın şuuru ve bilinci cesaretiyle milleti nasıl ayakta tuttuğunu nasıl inşa edildiğini görmek mümkün. Tabi milleti millet yapan unsurlardan bir tanesi de milletin yetiştirdiği evlatlardır.  Bu evlatlarla soluk alır, yaşar, yaşatır onların bıraktığı mirasla yürür. İşte bu yetiştirilen evlatlarda milletlerin geleceğini inşa eder. İşte bu evlatlardan bir tanesi de Mehmet Akif Ersoy’dur. Mehmet Akif Ersoy’un hayatına baktığımız zaman yoklukları , çileleri, çektiği sıkıntıları görüyoruz ama bu çektiği sıkıntılara rağmen dimdik ayakta duran hakikaten onurlu, gururlu, mağrur diyebileceğimiz kadar iradesine hakin adeta zengin diyebileceğimiz kadar ihtiyacı olan parayı reddetmesi kendisine gelen paraları fakir fukaraya, ihtiyaç sahibi olanlara dağıtması, onuru gururu gerçekten bunların hepsini görmek mümkündür. Akif’in şahsında o gençliğin inşasından milletin inşasına giden yolu görmek mümkün. Tabii ki her  şair şiirini yazarken o dönemden etkilenir. Yaşadığı çevreden, sıkıntıdan etkilenir. İstiklal Marşının her bir satırında her bir kelimesinde onları çok rahatlıkla görebiliriz. Akif adeta içinden gelen haykırmayı marş olarak bütün milletin zihnine, kalbine, gönlüne kazımış bir şairdir.  Bir de şunu söylemek lazım malumunuz İstiklal Marşı ‘Korkma’ diye başlıyor. Gazi meclis 2 kere gazi olmuştur TBMM. 1920 ‘li yıllarda 1922’de Yunan işgaline karşı direnmiştir. Polatlı’daki top sesleri Ankara’da duyulacak kadar yakınlaştığı zaman meclis ona karşı direnmiştir. O yüzden Gazi meclistir. İkinci gaziliği de 15 temmuzda yaşamıştır. 15 Temmuz 2016’da hain darbe girişimine karşı emperyalist güçlerin uşaklarına karşı direnmiştir. Orada hakikaten bende orada mecliste bulunan bir milletvekiliydim. 15 Temmuzda direnen yaşlısı, genci herkes işte o Akif’in Korkma ifadesi gibi gerçekten korkuyu bu millet kalbinden atmıştır. O gün nasıl başta Başkomutanı Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan sokakta kadını, genci, ihtiyarı, erkeği, çocuğu herkes elinde hiçbir silah olmadan hiçbir direnme gücü olmadan sadece imanla çıkmışsa işte o belki de Akif’in yazdığı 1921 yılında yazdığı o şiirdeki Korkma ifadesi bir dua şeklinde karşımıza çıktığı tecessüm etmiş halidir diyebilirim. O yüzden gerçekten milletin inşasında istiklal marşımızın çok büyük bir rolünün olduğunu söyleyebilirim.

5-)  Mehmet Akif Ersoy’un kişiliği ve Türk Milleti’ne bakışı ile ilgili neler söylersiniz  ?

5-) Akif hakikaten varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu ama daha sonra babasını kaybından sonra yangında evleri yandı, yoksul bir genç olarak büyüdü. Eğitimini hiç aksatmadı. Veterinerlik fakültesini baytarlık mektebini birincilikle bitirdi. Aynı zamanda şiir yazdı, edebiyat insanıydı. Elinden kalem düşmedi. Önemli bir aydın oldu. Akif mahcup birisiydi. Mütevazı, gönlü çok zengin birisiydi. Ve Akif çok onurlu birisiydi. Biraz önce mağrur diyebileceğimiz kadar gerçekten gururuna düşkün birisiydi. Öyle ki veterinerlik fakültesini baytarlık mektebini birincilikle bitirdiği halde müdürü, Abdullah hocaya yapılan bir haksızlıktan dolayı veteriner hekimliği yapmadı. Halbuki Akif’in bir röportajında geçiyor  geçer gençler okursa işte Pasteur’u çok iyi bilen birisi. Baktığımız zaman Akif’in veteriner hekimliği yapsaydı aşıyı Pasteur değil Akif bulurdu diye yorum yapılıyor. Gerçekten bu kadar başarılı birisiydi. Bu arada Akif’in de Ankara Üniversitesi rektörü olarak gururla ifade etmeliyim ki bir nev-i Akif Ankara Üniversiteli sayılabilir. Şöyle sayılabilir, Ankara Üniversite’sinin 19 tane fakültesi var . İlk fakültesi 1842 yılında Halkalı’da kurulan Baytar ve Ziraat mektebidir. Orada baytar mektebi 1930’lu yıllarda Ziraat’ten ayrılıyor Baytar mektebi olarak devam ediyor. Sonra 1946 yılında Ankara Üniversitesi kurulunca o okul Ankara Üniversitesi’ne taşınıyor. Dolayısıyla Ankara Üniversitesi’nin ilk fakültesi veteriner fakültesi 1842 yılında kurulan Halkalı’daki baytar mektebi olduğuna göre Akif’in de bir Ankara Üniversitesi kökenli biri olduğu pekala söyleyebiliriz. Ankara Üniversitesi’nin kurucu fakültelerinden birisidir. Dolayısıyla bunun da gururunu yaşıyoruz. Akif ‘in şöyle de bir kişiliği var. Biraz önce ifade ettim, Arnavut kökenli olduğunu söylemiştim. Malumunuz 19. Yüzyılın sonlarına doğru artık o balkanlardaki hareketlerden sonra ırkçılık hareketleri başlıyor. İşte Yunanistan’da, Arnavutluk’da.. İşte Akif oradaki Arnavutların direnişine karşı çıkıyor. Diyor ki bu Türk milletine karşı yapılan yanlış bir harekettir. Babası Arnavut olmasına rağmen kendisi o Arnavut direnişine karşı çıkıyor. Irkçılığa karşı çıkıyor. Akif’in böyle bir özelliği de var. Yine cebindeki 0 500 lirayı hayır kurumlarına , mağdur kadınlara hediye ediyor. Gençlere de önem veren bir kişiliğe sahip. Ölümü öğrencileri tarafından kaldırılıyor. Yoksullar mezarlığına defnediliyor. Ama Akif halkın gönlünde yaşamaya devam ediyor. Akif bir toprak parçası nedir ki öyle de böyle de yaşayabilir. Akif gururundan, onurundan asla taviz vermeyen aydın bir kişi. Belki şunu söylemek gerekir. Sevgili gençlere ben yanlarından hiç kalemi kağıdı eksik etmemesini tavsiye ederim. Akif’de yaşadığı çevreyi çok güzel tasvir eden birisi. İyi gözlem yapıyor ve gözlemlerini kağıda döküyor, yayınlıyor. Neşriyata çok önem veriyor. Örneğin İstiklal Marşı ile ilgili sipariş sıkıntıya girince gelen şiirler beğenilmiyor daha sonra Hamdullah Suphi Milli Eğitim bakanı o dönemdeki maarif bakanı Akif’e bir mektup yazıyor. Artık senden başka çaremiz kalmadı lütfen bir şiir yaz. Ondan sonra Akif şiiri yazıyor. 12 mart 1921’de kabul ediliyor. Ama önce Kastamonu’da gazetede yayınlıyor şiirini. O değerli gençlerimizin sosyal medyada şimdi yazdığımızın beş dakika da değerinin hükmünün kalmadığı bir çağda yaşadığının farkındayım. Ama her şeye rağmen iyi tasvirler yapmak lazım, iyi gözlemler yapmak lazım , tarihe not düşmek lazım. Bakın bugün belki Akif’in öldüğü zaman parası yoktu, belki kefenini alabileceği kadar parası bile yoktu. Ama Akif’in acaba yazdığı şiirin kaç kat trilyon verseler bu şiiri yazabilirler ! Bakın Akif’in o Safahat’daki gerçekten ortamı tasvir eden ve dili de o kadar güzel kullanımından sonra Arap milliyetçiliği çabası içerisinde olan birtakım çevreler bir Akif oluşturma çabası içerisine giriyorlar. Ama başaramıyorlar. Ama Arapça hakikaten müthiş bir belagatı olan müthiş bir dildir. Ama buna rağmen şiiri çıkaramıyorlardı. Ama Akif kalpten yazıyordu. Gençlerimizin Akif’ten edinebileceği özellikler cesarettir, iyi bir gözlemdir, yazmaktır ve asla onurunu çiğnetmemektir. Buradan çıkarabileceğimiz en önemli derslerden bir tanesi budur.

6-)  Mehmet Akif Ersoy yaşasaydı sizce gençlere ne söylerdi ? Tüm bunlardan yola çıkarak siz gençlere neler söylemek istersiniz ?

6-) Ben gençleri çok seviyorum.Gençler bizim için enerji kaynağımız. Gençlerden çok şey öğrendiğimi söylemek isterim. Gerek siyasi gerek akademik hayatımda gençlere çok önem verdim. Ama Akif üzerinden bir şeyler söylemem gerekirse aslında Akif Safahat’ın Asım bölümünde orada Asım’ın şahsında bir gençlik tarifi yapıyor. O dönemde biliyorsunuz Mehmet Akif’in Asım’ı ile Tevfik Fikret’in Haluk’u konuşuluyor. Haluk üzerinden de Tevfik Fikret’in bir kavramsallaştırması var. O da bir milli gençlik tasavvuru var. Haluk , Tevfik Fikretîn oğlu yani yaşamış ama Asım Akif’in zihninde, gönlünde tasavvur ettiği gençlik. Onun üzerinden bir gençlik tasavvur ediyor. Haluk Avrupa’ya gidiyor, dil öğrensin diyor ruhi zemininde de güzel işler yapsın diye Tevfik Fikret’in tabiriyle. Haluk orada yabancı cereyanlara kapılıyor hatta din değiştiriyor hatta şöyle bir şey de söylenir bir Hıristiyan kızla evlenir , Florida’da 70 yaşında öldüğü zaman baş papaz olarak hayatını kaybediyor. Yani Tevfik Fikret’in o Haluk’un üzerinden kavramsallaştırarak millilik olmuyor. Ama Akif’in Asım üzerinden verdiği birtakım öğütler var. Mesela Akif öncelikle Türk gencinin bedensel yapısının güçlü olmasını istiyor. Bu çok önemli bir şey. Kendisi de genç, sağlam gürbüz olmalıdır. Bu yüzden spor yapmalıdır diyor. Kendisi de güreşe çok düşkündü. İstanbul boğazını bir yakadan diğer bir yakaya yüzerek geçtiği söylenir. Binicilik yapardı, gülle atıyordu, taş atma yarışmalarına katılıyordu. Dolayısıyla Akif’in gençlerden beklediği birinci özellik beden sağlığı. Bu yüzden gençlerimizin de birazcık elektronik dünyadan kopup hakikaten spor yapması gerektiğini söyleyebiliriz. Bir doktor olarak da şunu söyleyeyim genç sayılmayız ama artık gençlerle beraberiz. Gençlere şunu söylemek isterim : İleride iki organa çok ihtiyaçları olacak. Bir tanesi beyin, ikincisi kaslar. Beyin için sürekli okumak, beyni geliştirmek , beyni zorlamak gerekir. Sürekli ters hareketler yaparak, ikinci bir dil öğrenmek , daha çok okumak, ezberlemek, işte birtakım entelektüel faaliyetlerde bulunarak beyni geliştirmek lazım. Kasları geliştirmek için de spor yapmak lazım. Sadece yürümek değil, yüzmeyi, ağırlık kaldırmayı tavsiye ederim. Yani mutlaka bir aktivitesini sağlamasını tavsiye ederim. İleride beyin ve kas ile ilgili sıkıntı yaşamasın diye. Akif ruh yapısının da güçlü olmasını istiyor. Yani imanlı, gayretli , mütevekkil, tembellikten uzak, hazıra konmayı düşünmeyen, hırs ve kıskançlıktan uzak bir gençlik istiyor.  Allah'a dayansa'ye sarılhikmete râm ol... Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol derken aslında bunu kastediyor. Yine eğitim ve öğretim ile ilgili gençlerin marifet bilgi yani fazilet sahibi yani ahlak sahibi olmasını istiyor. Bunun da ancak eğitim ve terbiye yoluyla öğretimle olabileceğini ifade ediyor. Ve orada diyor ki Hadi tahsilini ikmale tez eldenhadi! Çünkü milletlerin ikbali için evladım marifet birde fazilet, iki kudret lazım diye sesleniyor. Dolayısıyla Akif gençlerimiz için marifet ve fazileti tavsiye ediyor. Âkif'e göre, bilgisiz ahlak, miskinlik ve zayıflığa; ahlaksız bilgi ise, milletlerin ruhunun zehirlenmesine sebep olur derken esasında bunu kastediyor. Yine Akif ilime de çok önem veriyor. Hatta Asım’ın yurtdışına gönderiyor. Yurdışına gittikten sonra da oranın ilmine alıyor.Özellikle Almanya’da maddenin kudreti , zerriyesini yani atom kuvvetini öğrenmeye çalış diyor.  Ondan sonra buraya geldiğin zaman da bunu uygula şeklinde ifade ediyor. Yani o yüzden biz de yurtdışı ile temasın olmasını istiyoruz ama gençlerimizin yurtdışına gittikten sonra tekrar geri dönüp öğrendiği bilgileri ülkemiz ve milletimiz yararına kullanmasını istiyoruz. Akif’in bir başka tavsiyesi çalışkanlık. Sakın ey nûr-i dîdem, geçmesin beyhude eyyâmın; Çalış, hâlin müsâitken... derken esasında çalışkanlığı ifade ediyor. Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası, Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası ! diye ifade ediyor. Diğer bir husus dine bağlı olmak, aslında Kur’an’ın canlı bir kitap olduğunu, sadece ölülere değil dirilere de hitap eden bir kitap olduğunu söylüyor. Yine ahlak ve vatan sevgisi Akif’in gençlerden beklediği şey. Belki şöyle 4 tane temel özellik üzerinde özet yapabiliriz. Esasında gençlerden ideal gençlikten. Gençlerin bir defa marifetli olması öngörüyor. Yani ilimde, teknikte, sanatta, en iyisi olmasını istiyor. İkincisi fazilet , iyi ahlak sahibi, huyunun güzel olması ve tutarlı bir kişilik sahibi olmasını istiyor Akif. Diğer iki özellikte liyakat niteliği üst düzeyde olacak ve iyi yetişmiş olacak her konuda.  Ve vicdanlı olacak. Yani marifet, fazilet, liyakat ve vicdan diye belki özetleyebiliriz gençlerden beklentisini. Sevgili gençler Safahat’ı okursa ki okuması çok rahat ve kolay kitaptır hem de ecdadın dilini de geliştirmiş olur gençlerimiz. Zengin bir kelime dağarcığına da sahip olacak. Olayların ne kadar basit tasvir edildiğini görürüz, esasında tecrübe ve donanım birazcık da insanların sahip olduğu özellikleri çok basitçe ifade edilmesi ile tarif edilebilir. Orada da gençlerimizin Akif’in ne kadar sade, basit, güzel gözlemlerle bulunduğu durumu, çevreyi, ortamı ve olayları izah ettiğini görecektir. O yüzden de Safahat defalarca tekrar tekrar okunması gereken bir kitaptır.  Madem ki konuşmamızın konusu İstiklal Marşı yılı İstiklal Marşımızın 10 kıtasını hadi ezberleyemiyorsak bile hiç olmazsa birkaç defa okumak , özümsemek, sindirmek Akif  burada ne dedi acaba biraz düşünmek icab eder diye düşünüyorum.  Bizi yayına konuk ettiğiniz için Akif’i konuşma fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Bir anekdot anlatmak istiyorum. Geçtiğimiz aralık ayında rektörlükte Akif ile ilgili küçük bir sergi açtık.  Akif’in ölüm yıl dönümü vesilesiyle 26 aralık ayındanydı. O günde Panama büyükelçisi Mariela Sagel hanımefendi geldi.  Benim gördüğüm en entelektüel büyükelçilerden birisidir. Mariela hanım geldi, konuştuk, Panama ile Ankara Üniversitesi işbirliği vs. konuştuk dedim ki hanımefendi sayın büyükelçi aşağıda bizim milli şairimizin sergisi var gezmek ister misiniz ? dedim.  Tabii ki hocam dedi. İndik aşağıya, veteriner dekanımız Ender hocamız ve veterinerlik fakültesi hocamız Tamay Başağaç Gül hocamız sorumlusu bize sergiyi gezdiriyor. Akif’in veteriner olduğunu söyledim, orada müdürü Abdullah beye yapılan bir haksızlıktan dolayı bir istifa mektubu yazdığını söylüyorum , Osmanlıca o mektubu gösterdim. İzahını Tamay hoca yapınca hanımefendi çok etkilendi biz de veterinerlik fakültesi yok dedi birkaç defa veterinerlik fakültemize geldi daha sonra şimdi Ankara üniversitesi ile Panama arasında Akif üzerinden bir veteriner işbirliği yapacağız. Orada veterinerlik fakültesinin kurulmasıyla ilgili Ankara üniversitesi bir öncülük yapacak. Böyle bir hayırlı bir şey oldu. Ama şöyle bir şey daha oldu çok enteresan müthiş bir milli marşlar tarihi ile ilgili yazı yazıp gönderdi 15 gün sonra İspanyolca.  Ben onu Türkçeye çevirtip Ankara üniversitesinin sitesine koydurttum.  Milli marşlar ile ilgili Mariela Sagel hanımefendinin entelektüel çok güzel bir makalesiyle karşılaşmış oldum. Bu vesileyle anmış olalım.

whatsapp-image-2021-12-13-at-10.23.12.jpeg

Bu haber toplam 348 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim