• İstanbul 19 °C
  • Ankara 20 °C

Doç. Dr. Kala: Kalbimizi ve aklımızı inşa etmeye ihtiyacımız var

Doç. Dr. Kala: Kalbimizi ve aklımızı inşa etmeye ihtiyacımız var
Türkiye Yazarlar Birliği Genel Sekreteri ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammed Enes Kala, BENGÜTÜRK TV kanalında yayınlanan “İftar Saati” programında konuştu.

19 Mayıs 2020 Salı günü saat: 19.00 da başlayan söyleşiyi Doç. Dr. Oğuzhan Aydın ve  Murat İnce birlikte sundular

Doç. Dr. Kala yaptığı konuşmada; “Arayanın Dostunu bulduğu gecedir, Kadir Gecesi. İnşallah biz de arayanlardan dahası Dostunu bulanlardan oluruz. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlı olduğu Kur-anda buyruluyor. Bu gece bir tarafı ile rahmet, bir tarafı ile mağfiret gecesi, bir tarafıyla hidayet gecesidir. Dolayısıyla neyden kendimizi âzad etmek istiyorsak, kalbimizde o olmalı. İfade ettiğiniz Davut (aleyhüselama) sözü getirirsek, orada ortada bir musibet var, bu musibeti anlayacak öncelikle nazarlara ve kalplere ihtiyacımız var. O nazarların ve kalplerin tezyin ve tehzip edilmesi gerekiyor.” dedi.

İnsanın vicdanını, iradesini terbiye edecek bir mektebe ihtiyacı var

Kalbi ve nazarı tehzip eden ne? Sorusuna cevap veren Doç. Dr. Kala konuşmasında, “İnsana baktığımızda; insanın idrak canlısı, vicdan canlısı, irade canlısı ve his canlısı olduğunu görüyoruz. Onun aklını, vicdanını, iradesini terbiye edecek bir mektebe ihtiyacı var. Bu mektep, İslamiyet’tir, mektebin bir kitabı olması gerekir, bu kitap, Kur’an-ı Kerim’dir, bu mektebin bir önderi ve müderrisi olması gerekiyor, o da Hz. Muhammed (sas)’dir. O halde, İslamiyet mektebine dahil olmuş, bu mektebin kitabına muhatap olmuş, müderrisine talebe olmuş kişinin zihni ve kalbi meselelere çok farklı bakma imkanına kavuşacaktır.” diye konuştu.

Boş zamandan, boş akıldan ve boş kalpten kaçmak lazım

Musibetlere bakabilecek bir Müslüman zihnine, bilincine ve nazarına  ihtiyacımız olduğunu belirten Doç. Dr. Muhammed Enes Kala sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu zihin, musibete bakacak ondan ayeti devşirecek. Ayete bakacak ibreti devşirecek. Nihayetinde musibetten rahmetler çıkarmış olacak. Bu gece, bu güzel iklim, rahmetlerin çıkarılacağı geceler ve iklimler olsun. İnsanın üç boşluktan kaçması gerektiğini de ifade etmeliyiz. Boş zamandan, boş akıldan ve boş kalpten kaçmak lazım. Ahirette (ve dünyada) sorulacak sorulara anlamlı cevaplar vermek için, vaktimizi, aklımızı ve kalbimizi din, felsefe ve bilimle inşa etmemiz lazım.”

Bu güzel geceler, Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasına vesile olsun

Bir soru üzerine Osmanlı dönemindeki Ramazan aylarında yaşanan manevi iklimi de anlatan Doç. Dr. Kala, “Osmanlı’da Ramazan Allah’ın iki evinin, yani camilerin ve kalplerin Kur’anla tezyin edildiği bir iklim, bir mektep oluyor. İnsanlar bu mektebe dahil olarak, talim ve terbiyenin sıralarına otururlar ve kendilerini yetkinleştirmeye çalışırlar. Bunun için imkanlara ve vesilelere ihtiyacımız var. Bu geceler ve günler bu vesileleri sunuyor bizlere. İfade ettiniz, Osmanlı’da tekbirlerle, salavatlarla selatin camilerine ve özellikle Ayasofya’ya yürüyen halk, kalpleriyle beraber camileri, mescitleri tezyin etmeye çalışıyor. Allah’ın evinin tavafı Kabe’nin etrafında olduğu gibi, Müslüman kardeşimizin, mazlum kardeşimizin gönlünün etrafında da olur. Kalp de mescitler gibi Allah’ın nurunun tecelligahıdır. Bunu unutmayalım. Kalp ve camiiler Allah’ın kelamı ve nuruyla tezyin olur. Özellikle Ayasofya’yı da unutmayalım, Kadirle onun kıymetini bilmiş Osmanlı.  Ayasofya da zamanında Allah’ın kelamıyla, Kur’anla nurlanıyordu. Bu güzel geceler, Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasına vesile olsun.” İfadelerini kullandı.

Kendisiyle barışık olmayan cümle âlemi sevebilir mi?

 Doç. Dr. Muhammed Enes Kala konuşmasında Kadir Gecesinin önemine  de değinerek, “Kadir Gecesi bin yıldan daha hayırlı olduğu Kur-an’ı Kerimde sabittir. Kadir Gecesi bize Allah’ın Rahman ve Rahim olanın sıfatını hatırlatıyor. Rahman, Rahim, Gafur olan yüce Rabbimizin bir müjdesi var 83 yıl ortalama bir ömür, Kadir gecesinden hakkıyla istifade etmesini başarabilirsek, ki o gece mağrifet gecesidir, kurtuluş gecesidir, yeniden hayatı inşa etme gecesidir ve onun için bize milattır aslında. Ömrü kurtarıştır. Fıtratı buluştur. Yokluğun yarılıp varlığın çıkarılmasıdır kelime anlamı fıtratın. Yokluktan, zilletten varlığa ve öze dönüş gecesidir Kadir gecesi. Fâtırdır yüce Rabbimizin isimlerinden bir tanesi. Âlemi bir ölçüyle yoktan yaratan anlamına gelir. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz iklim ve gece ölçümüze, kıvamımıza, insicamımıza, ahengimize tekrar geri dönüşü sunar bize. Öze tekrar geri dönüşü. Kadir Gecesinden başka bir gece aramaya gerek var mı? Bu gece bin aydan daha hayırlıdır ve Rabbimizin izniyle melekler saf saf iner dururlar. Bu gece aynı zamanda selam gecesidir.  Selama da bir başlık açmamız gerekli. Selam; barış, kardeşlik, halleşme, helalleşme, hasbihalleşme manalarına gelir. Kiminle yapacağız bu işi önce? Kendi kendimizle yapacağız, öncelikle bir sulh, bir barış anlaşması imzalamamız lazım kendimizle. Kendisini sevmeyen, kendisiyle barışık olmayan cümle âlemi sevebilir mi? Kendime bir selam bakışıyla baktıktan sonra yekdiğerimle, ailemdeki, akrabamdaki insanlarla selam hukukunu yeniden başarmamız lazım. Bu geceyi barışma gecesi olarak ilan etmedikten sonra başka hangi geceyi biz barışma, halleşme, helalleşme ve hasbihalleşme gecesi ilan edebiliriz? Bayramın arefesi bu gece, bu geceyi bayramla mezcetmek gerekirken, şifa elimize gelmişken, bu şifayı reddetmek olur mu?. İstanbullumuzun Fatihi Fatih Sultan Mehmed’in bir ifadesi var sakın ola Allah’ın kuluna soracağı, inancın ne, oruç tutuyor musun, namaz kılıyor musun sualini sormayın, insanın insana sorabileceği aç mısın, ihtiyacın var mı, sorunun var mı bunları sorun.” Dolayısıyla mesele kalpleri ısındırmaksa, kalpleri fethetmekse asıl fetih kalplerin fethedilmesi. Kalplerin fethi, insanlara insanca muameleden geçer. En büyük cihat, nefse karşı olan cihattır. Dolayısıyla nefsi öldürmek değil, bizim böyle bir gayemiz yok. Nefsi terbiye etmek, kalbi asıl sahibine hazır etmek. Bunları başardığımızda, insanlarla helalleşme, halleşme ve hasbihalleşme imkanlarını gerçekleştirdiğimizde, harîs şekilde bizim dünyevi olan şeylerle ne işimiz kalır ki?” diye konuştu.

Mahmut Erdemir - Hüseyin Türk

Bu haber toplam 239 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim