Türkiye Yazarlar Birliği Genel Sekreteri, Araştırmacı Yazar Mehmet Kurtoğlu, GAPGündemi Dijital Platformlarında canlı olarak yayınlanan “Yaşamın İçinden” programının konuğu oldu. Kurtoğlu, son çıkan iki kitabının tanıtımını yaparken son yıllardaki Araştırmacı-Yazar profiline ilişkin açıklamalarda bulundu.
Türkiye Yazarlar Birliği Genel Sekreteri, Edebiyat Ortamı Dergisi Genel Yayın Yönetmeni, Araştırmacı Yazar Mehmet Kurtoğlu, GAPGündemi’nden İshak Polat’ın hazırlayıp sunduğu “Yaşamın İçinden” programının canlı yayın konuğu oldu. GAPGündemi Dijital Platformlarında canlı olarak yayınlanan programda son çıkan iki kitabı “Suut Kemal Yetkin” ve “Aşkın ve Melalin Şairi Yaşar Nezihe” adlı kitaplarının tanıtımını gerçekleştiren Mehmet Kurtoğlu, İshak Polat’ın sorularını cevaplandırdı.

Yüzlerce, binlerce kitap okumadan kalem oynatamazsınız, yazar olamazsınız
Kendisine yöneltilen soru üzerine son yıllardaki Araştırmacı-Yazar, Şair profiline ilişkin açıklamalarda bulunan Mehmet Kurtoğlu; “Bilindiği üzere son 4-5 yıldır Türkiye Yazarlar Birliğinde yazarlık dersleri veriyorum. Ankara Valiliği ile iş birliği yaptığımız bu etkinliklerde yazma kabiliyeti olan arkadaşlarımız da bu anlamda yetişmiş oluyor. Bir de bizim Genç Yazarlar Kurultayımız var. Onların aracılığı ile yurt dışında da bu etkinliğimiz gerçekleştiriliyor. Yazar, yazmayı dert edinen adamdır. Bir de ‘bardak dolmadan taşmaz’. Okumadan yazar olunmaz. Yüzlerce, binlerce kitap okumadan kalem oynatamazsınız. Bugün ‘araştırmacıyım, yazarım’ diyen çok insan var ve gidip merdiven altı yayınevlerinde kitaplar basılıyor. Yılda 700-800 hikâye, roman, şiir kitabı yayınlanıyor ama geriye dönüp baktığınız zaman elle tutulur olanlar Ahmet Altan, Zülfü Livaneli, Orhan Pamuk, Elif Şafak gibi üç beş yazarın eseri ön plana çıkıyor ve diğerleri dökülüyor. Yeni gençlerden de üç beş kişi kalıyor. Bazıları kendi kendine yazarlık, şairlik payesi veriyor. Bu payeler kendi kendine alınacak payeler değil” diyerek merdiven altı yayıncılığın ve niteliksiz yayınların edebiyat dünyasında yerinin olmadığını dile getirdi.
Yapay zekâya yazdırılan eserler ile yazar, şair olunmaz
Edebiyatın hissiyat olduğunu belirten Mehmet Kurtoğlu, açıklamasına devamla; “Bir söz, bir şiir yürekten çıkmayınca karşı gönülde karşılık bulmaz. Mesela; Yaşar Nezihe’ye Melalin Şairi dedik. Çünkü kadın acı ile yazıyor. Günümüzde bazıları yazılarını, şiirlerini yapay zekâya yazdırıyor. Yapay zekâda hissiyat yoktur. Melal denen olgu şiir yazar ama melal duygusu yoktur. Coşku yoktur. Yapay zekâya ‘Dostoyevski gibi bir roman yaz’ dersin, ‘Suç ve Ceza’yı atarsın, Dostoyevski’nin kavramlarını da kullanır ama orada Dostoyevski’nin coşkusunu bulmazsın. Yapay zekâ, yüklenen bilgi çerçevesinde size bir çıktı sunar” diyerek günümüz edebiyatında yapay zekânın kullanılmasına ilişkin eleştirilerini ifade etti.
Programın ilerleyen dakikalarında Şanlıurfa’ya ilişkin düşüncelerini de dile getiren Mehmet Kurtoğlu, Şanlıurfa’nın önemli bir kültür diyarı olduğunun da altını çizdi.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.