• İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C

Fatma Barbarosoğlu: “Hayatım boyunca doğru soruyu sorup soramadığımı dert edindim.”

Fatma Barbarosoğlu: “Hayatım boyunca doğru soruyu sorup soramadığımı dert edindim.”
Eleştiri Üzerine Yedi Söyleşi, dumanı üstünde bir kitap. Fatma Barbarosoğlu’nun doksanlı yıllarda farklı dergilerde yayımlanmış; Tarık Buğra, Memet Fuat, Fethi Naci, Tahsin Yücel, Gürsel Aytaç, Ayşe Şasa ve Mustafa Kutlu ile eleştiri üzerine yaptığı söyle

İnce hacmine rağmen sorularıyla ve cevaplarıyla değerlendirilmeyi, üzerine uzun düşünmeyi gerektiren bir kitap. Kitabı hazırlayan Asım Öz; sunuşunda şöyle diyor “Öncelikle başta eleştiriyle uğraşanlar ve sanatseverler olmak üzere kültür tarihine ilgi duyan tüm okurlara hitap eden bu kitabın, yazarların eserlerine yeni ufuklardan bakmayı mümkün kılacağı rahatlıkla söylenebilir.” Asım Öz’ün cümlesine ben de bir ilave yapmak istiyorum; kitap yaşı kaç olursa olsun hikâye, roman yazma gayretinde olanlar için de bir kılavuz niteliği taşıyor.

Biz de bu önemli kitapla ilgili Fatma Barbarosoğlu’nun kapısını çaldık. Sunuş yazısında “Kişinin geçmişine bıraktığı sorular, aynı zamanda meraklarını ve heyecanlarını da saklıyor.” dediği söyleşilerin hikâyesini birkaç soruyla kendisinden dinledik.

“Asım Öz söyleşilerin kitap olarak yayımlanması gerektiğine dair beni ikna edinceye kadar ben vakti zamanında böyle söyleşiler yaptığımı hatırlamıyordum bile.”

Söyleşi yaptığınız isimler söyleşilerin yapıldığı günlerde de günümüzde de önemli isimler; hem sorular hem de cevaplar Türk edebiyatı için çok kıymetli. Neden sıcağı sıcağına o yıllarda yayımlanmadı da bugüne kadar bekledi? Kalıcılığından yola çıkarak bir soru daha ilave etmek istiyorum. Soruları hazırlarken veya gelen cevapları ilk okuduğu anlarda sizin ifadenizle “30 yaşında küçük bir bebeğin annesi Fatma”, bu söyleşilerin Türk edebiyatı tarihi için kıymetli ve kalıcı olduğunu hissetmiş miydi?

Söyleşiler sıcağı sıcağına yayımlandı. Beşi Dergâh’ta, ikisi Türk Edebiyatı Dergisi’nde biri de İzlenim Dergisi’nde olmak üzere. Çok da ilgi gördü yayımlandığı tarihte. Soruları soran 30 yaşındaki taze anne henüz doktora öğrencisi idi ve sadece kendisine verilen “görevleri” şevkle yapmanın derdindeydi. Kalıcı olup olmadığı meselesi hiç gündeminde değildi. Merhum hocam Prof. Dr. Nihat Keklik, “Felsefe doğru soruyu sorma temrinidir” derdi. Ben de hayatım boyunca doğru soruyu sorup soramadığımı dert edindim. 90’lı yıllarda ayda bir defa Dergâh’a giderdim. Kelimenin bütün çağrışımları ve muhtevası ile Dergâh’a giderdim. Bazen ağlayarak eve dönmeme rağmen bir ay sonra yine de giderdim. O gidişlerden ödev ile dönerdim. Bu söyleşiler o ödevler işte. Ama bu söyleşilerin bir gün kitap olacağını hiç düşünmedim. Asım Öz söyleşilerin kitap olarak yayımlanması gerektiğine dair beni ikna edinceye kadar ben vakti zamanında böyle söyleşiler yaptığımı hatırlamıyordum bile.

Devamı: https://www.izdiham.com/fatma-barbarosoglu-hayatim-boyunca-dogru-soruyu-sorup-soramadigimi-dert-edindim/

Bu haber toplam 313 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim