• İstanbul 24 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 23 °C
  • Konya 22 °C
  • Sakarya 22 °C
  • Şanlıurfa 29 °C
  • Trabzon 23 °C
  • Gaziantep 26 °C
  • Bolu 19 °C
  • Bursa 22 °C

Haluk Erdoğan: Geçmişe Özlem mi, Kaybolan Değerlere Özlem mi?

Haluk Erdoğan: Geçmişe Özlem mi, Kaybolan Değerlere Özlem mi?

Son günlerde etrafı kasıp kavuran bir akım var: Seksenli yıllara dönüş…

Milyonlarca insan, adeta sürgünde kalmışçasına geçmişe dönüyor. Eski fotoğraflar, eski şarkılar, eski diziler, sokak oyunları ve o yıllara ait yaşam biçimleri yeniden gündeme geliyor. İnsanlar geçmişi hatırlıyor, paylaşıyor, konuşuyor ve bir anlamda o günleri yeniden yaşamak istiyor.

Peki, neden?

Neden bugün yaşayan milyonlarca insan, yıllar öncesinin hayatına bu kadar büyük bir özlem duyuyor?

Bu soruyu Türkan Teyze'ye sordum.

Seksenli yılları anlatmaya başladığında yüzündeki ifadeyi, gözlerinin nasıl buğulanıp dolduğunu gördüm. Konuşurken bazı kelimelerin ağzında düğümlenip kaldığına şahit oldum. Çünkü belli ki Türkan Teyze için seksenli yıllar yalnızca geçmişte kalmış bir zaman dilimi değil, hayatının en güzel hatıralarının saklı olduğu bir dönemdi.

“Bak oğlum,” dedi, “seksenli yıllarda ben evli, iki çocuk annesiydim. Bir mahallede üç ev otururduk. Çocuklarımız aynı sokakta misket, saklambaç, beş taş, yakar top, çelik çomak oynardı. Gazoz kapaklarını bile oyunlara dahil ederlerdi. Zamanın nasıl geçtiğini bilemezdik.”

Bir an durdu, sonra devam etti:

“Haydi çocuklar, eve gelin!” sesini duyduklarında çocuklar koşa koşa eve gelirlerdi. Ellerini, yüzlerini yıkar, mutfakta o gün ne pişmişse afiyetle yerlerdi. Akşamları müzik dinlenir, televizyon açılır; Kara Şimşek, Perihan Abla gibi diziler ailece izlenirdi.”

Sonra derin bir “ah” çekti Türkan Teyze:

“Nerede o eski bayramlar?”

Bu cümle aslında çok şey anlatıyordu.

Çünkü özlenen yalnızca eski bayramlar değildi. Özlenen; kapısı çalınmadan girilen komşu evleri, sokakta oynayan çocukları, akşam ezanıyla eve dönen gençleri, aynı sofrada buluşan aileleri, paylaşmayı bilen insanları ve birbirine güvenen komşularıydı.

“Ne güzel komşuluklar vardı,” dedi. “Artık yok böyle şeyler. Aynı sitede oturanlar, üst kattaki ya da bitişiğindeki komşusunu tanımaz oldu.”

Gerçekten de bugün aynı apartmanda, aynı sitede, hatta yıllardır aynı binada yaşayan insanların birbirlerinin yüzünü dahi tanımadığı bir hayatın içerisindeyiz. Bir zamanlar çocukların dünyası sokaklardı; bugün ekranlar. Bir zamanlar arkadaşlıklar yüz yüze kurulurdu; bugün çoğu zaman bir ekranın arkasında. Bir zamanlar çocuklar birlikte oyun oynardı; bugün aynı odada bulunan çocukların bile ellerinde farklı telefonlar olabiliyor.

Üstelik teknoloji kötü olduğu için değil… Biz teknolojiyi hayatımızın neresine koyacağımızı unuttuğumuz için. Türkan Teyze'nin sözlerinde bir başka serzeniş daha vardı:

“Gençlerimiz şiddet içerikli filmlerle, ellerinden bir dakika olsun düşürmedikleri telefonlarla büyüyor. Nerede gezdikleri, hangi sitelere girdikleri belli değil. Her şeyin bol olduğu ama saygının, sevginin ve huzurun azaldığı bir çağda yaşar olduk.”

Belki de bugün gençlerin “Ben sanki bu çağın insanı değilim.” demelerinin altında yatan sebep tam olarak budur.

Çünkü onların özlediği şey seksenli yılların kendisi olmayabilir.

Belki hiç yaşamadıkları bir dönemin duygusunu özlüyorlar.

Samimiyeti…

Komşuluğu…

Paylaşmayı…

Birlikte gülmeyi…

Birlikte üzülmeyi…

Sokağın güvenini…

Ailenin sıcaklığını…

Ve en önemlisi, insanın insana dokunabildiği bir hayatı…

Devamı:https://www.turk360.tr/yazar/haluk-erdogan/gecmise-ozlem-mi-kaybolan-degerlere-ozlem-mi-634-kose-yazisi

Bu haber toplam 238 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim