Kime ata denir, atalarımız kimlerdir?

Ahmet Doğan İLBEY

Bir insanın, milletine mensubiyet şuurunu öğrenmek için “ataların kimlerdir?” diye sorunuz. Eğer ısrarla Kamalist şefleri ata sayıyorsa o kişinin Müslüman Türk milletine aidiyeti zayıftır. Bir insanın aynası tercih ettiği atalarıdır. Kendini onlarda görür. “Atalarım dediği” şahsiyetler insanın zihniyetini ele verir.                                                                                                                              

Müslüman Türkler menkıbevî şahsiyetlere, dervişlere, âlimlere, ululara ve cemiyet içinde itibar sahibi büyüklere ata unvanı verirler. Korkut Ata, Zengi Ata, Sâhib Ata, Mansur Ata gibi... Atanın bir mânası da ceddir. Çoğul ifadesi ecdat. 12. yüzyıla doğru Türk mutasavvıflarınca terbiye eden, edep öğreten, yol gösteren şeyh, pîr ve halife mânasında da kullanılmıştır.

Atanın târif ve ölçüleri İslâmî değerleri temsil ve gaye noktasında aranır. Ecdadın vasıflarını, Müslümanlığın bütün hususiyetlerini şahsında toplamış ve İslâm’ı yayıp ilerletmiş olanlarda aramak lâzım. Ölçü şudur: İ’lâ-yı Kelimetullah üzere hareket eden, Hz. Peygamberimizin sünnetini esas alan ve gaye edinen devlet adamları, velî ve âlimler, fikrî ve edebî şahsiyetler, hülâsa ifadeyle Müslüman Türk milletine mal’olmuş büyükler ata ölçülerini haizdir.                                                                                                                                                  

İslâm’ı yüceltmiş olanlar atamızdır ancak                             

Ata, İslâm medeniyetimize, irfanımıza, kimliğimize yön veren, bu mânada eserler bırakan insanlardır. “Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer” diyen Mehmed Âkif din-i İslâm’ı yüceltmiş atalarımızı târif ediyor. “Kökü mâzide olan âti” vasıflarını taşıyan büyüklerimize yürekten ecdat dememiz boşuna değildir. “Ecdadın ruhlarının gökten indiğini” söyleyen mütefekkirlerimiz kimleri işâret ediyordu? Kimlerin ruhları göklere, yani Allah’ın hakikatlerine bağlıysa onlar ecdadımızdır. Cumhuriyetin kurucuları arasında ruhları göklere ermiş ecdat denilebilecek şahsiyet yoktur. Bunun içindir ki Kamalist devletin kurucularını ecdat sayamayız.                                                                                 

Şanlı ecdat derken kimler aklımıza gelir?

Şanlı ecdat derken kimler aklımıza gelir? Müslüman millete zulmetmiş cumhuriyetin despot şeflerinin akla gelmesi mümkün müdür? Ecdadın izleri câmilerde, türbelerde görülür. Onun içindir ki, “ecdat yâdigarı” sözünün anlamı İslâmî köklere dayanır. Anıtmezar ecdadın ruhunu yansıtmadığı için orası bir ecdat yâdigarı sayılmaz. Ecdat mezarlarından mânevî ilham alınır ve dua edilir. Cetlerimizin ruhunu hangi mekânlar veriyorsa, orada yatanlar atalarımızdır. Kamalist şeflerin mezarları mânevî duygu vermediği, Müslüman varoluşumuzu çağrıştırmadığı ve Müslümanca dualar yapılamadığı için orada yatanları ecdat olarak gönlümüze alamayız.

Yahya Kemâl, Süleymaniye Câmii için “Ulu mabet seni ancak bu sabah anlıyorum / Senelerden beri rüyada görüp özlediğim / Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim” derken Müslüman kimliği yaşatan eser ve ecdattan bahsediyor. Ecdadın mezarları da, yaptırdıkları câmiler de ecdat ruhunu yansıttığı için aynı zamanda kudsî yâdigardır. Atalarımız, İslâm ahlâk ve faziletini, din ü milletin dünya görüşünü taşıyan ve eserler bırakanlardır. Ecdat yâdigarlarını yok eden Kamalizm’in şefi atalarımız olabilir mi?                                            

Kamalizm’in kurucusu atamız olamaz                                               

Kamalist şef, Osmanlı İslâm asırlarımızın inşacıları olan Osman Gâzi, Fatih ve Yavuz gibi hükümdarları ve Türkleri Müslümanca millet yapan velîleri, dinî ve edebî şahsiyetleri ata kabul etmeyip, pozitivizmin kurucusu A. Comte’u, lâdinî ve pozitivist düşünür J. J. Russo’yu, materyalizmin kurucusu Büncher gibi Batı’nın tanrısız filozoflarını ata kabul etmiştir. Bu ölçülere göre, Kamalizm’in kurucusu atamız olamaz. Kamalist şefler İslâm’a ve millete mugayir vasıf ve amellere sahip oldukları için ecdat olma hakkını haiz değildir. Devleti Batılı modernleşme ideolojisi olarak ilân eden Kamalist şefler İslâm’ın bin yıllık yaşayagelen medeniyetini redd-i miras ettikleri için ata vasfını kazanamamışlardır. Altı Okçular yücelttikleri şefleri cebren ve ideolojik olarak “ata” ilân etseler de millet vicdanında “ata” olmaları gayr-ı kabildir, yâni imkânsızdır.                                                             

Fahrettin Paşa atamızdır                                                                                              

“Yapamaz Ertuğrul evlâdı sensiz / Can verir, cânânı veremez Türkler / Ebedi hadim’ül haremeyniniz / Ölsek de Ravza’nı rûhumuz bekler…” şiirini yazan mülazım İdris Salih ve Mekke ve Medine’nin müdafîi Fahrettin Paşa (Türkkan) kalben ve fikren atamızdır. Kâzım Karabekir Paşa İslâm’a ve millete yakın durduğu ve Kamalizm’e karşı çıktığı için ata vasfına sahiptir.                                                       

Tâğutî ve bâtıl ata arayanlar                                                      

Atasını yanlış ve bâtıl yerde arayanlar da var. Meselâ, çok zaman önce bir Kamalist bir yazar “Hititler Türk atalarımız arasında sayılır” demişti.  Beş bin yıl önce yaşadığı iddia edilen pagan “Mu Türkleri”ni ata kabul eden bâtıl Türkçülerin ataları da tâgutîdir.                                                                                

Cengiz Han atamız sayılmaz                                            

İslâm’la tanışamayan, fakat tek din inancına sahibi tarihî şahsiyetleri soy itibariyle köklerimizin temsilcileri sayarız. Fakat İslâm öncesi şahsiyetlerden Cengiz Han, İ’lâ-yı Kelimetullah üzere fütuhata çıkmadıkları için atamız sayılmaz. Lisanımızı ve ananelerimizi Müslümanca yayan ve inşa eden Kaşgarlı Mahmud ve Yusuf Has Hâcib atalarımızdır.                                                           

Mehmed Âkif atamızdır, Tevfik Fikret atamız olamaz                                                                              

Milletim nev-i beşerdir vatanım ruy-i zemin / diyet Tevfik Fikret yabancılaşmış bir ruhu taşıdığı için atamız olmaz. “Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl” diyen Mehmed Âkif has bir edebî ve fikrî atamızdır. “24 saatte Lenin / 24 saatte Marks / 24 saat Engels” diyen ve cenazesi Kremlin protokolü ve Ortodoks töreniyle kaldırılan Nâzım Hikmet, Türk gençliğinin edebî ve fikrî atası olamaz. “Müjdecim, kurtarıcım, Efendim, Peygamberim / sana uymayan ölçü hayat olsa teperim” diyen üstad Necip Fâzıl edebî ve fikrî atalarımızdandır.                                 

En yüce atamız Peygamber Efendimiz’dir                                      

Bu dünyada en yüce ve ulvî atamız olan Hz. Peygamber Efendimiz’in dinî sulbünü devam ettiren Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali Hakk’a tapan Türk milletinin ecdad-ı âlisidir. İmam-ı Gazâlî ilimdeki büyük atamızdan biridir. Yunus Emre, Hz. Mevlâna, Hacı Bayram-ı Velî ve benzeri şahsiyetler ecdadımızın has nümuneleridir. Sözün özü: Bir insanın sahip olduğu zihniyeti ve inancı kim temsil ediyorsa atası odur. (ilbeyali@hotmail.com)

Bu yazı toplam 207 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim