• İstanbul 24 °C
  • Ankara 28 °C

Avrupalı’nın bin yıllık Türk korkusu ve nefreti

Ahmet Doğan İLBEY

Yeni Zelanda’da câmide namaz kılan Müslümanları katleden Avrupalı câni (İskoç asıllıymış, ne fark eder, o mel’un kıtanın hepsi Avrupalıdır) katliam manifestosunda Türkleri tehdit etmiş.

"Boğaz'ın Batı yakasında bir yerde yaşamayı denerseniz, Avrupa'ya gelirseniz sizi öldüreceğiz. Konstantinopolis'e gelir, tüm câmi ve minareleri yıkarız. Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinapol hak edildiği gibi tekrar Hristiyan şehri olacak" demiş ve Viyana Kuşatması'na atıfta bulunmuştu.

Birkaç gün önce de, Türk, yâni Müslüman düşmanı İsveçli bir siyasetçi kâfir, Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliğinin önünde Kur’ân-ı Kerîm’i yakarak “Türkiye'ye gol attığımda işte bu diye düşündüm” demiş. Bu şenî sözünün altında Türk nefreti ve korkusunun yattığını izaha gerek yok. Barbar Viking atalarından tevarüs eden bir gen bu…

Avrupa’yı İslâmlaştıran Türk’ten korkuyorlar  

Avrupalılar bin yıldır Türklerden korkarlar. Yukarıdaki sözleri söyleyenlerin şuuraltında yatanlardan anlıyoruz ki Türk korkusu ve nefreti devam ediyor. Selçuklu ve Osmanlı asırlarında başlayan bu korkunun sebebi, Türklerin İslâm âleminin bayraktarı olmasıdır. Bir başka sebep de Müslüman Türklerin mânevî çöküntü içinde olan Avrupa ülkelerinde hızla yayılması bütün Avrupa kavimlerini paranoyak yapmıştır. Bu târihî sebeplerden dolayı Avrupalılar binyıldır Türk’ü kendilerine rakip bildiler ve kendilerini asırlarca hep ezik hissettiler. Şuur altında devam eden Türk korkusu ve nefreti bundandır. Yakında Almanya, Avusturya, Sırbistan, Fransa, İspanya, Belçika ve İsveçlere kadar yayılacak ve Amerika’ya ulaşacaktır Türk korkusu.

Târihe alâka duyanlar bilirler; Osmanlı Türk Akıncıların gözetlenmesi için

Viyana’da 1534 yılında St. Stephen’s Katedrali’ne çan çalarak haber vermesi için bir “askerî memur” tayin edilir. Bu memuriyet 1956 yılında “Osmanlı tehlikesi” kalmadığı düşüncesiyle kaldırılır. Ne düşündüler bilinmez, Türk korkusu 1956’da sözde bitmiş göründü. Oysa asıl gerçek gizleniyor ve Viyana ile birlikte bütün Avrupa’nın Türk korkusunun dört asırdan bu yana sürdüğü ortada. (Derin Tarih / Nisan 2013)

Avrupa’ya göre Türk “kapıdaki düşman”dır

Avrupalının iflah olmaz Türk düşmanlığının ana başlıklarını Derin Tarih dergisinden (Nisan 2013, s. 34) hülâsa ederek aktaralım: Avrupalılar, Osmanlı’ya "Türk", Osmanlı İmparatorluğu'na "Türk İmparatorluğu", Osmanlı Ülkesine "Türkiya", Osmanlı sultanlarına da "Grand Turco" yâni "Büyük Türk" ve Müslüman olan Hristiyan için de "Türk oldu" derlerdi. Haçlı kıtasına göre “Kapıdaki düşman” olan Türk, Müslüman Doğu ile aynı mânaya geliyor. Bütün Avrupa ülkelerinin târih kitaplarında Türklerin İslâmlaştırma fütuhatlarının “Türk korkusu” olarak okutulması hâlet-i ruhiyelerinin değişmediğini gösteriyor. Meşhur fizikçi Galileo Galilei, “Teleskoplarla Osmanlı Türk ordusunun gelişini size önceden haber vereceğim bunu ciddiye alın” diyerek moral verdiği ders kitaplarında işlenmiş.

Avrupalının şuuraltı: “Her gün bir Türk öldürürdüm”

Hıristiyan din adamları tam beş yüz yıl, Avrupalıların işlediği günahların bir cezası olarak Türklerin Tanrı tarafından gönderildiğini söylediler ve Türk’ün ilerleyişini kıyamet alâmeti olarak vaaz ettiler. Alman Papaz Martin Luther’e göre “Türkler, tanrının öfkeli kırbacı, yakıp yıkan şeytanın uşağıdır.” Bu söz son derece tesirli olmuştur ki, 16 ve 17 asırların Avrupası’nda “Eğer Samson gibi güçlü olsaydım, çaresini bulur her gün bir Türk öldürürdüm...” sözü yaygınlaşmıştır. Meşhur fizikçi Galileo Galilei, “Teleskoplarla Osmanlı Türk ordusunun gelişini size önceden haber vereceğim bunu ciddiye alın” diyerek moral verirdi.

Türkler konusunda hep düşmanca hikâyeler ve hurafeler icat ettiler.  “Zâlim,  gururlu, kaba, câhil ve Hıristiyanları yok etmek isteyen Türk!” Kuzeyden güneye bütün Avrupa kiliseleri Türk düşmanlığını aşılamak için Türk kelimesini işkence anlamına gelen "Torxuere" diye vaaz veriyorlardı. İspanya’da "Türk" adı; umacı anlamına gelen "coco" dur.  İtalyanlar asırlardır korku ifadesi taşıyan "Mama Turchi!" (Anneciğim, Türkler demektir) diyerek Türk düşmanlığını ideoloji hâline getirmişler.  Korkuları o derece ileri gitmişti ki Türklerle savaşmak Tanrıyla savaşmaktı.

Şekspir’in Othellosu: “Başı sarıklı, çok zararlı Türk”

Sözde dualarında "Bu dünya Türklerin, âhiret bizim olacak" diyorlardı. Halklarını rûhen canlı tutmak için tiyatro, bale, opera gibi eserlerinde, şarkı ve şiirlerinde Türk korkusu mevzuu işlenir. İngiliz yazar Şekspir, tiyatro eserinin ve başkahramanının adı olan “Othello” yu "başı sarıklı, çok zararlı Türk" diye konuşturuyor. Don Kişot’un yazarı Cervantes’i İnebahtı deniz savaşında Osmanlı’ya, yâni Türklere karşı savaştırması, Avrupalının Türk düşmanlığının iliklerine kadar işlemiş olduğu mânasına gelmez mi? Almanlar, “çekirge sürüsü felaketi” nin müsebbibi olarak Türkleri ve Türk Ülkesi Osmanlıyı görürlerdi. Dahası, içinde onlarca yılan olan yumurtadan çıkan ve yılandan oluşan saçlarıyla Medusa adlı canavarın “Türk” olduğunu ve başında Türk sarığı bulunduğunu masallaştırmışlardı.

Voltaire: “Türkçe konuşanları Avrupa’dan sürmek gerek”

Fransız filozof Voltaire, Osmanlı-Rus Savaşı sürerken Rus Çariçesi’ne “Yüce majesteleri, Türkleri öldürerek bize yeniden hayat veriyorsunuz. Siz Avrupa’nın gücünü aldınız. Türk dilini ve onu konuşanları Avrupa’dan sürmek gerek. İnsanlığın iki büyük baş belâsı var: Birincisi veba, ikincisi Türkler.”       

Bakmayın bugünün “uygarlık” maskesi takmış Avrupalıya! Hâfızanızı yoklayın; AB’nin 50. kuruluş yıldönümü Alman Başbakanı Merkel’in, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’a, Napolyon’un Mısır’da Osmanlı Türklerini “mağlûp edişini” anlatan kabartma bir kupa hediye etmesi Türk düşmanlığının aynı dozda devam ettiğini gösteriyor. Sarı kâtil Amerika’nın ve Sırpların en son Bosna’da gösterdikleri Türk düşmanlığını anlatmaya gerek var mı?

“Bütün câmileri yıksak Avrupalının gözünde Osmanlıyız, yâni İslâm”

Avrupa Türk düşmanlığının yanında bütün mazlum milletlere düşman. Asırlardır dünyâyı sömüren, köleleştiren ve “medeniyet denilen bir canavar.” Bu canavar Türklere niye düşmandır? Âmâ üstad Cemil Meriç’ten dinleyelim: “Biz ki İslâm’ın kılıcı idik, ‘hezâr bütgedeyi mescid’ (binlerce kiliseyi mescid) ey­lemis, ‘nâkûs yerlerinde ezanlar’ okutmuştuk; biz ki sali­be karşı hilâl, küfre karşı hak, zulme karşı adalettik…” (Bu Ülke, s. 165) “Avrupa, maddeciliğine rağmen hıristiyandır; sağcısıyla, solcusuyla Hıristiyan. Hıristiyan için tek düşman biziz; Haçlı ordularını bozgundan bozguna uğratan korkunç ve esrarlı kuvvet. Avrupa kırk haramilerin mağarası. Olimpos dağının çocukları Hira dağının evlâtlarını asla kabul etmeyeceklerdir. Bütün Kur'an'ları yaksak, bütün câmileri yıksak, Avrupalının gözünde Osmanlıyız; Osmanlı, yâni İslâm. Karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın!” (Umrandan Uygarlığa, s.9)

“Türkleri öldürmek” Avrupalının ebedî arzusudur

Son hâdiselerden anlaşılan şu ki Avrupalı kavimler beş asırdır ettiği “Tanrım bizi Türklerden koru!” duasına devam ediyorlar. Hollandalı bakanın “Türkiye Müslüman bir devlettir, İslâm bayrağı taşıyor, böyle bir devlet Avrupa’nın parçası olamaz…” sözleri Türk korkusu ve nefretinin devam ettiği mânasına geliyor. Sözün özü; "Türkleri yenmek ve öldürmek" Avrupalının ebedî arzusu ve hırsıdır. “Avrupa Türk dostudur” diyen siyasetçi ve aydınların yüzü kara olsun.(ilbeyali@hotmail.com)

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1785 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim