• İstanbul 16 °C
  • Ankara 17 °C

Kitaplarla lisansız konuşan âlim Kâtip Çelebi

Ahmet Doğan İLBEY

Osmanlı devri âlimlerinden Kâtip Çelebi (1609-1657) müfrit bir kitap kurdu ve okuyucusudur. Asıl adı Mustafa olan, çocuk yaşta başladığı Dîvan kâtipliği görevinden dolayı Kâtip Çelebi diye hitap edilen, devrinin sınır tanımaz kitap okuyucusu bu âlim zat kitaplarla dostluğunu şöyle anlatır:

Gece gündüz şevkle kitap okurdu

“On sene kadar zaman gice gündüz iştigâl idüp bî-hadd kütüb görmek müyesser ve ekser fünûnı tetebbu müyesser oldı. Gâhî bir kitâbı görmeğe şevk düşüp gurûb-ı şemsden tulâ’a dek şem’a yanar kelâl ve melâl gelmez idi.” Diyor ki: Güneşin doğmasına kadar mum ışığında gece gündüz kitaplarla iştigal ettim. Bundan yorgunluk ve üzüntü duymadım. (Kâtip Çelebi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları)

Onun, “Kitaptan daha iyi bir arkadaş yoktur. İnsana dert ortaklığı eder, insanın gönlünü açar, yüreğine su serper. Gönlünün her dileğine onunla kavuşursun. Böylesine güzel bir dost görülmemiştir; ne incinir ne incitir” sözünü her kitapsever çerçeveye alıp başucuna asmalıdır.

Kitaplar için her yola baş koyan adam

İlim ve kitap hırsından dolayı eserlerinin çoğunu yarım bırakan, meşhur Keşfü’z-Zünun ve Cihannüma’nın yazarı bu zat adını duyduğu kitapları bulmak için her yola baş koyan hırslı bir insandı. Bu hırs maddî değil, ilim hırsıydı. Annesi ve zengin bir akrabasından düşen mirasın büyük bir kısmıyla medeniyet coğrafyamıza ait nerede kıymetli kitap varsa satın almış. O tarihte bulunması zor olan ilim kitaplarını arayıp bulan bu velut âlim devrinin en zengin hususi kütüphânesine sahipti.

Prof. Dr. Bekir Karlığa’nın Türk Edebiyatı Dergisi’nin Ağustos 2009 sayısındaki mülâkatında “Batı emperyalizminin hedeflerini ve Osmanlı için doğuracağı tehlikeleri ilk fark eden Müslüman düşünür” dediği Çelebi bulunması imkânsız denilen kitapları bulup kütüphânesine koyduğunu haklı bir gururla anlatırdı. Devrin Dîvan şairlerinden Şeyhülislâm Yahya Efendi bir sohbette “Çelebim, bin ciltten fazla tarih kitabınızın olduğu söyleniyor, doğru mudur?” diye sorar. Çelebi “Olması gerektir” der. Şeyhülislâm’ın inanmadığını sezince, ertesi gün beş yüzden fazla kitabını kiraladığı on katıra yükleyip, Şeyhülislâm’ın konağına gönderir ve haber salar: Fakirhânede kalanların sayısı bundan daha fazladır. İsterlerse gelip görebilirler.” (İslâm medeniyetinin büyük sîması: Kâtip Çelebi, Fikriyat.com, 5 Ekim 2018)

Bir günlüğüne kiralık kitabı bir gecede okurdu

Halep Medresesi’nde genç bir molla iken sahaflara uğrardı. Diğer mollalar ise para biriktirip istirahatlerine bakardı. Hacca niyet etmişti. Fakat onun gözü kitaplardaydı, muradı âlim olmaktı. Sahaflardaki yazma eserleri alacak gücü yoktu. Her bir kitabı bir gecede okumak üzere kiralık alıp okurdu. Türk İslâm kültürüne bîgâne Kemalist Cumhuriyetin eğitim sistemi, idareli harcadığı parasının bir kısmını kitap okumak için gece yaktığı mumlara ayıran bu âlimin benzerini yetiştirebilmiştir? “Kitap okumak eziyet” diyen günümüzün sözde bilim insanlarının varlığı, “Mumlar tükenir, güneş doğar, ben hâlâ okurdum; gözüme uyku girmezdi…”  diyen Kâtip Çelebi’nin yanında ne ifade eder?

Kitaplara ulaşmak için canını bile tehlikeye atardı

Memuriyeti dolayısıyla seferlere katılan Çelebi gittiği yerlerde sahaflara uğrayarak önemli kitapları alıp, İstanbul’a götürmek için sandıklarda muhafaza eden kararlı bir kitap dostuydu. Kitaplarla dostluğunu mermerlere kazınacak şu veciz sözle anlatır: “Kendisiyle konuşup sohbet edilecek, kitaptan daha iyi bir dost yoktur. Çünkü kitap insanla lisansız konuşur ve cevap da istemez.”     

İstanbul dışında en netameli beldelerde dahi haberdar olduğu kitaplara ulaşmak için canını ve sıhhatını tehlikeye atar, aradığı kitaba mıhakkak ulaşırdı. Hadis âlimlerinin, Padişah ve ünlü şahısların vefatlarına dair eserler olan Vefeyât, Tabakat ve tarih kitapları bulmak için elinden geleni yapardı. (Kâtip Çelebi Hayatı ve Eserleri, Prof. Sait Öztürk, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği org.tr. / 20 Şubat 2013)

Seferlerde bile kitap toplayıp okuyan âlim

Vazifesi icabı katıldığı seferler onu kitap okumak ve kitap araştırmaktan geri koymadı. Dördüncü Murad’ın Revan Seferi’nde kitap sorup arayan bu insanın kitap sevdasını anlatmak bir hikâye konusudur. “Mızrak şakırtısı el’an kulağımdadır” diyen Çelebi seferlerde her türlü sıkıntıları yaşayan, geceleri her ân düşman saldırılarına uğrayabilecek çadırların ve çukurların içinde yatan, gündüzleri kitap okuyan ve defterlerini yazıyla dolduran müthiş bir insandır. (Kâtip Çelebi, Kültür ve Turizm Bakanlığı yayınları, 1989)

Orduyla birlikte katıldığı birçok seferden kitap toplayarak İstanbul’a dönen onun gibi bir âlim örneği tarihte ve günümüzde var mıdır? Salgın hastalıkların korku saldığı bu seferlerde bile kitap bulma dâvasından vazgeçmeyen kitap müptelâsı bu âlimin romanı yazılmadı, belgesel filmi çekilmedi? (ilbeyali@hotmail.com)

Bu yazı toplam 23 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim