• İstanbul 29 °C
  • Ankara 29 °C

M. Enes Kala: İradeyi marifete ve adalete yönlendirmeliyiz

M. Enes Kala: İradeyi marifete ve adalete yönlendirmeliyiz
“Çağımız insana hasrettir. İnsan olmak, insan kalmak ve insan olarak ölmek büyük bir davadır. Bu dava adalet ve marifet eksenli hayat bulacak ve insanlık için hayat olacaktır.”

Türkiye Yazarlar Birliği Genel Sekreteri ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muhammed Enes Kala, Sincan'da Ramazan Akşamları” programında konuştu.

12 Mayıs 2020 tarihinde 21.30 da KON TV ve sincan.bel.tr'den canlı olarak yayınlanan "Beşeriyetten İnsaniyete" konulu söyleşiyi Necip Karaya yönetti.

Rabbimizin emanetini yere düşürmemeliyiz

Kala yaptığı konuşmada, Yüce rabbimiz, Biz; emaneti yerlere, göklere, dağlara, teklif ettik de onlar yüklenmekten çekindiler, emaneti insan yüklendi.” buyuruyor. Şimdi, oradaki emanet sırrını bilmek gerekiyor ki oradaki emanet sırrı akıl ve iradedir. O halde bir irademiz var, bilincimiz var. Tabi ki bu irade iki şeye yakın, aynı uzaklıkta ve bu irade ayartılarla, üstü örtülerek, karartılarak sanki zulmete ve cehalete yaklaştırılıyor. Ancak, orada Rabbimiz bize güvendiği için bize emaneti teklif etti ve biz o emaneti yere düşürmeme üzere üstlendik. O halde iradeyi zulmete ve cehalete değil de, marifete ve adalete dönüştürme önemli. İşte bu iradeyi üstlenen ve bu emanetin, teklifin gereğini yapan varlığa biz insan diyoruz.” dedi.

Konuşmasında beşer” ve insan” kelimelerinin tahlilini yapan Doç. Dr. Muhammed Enes Kala, Beşer ve insan iki kelime. Ama bu iki kelime birbirinin muradifi, eş anlamlısı değil. Biz, beşere insan, insana beşer diyoruz” günlük hayatımızda, ancak işin iç yüzüne baktığımızda aralarında çok değerli bir fark var. Her ikisinin kökeni de Arapça. Kökenine indiğimizde bu kelimeler bize çok şey hatırlatır. Beşer iki kelimeyle ifade edildiğinde, beşirun da bir kelime müjde. Beşeratün de bir kelime deri demek. Şimdi biz beşer derken Hz. Muhammed (sav) ene beşerun mislihu diyor ya; Ben de sizler gibi bir beşerim.” Oradaki beşerlik bizim fizyo biyolojik tabiatımızı seslendiriyor. Bize Allah tarafından takdir buyrulan tarafımızdır. Yeriz, içeriz, besleniriz, neslimizi devam ettirmeye uğraşırız. Bu yönümüzle ne övgüye ne de sövgüye layığızdır.” diye konuştu.

Mesele tekamülü zirveye ulaştırmaktır

Derimizin arka planında saklanan hususiyetin beşeriyet olduğunu, beşeriyette ise hiç kimsenin bir diğerine üstünlüğünün olmadığını ifade eden Kala,

Teni ister esmer, ister beyaz, isterse de sarışın olsun. Beşeriyet verili olduğu için orada insanın iradesi ve bilincinin belirlediği, tamamladığı hiçbir hususiyet olmadığı  için burada ne övgü vardır ne de sövgü vardır. Peki insan, insan da Arapça demiştik. İnsanın kelime kökenini ise, ulema, urefa ve hukema nisyan ve ünsiyet olarak alır. Nisyan unutmaktır. Ünsiyet ise, muhabbet, beslemek, yaklaşmak, sevgi, muhabbet göstermek, ülfet göstermek manalarına gelir. İnsan her ikisinden de gelir. Bizim insan tarafımızın bir tarafı unutmak üzerine programlıdır. Bir tarafı ise ünsiyet üzerine programlıdır. O zaman şöyle soracağız. İnsan neyi unutmalı, neye ünsiyet beslemeli? Bu soru bizi insan kılacak hususlardır. Biraz önce bahsettik adaletin zıttı zulümdür. Cehaletin zıttı marifettir. O halde Rabbimizin bizden murat ettiği şey şudur: Bize diyor ki, Ey kulum marifet burada, adalet burada, cehalet burada, zulmet burada. Ben sana güvendim, sana inandım ve emaneti sana teklif ettim. O halde yapman gereken şey açıktır: Zulmete ve cehalete ünsiyet duyman, onları unutman, onların tam zıddı olan adalete ve mağfirete de ünsiyet duyman beklenir. ifadelerini kullandı.

İnsan olmak, insan kalmak ve insan olarak ölmek büyük bir davadır

Doç. Dr.  Kala sözlerini şöyle sürdürdü: Mesele tekamülü zirveye ulaştırmak. Beşeriyet, insaniyet ve İslamiyet. O insaniyetin nurlandığı, pürü pak olduğu değer ise, İslamiyettir. Zaten Hz. Peygamber (sav) beşeriyetini insaniyete inkılap ettirdiği için nubuvvet nuruyla aydınlandı ve bizi aydınlatan önderimiz oldu. O insaniyetle İslamiyetin en esrarlı hususiyetlerini hem yaşadı hem de ümmetine yaşatmak için bir emaneti bıraktı. Çağımız insana hasrettir. İnsan olmak, insan kalmak ve insan olarak ölmek büyük bir davadır. Bu dava adalet ve marifet eksenli hayat bulacak ve insanlık için hayat olacaktır.”

                                                                              Mahmut Erdemir – Şeyda Özgül

Bu haber toplam 316 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim