Hiçbir teknolojik vasıtanın olmadığı dönemlerden bugünlere nasıl geldik? Rüzgârla, seher yeliyle sevdiğine haber salan ve ondan haber bekleyenler, türkülerde mi kaldı? “Seher yeli sevdiğimden bir haber” deyişindeki incelik, hoşluk, insanın yüreğini nasıl da kıpır kıpır eder.
Bir zamanlar öyle insanlar hayattaydılar. Yaşadılar, ömür sürdüler, göçüp gittiler. Esen yelde sevdiğinin kokusunu duyduklarında mutlu olurlardı. O koku belki saman, kuru ot kokusuydu, belki bir çiçeğin yahut fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusu. Aynı zamanda turnalarla selâm gönderip haber almak isteyenler vardı. Allı turna, telli turna ile. İşte bir örnek: “Telli turnam selâm götür sevdiğimin diyarına, üzülmesin, ağlamasın belki gelirim yarına…” diyen Musa Eroğlu’nun sesi, kimi duygulandırmaz?
Yazının devamı için:https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-seker/iletisim-haberlesme-yahut-iletis-haberles-4792743































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.