Teravih namazı için gittiğim yakınlardaki Mimar Sinan Camii'nin çay ocağı ve kütüphanesine uğradım ve gayri ihtiyari elim mütevazi kütüphanesine daldı, uzandı. Huzur Sokağı romanı ilk elime gelen kitaplardan birisi oldu. Kütüphanedeki nüshası 95'inci baskıya ulaştığını gösteriyor. Kim bilir belki ötesine de geçmiştir. Bu kitabı zannederim çocukluğumda genelde yaptığım gibi Şükrü Çelikateş'ten ödünç alarak okumuş olmalıyım. Biraz sonra kütüphane ve çay ocağına hemşerimiz Abdulkadir Yürür hoca da damladı. Elimde bu kitapla karşılaştı o da hatıralara daldı, Huzur Sokağı ve benzeri romanlardan çok haz aldığını söyledi. Gençliğimizi onlar şekillendirmişti. Romantizm dönemimizi onları okuyarak geçirmiştik. Bize yaşama sevincini ve artı gölgesi olarak başkalarını da sevmeyi öğretmişti. Huzur Sokağı bir arayışın romanıdır. İyiliğin beraberce yaşandığı bir atmosferi ve ortamı tasavvur eder ve düşler. Ya da hedefi o'dur. Bediüzzaman bu ortama 'cenneti asa bahar' adını vermektedir.
Devamı: https://www.fikriyat.com/yazarlar/mustafa-ozcan/2022/04/10/huzur-sokaginin-sam-adresi































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.