• İstanbul 11 °C
  • Ankara 14 °C

Rahim Er: Unuttuğumuz Mora Türkleri

Rahim Er: Unuttuğumuz Mora Türkleri
Türkiye’den evvela muhtariyet, sonra da istiklâl kazanarak ilk kopan kavim, Rumlardır. Kopuştan sonraki siyasi yapıya “Yunanistan” ismi verildi...
1821’de başlayıp 10 yıl içinde hedefine vardırılan bu seyir, tarihimizin iyi bilinmesi gereken bir facia dönemidir. İşbaşında Sultan II. Mahmud Hân vardır. Kendinden önce askerî ayaklanmayla III. Selim katledilmiş, kendisi de canını zor kurtararak, tek şehzade olmak hasebiyle aynı zamanda Hânedan’ın da devamını kurtarmıştır. Kargaşa ve bozulma günleridir. Sultan Mahmud Hân zamanında güya ulemadan ve bugünden benzetmeyle devrin “Fetullah Hoca’sı” Halet Efendi adında muhteris bir adam da vardır. Çatı çökmekte, duvarlar devrilmekte, tam bir zelzele yaşanmaktadır. Bundan dolaydır ki 1826’da Yeniçeri adlı eskinin şanlı ocağını batırmak gibi zor kabullenilen bir tasarrufa gidilmiş, kendi valisi Mehmed Ali Paşa’dan yardım isteme mecburiyetinde kalınmış ve ardından da kendi ordusunun, kendi valisine mağlup olması gibi hazin bir tecelli yaşanmıştır. İşte o günlerde baştan sarık çıkartılıp, yerine fes takılarak yapılan şeklî inkılaplardan medet umulur. Bu medet umma, bir asır boyunca devam ederek, bir asır sonra cumhuriyetin ilânı üzerine “gardırop devrimleri” sürecinde şapka giymeyen vatandaşın idam sehpasında can vermesi gibi utandırıcı bir sonla çıkmaza girecektir. II. Mahmud devri ve takip eden zamanlar anlaşılmadan bu günler anlaşılamaz. Bu anlama zarureti, askerî cephe, zaferler, mağlubiyetler, inkılaplar, isyanlar, sosyal hayat, garplılaşma… şeklinde uzayıp gider.
Zikredilen dönemde çok şey vardır. En başta gelenlerden biri, Rumların Mora yarımadasında isyan etmesi yahut isyan ettirilmesi ve bu isyandan “Yunanistan”ın çıkmasıdır. Osmanlıya ilk başkaldırma Eflak-Boğdan’da başlamış, oradan Mora’ya sıçrayarak yangın hâline gelmiş, o yangın kısa müddet içinde Girit, Rodos, Sisam dâhil onlarca adaya yayılmış, bölgede hem kara ve hem de deniz tutuşmuştur. O gün Atina dâhil bütün Balkan toprakları Müslüman Türk’ün vatanıdır. Adaların birçoğu ve birçok yer Türkçe isimler taşımaktadır. Mesela Girit adasında 1 milyon 600 bin Müslüman varken Rum nüfus 1 milyon 300 bindir. Buraların İslâm memleketi olmasının sebebi, mükemmel iskân siyasetimiz ve 5 asır boyunca o semalarda ezan sesi yükselmesindendir.
Rum isyanının arkasında Rusya, Fransa, bilhassa İngiltere vardır. İngiliz kumandanlar karada ve denizde isyancılara komuta etmektedir. Tâ Amerika’dan, Avrupa’dan gönüllüler gelerek Rumlarla birlikte “barbar Türkler” diye iftira attıkları insanlara karşı savaşıyorlardı. O kadar ki bu mutaassıp Hıristiyanların içinde şairler, ressamlar gibi militanlar bile vardır.
Osmanlı asker ve donanması, bütün ağır şartlara rağmen canını dişine takarak erzaksız kalmış kalelerin, kadının, kızın, Müslüman ahalinin imdadına koşmakta, Atina dâhil birçok elden çıkan yeri istirdat edebilmektedir. Ordumuz, var gücüyle hem müdafaa ve hem de taarruz ederken “barbar proje”nin tehlikeye girdiğini gören Avrupa, adı konmadık bir Haçlı İttifakı yaparak bir olup üstümüze gelmeleriyle donanmamızın yakılmasına kadar büyük ziyanlara uğradık. Nihayetinde yakarak, yıkarak, zulmederek maksatlarına ulaştılar. Zağra Müftüsü Râci Efendi’nin sözüyle “azîz-i vakt iken â’dâ zelîl kıldı bizi”:
Bu haber toplam 94 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim