Yahudilik ve Siyonizm ayırımının Avrupa ve Amerika’da ne kadar derine işlediğini gözlemlemek ve onları ayrışmaya mecbur bırakan hususları tespit etmek gerekiyor. Açık kaynaklardan takip edebildiğim kadarıyla bu ayrım önemsenmesi gerekli boyutlara ulaştı. Hatta yer yer karşıtlık düzeyinde bir farklılaşmadan söz edebiliriz. Eğer bu ayrımı daha da anlaşılır bir kavram çifti ile göstermek gerekirse Yahudiler arasında din ve ideoloji kaynaklı bir ayrışma diyebiliriz. Sözünü ettiğimiz ayrışmanın Yahudilerin merkezinde olduğu siyasi kararlar üzerindeki etkilerini tespit etmek kolay değil fakat bir dönem sonra bu ayrışmanın farklı boyutlar kazanarak sertleşeceğini söyleyebilirim. Bu sebeple özellikle Almanya, İngiltere ve ABD’nin dikkatle takip edilmesi gerekiyor. Yahudiler arasındaki ayrışmayı açık kaynaklar üzerinden takip etmek oldukça önemlidir. Örneğin “electronicintifada.net” sitesinde 15 Eylül 2026’da yayımlanan David Cronin imzalı yazıda Avrupa’da yaşayan Yahudilerle İsrail arasında ciddi bir ayrışmadan bahsediliyor. Cronin, bu ilişkilerin tek boyutlu olmadığını ifade ediyor.
Cronin’in bahsi geçen yazısında Avrupalı Yahudilerin İsrail’le ilişkileriyle ilgili bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkmış el kitabından bahsediliyor. Kitabın hazırlanma aşamasında Avrupalı Yahudilerle röportajlar yapılmış. Buna göre Avrupalı Yahudilerden bazıları İsrail’e güçlü bir bağlılık ifade ederken, diğerleri mevcut İsrail hükûmetinden duydukları derin rahatsızlığı dile getiriyor. Aynı yazıda 2015 yılından beri Avrupa Komisyonu’nda Yahudi karşıtlığıyla mücadele ve Yahudi yaşamını destekleme koordinatörü olarak görev yapan Barones von Schnurbein adlı Alman bir kamu görevlisinin ilişkileri de gündeme getiriliyor. Cronin, adı geçen Hristiyan kökenli Bavyeralı aristokratın “Avrupa Yahudilerinin İsrail hakkındaki çeşitli görüşlerine saygı göstermeyi reddedip İsrail’in suçlarına veya devletin ideolojisi olan Siyonizm’e karşı çıkan Yahudileri, denetlediği faaliyetlerden dışlamasını” biraz da şaşkınlıkla belirtmiş.
Almanya’da ve İngiltere’de seçkinlerin sıradan vatandaşlardan farklı olarak Siyonizm’e ve İsrail’e derinden bağlı oldukları biliniyor. Eskiden bizde yaygın bir şekilde kabul edilen açıklama biçimleri sürdürülseydi bu ülkelerde Siyonizm’e ve İsrail’e bağlılık, Yahudi gücü ve uluslararası sermaye ile izah edilir, bu seçkinlerin Yahudilere boyun eğdiği üzerinde durulurdu. Böylelikle Katharina von Schnurbein olayını da aynı kategoride değerlendirip, Yahudi lobilerinin bu şahsı da satın aldığına inanabilirdik. Fakat 7 Ekim 2023’ten sonra dünyada birçok şey açığa çıktı ve bizim de açığa çıkan bu gerçekleri farklı bir gözle yeniden değerlendirmemiz gerekiyor. Bu sebeple Yahudilerin Siyonizm ve İsrail’le olan ilişkileri üzerine gitmemiz gerekiyor. Çünkü olaylar Siyonizm’in ve Yahudiliğin birebir örtüşmediğini ve özdeşleşmediğini gösteriyor. Almanya’da ve İngiltere’de elitlerin İsrail’e desteğinin ideolojik bir tercihin yansıması olduğunu bilmek hadiseleri değerlendirmek açısından oldukça önemlidir.
Bizde Siyonizm’e dair kitaplar yok denecek kadar azdır. Bu alanda az sayıdaki çalışma da Yahudilik merkezli söylemlerin gölgesinde kaldı. Takip edebildiğim kadarıyla son dönemde Siyonizm’e dair en dikkat çekici kitaplardan birini Fazıl Duygun yazdı. “Yahudileri Kim Siyonistleştirdi?” adlı kitapta Hıristiyan Siyonizm’i üzerinde duruluyor. Hıristiyanlar arasında da Protestanlar öne çıkıyor.
Devamı:https://www.yenisafak.com/yazarlar/selcuk-turkyilmaz/siyonizm-yahudilikten-ibaret-degildir-4857533































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.