Şöhretli tarihçi ilmî tarafsızlığını yitirirse…

Ahmet Doğan İLBEY

Şöhretli tarihçi İlber Ortaylı 21 Eylül 2020 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki mülâkatında Türk milliyetçiliğinin Nihal Atsız, Orhan Şaik gibi laik yapılı, dinle tarikatla ilgisi olmayan adamların elinden çıkıyor, İslâmcıların arasına kaymaya başlıyor. Yâni kasabalılaşıyor. Bugünkü Türk milliyetçiliği fevkalâde kasabalı milliyetçiliktir. Milliyetçilik tamamen kasabaların geleneksel İslâm, geleneksel düşünce, geleneksel yaşam kalıplarına sığınan kasaba milliyetçiliği kimseyi tatmin etmez…” diyerek hayıflanmış.

Şöhretli tarihçi bu beyanıyla Türk milliyetçiliğinin, yâni Türk milletinin bin yıllık İslâmlaşmış değerlerini yekpâre olarak tercih etmediğini, yozlaştırılmış, yâni inkılâba uğramış hâliyle tercih ettiğini aşikâr etmiş. Laikçi, yâni ârızalı Türk milliyetçiliği tercihini peşinen yapmış. Bu mevzu hakkında seküler zihniyetiyle çam üstüne çam devirmiş. Türk milliyetçiliği Nihal Atsız'la Orhan Şaik'le târif edilecek bir mevzu değil. En başta üstad Necip Fâzıl'ın Büyük Doğu düşüncesinin merkezinde yer alan Türklüğün hâkim varlığı ve vasfını, Prof. Erol Güngör'ün, Nurettin Topçu'nun, Nevzat Kösoğlu'nun, Seyit Ahmet Arvasi'nin, İsmet Özel'in, Prof. Teoman Duralı'nın Türklük târiflerini harmanlamadan Türk milliyetçiliği kavramını İslâm zemininde bulmak zor.

DİNLE TARİKATLA MİLLET OLMUŞ TÜRKLÜĞÜ KÜÇÜMSÜYOR

Şöhretli tarihçi tarihi iyi biliyor ama kendine ait fikrî ve kanaati olmayan bir kompüter, bir makina gibi çalışan zihnî, mensup olduğu milleti millet yapan değerlere şaşı gözle, yâni Atatürkçülüğe ram olanlar gibi bakınca şöhretine gölge düşürmüş. Gerçi şöhreti, küçük gördüğü “dinle tarikatla” millet olmuş Türk milletinin gönlünde ve dimağında neşvünema bulmuş değil. Televizyonun, gazetelerin, dijital medyanın ve Atatürkçü laik zümrelerin pohpohladığı bir şöhret bu.

Orhan Şaik Gökyay bu sahada pek dikkate alınmaz, daha çok Türk edebiyat tarihi araştırmacılığıyla faydalı olmuş birisidir. Dolayısıyla mevzumuz dışındadır. Nihal Atsız daha önce yazdığımız üzere devlet bürokrasisine eyvallah etmeyen mert birisidir. Fakat Türk milliyetçiliği anlayışı ağır derecede ârızalıdır. İslâm'ı ve Müslümanlığı esas almaz. İslâm ve Müslümanlık pozitivist ve seküler Türk milliyetçiliğinin içinde içtimaî bir unsurdur. Din milliyetçiliğe faydası olduğu ölçüde sosyal bir anânedir, din değişebilir, yerine bir başka din gelebilir. Atsız iyi araştırıldığında anlayışı böyledir.

Şöhretli tarihçinin Atsız'ı da pek iyi bilmediği anlaşılıyor. Onu modern zaman Türkiye'sine uygun laik bir Türk milliyetçisi zannediyor. Oysa, Atsız, Atatürkçü Türk devlet ve milliyetçiliğini tenkit eden, askerî, militer, yayılmacı, savaşçı ve sosyal darvinist bir devlet ve toplum yapısını savunur. Türk tarih ve edebiyatına ait bütün dönemleri bu zihnî kalıplar içinde yüceltir ve yer verir. Türk milliyetçiliğini de bu esaslar üzerine kurar.

ORTA OKUL SEVİYESİNDE RESMÎ BİR ATATÜRK KİTABI

Şöhretli tarihçinin, kendisinden büyük şeyler beklenen imajına rağmen dağın fare doğurması gibi son derece basit, sıradan bir kitap yayınlayınca zorlama şöhreti bir darbe daha aldı. Yedi dil bilen, her gün ekranlarda görülen, tarih konusunda resmî ve Atatürkçü kuruluşların “tartışılmaz” şöhretli tarihçisi, Yılmaz Özdil'in “Atatürk” kitabı gibi orta okul seviyesindeki “Gâzi Mustafa Kemal Atatürk” kitabıyla “karizmasını” kendi eliyle çizdi. Adı geçen kitap ârızalı, taraflı, örtük ve resmî tarihçilerin yazdığı “Atatürk” kitabının bir benzeridir. M. Kemal'e toz kondurmamış, Kemalist şairler gibi yüceltmiş ve “deha” demiş. Dahası var, “çok kitap okuyan bir komutan” diye tavsif etmiş.

Hâsılı, tarih arşivlerini su gibi içtiği söylenen şöhretli tarihçi M. Kemal'in Tek Parti Cumhuriyeti'ndeki hukuksuz uygulamalarını, adaletsizliklerini, münevver ve âlim kıyımını, millet değerlerinin büyük bir kısmını “reform” adıyla tasfiye ettiğini yazmamış. Prof. Âfet İnan'ın hazırladığı “Medenî Bilgiler ve M. Kemal'in El Yazıları” kitabında yer alan pozitivist ve deist inancından bahsetmemiş. Allah kavramını insanlar vicdanlarında oluşturduğunu, vahyin olmadığını ve Kur'ân-ı Kerim'in “Peygamber”in kendi düşüncesi olduğunu beyan eden ifadelerine değinmemiş. “Gökten indiği sanılan dogmalar” sözüyle Kur'ân-ı Kerim'i küçümsemesini, “beyni sulanmış hâfızların dini” ifadesiyle İslâm dinini kastettiğini “dük” atlamış şöhretli tarihçi.

“İmparatorluğun En Uzun Yılı” “Son İmparatorluk Osmanlı”, “Avrupa ve Biz” adlı kitaplarındaki ilmî tarafsızlığı “Gâzi Mustafa Kemal Atatürk” kitabında göstermemiş. “Atatürk dünya tarihinin nadiren gördüğü bir dehadır. Cumhuriyet demek Kemal Atatürk demek, her şeyden evvel kanun, nizam ve hukuk demek. O, hakikatten bir cumhurbaşkanıdır. Ebedi cumhurbaşkanımızdır. Bu vasfı inşallah başkaları da kazanır ileride” diyor. (Kültür Sanat,18 Ocak 2018)

“CUMHURİYET, KANUN, NİZAM, HUKUK ATATÜRK DEMEK” DİYORSA BİR TARİHÇİ…

“Deveye boynun niye eğri” demişler, “nerem doğru ki” demiş. “Cumhuriyet, kanun, nizam ve hukuk demek Atatürk demek” ifadesinin kabul edilebilir bir tarafı var mı?  Bu ifade Mustafa Kemal'in kişiliğine hakarettir. Onu överken, ideolojik bir “kült” yaparak gözden düşürdüğünün farkında değil. Cumhuriyeti, hukuku, nizamı ve adaleti “Tek Adam” irca etmek ilim ve irfana sığar mı? Bu nasıl bir tarihçilik? Bir makine, bir kompüter gibi tarihçi kafasına sahip, kendine ait bir fikri ve kanaati olmayan Ortaylı'nın bu sözlerinin neresini düzeltmeli? Her tarafı eğri büğrü.

Lâdinî ve kanlı inkılâplarla kurulan Kemalist Cumhuriyetin “Büyük önderi” ne “dünya tarihinin nadir gördüğü dehasıdır” diyen birinin ilmî tarihçiliğinden şüphe etmez misiniz? Kemalist dönemde “hukuk” vardı, öyle mi?  Sorgusuz sualsiz peşin hükümlü İstiklâl Mahkemelerinin neresinde hukuk vardı? Millet Meclisi'ne danışmadan ve milletin fertlerine sormadan çıkartılan Latin-Hristiyan alfabesi, takvimi, üniversite kanunları, Türkçe ezan gibi millete rağmen yapılan sayısız inkılâplarda hukuk, adalet ve kanun mu vardı? Tepeden inme ve cebren yapılan işlerin adına “nizam” demek mümkün mü?

İçinde millet değerlerinin savunuculuğuna dair fikir kırıntısı olmayan kafası kompüter gibi çalışan tarihçi İlber Ortaylı bu ifadeleriyle tarafsızlığını, sözde şöhretli tarihçiliğini (şöhretli tarihçiliği şişirmedir) yerle yeksan etmiştir. Kompüter yüklenen her şeyi alır ve gösterir. Fakat fikrî ve vicdanı olmaz. Hakikat süzgecinin imbiğinden geçmiş fikrini ve kanaatini söyleyemez. Çünkü iyi çalışan bir makinedir. Bir tarihçi ilmî istikbâline ancak böyle zarar verebilir. Zirvede durmak her insanın harcı değil. Yedi dil bilen tarihçi de olsanız, Recüliyetiniz yoksa, hakikati anlatan tarihi yazmaya ve söylemeye and içmemişseniz, cumhuriyetin karanlık ve zulüm yılları olan Kemalist dönemde M. Kemal'in “hukuk, nizam, kanun anlamına geldiğini…” söyleyebilirsiniz.

“TARİH ŞUURUNU KEMALİZM GETİRDİ” DİYORSA BİR TARİHÇİ…

İlber Ortaylı da böyle söylüyor. Ortaylı “Tarih şuurunu da Kemalizm getirdi. Ondan evvel yok” diyor. “Tarih şuurunu Kemalizm getirdi” diyen birisinin, gökteki kuşların, yerdeki karıncaların dahi bildiği, İslâm medeniyet değerleri Kemalist idare tarafından “redd-i miras” edilen milletin nezdinde tarihçi itibarı sıfırlanmıştır. Kemalizm'in tarih şuuru bir baştan bir başa Müslüman Türk millet kimliği ve İslâm muhalifliğinden ibarettir. Laiklik altında pozitivizmin deizmin zihnî ve sosyal hayata tatbikidir. Tek kelimeyle Batılı zihniyetin kopyacılığıdır.

M. KEMAL'İ “TEK ADAM” LAŞTIRMIŞ

Tarihin bilirkişisi olarak takdim edilen şöhretli tarihçi tarihçilikte ilmî tarafsızlığın şart olduğunun unutmuş olmalı ki, ilme ve akla ziyan sözler etmiş:

“O, Türkiye tarihini ve Türk toplumunu değiştiren bir başbuğdur ve onun yaptıklarının izleri hukuk hayatında, kültürel alanda hiç değişmeyecek şekilde devam edecektir.”

Bu cümleleri Kemalizm'in büyük dalkavuklarından Behçet Kemal Çağlar'a ait mısralar veya ortaokul çocuğuna okutulan resmî tarih kitaplarından bir metin zannedebilirsiniz, fakat değil. Televizyonlarda her gün simâsı gösterilerek Türk tarihinin bir bileni olarak efsaneleştirilen, ağzından çıkan her şeyin tarihî hikmet olduğu propagandası yapılan İlber Ortaylı'ya ait. Şöhretli tarihçinin “Atatürksüz tarih düşünülemez. Tarih, Atatürk'ün etrafında şekillenmelidir ve öyle de olacaktır…” cümleleri ne kadar komik. Kemalist tarih Müslüman Türk tarihini esas almaz. Hitit, Frigya, Lidya, Troya, Sümerleri tercih etmiş ve okullarda yaymıştır.

Şöhretli tarihçinin en zavallı ifadesi de “Atatürk için yazmak, her Türk aydınının görevi” ifadesidir. Türk aydının târifini ve vasıflarını merak edenler âmâ üstad Cemil Meriç'in kitaplarına baksın.(ilbeyali@hotmal.com)

Bu yazı toplam 230 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim