Bahsimize girmeden önce bâzı temel bilgileri hatırlatmak lüzumunu duyuyorum: Kullanıldığı yer îtibâriyle, san'at değeri taşıyan hat örneklerini "kitâbî" ve "âbidevî" olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Kitab ve benzeri yazma eserlerde kullanılan hat çeşitlerinin yazıldığı kamış kalemin ağız genişliği birkaç milimetreyi geçmezken, âbidelerde (bilhassa dînî mîmâride) yer alan ve en belirgin vasfı "uzaktan rahatlıkla okunabilmek" olan ikinci gurup hat çeşitleri ağzı geniş kalemle yazılır ve "iri, âşikâr" mânâsına gelen "celî" kelimesiyle tanınırlar: Celî sülüs, celî ta'lîk veya sülüs celîsi, ta'lîk celîsi gibi… Ancak, sâdece celî denilmekle celî sülüs kasdedilmiş olur. Mimar Sinan'ın eserlerinde en ziyâde celî sülüs, nâdiren celî muhakkak ve celî ta'lîkle (Eyüp Sultan'da, Sokullu türbesinin dış mermer duvarında olduğu gibi) karşılaşıyoruz. Ayrıca, mâkılî, bennâî, murabba'lı kûfî, satrançlı kûfî yahud hendesî kûfî ismiyle bilinen ve tezyînî mâhiyeti ağır basan hat nev'inin de celî şekline bâzan rastlıyoruz (Süleymaniye ve Şehzâde câmilerinde olduğu gibi).
Devamı: https://www.fikriyat.com/yazarlar/ugur-derman/2022/11/11/mimar-sinanin-eserlerinde-hat-sanati-1































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.