• İstanbul 16 °C
  • Ankara 17 °C

Yûnus Emre’nin dil şehrine varmak

Ahmet Doğan İLBEY

Modern şehirde insanlar, üstad Necip Fâzıl’ın üslûbuyla urbalar içinde birer kemiyet hâlinde yaşıyorlar. Evler, caddeler, meydanlar, işyerleri insan mezarlıklarını andırıyor.

Ruhsuz ve merhametsiz, kıyıcı ve menfaatçi şehrin kötü ruhu, içinde yaşayanları da kendine benzetiyor.

İnsanların hırs ve nefsi inşa etti bu şehri. İnsan düzelmeyince şehir de düzelmiyor. Kendi elimizle inşa ettiğimiz bu cehennemî, yâni bizi ezen, kalbimizden tutmayan maddeleşmiş şehirden ruhumuzun arzuladığı hakperest, erdemli ve dilâgâh insana benzer bir şehirde yaşamayı hayâl ediyorsak gönül ve dimağımızı toplayıp, Yûnus’un dil şehrine hicret etmeliyiz.

Yûnus’un şehri dört esas üzerine inşa edilmiştir: Şeriat, tarikat, hakikat, mârifet. Aşk bu dört sütunun boyası ve esasıdır. Ulu dervişin gönül dili vardır bu şehrin harcında. “Gönlümüz oldu ulu şâr / o şâr gibi yâ kanda var” diyerek, gönlü mâmur bir şehre benzeten Yûnus sonra şöyle der: “Girdim gönül şehrine, daldım onun bahrine/ Aşk ile seyrederken iz buldum can içinde.”

Aşk ile âbâd olan şehir

Onun şehri aşk ile âbâd olmuştur. Şehre duhul ettiğinizde onun kelimeleriyle yazılmış kanunlara tâbi olursunuz. Bu şehir ilâhî mânada gönle işarettir. İnsanlığın şifa ve huzur merkezi olan gönül “çalabın tahtı” ve “yârin evi” olan memleket, iklim, il, şehir mânaları da taşır. “Dil Şehrinde Yaşamak” adlı yazımızda da belirttiğimiz gibi, Yûnus’un “Kasdım budur şehre varam / feryad ü figan koparam” mısraında varılmak istenen “şehir” gönül, yâni dil şehridir. (Yûnus Emre Dîvanı, Prof. Dr. Mustafa Tatçı)   

Bu şehrin gayesi “gönüller yapmaktır”

Çiğ aklın ve nefsin değil, gönül dilinin hâkimiyeti var bu şehirde. Bu şehrin kuruluş gayesi “Ben gelmedim dâva için / benim işim sevi için / gönüller yapmaya geldim” dir. Şehre dâhil olan herkes kalben bağlıdır bu gayeye. Bu ulu dervişin şehrinde “gönül yıkmak” yasak. Çünkü şehrin kalbine “Bir gez gönül yıktın ise, kıldığın namaz değil / Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil / Bir gönül yaptın ise, er eteğin tuttun ise…” mısraları yazılmıştır. Şehrin ahalisinin bütün mesaisi gönül yapmak, gönül üstüne tâlim etmektir.

Bu şehirde sözü eğri büğrü söylemezler

Yûnus’un dil şehrinde yaşayanlar sözü eğri büğrü söylemezler. Sözü güzel söylerler. “Söz ola kese savaşı / söz ola kestire başı / Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede.” Yûnus’un şehrinin sâkinleri modern dünyanın kışkırttığı mal, makam, çok para hırsından âzâdedirler. Ne varlığa sevinirler ne yokluğa yerinirler…

Hangi meslekten olursanız olun; ister devlet adamı ve asker, ister tüccar ve memur, ister âlim ve avamdan olun; herkes aşk üzere saadet ve dirlik içinde yaşar onun dil şehrinde. “Kuru idik yaş olduk kanatlandık kuş olduk / Birbirimize eş olduk uçtuk elhamdülillah.”

Yûnus’un sözüyle bu şehirde insanlar “ten gözüyle” değil “can gözüyle” görüp yaşarlar. “Yetmiş iki dil açtı, araya sınır düştü / Ol bakışı biz bakdık, yermedik âm u hası / cümle yaradılmışa bir göz ile bakmayan / Şer’ün evliyasıyla hakikatde âsidir.” Bu erdemden dolayıdır ki herkes birbirinin kardeşidir ve Yaratandan ötürü yaradılanları severler.

Ten diliyle değil, can diliyle konuşulur

Bu şehirde yaşayanlar “ten” diliyle konuşmazlar, “can” diliyle konuşurlar. Bu hâlden dolayıdır ki, dil farklılıkları Yûnus’un konuştuğu dilde terkip olup erimiştir. Irkçılık yoktur, insanlara rengine göre davranmak günah ve zulümdür.

Bu şehir Yûnus’un diliyle inşa edildiği için herkes “Döğene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek” şiarıyla yaşar. Bu sebeptendir ki küfür, kavga ve düşmanlık yok bu şehirde. Kibir ve kin tutmak da yok. Çünkü şehrin kurucusunun şehrin havasına, suyuna ve toprağına okuduğu mısralar bu kötülüklere mânidir:                                            

“Biz kimseye kin tutmayız /Ağyar dahi dosttur bize / Kanda ıssızlık var ise / Mahalle vüşardır bize /Adımız miskindir bizim / Düşmanımız kindir bizim / Biz kimseye kin tutmayız /Kamu âlem birdir bize.”

Ulu dervişin asasını ve dilini koyup inşa ettiği bu şehre hicret etmeli bir ân evvel. Bu şehrin kapısından giren saadet ve inşirah bulur. Şehrin her yanında bu ulu dervişin mısraları söylenir kulağınıza. Siz işinizde gücünüzdeyken dahi onun sözleri gönlünüze eşlik eder ve mutmain olursunuz. “Canlar canını buldum bu canım yağma olsun / Assı ziyandan geçtim dükkânım yağma olsun…”

Sözün hatmi; modern şehirlerin ifsad edici varlığından kurtulmak isteyenlerin ve mânevî ızdırap çekenlerin yapacağı tek şey var: “Gönüldedir dost durağı” diyen Yûnus’un dil şehrine varmaktır.(ilbeyali@hotmail.com)      

Bu yazı toplam 16 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim