• İstanbul 16 °C
  • Ankara 13 °C

İstiklâl Marşını Doğru Okuma Kılavuzu

Ahmet Tâlib ÇELEN

İstiklâl Marşı'nın yanlış okunuşuna çok üzülüyorum. Edebiyat-Türkçe öğretmenleri, koca koca spikerler, tiyatrocular dâhil, hatâsız okuyanı hemen hemen hiç görmedim. Bir gün okuyabilecek birisi de kalmayacak diye korkuyorum. 

Yaklaşık on beş yıldır ilkokul, ortaokul, lise seviyelerinde İstiklâl Marşı okuma yarışmaları tertipleniyor. Bu yönde bir alâka ve hassâsiyet yükselmesi oldu. Büyük ihtimalle iyi niyetlerle başlatılmış bu faaliyetler, çarpıtılmakta gecikmedi. Ciyak ciyak bağıran çocuklar, anlaması mümkün olmayan bir şiire hüngür hüngür ağlayan sabiler… Gerçek mânâyı vermekten fersahlarca uzak vurgular, tonlamalar, duraklamalar… Bin yıllık çamları deviren telaffuz hatâları…

Üstelik ciyak ciyak bağırmaların, hüngür hüngür ağlamaların puan kazandırdığı bir yarış… Öyle ki ciyaklamadan, ağlamadan bu yarışmalarda derece kazanmak artık imkânsız hâle geldi. Nasıl böyle olmasın ki jürideki şahıslar da aslında marşın doğru okunuşunu bilmiyor. O zaman puan getirici unsur olarak gereksiz ve olağanüstü yapmacık feryatlar figanlardan başkası kalmıyor.

Bütün bunlara bir de slaytlar, video görüntüleri, küçük tiyatromsu sahneler ekleniyor. Velhasıl birinci gelmek için İstiklâl Marşı’nı doğru okumaktan başka her şey yapılıyor. Bunun da adına “İstiklâl Marşı okuma yarışması” deniyor. Bütün bu curcuna arasında akla en son gelen -aslında hiç gelmeyen- şey marşı doğru okumak oluyor. Maalesef ortada doğru okunmuş bir ses kaydı, bir örnek de yok ki dinlenilip yanlışlar düzeltilsin.

Gerçekten çok üzülüyordum ve o kadar İstiklâl Marşı okuma yarışmalarına rağmen kimse devrilen çamların farkında değildi. Hatta yarışmalar yayıldıkça yanlışlar yayılıyordu. Korkmaya başladım, “doğrusu buharlaşıp gidecek” diye.

Üzüntüm ve endişelerim beni örnek bir ses kaydına mecbûr etti. Hemen belirteyim ki ben bir spiker değilim. Ses ve diksiyon dersleri de almadım. Ama yılların şiir okuyucusu olarak belli bir hissiyâtım var. Yahya Kemâl'in "Benim dil hakkında ilmim yok, vehmim vardır" dediği gibi "vehmim var".

İstiklâl Marşı'nı gücüm yettiğince hatâsız -veya az hatâlı- okumaya gayret ettim. Aşağıda ses kaydının linkini göreceksiniz. Merak eden dinler.

İstiklâl Marşı okunur/okutulurken esas alınırsa faydadan hâlî olmaz ümidindeyim.

BİLHASSA BU YANLIŞLARA DİKKAT!

İstiklâl Marşı okunurken birçok yanlış yapılıyor da bilhassa şu mısralara dikkat ediniz, ses kaydındakiyle aynı şekilde okumaya/okutmaya çalışınız:

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Burada mühim olan “Başkasının olamaz, sadece benim milletimindir” mânâsını vermektir. Bunun için ikinci “o benim”in “nim” hecesine aniden güçlü bir vuruş yapıp kalan kelimeleri, sesi yavaş yavaş kalınlaştırarak okumalı, mısra biterken ses en kalın noktasına gelmeli. (Ses kaydına mürâcaat)

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

Bu mısrada "Ulusun" kelimesi yanlış olarak "büyüksün, yücesin" mânâsına gelecek şekilde okunuyor. Oysa "ürsün, havlasın" mânâsında okunmalı. İzahı da "tek dişi kalmış canavar"dır. Eskiler canavar kelimesiyle daha çok kurdu kastederlerdi. Kurt da ulur, ürer. “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar, ürsün, havlasın dursun. Böyle bir îmânı boğması imkânsız.” “Boğmak” kelimesi de yaygın olarak kurdun koyunu öldürmesi mânâsında kullanılır. Bir delil de şiirin Osmanlıca aslında kelimenin son harfinin nun harfi olmasıdır: اولوسون Bu haliyle 3. teklik kişidir. "O ürsün, ulusun".

"Büyüksün, yücesin" mânasında olsaydı 2. teklik kişi olurdu. "Sen büyüksün, yücesin." Bu takdirde "Ulusun" kelimesinin son harfi nun değil kef (yani nazal n) olması gerekirdi: اولوسوڭ Ama öyle değil, nun.

Şu halde bu kelime "O ürsün, ulusun" mânâsındadır, öyle okunmalıdır. “Ulusun”un “lu” hecesi vurgulanırsa “büyüksün, yücesin” mânâsına gelir ki bu yanlış olandır. Doğru okuyuş “sun” hecesini vurgulayarak okumadır. Bu takdirde “O ürsün, havlasın” mânâsına gelir. (Ses kaydına mürâcaat)

Bir dostum anlattı: Ortaokulda Türkçe öğretmenim tahtaya kaldırdı. İstiklâl Marşı’nın “Ulusun, korkma nasıl böyle bir îmânı boğar.” mısraındaki “Ulusun”un mânâsı nedir?” dedi. Ben de köyden gelmişim, “ulumak”ın bildiğim mânâsını söyledim: “Ürsün, havlasın” demek, dedim. “Sıfır, otur!” dedi.

Düşünebiliyor musunuz, bir köy çocuğu anasından babasından duyduğu Türkçeyle Türkçe öğretmeninden daha iyi biliyor. İşte “vehm”in “ilm”e rüçhâniyeti…

Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.

Bu mısraı okurken yapılan yanlış ise "Verme"den sonraki virgüle rağmen "dünyâları" kelimesinden sonra duraklamadır. "Verme dünyaları" diyor, bekliyor. O zaman mısrada şâirin demek istediğinin tam tersi bir mânâ çıkıyor. "Cennet vatanı verseler de sen dünyâları verme, vatanı değil dünyâları tercih et" Yuh demekten başka yol kalmıyor. Oysa şâir "Sana dünyâları verseler bile cennet vatanı verme, dünyâları değil, cennet vatanı tercih et." demek istiyor. Bahsettiğim yanlış okuyuşla şiir katlediliyor. Bazı okuyucular daha hafif bir hatâ yapıyorlar: “Verme”den sonra duraklıyor, tamam. Ama “dünyâları” kelimesinin “rı” hecesine “bile” mânâsı verecek şekilde kuvvetli bir vuruş yapmaları gerekirken yapmıyorlar. Bu takdirde de mânâda büyük bir eksilme oluyor. (Ses kaydını dinleyiniz)

Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

En yanlış okunan mısrâlardan biri… Buradaki "tek" kelimesini "vatan"ın sıfatı gibi okuyorlar: "Tek vatan"... Çok büyük yanlış!!! İlk bakışta mânâya da muvâfık gibi görünüyor ama kazın ayağı öyle değil. Buradaki "tek", bir zamanlar çok canlı ve yaygın kullanılan "yeter ki" mânâsında bir edattır. Şu cümlelerde olduğu gibi: "Varsın takdir alma, tek sınıfını geç de..." "Sakat kalırsa kalsın, tek çocuğum yaşasın." Buradaki "tek"ler "yeter ki" mânâsındadır. Doğru okumak için vatanla birlikte değil "Etmesin"le birlikte okumalıdır. "Etmesin tek"... Ve "Etmesin tek" dedikten sonra kısacık bir es vermeli ki “etmesin”le birlikte olduğu hissedilsin. Bir evvelki mısra “tek”in söylediğim mânâsına hazırlıyor zaten. “Allah, cânı, cânânı, bütün varımı/varlığımı alsın; tek (yeter ki) beni vatanımdan ayırmasın.” Ses kaydında doğrusu var.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:

Her cerihamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,

Bu mısralardaki “ilâhî” kelimesi Allah’a bir hitaptır ve ilk hece vurgulanarak yalvarır şekilde okunmalıdır. Yanlış olarak ortadaki “lâ” hecesini vurgulayarak okuyanları çok görüyoruz.

Hiç olmazsa bu mısrâlar üzerinden anlatılan hususlara -ses kaydıyla karşılaştırarak- dikkat edersek büyük yanlışlardan kurtulmuş oluruz.

Ses kaydıyla alâkalı not: Yukarıda da söylediğim gibi ben bir ses ve tiyatro sanatçısı değilim. Ben bir “güzel okuma örneği” değil, “doğru okuma örneği” verdim. Güzel şiir okumada bir iddiam da yok. “Güzel okuma”nın şartlarından biri elbette “doğru okuma”dır ama her “doğru okuyuş”, “güzel” olmayabilir. “Güzel okuma”nın “doğru okuma”dan başka husûsiyetleri de vardır ve bunların birçoğu Allah vergisi hasletlerle alâkalıdır. Çalışarak doğru okunabilir ama güzel okumak için çalışmak yetmeyebilir.

Kullara ait işlerin kusursuz olmadığının da şuurundayım.

Bu yazı toplam 1338 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 9
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim