Türk Düşüncesinde Yerlilik ve Millilik Sempozyumunda 5. Oturum Tamamlandı

Türk Düşüncesinde Yerlilik ve Millilik Sempozyumunda 5. Oturum Tamamlandı
Çanakkale'de, Atatürk Kültür Merkezi’nin desteğiyle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) tarafından ortaklaşa düzenlenen, 'Türk Düşüncesinde Yerlilik ve Millilik Sempozyumu devam ediyor.

5. Oturum: Edebiyatta Yerellik, Yerlilik ve Millîlik

Oturum Başkanı: Doç. Dr. Mehmet Ali Yolcu

Konuşmacı: Necip Tosun -Geleneğin Hikâye Dili ve Yerlilik

Hikâye Doğu’dan gelir. Hikâye ile ilgili 10 kitabı özetlemem gerekiyor. “Doğu’nun Hikâye Kuramı” adlı kitabını yazdım. Temel vurgumuz gelenek. Gelenek hikâyeyi nasıl anlatıyor, aktarıyor; modern hikâyecilerin gelenekten nasıl yararlandıklarını anlatmaya çalışırlar.

Hikâye Doğu’dan gelir. Biz hikmeti hikâyeyle anlatmışız. Hikmet incileri hikâyenin içinde bulundurulur. Kur’an’ın üçte biri neredeyse kıssalardır. Pek çok kıssa Kur’an’daki insanlık durumları Doğrudan değil hikâye ile kıssalarla anlatılır. İnsanlık ve medeniyet tecrübeleri anlatılır. Yusuf Kıssası belki de Dünya edebiyatının en önemli kıssalarındandır. Yükseliş, kuyu, sevgi, aşk gibi pek çok hakikat Yusuf kıssasında dile getirilir.

Mesnevi geleneğimiz de şiirsel olmasına rağmen hikâyelerle anlatılır. Tasavvuf ehli de kerametleri hikâyelerle anlatmış.

Söz bizde hep kıymetli olmuş. Batılılar daha çok duygu ve düşüncelerini resim ve müzikle anlatmışlar; mesela Yunalılar  heykelle aktarmış. Biz daha çok hikâyelerden aktarmışız. Bizde söz öne çıkmış, hikâyeye sığınmışız, her şeyimizi hikâye etmişiz. Binbir Gece Masalları belki İncil’den sonra bütün dünyayı etkileyen bir masal. İbn Tufeyl’in Hayy bin Yekzan’ı Daniel Defoe’nun Robinson Crouse eseri.

Doğu’nun Batı’dan aldığına ilişkin kanılar olduğu halde Batı’nın Doğu’dan nasıl etkilendiğine dair malesef yazılmamış. Doğu’nun büyük hikâye geleneği var. Doğu’nun hikâye anlayışına ilişkin çok temel eleştiriler getirilmiştir. Osmanlı’nın  90 yıllık estetik geleneği bulunmakta. Arap ve Fars edebiyatındaki cinler, periler aşağılanırken, Batı’da revaş bulmuş. Menkıbelerdeki olağanüstü haller Batılı edebiyatçıları çok derinden etkilemiş.

Hikâyemizin çok büyük geleneği var ama günümüze taşıyamıyoruz. Yerlilik bağlamında anabileceğimiz ilk isim Ömer Seyfettin. Özellikle Balka hikâyelerinde geleneği ve yerliliği değerlendirir. Ömer Seyfettin hikâyelerinde Batı’yı eleştirir, ‘İlk Namaz’ metni çok güzel bir tertiptir. Türk Edebiyatındaki öykücüleri yerli, yersiz, batıcı, dışarda, içerde diye sıralamak kolay olmamalı.

Sabahattin Ali’nin “Ses Öyküsü” Türk Edebiyatının en önemli yabancılaşma öyküsüdür. Halit Rıfkı Atay’ın memleket, gurbet hikâyeleri var. “İhiyar Çilingir” Öyküsünde insanların eskiyi kötüleyip yeniye nasıl saldırdığı anlatılır.  Yerliliği eserler üzerinden okumak, şahıslar üzerinden okumak bizi yanıltıyor. Yazarı Batılı, yerli diye ayırmaya, bölümlemeye karşıyım.  Bunların hepsinin topyekün Türkiye’ye ait olduğunu düşünüyorum.

Dünyadaki edebi ekollerin bir edebiyat anlayışları var ama bizdeki edebiyat modelleri siyasi anlamda, Batı’yı eleştirme anlamında ayrılmaktadır. Büyük hikâyenin bu topraklardan çıkacağını düşünüyorum.

 

Mustafa Özçelik (Şair-Yazar) -Türk Şiirinde Yerli Bir Poetikanın İmkânları

Anahtar kelime, kavram üzerinden anlatmaya çalışacağım. Konu şiir olduğuna göre Yunus Emre, Türk kavramı, Türkiye kavramı olacak. Mehmet Âkifi de burada anlatacağım.

Sözün başındayken bu kavramlarla ilgili endişemi de belirtmek istiyorum. Endişem şu; bu meseleleri konuşurken tanımlamalarımız bizi kendi içimize kapatmamalı, bu felaket olur. Milliliği ve Yerliliği bir zihniyet, aidiyet, bir durum, tacır alış olarak tartışmamız gerekiyor.

Tanzimatta oynayan taşlar yerine oturmadı. Kavramlar üzerinde tartışmaktan ileri gidemiyoruz. Nerde düştüğümüzü, nasıl düştüğümüzü bulursam kalkacağımızı da düşünüyorum. Kendi inanç kodlarımızdır bunun yolu. Kendimizi bulma arayışımız var.

Bizim şiirimiz Kur’an’dan gelir. Yunus Emre böyle yaptı. Yunus Emre Anadolu’da bir mektep oluşturdu.

Bölümlemeler normaldir ama aynı havayı solur hepsi. Karacaoğlan’ı La dinî bir alana hapsetmek doğru olmaz. Halk şiiri, tekke şiiri, divan şiiri hepsi birbirinden etkilenir. Etki eden unsurlardan kendimize yararlı olanı almamız gerektiği esas mesele. İstikameti koruma meselesidir. Yunus Emre’nin şiiri halk edebiyatında , divan edebiyatında örneklil teşkil ediyor. Bize bir şiir imparatoruğu kurdurdu. Tanzimatta kaybettik, yeniden ayağı kalkmayı Yunus Emre’de bulduk. Necip Fazıl şiirlerinin mürşidi saydığı Yunus Emre’ye borçludur.  Yunus Emre de Hz. Mevlâna’dan etkilenir. Pergel metaforu ile bir ayak millilikte diğeri evrenselde; tüm dünya insanlığı için evrenselleşir. Bu evrensel damar tasavvufta da görülür, bellid bir yere ırk değil bütün insanlığa hitap eder.

Tekke şairlerinin şairlik iddiası yoktur. Nefes, nutuk gibi isimlendirilir. D. Mehmet Doğan abimiz dil soykırımını anlatır bugün bize. Bugün üç kelime ile cümle kuruyoruz. Şeyle başlayan, yaniyle devam eden aynenle biten bir cümle yapısı var bugün.

Türkçe ile ne yapabiliriz? Gençlerin klasiklerle irtibatı sağlanmalı. Yeni nesille buluşturmamız gerekiyor. En iyi şiirle yapılır bu, anne sütü gibi. Şiirle beslenen toplumda da zihni bir gelişme olacak. Bugün kullandığımız kavramlar Batılı kavramlar. Yunus Emre’de Derviş, sufi, mutasavvıf gibi kavramlar Yunus Emre’de var. Mehmet Âkif yıkılış ve ayağa kalkışta bir sözcü. Biz yerli ve milliliği Anadolu, Türk ve Türkiye merkezinde Yunus Emre ve Mehmet Âkifle ilgili alabileceğimizi söylediler.

 

Feridun Hakan Özkan

Yerliliği kendi olma, kendi kalma çabası olarak tasavvur ediyorum. İnsanın Kendi zamanını kendi dünyasında kurabilmesi gerekiyor. Yerlinin zıddı yabancılaşmak. Yeniyi ikâme edebilmenin şartı eskiyi kökten yıkmakla mümkün. Klasik Türk Şairlerinde yerlilik çabalarının olduğunu görüyoruz. Hocamız Fuzuli’den örnekler verirler. Yerelleşme ve yerlileşmeye Fuat Köprülü “mahallimeşme cereyanı” der.

 

 

Klasik Türk edebiyarı yerlidir. Yerli olmak. Katışıksız saf olmak değildir burda temel espiri özün korunması. Hiçbir meseniyet yok ki başka medeniyetten etkilenmemiş olsun. Tercümecilik eleştirisi var. Siyasetnameler tercüme ettiriliyor bu şekilde bir eser ortaya çıkarma demek o dönemde, bugün telif dediğimiz şey.

 

Mesut Bostan-Edebiyat, Sinema ve Yerlilik

Türkiye’de ideolojiler bağlamında ideal bir fikir vardır bunu topluma dikte etme durumu vardır. Tarih meselesi yerlilik açısından bir sorunsala işaret eder.

Günümüzde yerlilik meselesini nasıl ele alacağız? Yerliliğin bir imkân olduğunu düşünüyorum. Yerliliğin karşısında bir olgu var küreselleşme diye.

“Turist Bakışı” var John Hurley’in. Mütenalaştırma diye bir kavram var. Turist bakışı zorbaca bir şey. Bu turist bakışına iki örnek verelim: Doğu Bloku ülkeleride insanlar nasıl acı çekiyor gidip oraya tecrübe edenler olmuş. Diğeri ise, Musul’un Işid’in elinden alınmasında Avusturyalı bir turist kafilesinin bulunduğu ortaya çıkıyor. Işid’in hakimiyeti altında nasıl yaşam, tecrübe etmek için Musul’a gidilmiş. Turist bakışı tamamen tüketim üzerine kurulmuştur. Biz bunun üzerine bir bakış koyabilir miyiz?  Türk sinemasında bunu uygulayabiliriz. Nasreddin Hoca dünyanın merkezi neresidir denilince burasıdır, der. Yerlilik de işte burasıdır.

Bu haber toplam 722 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim