• İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C

Ayla'ya Sahip Çıkan Sinema

Ayla'ya Sahip Çıkan Sinema

Her daim bütçesizlikten kırılan Türk sinemasının hayal gücü ay sonunu getirmeye çalışan bir memurunkine benzer; yani yoktur! Hal böyle olunca, “yaşanmış” hikâyelerin filmleştirilmesi bile düşünülemez zira yapımcı için bunlar hep para tuzağıdır! Aşk desen bir jön ve âşık eden güzel bir kadından fazlası gerekmez. Aksiyon mu lazım; Yeşilçam zamanlarında kaçakçılar, şimdilerde mafyöz tipler… Bağımsız sinemaya uzandığınızda ise bunalmış bir başrol, yakılmış bir sigara ve puslu manzaraya bakan bir cam önü yeter. Alın size Türk sineması…

Kore savaşını ve oradaki Türk birliğinin macerasını yürek ısıtan bir öyküde birleştirerek seyirciye sunma hevesinde olan Ayla, bu tuzaklara düşen bir yapım değil çünkü ekip ne çektiğinin farkında ve sponsorluklardan da güç alarak özenli bir prodüksiyona imza atıyor. Filmi izlemeden önce hakkında bazı eleştiriler duymuştum; “Kore’deki sekansları Kilyos’ta çekmişler” gibi kelamlar ediliyordu. Açıkçası ilk duyduğumda da anlamsız gelmişti zira sinema bir illüzyondur ve zaten “orası” sandığımız pek çok yer aslında başka bir yer. Bu eleştiriye göre Alien filmlerini çekmek için de başka gezegenlere gitmemiz gerekiyor! Asıl soru şu olmalı; Kilyos, Kore’ye dönüşmüş mü? Bence fevkalade şekilde başarılmış bir şey bu.

Sultan filminin mahallece sinemaya gitme sekansında Adile Naşit yanındakilere telaşlı bir hevesle seslenir; “Kızlar Ferdi’nin yeni filmi gelmiş, İnşallah çok ağları!” Dünyada “ağlamak” için sinemaya giden kaç millet vardır acaba? Evet, biz kesinlikle onlardan biriyiz ve Ayla filmine giderken yanınızda bir paket mendil taşımanızı tavsiye ederim zira bu filmin hikâyesi ağlatıyor! Ayla’yı rahatlıkla, “Babam ve Oğlum’dan bu yana en çok mendil ıslatan film” olarak tanımlayabiliriz. Çetin Tekindor’u görünce refleks olarak ağlama ihtiyacı hâsıl oluyor ancak bunu ucuz bir numara olarak görmeyin, evet filmin seyircinin duygularını yükseltmek adına durumu sömürdüğü, gerçek hikâyeden çıkıp durumu dramatikleştirmek için çaba gösterdiği pek çok sekans mevcut ama bir askerin sahip çıktığı yetim çocuk fikri oldukça naif bir şey zaten.

Ayla filmi izlenmeyi hak eden, ulusal sinemamızın ucuz gişe komedilerinden dahası olduğunu ispat eden güçlü bir film. Ayrıca asıl karakterleri “astsubaylar” olan film olarak nadir bir örnek. Bir “seyirci filmi” olması sebebiyle eleştirmenler tarafından ciddiye alınmayacak olması onu kıymetsiz ilan etmeye yetmiyor. Yönetmen koltuğunda oturan Can Ulkay, hikâyeyi elinden kaçırmayarak ilk denemesinde tatminkâr bir sonuca yol açıyor. Yiğit Güralp’ın senaryosu da oldukça katmanlı ve keskin dönüşlere sahip. İnsanların değişen durumlara göre nasıl şekillendiklerini başarıyla aktarmış.

Devamı: http://www.izdiham.com/aylaya-sahip-cikan-sinema/

Bu haber toplam 109 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim