Güvensizlik duygusu sarıyor her yanınızı...
Gördüğünüze, bildiğinize güvenemiyorsunuz.
Bir de kaçınılmaz olarak Trump'ı tartışmak var...
Narsist bir hödük mü?
Yoksa uyanık ve hesapçı biri mi?
Gerçekten muktedir mi, yoksa arkasındaki bir iktidar lobisi tarafından itilmekte mi?
Hatta niye yanındakiler ondan birkaç adım uzak duruyor, iddia edildiği gibi kötü mü kokuyor?
"Bu mudur asıl mesele? ABD'den, ABD'nin hegemonik hedeflerinden bahsedin bize" diyeceğimiz anda...
Saçma sapan bir Trump sözü bütün gündemi kaplayıveriyor...
Ve biz bunlara odaklanmışken...
Her yeri türlü çeşitli Trump portreleri doldurmuşken...
Amerikan B-52'leri İsfahan ve Tahran'ı bombalıyor.
Savaş gerçek...
Bombalar ve yıkımlar gerçek...
Lakin bunları algılamak ve kavramak için kaçınılmaz biçimde medyaya bağımlıyız.
Ve medyadan anladıklarımız çok sınırlı...
Bombalar, bombalar...
Füzeler, füzeler...
Binlerce insan ölüyor diye geçiriyorsunuz aklınızdan...
Sonra kayıplar açıklanıyor, yüzlerce insan denip geçiliyor...
Bir gariplik var diyorsunuz içinizden ama işin içinden çıkamıyorsunuz...
Nasıl mı?
Tıpkı pandemideki gibi...
Yazının devamı için:https://www.sabah.com.tr/yazarlar/babaoglu/2026/03/17/savas-gercek-ama-ya-gorduklerimiz































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.