Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.
Kalbi imar eden şiirlerden birisidir. Madem dönüş yok ve ebedi bir hayat var. O zaman demek ki, kalplerimiz yaşarken ihya ve imar etmeli, dost olmalı. “Ramazan-ı Şerif, bu imar ve ihyanın ustasıdır” deniliyor.
Kalbin ustalarından birisinin de beş duyu organı olduğu söylenir. Bunların üçünü şöyle sayarlar. “Kulak, göz, dil”. Ramazan orucunu mideye değil, bunlara tutturmak, ibadetin rüknü icabı buyurulur.
Kulak duyduğunu ölçüp-biçmeden; kalbe, vicdana, hak ve hukuka danışmadan rast gele rüzgâr gibi savurursa, o kulak kişiye ait değil demektir. Radyo anteni gibidir, aldığı sinyalleri dağıtma işini görür. Hiç kimsenin anteni olmamalı ve antenlik yapmamalı.
Yazının devamı için:https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/huseyin-ozturk/ramazan-kalp-ustasidir-derler-51994.html?page=7































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.