Bir ay kadar önce, Pentagon’un Tramp için düzenlediği bilgilendirme toplantısında “İran’ın elindeki gücün ABD için tehdit oluşturacak boyutta olmadığı” bildirildi.
Ancak üç dört gün geçince Tramp pek istekli görünmese de İran’a saldırıyı başlattı.
Tramp aslında savaşa sıcak bakmıyordu.
12 günlük savaş sırasında da erken zafer ilan etmişti.
“Tamam, buraya kadar. İran’ı perişan ettik, nükleer gücünü vurduk. Artık belini doğrultamaz.” deyip işin içinden sıyrılmak istedi.
Sanki aynı anda Netanyahu’nun da sırtını pat patlayıp razı etmeye çalışıyordu: “Haydi sen de uzatma, İran’ın defterini dürdük.”
Şimdi şapkayı önümüze koyup sakince düşünelim ve manzarayı tartalım.
İran’ın elindeki imkânlar ABD için tehdit oluşturmuyorsa…
Dünyanın en büyük askerî gücüne sahip ordunun başındaki Tramp, savaşa istekli değilse…
Bugün yaşananlar nasıl izah edilebilir?
Klişe sorumuzun devreye girmesinin vaktidir: O hâlde bu ne lahana turşusu?
İhtimaller arasında en güçlüsü şu: İşin içinde tehdit dosyaları olsa gerek.
Bir başka ifadeyle, bıldır yenen hurmaların, vakti gelince tırmalaması şeklinde izah edilebilir.
Bir zamanlar yaptığı gizli kapaklı işlerin ortalığa saçılma riski yüzünden istemediği bir savaşa giren birinin liderliği nereye varabilir?
Ülkesine ve dünyaya ne hayrı dokunabilir?
Yazının devamı için:https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmet-seker/kocabaslarin-uckur-meselesi-dunyanin-basina-bela-oldu-4806621































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.