Kadir Gecesi, Kur’an’ın inzal edildiği ve mazrufunun değerli olması sebebiyle zarf olarak vaktinin de çok kıymetli kılındığı bir gecedir. Peygam-berimiz Aleyhisselam da Kadir Gecesi’ni Ramazan’ın son on gününde ve tek gecelerde aramamızı buyurmuştur.
Bu bilgi ve haberin işaret ettiği husus şudur: Kadir Gecesi, “mahdut bir zamanda kayıtlı bir vakit” olarak müminlere adeta “buldurulmuştur”. Zira aramak bulmaya tabidir; yani bulma imkânı olmayan bir şey aranamaz. Dolayısıyla Kadir Gecesi’nin varlık haberi, her şeyden önce Rabbimizin rahmet ve merhametine delalet eder ve onda aranacak olan da öncelikle bunlardır. Bu açıdan bakıldığında Kadir Gecesi, Ramazan Bayramı’yla sonuçlanan bir “erken bayram” gibidir.
Bayramın ne olduğu herkesin malumudur. Ancak Rabbimizin rahmetini ve merhametini talep etme -ve buna layık olma- esasında mutasavvıflar, dualarıyla, niyazlarıyla, sohbetleriyle ve ilahileriyle asıl bayramın ne yolla ve ne zaman gerçekleşeceğine dair daha derin bir tefekkür penceresi açmışlardır.
Nitekim onlardan biri olan Hâce Muhammed Lutfî (Alvarlı Efe) Hazretleri’nin (k.s.) yedili hece vezniyle söylediği, Hayati Günyeli tarafından Hicazkâr makamında bestelenen ilahisi -medya ortamında da sıkça dinlenebilmesi sayesinde- bugün de dillerde dolaşmaktadır.
Yazının devamı için:https://www.yenisafak.com/yazarlar/omer-lekesiz/alvarli-efenin-dilinden-bayramin-hakikati-4806591































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.