Ankara'nın gerçek yüzünü kaçımız biliyor?

Ankara'nın gerçek yüzünü kaçımız biliyor?
'Ömrüm Ankara & Bir Ankara Şehrengizi', D. Mehmet Doğan’ın Ankara’yı yazdığı, buranın özünü, ruhunu anlamaya ve anlatmaya çalıştığı kitabı. Muaz Ergü yazdı.

Ömrüm Ankara & Bir Ankara ŞehrengiziD. Mehmet Doğan’ın Ankara’yı yazdığı, buranın özünü, ruhunu anlamaya ve anlatmaya çalıştığı kitabı. Doğan, bilinen, ön yargılara mahkûm edilen bir şehrin ötesinde gerçek Ankara’yı gözler önüne getirme gayretinde. Bu şehir üzerine birçok çalışma yapılmış ama yapılan bu çalışmalar şehrin ruhuna, manasına, mazisine dokunmayan, adeta gerçek şehri silikleştiren ve ideolojik göstergelerin gölgesinde yok eden çalışmalar. Ankara, bir meçhule, bilinmeze gömülmüş şehirlerimizden.

Türkiye Cumhuriyeti Ankara’yı kendine başkent olarak seçer. Resmi ideoloji ve onun ideolojik aygıtları bu şehri hiç yoktan var ettiklerini iddia eder. Şehrin kadim tarihi, kültürü yok sayılır. Anlatılarda bu şehirden gariban, kıraç bir Anadolu kasabası diye bahsedilir. Resmi ideoloji burayı mabetsiz bir şehre dönüştürür. Modern Ankara geleneksiz, köksüz, ruhsuz bir anlayışa kurban edilerek inşa edilir. Bu anlayışın ve ideolojinin karşısında yer alan dindar, muhafazakâr kesimler bu sonradan uydurulan Ankara imajına aynı sertlikle karşı çıkarlar. Mabetsiz şehre muhalefet beraberinde Ankara düşmanlığını getirir. Resmi ideolojinin soğuk, resmi, bürokratik anlayışına kurban edilen şehir muhaliflerin de nefretini kazanır. Her iki kesim de gerçek Ankara’yı anlamanın, onun ruhuna dokunmanın zahmetine katlanmaz. Burası yeniden inşa edilmenin ve buna tepki olarak buradan nefret edilmenin sarkacı arasında gidip gelir.

Gerçek Ankara’nın peşinde

Kendisi de doğma büyüme Ankaralı olan, şehrin değişimlerinden kaygı duyan ve her dem şehrin ruhuna dokunmak için çabalayan D. Mehmet Doğan, yukarıdaki anlayışların ötesinde gerçek Ankara’nın peşinde. Yazıları sahicilikten uzak olarak masa başında yazılan, teorilere boğulan, bilimsel metinlerle doldurulmuş dipnotlardan ibaret değil. Şehri dolaşarak, sokaklardaki havayı soluyarak konuşuyor. Şehrin özünün korunması, kimliğine renk veren unsurların yaşatılması gözettiği hususlardan. Yazar Ankara’yla ilgili yazmanın zorluğunun da farkında. Çünkü yazarken suya sabuna dokunulmak zorunda. Ankara hem Türkiye’nin başkenti hem de yönetiminde uzun yıllar dindar, muhafazakâr insanların varlığı söz konusu.

D. Mehmet Doğan, Ankara ile ilgili konuşulacak çok fazla özelliği, dikkat çekiciliği, güzelliği olmayan bir şehir anlayışını kabul etmez. Bu şehrin anlatılacak birçok yönünün, özelliğinin, güzelliğinin olduğunu söylüyor. Varla yok arasına mahkûm edilmiş şehrin aslında çok derin bir hafızaya sahip olduğunu belirtiyor. Ve Ankara’yı anlatmaya başlarken Hacı Bayram Veli’den başlıyor. Buranın bir Ahiler şehri oluşundan… Ve çok ciddi bir iddiayı da dile getiriyor. Bu iddia: “İstanbul’u esas olarak Ankara fethetti!” “İstanbul’un fethi bir Ankara projesiydi ve sonuca ulaştı!” Evet, Mehmet Bey böyle diyor. Hiçbir tarih kitabında karşılaşamayacağımız bir iddia. İstanbul’un fethinde Fatih’in yanında yer alan, onun hocası ve şehrin manevi fatihi Akşemseddin, Hacı Bayram Veli’nin öğrencisi ve müridiydi. Daha sonra Hacı Bayram Veli’nin halifesi de olur. İstanbul’un fethinde Hacı Bayram Veli’ye bağlı yirmi bin kadar Bayrami müridi padişahın ordusuna katılıyor. Bunlar savaşıyor, kılıç kullanıyor, ok atıyor, mızrak tutuyor. Aynı zamanda askerlerin morallerini yüksek tutuyorlar.

Hacı Bayram Veli’nin gerçek adı Koyunluca Ahmet Oğlu Numan. Kendi toprağını işleyen, mahsulü imece usulü kaldıran, kendi müritlerinin mutlaka bir meslekle ve ziraatla uğraşmasını isteyen biri. Bursa medreselerinde eğitimini tamamlar. Ankara’da medreselerde ders okutur. Sonrasında Nakşibendi ve Halveti tarikatlarının öğretilerini sentezleyerek Bayramiye tarikatını kurar. Şu an Ulus’ta bulunan camiyi kendi elleriyle yapar. Buraya zaviyesini kurar. Anadolu’da manevi hayatın şekillenmesinde, birlik ve beraberliğin sağlanması noktasında büyük katkılar sağlar. Dönemlerindeki ayrılıkçı hiçbir hareketin yanında yer almazlar. Her daim Osmanlı’nın yanında yer alırlar. Ahlak temelli bir kardeşlik teşkilatı olan ahilik dolayısıyla Ankara’da çok fazla karışıklık olmaz. İnsanlar yapmak, işlemek ve üretmekle meşguldür. Hakkın rızası doğrultusunda halkla yaşamak… Kârın, menfaatin, çıkarın yüceltilmediği bir sosyal hayat.

Ankara iddia edildiği gibi yoktan var edilmemiş. Aksine tiftik keçisinin burada yetiştirilmesi dolayısıyla uzun yıllar canlı bir ticari hayat olmuş. Tiftik keçisinin yünü önemli gelir kaynağıydı. Bu keçi uzun dönem dünyanın başka yerinde yetiştirilememiş. Dünyanın her yerine buradan yün gidermiş.

Ahi Mesud Etimesgut, Zülfazl Solfasol oldu

Ankara camiler, hanlar, hamamlar yönünden de zenginmiş. Ama resmi ideolojinin tarihe düşmanlığı dolayısıyla birçoğu yok olmuş. Ankara’nın ne denli önemli bir tarihe sahip olduğunu ispatlamak için Taceddin Dergâhı bile yeter. Aynı zaman Mehmed Akif İstiklal Marşı’nın burada yazmış.

D. Mehmet Doğan, Yazar Yayınları'ndan çıkan bu kitabında ayrıca bağlardan da bahsediyor. Bugünkü Keçiören, Etlik, İncirli, Eğlence, Seyran, Ayrancı gibi yerlerin zamanında bağlık, bahçelik semtler olduğunu söylüyor. Buralarda yemyeşil bağlar ve bahçeler varmış. Buralara insanlar yazın giderlermiş. Çok güzel bağ evleri varmış. Hatta D. Mehmet Doğan, Keçiören Belediyesi’nin buraya Estergon Kalesi yapmasını eleştiriyor. Kaleden ziyade Keçiören’in geçmişinde yer alan bağların ve bağ evlerinin yeniden canlandırılması gerektiğini söylüyor. Evet, her tarafı betona dönüşen şehirde nefes alınabilecek yerlerin ortaya çıkarılması…

Ömrüm Ankara & Bir Ankara Şehrengizi, kafalarımızdaki Ankara imajını yerle bir ediyor. Bugün çevreden gelen göçlerle ve resmi ideolojinin tazyikiyle kimliksizleşen şehrin ne denli bir tarihe sahip olduğunu anlıyoruz. Bir taraftan batılılaşmanın diğer taraftan arabeskleşmenin yok ettiği musiki ve kültürün gerçek kodlarını öğreniyoruz. Yazar aslında Türkiye’nin başkenti diye yapılan reklamların gerçekte olmayan bir Ankara’dan bahsettiğini bizlere gösteriyor. Ve bu algıya düşman olanların da gerçek Ankara’yı tanımadıklarını… Resmi ideolojinin tek tip anlayışından ve öz Türkçeciliğinden Ankara da payını almış. Öncenin Kul Derviş'i Kurtuluş olmuş, Ahi Mesud’u Etimesgut, Zülfazl köyü Solfasol…

 

Muaz Ergü yazdı

Kaynak: http://www.dunyabizim.com/Manset/20837/ankaranin-gercek-yuzunu-kacimiz-biliyor.html

Bu haber toplam 2020 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim