• İstanbul 19 °C
  • Ankara 18 °C

Sezai Karakoç’a Göre Medeniyet Dinden Doğmuştur

Ahmet Doğan İLBEY

Sezai Karakoç’a göre, medeniyet, kelime olarak dinden gelmektedir. Din, Medine, medeniyet hep aynı kökten gelen kelimelerdir.

İslâm’ın devlet, nizam, hukuk ve îman üzere inşa ettiği toplumun yaşayışı ve yaşayış tarzını ilerleterek koruması  medeniyet kendisidir. Bir inanç, bir düşünce, bir dünya görüşü, kitlelerin malı olduğu zaman, yaşayabilmek için medeniyet olmak zorundadır. Çünkü uzun ömür, medeniyet ömrüdür. Devlet-i ebed müddet fikri de yorumlanırsa medeniyet fikrine çıkar. (Sezai Karakoç, Düşünceler I-Kavramlar, Diriliş Yayınları, s.18-19)

Karakoç’un medeniyet anlayışında Mehmed Âkif gibi, Batı’nın ilerlemeci anlayışının izleri olduğunu ileri sürenler, onun çağın şartları gereğince “Fen” ilimlerini İslâm’ın üslûbu ve buyruklarında kullanmak gerektiği fikrini göz ardı ediyorlar. Medeniyetinin zemini gayet net bir şekilde İslâm’dır:

“Kültür ve medeniyet, dinden, ruh, can ve öz alır. Din, onlar için tükenmez, kurumaz bir doğuş, varoluş ve yeniden diriliş kaynağıdır. Dini tarihten, toplumdan çekip alınız, geriye medeniyet ve insanlık namına ne kalır? İnsan topluluklarını hayvan topluluklarından ayıran gözle görülür, elle tutulur fark medeniyettir ama medeniyeti de medeniyet yapan dindir. Din ve medeniyet, cevizin içi ve kabuğu gibi bir bütündür. Bu bütünü korumak, en üstün görevdir. Bilim ve teknoloji yarışında rövanşı medeniyetimiz aldığı takdirde, dinin hayatta gerçek yerini bularak, İslâm dünyasını, Batı'yı, Doğu'yu aydınlatacağına, insanoğlunun yeryüzündeki mutluluğunun kapılarını yeniden açacağına kuşku yoktur.” (a.g.e.,s.40)

 

“Dinin yayılışı medeniyetin yayılışıdır ”

Sezai Karakoç, Mehmed Âkif gibi Batı’nın fen ve ilmini alıp İslâm anlayışında kullanalım düşüncesinden dolayı sentezci diyenler olsa da katıksız bir niyet ve düşünceyle İslâm medeniyet taraftarıdır. “Günlük Yazılar II-Sütun” kitabında medeniyet anlayışını “diriliş insanı” yla târif eder. Medeniyet için ilk saik inanan insandır.

Diriliş insanı medeniyetin merkezi, çekirdeği ve tohumudur. İnanç adamı varsa, inanan bir toplum varsa medeniyet de vardır. Medine ve medeniyet aynı kökten gelir. Dinin yayılışı medeniyetin, medeniyetin yayılışı da dinin yayılmasına vesiledir. İslâm medeniyeti, ırk olarak sadece Arapların ortaya koydukları bir medeniyet değil, Arap, Acem, Türk ve daha birçok kavmin İslâm ruhunu ruhlarına geçirmiş olarak ortaya koydukları ortaklaşa bir medeniyettir.

“İslam’ın Dirilişi” kitabında, İnsanlığı toptan tehdit eden silâhların mucidi olan Batılıların bunları keşfedip yapacağını biz Müslümanlar önceden kestirmeli ve onlar yapmadan, biz yapmalıydık, diyor. 

Ona göre, bunlar kötüdür, insanlığa sığmaz demek yeterli değildir. Batı bunları yapacak ve bunları yaptığına göre de kullanacak ve insanlığın toptan mahvolmasına da sebep olacak düşüncesiyle ondan önce yapmalıydık bunları. Dünyada bulunmamızın bir gereğidir bu. Kullanmamak ve kullandırmamak için, bu korkunç silahları biz icat etmeli, onların yapmasına engel olmalıydık. Ahirette olmadığımız, bu dünyada olduğumuzu unutmamalı, kötüyü de hesaba katarak tedbirli olmalı, “düşmanlarınıza karşı aynı silahlarla karşılık veriniz” (Enfal sûresi, 60)  ilâhî buyruğunu tam anlamıyla yerine getirmeliydik.           

Osmanlı’nın İslâm medeniyetine kattıklarını savunur. “Osmanlı asırlarında medeniyet toplu olarak ilerlemiş, incelmiş ve gelişmiştir. Osmanlı’nın çöküşü medeniyetin çöküşü mânasına gelmez. Çöküşüyle medeniyetimiz sona erdi zannettik. Batı böyle ilân etti ve aydınlarımıza bunu inandırdı. Hâlâ aydınlarımız bu şokun etkisinden uyanamamışlardır. Oysa ölen medeniyet değildi.” (İslâm’ın Dirilişi, s.44)

 

“İslâm medeniyeti vahiy medeniyetidir”

Karakoç’un bakışıyla iki medeniyet vardır: İlki ak medeniyet, diğeri kara medeniyettir. Ak medeniyet İslâm medeniyetidir, yâni vahiy ve Kur’an medeniyeti. İslâm medeniyetini ikiye ayırır: İdeal medeniyet ve vâki medeniyet. Asr-ı Saadet’te Hulefa-i Raşidin dönemi de dâhil ideal medeniyet olarak tavsif eder. İdeal medeniyetten çıkan Emevi, Abbasi, Osmanlı gibi medeniyetler vardır ki bunlar da vâki medeniyetlerdir ki bulundukları zaman ve zeminin emarelerini taşırlar.

Bu medeniyet modellerinden biri tekrar bir İslâm medeniyeti ihya etmek isterse model olarak alacakları devir Asr-ı Saadet’tir. İslâm medeniyetinin farklılıkları bir bütündür. Mâveraünnehir’deki de Harran’daki medeniyet ihyasını İslâm’ın dairesi içinde kabul eder. İbni Teymiye de, İmam-ı Gazali de,  Hz. Mevlâna da, İbni Arabi de İslâm medeniyetinin çatısı altındadır. (Düşünceler I-Kavramlar)

“Çıkış Yolu II - Medeniyetimizin Dirilişi- Dört Konferans” kitabına göre medeniyet yalnız mimarî uslûp değil, hayat üslûbudur. İslâmların Kur’an ve Sünnet istikametindeki gayesini gerçekleştirme ve bu istikametteki duygu ve düşüncelerini ifade isteğinden doğan niyet ve faaliyetlerin, teori ve pratiğin tamamıdır.  “İyi” ve “kötü” birbirinden tamamen farklı medeniyet vardır. İnsanın yaratıldığı günden bu yana birbiriyle devamlı mücadele hâlindedir. Hz. Âdem’le başlayan “iyi” nin medeniyeti olan “ak medeniyet” vahiy, hakikat ve kitap medeniyetidir. 

“Kötü” nün de bir medeniyeti vardır. Teşkilâtlanmış ve kendini haklı görmenin felsefesini oluşturmuş; inanca karşı felsefe adı altında kara felsefeyi, ruha karşı maddeyi, ulvîye karşı süflîyi, huzura karşı sıkıntıyı, âhenge karşı kaosu çıkarmıştır.

Hülâsa olarak, medeniyet târifinde Doğu ve Batı’yı coğrafî terim olarak değil, ruhun mânevî doğusu ve batısı olarak kullanır. “Ak” ve “kara”, “iyi” ve “kötü”, “bal” ve “zehir”, “tuba” ve “zakkum” kadar birbirinden farklı olan Doğu ve Batı; târih boyunca birbirleriyle devamlı mücadele hâlindedir.  

Bu yazı toplam 88 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim