• İstanbul 23 °C
  • Ankara 21 °C

Yasin Aktay: İslamcılık: Bir geleneğe dayanma ve bir gelenek oluşturma yönüyle

Yasin Aktay: İslamcılık: Bir geleneğe dayanma ve bir gelenek oluşturma yönüyle
İslamcılık üzerine tartışmaların, Müslümanlar var oldukça bitmesi elbette mümkün değil. Bu başlık altındaki bir gündemin sürekli yenilenmesi, hareketlenmesi gayet doğal. Hele İslam sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli konusu ve meselesi iken.

Bu haliyle İslam’ın davasını üstlenenlerin, siyasi, kültürel, toplumsal performansları hem kendi üzerlerinde düşünmelerinin hem de başkalarının onlar hakkındaki ilgilerinin bir konusu olmaya devam edecektir. Son zamanlarda bu konuda güncellenmesi gereken ciddi sorular, sorunlar, konular var. Yetkin Düşünce tam da yeni konuların, soruların epey biriktiği bir bağlamda İslamcılığı “iddiaları ve gerçekleştirdikleri” arasında genel bir soru bağlamında ele alan bir dosya hazırlamış. Dosyada Mustafa Tekin, Muhammet Çelik, Ahmet Keleş, İlhami Güler, Mustafa Öztürk, Ümit Aktaş, Esat Arslan, Muhammet Özdemir, M. Yaşar Soyalan, Zeynep Karataş, Atasoy Müftüoğlu, F. Zehra Kayhan’dan makaleler, Mustafa Aydın, Yıldız Ramazanoğlu ve Ferhat Kentel’den katkılar ve benden ve Ömer Laçiner’den konu üzerine birer söyleşi konuyla ilgili farklı meselelere tartışmaları ve özdüşünümü derinleştirecek nitelikte katkılar içeriyor.

Fatih Yaman’ın benimle gerçekleştirdiği söyleşinin ilk soru ve cevabı İslamcılığın gelenekle ilişkisi üzerineydi. Aynen aktarmak isterim.

İslamcılığı Osmanlı’dan beri varolan düşünce geleneği içerisinde nerede konumlandırabiliriz?

Öncelikle, Türkiye üzerine konuştuğumuzda, içinde “gelenek” geçen bir cümle kurduğumuzda, Türkiye’nin yaşadığı bazı kısıtları, kırılmaları, kesintileri de zikretmeden geçemiyoruz ki, bu durum İslamcılık üzerine düşünürken de bizi ilgilendiren bir husus oluyor ister istemez. Tabi buna bir de gelenek kavramının kendi olgusal karşılığıyla ilgili kısıtları da eklemek gerekiyor. Öncelikle Türkiye’de geleneğin Cumhuriyetle birlikte aldığı derin bir darbe var.

Her şeye rağmen, her şeyi sıfırlayan, geçmişten hiçbir şey tevarüs etmeye izin vermeyen bir kırılma, bir kopma değil elbet, ama geleneğin önemli bir kısmını aktarmayı imkansız kılan bir travma yaşattığı çok açık. Bu kırılma İslamcılık üzerine söylenen veya söylenebilecekleri de belirleyen, belirlemesi gereken bir kırılmadır. Müslümanların bir siyasal bedenin organları olarak varoldukları bir durumdan, darmadağın oldukları, en iyi ihtimalle bedensiz organlara dönüştükleri bir ontolojiye geçişi işaret ediyor.

Devamı: https://www.yenisafak.com/yazarlar/yasinaktay/islamcilik-bir-gelenege-dayanma-ve-bir-gelenek-olusturma-yonuyle-2053624

Bu haber toplam 152 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Hasan Basri Yalçın: Dağlık Karabağ ve ötesi28 Eylül 2020 Pazartesi 10:26
  • D. Mehmet Doğan: Kadınları kim öldürüyor?28 Eylül 2020 Pazartesi 10:15
  • Sefa Saygılı: Zihnen dinlenmek26 Eylül 2020 Cumartesi 13:04
  • Elif Sönmezışık: İştiyak26 Eylül 2020 Cumartesi 13:02
  • Ayşe Şener: Neden sanat, çünkü sanat26 Eylül 2020 Cumartesi 13:01
  • Sedat Ergin: Mekke Emiri’nin oğlu hem ut hem de çello çalınca26 Eylül 2020 Cumartesi 13:00
  • C. Yakup Şimşek: Dilde Bayram mı Dram mı?26 Eylül 2020 Cumartesi 12:31
  • Nedret Ersanel: Kim kazandı kim kaybetti...26 Eylül 2020 Cumartesi 11:40
  • Mustafa Özcan: ‘Selefi terörü’26 Eylül 2020 Cumartesi 11:39
  • İsmail Yaşa: Suudi Arabistan muhalefet partisi26 Eylül 2020 Cumartesi 11:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim