Üç Harflilerin Romanı: Congolos

Üç Harflilerin Romanı: Congolos
Gerek toplumumuzda gerekse edebiyatımızda cin taifesi pek de bahsedilmeyen, hatta direkt adını anmaktan dahi imtina edilerek ‘üç harfliler’ diye adlandırılan varlıklardır. ‘ Congolos’ tabiri de yöresel olarak cin anlamında kullanılan bir kelime.

Genç yazar Samet Doğan, ikinci romanı ‘Congolos’ta cinler konusuna eğilir. Romanda, şehir ve kırsal yaşam iç içe anlatılır. Dini-tasavvufi konulara meraklı okuyucunun, romanda anlatılanları daha ileri boyut ve manalara taşımaları mümkün. Nitekim Samet Doğan romanda detaylara pek girmiyor. Kanaatimizce girmemesi de doğru bir tutum, çünkü bu detaylar sürükleyici vaka örgüsüne sekte vurabilirdi.

Kör Bahri, yaşadığı köyde sevilen, sayılan, yardımsever, derin bilgilere sahip yaşlı biridir. Bir gece ansızın ortadan kaybolur, kısa bir süre sonra da öldüğü anlaşılır. Geride yaşlı karısı, ve torunu Kadir kalmıştır. Kör Bahri’nin köyde hemen herkese bir iyiliği dokunduğu için köy ahalisi, yaşlı kadına ve toruna ihtimam gösterir.

Yaşlı babaanne de ölünce Kadir, İstanbul’a, aile dostlarının çocukları olan Ömer’in yanına gider ve orada yaşamaya başlar. Geçimini köpek gezdiriciliği ile sağlamaya başlar. Bu arada dedesinin vakti zamanında mağlup ettiği kötü cinler onlara musallat olmaya başlar. İstedikleri, dedesinin Kadir’e bıraktığı tılsımlı üç taşı alabilmektir. Bu taşların özelliği, Nuh tufanında Türklere bırakılan, çeşitli güçlere sahip, kötü ellere düştüğünde vahim sonuçlar doğurabilecek taşlar olmasıdır.

Romanın sadece roman olmadığını son zamanlarda Mustafa Özel’in roman tahlili çalışmalarıyla ziyadesiyle anlamıştık. Bir roman, heyecanlı olaylar silsilesinden ibaret hayali anlatılar değil sadece. Sosyolojik, hukuksal, tarihsel ve hukuki manalarda derin tespitler içeren bir türdür. Mesela belli bir bilgi birikimi olmadan İsmet Özel şiirlerine vakıf olamamak pek de imkan dahilinde bir iş değildir. ‘Congolos’ta anlatılanlar da öncelikle cinlerin yaratılışı, kaça ayrıldıkları, vazifeleri gibi konularda detay sahibi olunduğunda farklı ve derin anlamlar kazanan bir roman. Samet Doğan’ın bu bilgilere girmediğini az önce söylemiştik. Bu kitabın bize verdiği önemli mesajlardan biri, bu işin ehli olmayınca kafa yorulduğunda istenmeyen sonuçlar doğuracağı gerçeğidir. Sadece bu mu, elbette hayır.

Kırsaldaki insanların meşgale bulamayıp zamanlarını boş bir şekilde tüketmeleri, insan ilişkileri, aşk, cesaret, topluma faydalı işlerde bulunarak adımızı ölümsüzleştirmek gibi pek çok tavsiye satır aralarından rahatlıkla çıkarılabilecek dersler.

‘Congolos’ta postmodern ögeler de başarılı bir şekilde kullanılıyor. Geri dönüşler başarılı bir şekilde verilmiş. Karakterler ustaca tasvir edilmiş, okuyucu da buna uygun şekilde karakterleri içselleştiriyor, cesur davranan Kadir ve veterinerle gurur duyarken, korkak davranan Ömer’e yer yer kızıyor. Romanın senaryolaştırılarak ilerde beyaz perdeye taşınabileceğini de vurgulamak isterim.

Köpek gibi insan olmayan canlılara dahi akıl almaz vahşetin haberleriyle dolu gündemimizde köpeklerin insana sadakatleri, ettikleri arkadaşlıkları vurgulaması da ayrı bir önem taşıyor ‘Congolos’. Yaşlı köpeğini defnetmesi için yardım ettiği yaşlı kadının köpeğine olan derin sevgisini dile getirdiği satırlar bizleri de hüzne gark ediyor. Yazar, bunu gözümüze sokmadan dengeli şekilde yansıtıyor. Oldukça kritik kopma noktalarında dengeyi çok güzel tutturuyor Samet Doğan. İyi cinlerle kötü cinlerin savaştıkları sahneler, soluk soluğa okunuyor. Bu savaş bir anda olup bitmiyor, bir taraf galipken, diğer tarafın taktik değiştirerek Türklerin meşhur savaş taktiklerini uygulamaları gidişatın dönüşmesini sağlıyor. Özellikle bu savaş anlatımında tansiyon canlı bir şekilde ayakta tutuluyor.

‘Congolos’ta okuyucu tek bir vaka ile meşgul olmuyor, roman aralarına serpiştirilen ara vakaların hepsi temel konuyu destekleyen unsurları haiz. İlk gezdirdiği köpeğin başına gelenlerden sonra ikinci müşterisi Rüya’ya karşı Kadir’in hisleri, saf ve temiz bir köylü çocuğun şehre olan üstünlüğünü de yansıtıyor. Düşünün sıradan bir köylü gözünde ulaşılmaz görünen, hatta güzel sanatlarla uğraşan bir şehirli kız dahi yelkenlerini suya indirmek zorunda kalıyor.

Günümüz insanının derin mevzularından ‘yalnızlık’ konusu da ‘Congolos’ta yerini alıyor. Ev sahibi genç Ömer’in tercihi olan yalnızlığa karşılık acemi ve şehri tanımayan Kadir’in tarafının tutulması da ince mesajlar içeriyor.

Kurgu eserleri bir anda başarısızlığa itme tehlikesi olan diyaloglar da oldukça sahici; yapay durmuyorlar.

Hasılı velkelam Congolos’la insanlığın kadim meselelerini bir kez daha hatırlama imkanı bulacaksınız.

Yusuf Alparslan Özdemir

Bu haber toplam 284 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim