D. Mehmet Doğan: Balkanlar, Ortadoğu derken Kafkasya

D. Mehmet Doğan: Balkanlar, Ortadoğu derken Kafkasya
Dünya siyaseti yeniden şekilleniyor; geçen yüzyılın kapitalist-komünist bloklar üzerinden doğu batı çatışması geride kalalı 40 seneye yaklaşıyor.

Bu çatışma ekseni sona ererken geleceğin çatışma ekseni ile ilgili tezler de ortaya atıldı. Bunlardan üzerinde en çok konuşulanı “medeniyetler çatışması” idi. Aslında çatışmanın adı böyle konulmakla beraber, arkaplanda dinler arası bir alan mücadelesinin sürdürüleceği anlaşılıyordu.

Teori Batı (Hıristiyan) medeniyeti dairesinde imal edilmiş ve düşman da çok açık olmasa da tarif edilmişti. Müslüman dünyası kontrol altına alınacak, konfüçyan dünya ile ilişki kurması önlenecekti.

Müslümanların dünya siyasetinde müessir olması 19. yüzyıldan beri önemli bir mesele teşkil ediyor.

19. yüzyılın sonunda Müslüman dünya batıdan, doğudan ve kuzeyden kıskaç altına alındı. Batı emperyalizmi İslâm dünyasını Türkiye ve İran hariç sömürgeleştirdi. İran da sonunda Rusya ile İngiltere arasında nüfuz bölgelerine ayrıldı. Çin, Doğu Türkistan üzerinde kontrol sağladı. Kuzeyden Rusya Türkistan’a, Kafkaslara ve Balkanlara sarktı.

19. yüzyılın sonunda İslâm dünyasının bir güç merkezi olma yönünde gelişmeler yaşandı. Abdülhamid döneminde Osmanlı hilafetinin nüfuzunun bütün Müslüman dünyada hissedilmesi, dünya siyasetinin şekillenmesinde rol oynayabilirdi. Bu ihtimal, kalabalık Müslüman nüfuslu sömürgelere sahip İngiltere’yi strateji değiştirmeye sevk etti. Kuzeyden güneye doğru yayılan Rusya’yı durdurmak için Osmanlı Devleti’ne verdiği desteği çekti, hatta Osmanlı Devleti’ne karşı Rusya’yla ittifak yaptı. Bu aslında İslâm dünyasını nüfusuna ve ekonomik potansiyeline rağmen etkisizleştirme maksatlı bir ittifaktı.

Paylaşma esaslı anlaşma Rusya’nın kuzey doğudan neredeyse Anadolu ortalarına kadar yayılmasını, Boğazları kontrol altına almasını da mutazammındı. Bu paylaşmaya Fransa ve İtalya da dahil edildi. Bolşevik ihtilali olmasa idi, bu paylaşma anlaşmaları 1. Dünya Harbi sonunda tam ve kâmil mânada uygulanacaktı.

İngiltere siyaseti, Bolşevik devrimine rağmen İslâm dünyasının dünya siyasetinde dengeleyici bir rol oynamasının önüne geçti. İşte Osmanlı Devleti’nin yıkılması, yeni Türkiye’nin teşekkülü bu esaslar dairesinde cereyan etti. Türkiye için Rusya meselesi, ideolojik bir mahiyete büründü ve komünizmle özdeşleşti. Komünizmle mücadelede Türkiye ileri karakol olarak konumlandırıldı.

19. yüzyılda Kafkaslarda Rus yayılması karşısında direniş Şeyh Şamil gibi bir kahramanla sembolleşmesine rağmen, başarısızlıkla sonuçlandı. Osmanlı Devleti’nin Ruslara karşı Kafkaslardaki direnişi doğrudan destekleme yönündeki kararsızlıklarının da bu sonuçta rolü olduğu söylenebilir. Osmanlı merkezi Kafkasya’daki gazavat hareketine fiilen destek verip Ruslara karşı yeni bir cephe açmak yerine bu bölgelerden göçlere kucak açmayı tercih etti. Çünkü Anadolu’da nüfus dengeleri Müslümanların/Türklerin uzun süreli askerlik hizmetleri yüzünden bozulmaya başlamıştı.

Kafkaslardan neredeyse bir asır süren muhaceret Anadolu’nun ihtilaflı bilgelerinde yerleşmelerle dengelenmeye çalışıldı. Kafkas muhacirleri, Devlet’in en büyük düşmanı Rusya’ya karşı mücadele için istihdam edildi. Osmanlı ordusunda yüksek rütbeli Kafkasya kökenliler yanında istihbarat teşkilatında da güçlü bir konumda bulundular. Bu çerçevede Osmanlı Devleti’nin son döneminde olduğu kadar, Millî Mücadele’de de Kafkas kökenli şahsiyetler müessir oldular. Anadolu batıdan Balkan Müslümanları için olduğu kadar, kuzey doğudan Kafkasya Müslümanları için de bir ana ülke oldu. Bugün Türkiye nüfusunun azımsanmayacak bir bölümünün köken olarak Kafkaslarla bağlantılı olduğunu söyleyebiliriz.

Osmanlı’nın Kafkaslarda son ve başarıya ulaşan hamlesi, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Kafkas İslâm Ordusu’nun bölgedeki başarılı harekâtı, kısa süren Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yolunu açmış, Sovyet sistemi çöktükten sonra Azerbaycan cumhuriyeti tekrar kurulmuş ve bölge siyasetinde giderek daha fazla etkili olmaya başlamıştır. Son Karabağ savaşı, Azerbaycan’ın elini güçlendirmiş, Türkiye’nin bu savaş sırasındaki kayıtsız ve şartsız desteği bölgenin geleceği ile ilgili ümit verici bir başlangıç olmuştur.

TYB Akademi’nin 32. Sayısının Kafkaslar ağırlıklı çıkması, geçen yılın son aylarında patlak veren Karabağ savaşı öncesinde kararlaştırılmıştı. Karabağ Savaşı bu coğrafyaya ilgiyi canlandırdı.

Bu sayımızın editörü Doç. Dr. Telli Korkmaz hanım zor bir işi başardı, hem Türkiye’den hem de Kafkas coğrafyasından araştırmacıların makaleleri ile güzel bir sayının ortaya çıkmasını sağladı. Bu sayımızda Rusça ve Azerbaycan Türkçesi ile birer makale de yer alıyor.

TYB Akademi 32: Kafkasya - Mayıs 2021

Bu haber toplam 285 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim