Doç. Dr. Erkan Hirik: Türkçede Varlık-Yokluk Bağlamında Yakınlık Belirten İşaretleyiciler

Doç. Dr. Erkan Hirik: Türkçede Varlık-Yokluk Bağlamında Yakınlık Belirten İşaretleyiciler
TYB Akademi 29 / Mayıs 2020 / 21. Yüzyılda Türkçe

Dilin anlamı insan ile insanın anlamı da dil ile ortaya çıkar, denebilir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, düşünce merkezli ortaya çıkan dildir. Keza düşünceler dili oluşturan seslere ya da yazıya dökülebilen mefhumun ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Aynı şekilde dilin de düşünceyi oluşturduğunu söylemek mümkündür. Her ne kadar düşünce ve dil arasındaki bağ bu kadar kuvvetli olsa da dil ve düşünce ayrı iki varlık alanlarına sahiptir. Tüm bunlar göz önüne alındığında evreni anlamlandırmak ve kendi düşünce sürecine aksettirmek isteyen insan, bunu ancak kelimelerle yapabilmektedir. Görme ile başlayıp algılama ve anlamlandırma ile devam eden düşünsel süreç, bu kez adlandırma safhasına geçmektedir. Bu bağlamda Türkçede evrende yer alan her türlü varlık, hareket, durum ya da olgu isim, fiil ve edat türündeki kelimelerin çeşitli birleşimlerle bir araya gelmesiyle ifade edilmektedir.

Türkçe varlık-yokluk çizgisi üzerinde çok sayıda ifade aracına sahiptir. Sahip olduğu iç mekanizmasını bu doğrultuda hareket ettirerek farklı dil bilgisel kategorileri varlık-yokluk bağlamında kullanım sahasına sunmaktadır. Türkçe sahip olduğu iç mekanizmasını oluşturan seslerden, eklere, kelimelere, kelime öbeklerine, cümlelere kadar farklı kullanım sahalarıyla evrendeki varlık-yokluk çizgisini ifade edebilmektedir. Etrafını iyi betimlemek isteyen insan da varlık-yokluk çizgisini sadece ilkel şekilde iki küme olarak almamış ve aralarındaki yakınlığı da anlamlandırıp adlandırmıştır. Bunu yaparken de dilin her türlü imkânından faydalanmıştır.

Tüm bunlardan sonra isim, fiil ve edat üçlüsünün diğer dil bilgisi kategorileriyle birlikte varlık-yokluk bildirmede önemli işlevlerinin olduğu söylenebilir. Dildeki her ifade, dilbilimsel bağlamda realis (gerçeklik) ya da irrealis (gerçekdışılık) [1] alan üzerinde konumlanmaktadır.

Gerçeklik, bir tür kip alanı olmakla birlikte bir kavramın gerçek olduğunu ifade etmek için kullanılan ve konuşurun ruh durumunu da barındıran türlü dil bilgisi kategorileri ile işaretlenen bir anlam alanıdır. Gerçekdışılık ise gerçekliğin aksine bir kavramın, olayın ya da durumun gerçek olup olmadığının tam olarak bilinmediği, bilindiği durumlarda da gerçekliğin kesin olarak olmadığı bir anlam alanıdır. Gerçekdışılığın aynı zamanda konuşurun ruh durumunun çeşitli dil bilgisi işaretleyicileri ile işaretlendiği bir anlam alanı olduğu da söylenebilir. Bu çalışmada gerçeklik ve gerçekdışılık kavramları isim temelinde ele alınarak gerçekliğin ve gerçekdışılığın varlık-yokluk ekseniyle ilişkisi ve “yakınlık” kavramı ele alınacaktır. Türkçede yakınlık kavramının ifade edildiği çeşitli dil bilgisi işaretleyicileri gösterilecektir.

1. Gerçeklik (Realis) - Gerçekdışılık (Irrealis) Nedir?

Evrende olan ya da gerçekleşen nesne ya da olaylarla/durumlarla birlikte, olmayan ya da gerçekleşmeyen nesne ve olaylar/durumlar da bulunmaktadır. Dolayısıyla dil ile ifade edilen her yargı olma-gerçekleşme, olmama-gerçekleşmeme düzleminde yer almaktadır. Bu yargılar konuşura ait olmaları nedeniyle onların düşünce dünyalarını, ruh durumlarını yansıtır. Bu bakımdan ele alındığında bu düzlemdeki her ifadenin birer kip-kiplik (mood-modality)[2] konusu olduğu sonucuna varılabilir. Nitekim gerçeklik ve gerçekdışılık kavramları hakkında farklı düşünceler olsa da bu kavramlar genelde kip ve kiplik konusuyla birlikte ele alınan bir üst çatı konumunda bulunmaktadır.

Gerçeklik ve gerçekdışılık terimleri her ne kadar dil bilim geleneğinde sıkça kullanılan terimler olsa da mevcut tanımlarında çok sayıda tartışma mevcuttur. Exter (2012: 174), bu konuda mevcut tanımların sorunlarının çok belirsiz olmaları ile birlikte tamamen açıklayıcı bağlamlarda olduğu gibi örtük varsayımlara çok fazla şey bırakmaları olduğunu belirtmektedir.

Palmer, gerçeklik-gerçekdışılık (realis-irrealis) kavramlarını kiplik (modality) ile birlikte değerlendirir. Palmer, açık bir gerçeklik-gerçekdışılık tanımı yapmasa da kipliğin olayı tanımlayan önermenin durumu ile ilgili olduğunu belirtmektedir. Palmer’e (2001: 1) göre kiplik, dil bilgisel zaman ve görünüşten farklıdır, çünkü doğrudan olayın herhangi bir özelliğine değil, sadece önermenin durumuna atıfta bulunur. Kiplik olan-kiplik olmayan ya da bildirim ve bildirimsel olmayan arasında ikili bir ayrım yapmak ve bu ayrımı “gerçekçi” ve “gerçekçi olmayan”; “gerçek” ve “hayalî zıtlığı ile ilişkilendirmek gerekmektedir. Palmer’e göre bu terimler tatmin edici değildir ve bu nedenle bu ayrım için “realis-irrealis” terimleri kullanılmıştır. Exter  (2012: 175), Palmer’in kiplikten hareketle yaptığı gerçeklik-gerçekdışılık ifadesinin açık ve anlaşılır olmadığını belirtmektedir.

Portner (2009: 1) de gerçeklik ve gerçekdışılık olgusunu kiplik üzerinden açıklamaktadır. Ona göre kiplik, dil bilgisinin kişinin gerçekte olması gerekmeyen durumlar hakkında bir şeyler söylemesine izin verdiği dilsel bir olgudur. Buradan Portner’in gerçek (real) ile dildeki gerçeklik arasında bir bağ kurduğu bunun da kiplikler aracılığı ile sağlandığını düşündüğü anlaşılmaktadır.

Givon (2001) ise kipsel anlam alanını (modal semantic domain) önvarsayım (presuppositions) ve iddialar (assertions) olmak üzere birincil konumda bir sınıf olarak ele almaktadır. İddialar ise gerçeklik (realis) ve gerçekdışılık (irrealis) olarak iki alanda değerlendirilmektedir. Gerçeklik iddiaları ise kendi içerisinde pozitif ve negatif olarak ayrılmaktadır. Palmer bu konumda daha gelenekçi bir yaklaşımla önerme kipliği ile olay kipliğini ayırmaktadır. Bybee (1998) ise kip alanını dört alt alana ayırmaktadır: Eyleyici temelli (agent-oriented), konuşur temelli (speaker-oriented), bilgi (epistemic) ve niteleme kiplikleri.

Auwera-Plungian (1998) kiplik terimini olasılık ve gereklilik kavramlarına atıfta bulunan alanlarla sınırlayarak gönüllülük, delile dayalılık vb. alanların kiplik kavramının dışında tutulması gerektiğini belirtmektedir.

Kiplik alanından hareketle gerçeklik-gerçekdışılık alanını ifade etmeye çalışan bu çalışmalarda farklı ölçütlerin temel alındığı, bu ölçütlerle kipliği anlatırken gerçeklik-gerçekdışılığın ne olduğunun ifade edilmeye çalışıldığı görülmektedir. Exter (2012: 177), çalışmasında kiplik temelli bu çalışmaların gerçeklik-gerçekdışılık alanlarına farklı yaklaşımları maddeler hâlinde şu şekilde özetlemiştir:

  • Gerçekdışılık kiplik alt alanlarını da içeren bir tür “büyük kip” alanıdır.
  • Gerçeklik-gerçekdışılık kiplik ile aynıdır.
  • Gerçeklik ve gerçekdışılığın kendileri birer kip kategorisidir.
  • Gerçeklik ve gerçekdışılık, kiplikten bağımsız bir “gerçeklik durumu” kategorisinin değerleridir.

Elliott (2000) ve Pietrandrea (2012) da çalışmalarında gerçeklik-gerçekdışılık alanlarının gerçeklik durumu (reality status) ile ilgili olduğunu belirtmektedir. Pietrandrea (2012: 186), gerçekdışılığın bununla birlikte algılanabilir gerçekliğe dayandığını ifade etmektedir. Ona göre gerçekdışılık (irrealis) belirten olaylar gerçekleşmez, yani “algılanabilir gerçekliğe dayandırılmamış” şekilde sunulur. Bugenhagen, gerçeklik ve gerçekdışılığın anlamsal çekirdek model (prototypical semantic core) olduğunu belirterek gerçeklik ve gerçekdışılığın içeriklerini vermektedir. Bugenhagen’e (1993) göre gerçeklik olumluluk, geleceği bildirmeyen zaman, bitmişlik görünüşü, bildirme kipi taşıyan söylemleri içermektedir. Gerçekdışılık ise gelecek zaman, varsayımsal şartlar, karşı olgusal (alternatif) şartlı ifadeler, isteme belirten ifadeler ile olumsuz amaçlı ifadeleri içermektedir. Elliott ise Bugenhagen'in görüşlerinden farklı düşünmektedir. Ona göre “gerçeklik” ve “gerçekdışılık” aslında gramer kategorilerinin tüm kullanımlarında ortak anlamsal bileşen olarak ele alınmalıdır (Elliott 2000: 70-81). Elliott’a göre gerçekdışılık olayların ya da durumların gerçek dünyada değil, alternatif varsayımsal ya da hayal dünyasında konumlanmış olarak algılanmasını sağlar. Elliott’a  (2000: 70) göre gerçekdışılık alanı geniştir ve şartları, kipliklerle nitelenen olayları, emirleri, olumsuzlukları, alışkanlık ifadelerini, soru ifadelerini kapsayabilir.

Van Gijn ve Gipper, (2009) gerçeklik ve gerçekdışılığı ikili yapı olarak ele almaz. Araştırmacılara göre bir sürecin bütününü oluştururlar. Alternatif gerçek/varsayım (counterfactual) üzerinden olasılığa (possible) oradan da gerçeğe (factual) uzanan bir bütün şeklinde gerçeklik ve gerçekdışılık ifade edilir. Bu bütün üzerinde de gri alanlar (grey area) bulunmaktadır. Her dil bu alanı kendi olanaklarına göre belirler. Bahsedilen bu bütün üzerindeki belirli alanlar, olası olaylardan olaylara konuşurun düşüncesiyle ya da konuşurun düşüncesinden bağımsız; gerçek olaylardan geçici ya da kalıcı olaylara olmak üzere yine alt alanlara bölünür. [KY: Konuşur Yorumu]

  • varsayım < ihtimal [-KY] < ihtimal [+KY] < gerçek [-KY] < gerçek [+KY]

Exter (2012: 184-185), gerçeklik ve gerçekdışılık işaretleyicilerinin birlikte bulunabildiğini belirterek gerçekdışılığın varsayım, bitmemişlik, uzak bitmemişlik, gelecek ve belirsizlik gibi kavramlarla anlamsal olarak şekillendiğini söylemektedir. Araştırmacıya göre gerçeklik ve gerçekdışılık şu şekilde sınıflandırılmaktadır:

  • Gerçeklik (genel olarak): Şimdi, geçmiş (gerekli), varsayım, yaklaşık bitmemişlik, uzak bitmemişlik), gelecek.
  • Gerçekdışılık (genel olarak): Zorunluluk, gönüllülük, yakın gelecek, izin, yeterlilik.

Bu çalışmada gerçeklik ve gerçekdışılık kavramları yukarıdaki farklı görüşler doğrultusunda “gerçeklik durumu” (reality status) ölçütü merkeze alınarak değerlendirilmektedir. Çünkü gerçeklik durumunun merkeze alınması kipliklerin de konuya dâhil edilmesini sağlayan en geniş çerçevedir. Bir diğer deyişle kiplikler gerçeklik ve gerçekdışılık kavramlarının altında yer alan anlamsal kavramlardır. Gerçekleşme bildiren bir fiilin ya da varlık bildiren bir ismin temelini oluşturduğu cümlelerde konuşurun duygu-düşünce-ruh durumunu gösteren her türlü işaretleyici hem ilgili kip alanını hem de gerçekliği işaretlemektedir. Benzer şekilde gerçekleşmeme bildiren bir fiilin ya da yokluk bildiren bir ismin temelinde yer aldığı cümlelerde de konuşurun duygu-düşünce-ruh durumunu gösteren her türlü işaretleyici hem kipleri hem de gerçekdışılığı işaretlemektedir.

i. Ahmet bu işi iyi yaptı. à Fiildeki hareket gerçekleşti à Gerçeklik

ii. Ahmet bu işi iyi yapacaktır. à Fiildeki hareketin gerçekleşip gerçekleşmediği belirsiz. à Gerçekdışılık

iii. Ahmet’in kazağı mavi. à Yüklemdeki yargı var. à Gerçeklik

iv. Ahmet’in kazağı mavi değil. à Yüklemdeki yargı yok. à Gerçekdışılık

Yukarıdaki örneklere bakıldığında i ve ii numaralı cümlelerin yüklemi fiil, iii ve iv numaralı cümlelerin yüklemi isimdir. i numaralı cümle yüklemi fiilden oluşan ve geçmiş zamanı işaretleyen bir cümledir. Bu cümlede konuşurun duygu durumunu gösteren işaretleyiciler (iyi yap-) bulunduğu gibi bu işaretleyicilerin gerçekliği de işaretlediği görülmektedir. Dolayısıyla cümledeki yargı, gerçeklik alanına vurgu yapmaktadır. ii numaralı cümlenin de yüklemi fiilden oluşmaktadır. Bu cümlede belirtilen hareket henüz gerçekleşmemiştir, ancak konuşurun aktarımına/tahminine göre gelecekte gerçekleşecektir. Gerçeklik durumuna göre değerlendirildiğinde ise gerçekleşmediği dolayısıyla gerçekdışılık alanına vurgu yaptığı görülmektedir.  iii numaralı cümleye bakıldığında konuşur, bir varlığa işaret etmektedir. Bu varlık ise “mavi”nin kendisidir. Bu durumda mavi, gerçeklik durumuna göre vardır ve gerçekliğe işaret etmektedir. iv numaralı cümlede yer alan ifade ise yokluk alanındadır ve mavi yoktur, dolayısıyla orada bir gerçekdışılık vardır.

Tüm bunlardan sonra gerçeklik-gerçekdışılık kavramlarının farklı görüşlerle temellendirildiği, bunun da sebebinin temel alınan dilin özellikleriyle ilgili olduğu söylenebilir. Gerçeklik ve gerçekdışılığın birçok dil bilgisi kategorisini içerisine alan anlambilimsel üst çatı olduğunu belirtmek mümkündür. Bu husus gerçeklik-gerçekdışılık kavramlarının evrensel ölçüt kazanmasını da sağlamaktadır.

Gerçeklik-gerçekdışılık ilişkisinin genelde fiil kategorisi ile ilişkili bir alan olarak ele alındığı görülmektedir. Bu çalışmada gerçeklik-gerçekdışılık her türlü kelime türünü kapsayan anlamsal bir alan olarak ele alınmakta ve gerçeklik durumu (reality status)[3] kapsamında değerlendirilmektedir. Gerçeklik durumu hareketleri, durumları ve her türlü nesneyi-kavramı kapsamaktadır. Diğer bir deyişle gerçeklik durumu, dil boyutunda bir fiilin gerçekleşip gerçekleşmediğini, bir ismin de varlık-yokluk çizgisindeki durumunu ortaya koymaktadır. Bir fiilin belirttiği hareketin gerçekleşmiş olması gerçeklik, gerçekleşmemiş olmaması ise gerçekdışılık ile bağlantılıdır. Bunun dışında bilinmezlikler de gerçekdışılığın türü olarak ele alınabilir. İsim boyutunda bakıldığında ise bir nesnenin ya da kavramın var olması gerçeklik, yokluğu ise gerçekdışılık ile ilişkilidir. Bu durum şu şekilde gösterilebilir:

I. Gerçeklik

a. Fiil [Gerçekleşme]

b. İsim [Varlık]

II. Gerçekdışılık

a. Fiil [Gerçekleşmeme]

b. İsim [Yokluk]

Yukarıdaki sınıflandırmadan anlaşılabileceği üzere gerçeklik ve gerçekdışılık, isim ve fiil ile ifade edilen anlam alanının üst çatısı gibi düşünülebilir. Edatlar ise bu bağlamda hem isimlere hem de fiillere anlam alanında yardımcı olmaktadır.

v. Çocuklar bahçedeki çiçekleri ezdiler.

vi. Çocuklar bahçedeki çiçekleri ezmediler/ezecekler/ezmişlerdir.

Yüklemi fiilden oluşan v ve vi numaralı örnekler gerçeklik-gerçekdışılık bağlamında ele alındığında v numaralı örnekte yüklemde belirtilen hareketin gerçekleşme bakımından tamamlanmış olduğu, dolayısıyla gerçeklik belirttiği söylenebilir. vi numaralı örnekte ise ez- eylemi gerçekleşmemiştir ve fiil tam anlamıyla gerçekdışılığı işaretlemektedir. Burada olumsuzluk, gelecek ve tahmin ile gerçekdışılık ilişkisi ortaya çıkmaktadır.

vii. Çocuğun kazağı mavi.

viii. Çocuğun kazağı mavi değil.

Yüklemleri isimden oluşan bu örnekler ele alındığında vii numaralı örnekte mavi kavramının varlığından söz edilebilir. Dolayısıyla gerçeklik çatısının altında yer almaktadır. viii numaralı örnekte ise mavi kavramı yoktur. Bu yokluk onun gerçekdışılık alanında yer almasına neden olmaktadır.

Elbette dilde her ifade her zaman bu gerçeklik ya da gerçekdışılık alanlarının tam orasında yer almaz. Kimi zaman bazı söylemlerin bu alanların birinde yer alsa dahi diğerine yönelen/yaklaşan söylemler olduğu bilinmektedir. Kimi söylemlerde isimler, kimi söylemlerde ise fiiller çeşitli dil bilgisi unsurlarıyla birlikte üyesi oldukları gerçeklik ya da gerçekdışılık kümelerinin içinde olsalar da merkezden kenara doğru yaklaşarak diğer kümeye yönelme eğilimi gösterirler. Bu durum varlık-yokluk bağlamında isimlerde yakınlık, gerçekleşme-gerekleşmeme bağlamında fiillerde ise yaklaşıklık olarak ele alınabilir. Bir diğer ifadeyle dilin anlatım imkânlarının esnekliği gerçeklik ya da gerçekdışılık belirtse de söylemin bağlamda diğer dil bilgisi unsurlarıyla diğer alanı anımsatmasına yol açmaktadır. Gerçeklik belirten bir ifade gerçekdışılığı, gerçekdışılık belirten bir ifade de gerçekliği anımsatabilmektedir. Bu durumda ortaya yaklaşıklık ve yakınlık kavramları çıkmaktadır.

ix. Çocuklar az kalsın bahçedeki çiçekleri eziyordu.

Bu örnekte az kalsın…yordu yapısı yüklemdeki hareketin gerçekleşmeye yaklaştığını (gerçeklik) ancak yine gerçekleşmediğini (gerçekdışılık) göstermektedir. Dolayısıyla gerçeklik (ez- hareketinin tamamlanmışlığı) anımsatılmış, gerçekdışılık ise vurgulanmıştır. Bundan hareketle bu ifadenin gerçekdışılığı işaretlediği söylenebilir. Bu örnek her ne kadar gerçekdışılığı işaretlemiş olsa da doğrudan gerçekdışılığı işaretleyen ezmediler, ezecekler, ezmişlerdir (vi numaralı cümle) örneklerinden de farklı bir anlamsal konumda bulunmaktadır. Bu farklılık da gerçekliğin anımsatılması ve yaklaşıklığın sağlanması ile ilgilidir.

x. Çocuğun kazağı mavimsi.

Bu örnekte ise benzetme ilgisiyle mavi kelimesi -(I)msI ekiyle birlikte “maviye benzeyen ama mavi olmayan” anlamında bir yargı oluşturmaktadır. Dolayısıyla cümlede bir varlığı anımsatma olsa da aslında o varlığın yokluk kümesi içinde olduğu görülmektedir. Çünkü mavimsi ile mavi ifadesi aynı anlam alanını işaretlemez. Bir diğer ifadeyle mavimsimavi denebilir. Bu durumda mavimsi kelimesiyle kastedilen rengin kendisine ait bir adı olmadığı, bu nedenle kastedilen rengin kendisine en çok benzeyen rengin adına (mavi) yönelen bir kullanımla benzetme ilgisi kurulduğu söylenebilir. Benzetme ilgisi olsa da burada mavinin yalnızca kişisel bir “yorumlama” neticesinde ortaya çıktığı, müstakil bir adı olmadığı için de “bilinmeyeni bilinenle anlatma” durumu olduğunu belirtmek mümkündür. Nihayetinde “mavimsi mavi değildir.” yargısından hareketle burada bir yokluktan ve gerçekdışılıktan bahsedilebilir. Ancak her ne kadar farklı alanları işaretleseler de bir anımsatma ilgisiyle ortada bir yakınlık da vardır. ii numaralı örnekte belirtilen mavi bir varlığı ve gerçekliği işaretlemektedir. mavi değil ise yokluğu, gerçekdışılığı göstermektedir. Mavimsi ise anlam olarak mavi ile aynı anlam alanını göstermediğinden gerçekdışılık kümesinde yakınlığa vurgu yapmaktadır.

Yukarıdaki iki işaretleyiciden hareketle [-(I)msI, az kalsın…yordu] Türkçede bazı işaretleyicilerin gerçeklik ve gerçekdışılık bağlamında anlamsal konumlandırma  yaptıklarını söylemek mümkündür. Bu konumlanmada yargı gerçeklik ya da gerçekdışılık bağlamında yer alsa da ifadenin anlamsal değeri onu ait olduğu bu kümelerin kenarına, dolayısıyla diğer kümeye yaklaştırmaktadır. Bu husus fiilli yapılarda yaklaşıklık, isimli yapılarda ise yakınlık olarak adlandırılmaktadır.

1-065.jpg

 

Yukarıdaki şekilden anlaşılabileceği üzere dille belirtilen tüm ifadeler ya gerçeklik ya da gerçekdışılık kümesi içerisinde yer almaktadır. Ancak ok işaretiyle gösterilen bazı ifadeler, bulundukları kümenin diğer kümeye bakan kenarlarına yakın konumlanıp diğer kümeye yönelerek diğer kümeyi andırma işlevi yapmaktadır. Kimi dil yapıları gerçekdışılık kümesinin kenarına yakın konumlanıp gerçekliği andırmakta ya da gerçeklik kümesinin kenarına yakın konumlanıp gerçekdışılık kümesini andırmaktadır. Bu tür konumlanmalar hem isimli hem de fiilli yapılarda olabilmektedir. İsim cinsinden kelimelerle kurulan bu tür yapılar yakınlık, fiil cinsinden kelimelerle kurulan yapılar ise yaklaşıklık terimiyle ifade edilebilir.

Aslan Demir, istek kipliği temelindeki çalışmasında gerçeklik ve gerçekleştirilebilirlik terimlerini kullanarak “gerçekleşebilirliği yüksek” somut isteklerden gerçekleşmesi mümkün olmayan “gerçekdışı” isteklere kadar olan aşamalı bir alanın varlığından söz etmektedir. Aslan Demir (2007: 582), çalışmasında realis ve irrealis terimleri yerine gerçeklik ve gerçekdışılık terimlerini kullanarak dilin yalnız aktarım sağlamakla kalmadığını, konuşurun aktardığı bilginin gerçekliğine ve gerçekleştirilebilirliğine yönelik tutum ve beklentilerini de yansıtarak gerçeklik, gerçekleşebilirlik, gerçekdışılık gibi değişik durumların ifadesini de sağladığını söylemektedir. Gerçek ve gerçekdışı algısında kültürlere, toplumlara ve bireylere bağlı göreceliklerin olabileceğini belirten Aslan-Demir, gerçeklik ve gerçekdışılık arasında düzenli ayrımlar yapan ve bu ayrımı çeşitli eklerle, enklitiklerle ve kelimelerle düzenli olarak gramere yansıtan dillerin de varlığından bahsetmektedir. Ayrıca Aslan Demir, bu ayrımların yapıldığı dillerde konuşurun anlattığı olayın gerçekliğine inanıyorsa başka, gerçekdışı olduğuna inanıyorsa başka bir eki ya da gramatikal birimi tercih ettiğini belirtmektedir. Aslan Demir (2007: 583), geçmişte olan veya süren eylemler gerçek, geleceğe yönelen emir, istek, dilek, gereklilik, koşul gibi kip alanlarının ise gerçekdışı olarak ele alındığını ifade etmektedir.

Tüm bunlardan sonra temel iki alan olarak kabul edilebilecek gerçeklik ve gerçekdışılığın hem gerçek dünyada hem de konuşurun zihin dünyasında şekillendiği, buna göre cümle üretiminin gerçekleştiği söylenebilir. Konuşur, bir nesnenin ya da kavramın varlığını-yokluğunu, bir hareketin gerçekleşip gerçekleşmediğini ifade ederken bu alandan faydalanır. Ancak kimi zaman da bahsi geçen kutupların aralarında kalan alanları ifade etme ihtiyacı doğar. Bu ihtiyaç isimlerde genelde benzetme yoluyla yakınlık, fiillerde ise yaklaşıklık terimiyle karşılanmaktadır.

Yakınlık teriminin isimler için seçilmesi bu sözcüğün pragmatik kullanım alanıyla ilgili olmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin, maviye yakın ifadesi ölçünlü Türkçe için uygundur, maviye yaklaşık* ifadesi ise uygun değildir. Keza yaklaşıklık terimi hâlihazırda dil bilgisi çalışmalarında[4] fiilli ifadeler için kullanılagelmektedir

2. Varlık-Yakınlık-Yokluk

Evrende yer alan pek çok şey tersiyle bilinir. Bir şeyin varlığı, onun yokluğunu; yokluğu da varlığını, aynı şekilde bir şeyin gerçekleşmesi gerçekleşmemesini; gerçekleşmemesi de gerçekleşmesini anlatabilmektedir. Bu çalışmada isim temelinde ele alınan ve isim ile ilişkiler kastedilerek kullanılan varlık-yokluk terimlerinin oluşturduğu iki kutup ve bu iki kutupta diğerinin anımsatıldığı alanları anlatan yakınlık terimi gerçeklik-gerçekdışılık bağlamında ele alınmıştır.

Dil bilgisi çalışmalarında gerçeklik (realis) ve gerçekdışılık (irrealis) genellikle fiil odaklı olarak ele alınmış ve incelenmiştir. Bir şeyin gerçekliği ya da gerçekdışılığı ifade etmesi yalnızca fiil ile ilgili değildir. İsim cinsinden kelimelerle oluşturulan ifadelerde de gerçeklik ve gerçekdışılığı değerlendirmek mümkündür. Keza isim de olsa fiil de olsa temelde “bir şeyin” varlığı ya da yokluğu söz konusudur. Fiilde hareketin gerçekleşmemesi “hareketin yokluğu”, gerçekleşmesi ise “hareketin varlığı” olarak düşünülebilir. Bu da isim cinsinden kelimelerin de değerlendirilmesinin yolunu açmaktadır. Çünkü isimler de sözce içerisinde bir yargı bildirebilirler. Gösteren-gösterilen ilişkisi bağlamında ele alındığında isimlerin birer karşılıkları olduğu bilinen bir gerçektir. Fiil cinsinden kelimelerin karşılıkları nasıl bir hareket/durum bildiriyorsa isim cinsinden kelimeler de nesne/varlık/kavram bildirebilmektedir. Dolayısıyla yargı bildirme bağlamında bir farkları olmayan fiil ve isimlerin gerçeklik-gerçekdışılık bağlamında değerlendirilmesi adına bir farklılık da yoktur. Ağca (2010) çalışmasında olumsuzluk ve yokluk şekillerini birlikte değerlendirmiştir. Araştırmacının çalışmasında fiil (olumsuzluk) ve isim (yokluk) kategorilerini birlikte değerlendirmiş olması dikkat çekicidir. Ağca, doğrudan gerçekdışılık terimini kullanmasa da aslında bu terimin altında kategori olarak ele alınabilecek olumsuzluk ve yokluk kavramlarını birlikte ele alarak dolaylı bir kullanım gerçekleştirmiştir. Ağca (2010: 1), “Gerçek olmayan, yok olan ya da olumsuz olan herhangi bir nesne, varlık ya da kavram ancak gerçek olan ile, var olan ile mümkündür. Bu çerçevede olumsuzluk ya da yokluk ifadeleri var olan / gerçekliği olan olumlu ifadelerden ya da varlık ifade eden durum ve ifadelerden doğmuştur. Herhangi bir nesne ya da kavramın yokluk ifadesinde ve olumsuzluk şeklinde olabilmesi için mutlaka varlık ve olumluluk karşılığının olması gerekir.” diyerek varlık-yokluk çizgisinin olumluluk-olumsuzluk çizgisiyle paralelliğini göstermiştir. Türkçe varlık-yokluk ifadeleri bakımından eski Türkçeden (Köktürk Yazıtları) itibaren işlek bir kullanım özelliği sergiler. “Var” ve “yok” kelimelerinin en eski metinlerden itibaren Türkçede kullanıldığı bilinmektedir.

Bir küme olarak düşünüldüğünde bu kümelerden biri varlık, diğeri ise yokluk olarak değerlendirilebilir. Evrende yer alan somut ve soyut her varlığa ayrı ayrı adlar verilemeyeceği için kimi zaman dil kendi iç mekanizması doğrultusunda fonetik, morfolojik ve leksik birimlerini kullanarak yeni anlam alanları yaratır. Bu anlam alanları gerçeklik-gerçekdışılık kümesinde yer alan varlık-yokluk düzleminde yakınlık olarak ara anlamları içermektedir. Türkçe cümlelerde de evrende yer alan varlıklar nitelenirken yakınlık anlam alanını oluşturmak için fonetik, morfolojik ve leksik birimlerden faydalanılır.

Yakınlık, bilinen ile bilinmeyeni, tanımlanan ile tanımlanamayanı bildirmeye yarayan bir anlam alanıdır. Her varlığa ayrı ayrı kelimeler ile ad verilemeyeceği için bu anlam alanı bu boşluğun doldurulmasına katkı sağlar. Yakınlık ilgisinin temelinde de benzetme ve somutlaştırma bulunmaktadır.

Türkçede birtakım ekler, ek birlikleri, kelimeler ve kelime öbekleri yakınlık anlamının ortaya çıkmasını sağlar. Bu yakınlık kimi zaman gerçeklik kümesinde kimi zaman ise gerçekdışılık kümesinde yer alabilir.

2-056.jpg
Yukarıdaki şekilden anlaşılabileceği üzere varlık gerçekliğin; yokluk ise gerçekdışılığın bir alt kümesi olarak görülmektedir. Varlık ve yokluk kümesinin kenarına konumlanan ifadelerin diğer varlık alanını çeşitli açılardan andırdığı görülmektedir. Türkçede isim temelli varlık-yokluk düzleminde çok sayıda morfolojik, leksik ve morfo-leksikal işaretleyicinin yakınlık bildirdiği görülmektedir. Bu işaretleyicilerin bir kısmı aşağıda ayrıca ele alınmıştır.

3. Yakınlık İşaretleyicileri

3.1. Morfolojik İşaretleyiciler

Türkçe, yapısal olarak eklemeli dil özelliği gösteren dillerdendir. Bu nedenle Türkçede köklerle birlikte ekler çok farklı birleşimlerle bir araya gelerek çeşitli anlam alanlarını işaretleyebilmektedir. Bazı eklerin varlık-yokluk düzleminde yakınlık belirtme işlevi diğer eklere göre daha ön planda olabilmektedir. Bu eklerden bazıları şunlardır:

3.1.1. -CA

Bu ek isimlere gelerek eşitlik, benzerlik, karşılaştırma anlamları katmaktadır. Ek eklendiği kelimeye benzetme anlam ilgisiyle birlikte yakınlık ilgisi de katmaktadır. Bu yakınlık ilişkisinin genellikle yokluk anlamıyla gerçekdışılık belirttiği görülmektedir.

  1. Bunda nesli devam ettirmek gibi hayvanca bir gaye de yoktur. [PS]
  2. Hayatımda hiç bu kadar iğrenç derecede gülünç bir manzara görmedim. Bu alelade bir yaramaz erkek çocuğun bir uslu kız çocuğa musallat oluşu gibi değil, çok daha canavarca bir şey... [YKK2]
  3. Bu ihtiyar adamın kalbine genç kızın bu çılgınca suali üzerine ilk defa olarak korkunç bir yaklaşım endişesi düştü. [YKK1]
  4. Bunlar hayvanca davranışlar, dedim. Bana sezdirmemeğe çalışarak gözlerini kuruladı, derince soludu. [MNÖ]

Yukarıdaki örnekler gerçeklik-gerçekdışılık bağlamında ele alındığında şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır: i numaralı örnekte hayvanca ifadesinde yer alan -CA eki benzetme görevi görerek “hayvan” kelimesinin anlam alanını anımsatsa da o alanı işaretlememektedir. Fakat buna rağmen -CA ekinin etkisiyle hayvan kelimesinin anlam alanı çağrıştırılmaktadır. Bu durumda hayvanca ifadesinde hayvan anlam alanı olmadığı için bir yokluk-gerçekdışılık söz konusudur, ancak çağrışım yaptırması onu gerçekdışılık kümesinin merkezinden kenarına, gerçeklik kümesine doğru taşımaktadır. Bu da yakınlık ile ilişkilidir. ii numaralı örnekte yine canavar benzetme yoluyla çağrıştırılsa da gerçekdışılık kümesinin içerisinde bir yokluk göstermektedir. Fakat çağrışım yakınlık anlam alanını çağrıştırmaktadır. iii numaralı örnekte benzer şekilde çılgınlık yoktur, ancak çağrıştırılarak yakınlık anlam alanı gösterilmektedir. Son örnekte hayvanca ifadesi yine yakınlık alanını gösteren ancak yokluk bağlamında gerçekdışılık ifade eden -CA işaretleyicisini taşımaktadır.

-CA eki kullanıldığı bağlama göre başka anlamlar da içerebilmekte bu tür durumlarda yakınlık özelliğini kaybetmektedir.

  • Selmin de hayretini onlarınkine karıştırmak istiyormuş gibi büyük dayısının sol tarafına geldi ve sessizce durdu. [PS]

Bu örnekte bir gerçekdışılık bulunmamaktadır. -CA eki olmasına rağmen sessizce ile sessiz ifadesi aynı anlam alanını işaretleyebilmektedir. -CA eki bu kullanımda yalnızca anlam pekiştirici bir katkı sağlamaktadır.

3.1.2. -CAsInA

Türkiye Türkçesinde -CA, -sI ve -A eklerinin birleşmesiyle oluşmuş bir birleşik ek olan -CAsInA, isimlere eklenerek onlara “benzerlik, gibilik” anlamı katar.

i. Bilirdin ki, İstanbul’da, bir yerde dağ gibi, tepeden tırnağa sevgi dolu, çocukçasına dünyaya, insanlara hayran, bir koca insan yaşar. [YK5]

ii. Mars dahi harp müekkilidir ama hayvancasına kudret-i kahire-i tahribiyye ile tecelli eden cengin müekkilidir. [AHM]

iii. Geminin dalgaları bizi sallamaya başladı, Selim balıkçı bu sallamalarla uyandı, bana baktı baktı, sonra da başını önüne eğdi, gene kaldırdı, yalvarırcasına baktı. [YK2]

iv. Bundan dolayı Ülker'e adam gibi davranarak sorular insancasına sorulmaktadır. Bu sorularda kök beyaz inek geçmektedir. [FB]

Örneklere bakıldığında -cAsInA ekinin benzetme ve yakınlık ilgisi kurduğu görülmektedir. Eklendiği kelimenin anlamına yakınlık ifadesi belirten ek, gerçekdışılık bağlamında yakınlık işaretlemektedir.

3.1.3. -CIl

Türkçede isimlerden isim türeten eklerden olan -CIl birçok anlam ilişkisinin yanında benzerlik ifadesi de katmaktadır. Korkmaz, bir şeye yakınlık, sevecenlik veya düşkünlük gösteren sıfatlar türettiğini belirterek adamcıl, anacıl, avcıl, babacıl, barışçıl, bencil, boğazcıl, erkekçil, evcil, kadıncıl gibi örnekler vermektedir. Korkmaz (2007: 44) aynı zamanda ekin bir şeye meyilli olma, eğilimli olma işlevinin de olduğunu ölümcül, iyicil, kötücül kelimeleriyle örneklendirmektedir. Ergin (2009: 175) ise ekin benzetme ve mübalağa bildirdiğini belirtmiş ve ölümcül, kırçıl, akçıl gibi örnekleri vermiştir.

Ekle ilgili bu hususlar değerlendirildiğinde ekin benzerlik, benzetme ve meyilli olma anlamı vermesi işlevlerinin gerçeklik-gerçekdışılık düzleminde yakınlık işaretleyen bir işaretleyici olduğu görülmektedir. Bu yakınlık işaretleyicisi aynı zamanda eklendiği kelimenin gerçekdışılık alanında olmasını ancak gerçeklik alanını çağrıştırmasını sağlamaktadır.

i. Mahallenin yarı deli, yarı meczup ihtiyar Rum kadınının sanki bir piyeste sahne değişmişçesine, tam penceremin altına gelip durduğu oluyor, onun kimbilir kaç zamandır taranmamış akçıl, seyrek saçları arasından kafasının derisini seyrediyor, etrafını saran çocuklara verdiği rumca cevapları dinliyordum. [ZOS]

ii. Sayısız koyun sürülerinin akçıl yün sırtları mera denizlerini köpürtüyor; yeleleri dağınık, kuyrukları şahlanmış kor gözlü atların bağrışa kişneye, bir plajda gibi kaygısız yüzüştükleri görülüyordu. [RHK]

ii. Selim Nuri gösterilen iskemleye oturdu. Adamın ilk göze çarpan özelliği, alabros kestirdiği kırçıl saçları... [KT]

Yukarıdaki örneklere bakıldığında özellikle renk adlarına gelen -CIl ekinin benzetme anlam ilişkisiyle yakınlık bağı kurduğu görülmektedir. Bu yakınlık ilişkisinin varlık-yokluk düzleminde yokluk içerisinde bir gerçekdışılık gösterdiği, -(I)msI ekine benzer bir işlevde kullanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla ek gerçekdışılık göstermekte ama yakınlık ilişkisiyle gerçekliği anımsatmaktadır. Ekin eklendiği renk adlarından dolayı yaptığı anımsatma ve buna bağlı olarak ortaya çıkan gerçekdışılık-yakınlık ilişkisi ekin eklendiği diğer sözcüklerle yaptığı işlevlerinden ayrılmasını sağlamaktadır. Yukarıdaki örneklerden akçıl ve kırçıl ifadelerine bakıldığında her ikisinde de bir andırma anlamının söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. i numaralı örnekte yer alan akçıl seyrek saçlar ifadesinde saçların beyazlamaya yüz tuttuğu ama tam beyazlamadığı dolayısıyla yakınlık kapsamında bir gerçekdışılık olduğu görülebilir. Benzer şekilde kırçıl saç ifadesinde de saçların tam anlamıyla kır olmadığı ancak kır olmaya yöneldiği ve -CIl ekinin gerçekdışılığı işaretlediği söylenebilir.

3.1.4. -DAn

Türkçede hâl eklerinden olan -DAn kimi durumlarda benzerlik, yakınlık işlevinde kullanılabilmektedir. Bu tür kullanımlarda yokluk bağlamında bir gerçekdışılığın ancak yakınlığın olduğu görülür.

i. “Kapı açıldı, orta boylu, gençten bir adamdı.” [YA]

ii. “Adam çok yakışıklı, büyük ela gözlü, gençten birisiymiş.” [YK4]

Benzerlik, yakınlık işleviyle kullanım sıklığı düşük olan -DAn eki, eklendiği ismi gerçekdışılık kümesinde işaretlemektedir. Yukarıdaki örneklerde yer alan gençten ifadesi genç gibi, gence yakın ifadesiyle örtüşmektedir. Dolayısıyla gençten olarak nitelenen birinin genç gibi olduğu, ancak genç olmadığı söylenebilir. Bu da ekin bu işleviyle bir gerçekdışılık kümesinde yakınlık işaretleyicisi olduğunu gösterir.

3.1.5. -(I)msI

Eklendiği kelimeye benzetme anlamı katan eklerden biridir. Ediskun (1985: 148), ekin benzerlik sıfatı yaptığını belirtmektedir. Korkmaz  (2007: 59) ise ekin renk adlarına ve tat bildiren sıfatlara gelerek benzerlik, andırma anlamı veren sıfatlar türettiğini söyleyerek ağacımsı, balımsı, bitkimsi, kadifemsi, beyazımsı, kırmızımsı, sarımsı, acımsı, ekşimsi gibi örnekler vermektedir.

Ekin eklendiği kelimelere kattığı anlam dikkate alındığında andırma işlevinden dolayı genel bir yakınlık anlamı kattığı görülmektedir. Bu da ekin yokluk kümesinde yer alan bir gerçekdışılık işaretleyicisi olduğunu ancak andırma işleviyle yakınlık anlamı kattığını göstermektedir.

i. Parmaklarının ucuyla yoğuruyorlardı önce, çünkü kuraklık hepsini kurutmuş ve sertleştirmişti, ulu özü çıkarabiliyorlardı böylelikle. Bu hafif acımsı tad, ağızlarını sulandırıyor, bakışlarına rahatlık veriyordu. [YN]

ii. Tevratta Sultan Süleyman’ın bakır madenlerinin burada olduğu yazılıymış. Aramışlar ve de bulmuşlar. Fabrika yapmışlar. Han Necef taşı dedikleri mavimsi bir taş var ya, işte bu bakırdan taşlardan işlerlermiş bunu. [YK1]

iii. Listesiz, tabaksız, çatalsız, bıçaksız bir taam: İnce kâğıda sarılmış bir sıcak sandviç, bir bardak tatlımsı ekşimsi bulanık su... [YZO]

Bu örneklere bakıldığında -(I)msI ekinin eklendiği kelimede bir andırma meydana getirdiği görülmektedir. Evrende her kavramın bir adı olmadığı için tat, renk gibi kavramların adlandırılmasında benzetmeden yararlanılır. Bu örneklerde yer alan benzetmelerde acımsı≠acı, mavimsi≠mavi, tatlımsı≠tatlı, ekşimsi≠ekşi eşitsizliklerinden bahsedilebilir. Öyleyse bu ifadelerde andırılan kavram alanına dâhil olmama söz konusudur. Bu da varlık-yokluk ilişkisinde yakınlık ile ilgilidir ve bu yakınlık gerçekdışılık alanını işaretlemektedir.

3.1.6. -lArInDA

Türkçede birleşik eklerden biri olan -lArInDA sayı, miktar ya da zaman gibi nicelik bildiren ifadelerle kullanıldığında yaklaşıklık anlamı katmaktadır. Bu yaklaşıklık anlamı aynı zamanda eklendiği kelimenin gerçekdışılık bildirmesini sağlamaktadır.

i. Elli yaşlarında, orta boylu, topluca, kalın kaşlı, yeşil gözlü bir adam kaldı mı bu sıralar otelde? [YA]

ii. Biniciler havanın serinlediği ikindi sularında yolcu etmişti iki gezgini. [YB]

iii. Uluslararası bir inşaat firmasının Türkiye'deki genel müdürlük binasında güvenlik amiri olarak çalışan komutan altmış yaşlarında, bir metre yetmiş beş santim boylarında, babayiğit biriydi. [ŞO]

Yukarıdaki örneklere bakıldığında -lArInDA ekinin kendisinden önce sayı ya da miktar bildiren kelimelerle eşdizimli olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu durum sayı ve miktar ifadelerine yakınlık anlamının ortaya çıkmasını sağlamaktadır. i. numaralı cümlede yer alan “elli yaşlarında” ifadesi bir tahmin bildirmektedir. Dolayısıyla belirsizlik söz konusudur. Belirsizliği söz konusu ise gerçekdışılıktan bahsetmek mümkündür. Örnek üzerinden açıklamak gerekirse “elli yaşlarında”≠“elli yaşında” denebilir. Tahmin edilen yaşın 49 olma ihtimali olduğu gibi 51 olma ihtimali de vardır. Dolayısıyla belirsiz bir tahmin bildiren -lArInDA gerçekdışılık bildirmekle birlikte yakınlık bildirir. Keza “elli yaşlarında” ifadesinde yer alan -lArInDA ekiyle tahmin yürütülen kişinin 15 yaşında olma ihtimali de yoktur. Bu nedenle yakınlık, açık bir şekilde ortadadır.

3.1.7. -mAklI

Türkçede yakınlık ilgisiyle benzetme anlamı kuran birleşik ek yapılarından biri de -mAklI ekidir.

i. Şükrü de çuvalladıkça ağlamaklı olurdu. [TB1]

ii. Kuzey abi, zaman neden hızlı geçiyor? 27 yaşındayım, geçen çocuğun biri amca dedi. Bana hani… Ben abiye de razıydım üzülmekli gibi oldum üzülemedim de. (https://www.finnlife.ru/watch/rMeJVDnKHtE Erişim Tarihi 11.02.2020)

iii. Kaşları çatılıp gevşiyor, yüz ifadeleri şekilden şekle giriyor, sadece yüzlerinde de değil, büyün bedenlerinde kâh ağlamaklı, kâh gülmekli kasılmalar beliriyor (…) [SK]

Yukarıdaki örnekler incelendiğinde -mAklI ekinin fiil köklü kelimelere gelerek onları isimleştirdiği görülmektedir. i numaralı örnekte ağlama eylemi gerçekleşmemekte ancak ağlama eylemi andırılmaktadır. Bu nedenle eylem gerçekleşmemiş ve gerçekdışılık işaretlenmiştir. Ek gerçekdışılığı işaretlemiş olsa da gerçeklik alanına yönelmekte ve yakınlık ilişkisi kurmaktadır.

3.1.8. -sI

Türkçede benzetme ilgisi ile yakınlık ilişkisi kuran eklerden bir diğeri de -sI ekidir. Ergin (2009: 149), ekin benzerlik, gibilik ifade ettiğini belirterek çocuksu örneğini vermektedir. Zülfikar (1991: 140)da ekin kelimelere ilgili olma, özelliklerini taşıma, benzerlik, yakınlık kavramı kattığını belirtmektedir.

i. Vasili onu tepeden tırnağa süzdü. Biraz daha büyümüş, kalın, kırmızı dudakları biraz daha kadınsı olmuş, burun kanatları titremeye başlamıştı. [YK3]

ii. Dünden kalan görüntüler içinde gözlerinin önünden ilk geçenler, biri genç, çocuksu, diğeri yaşlı ve şeytansı iki çehre oldu. [YHE]

Bu iki örnekte yer alan üç -sI eki almış kelimeye bakıldığında eklendiği kelimenin kökündeki anlama çağrışım yaptırdığı görülmektedir. İlk örnekte kadınsı ve kadın kelimelerinin birbirleriyle eşitsizlik içerdiği görülmektedir. Bir diğer ifadeyle kadınsı≠kadın denebilir. Öyleyse “kadın” ifadesi varlık gösteriyorsa “kadınsı” ifadesi yokluk ve gerçekdışılık bağlamında yakınlık göstermektedir. Aynı durum çocuksu≠çocuk, şeytansı≠şeytan eşitsizliklerinde de görülmektedir.

Türkçede basit ya da birleşik yapılı bu morfolojik yapıların dışında çok sayıda yapı daha bu şekilde gerçekdışılık alanında olmak kaydıyla gerçekliği çağrıştıran yakınlık anlam ilişkisinin kurulmasını sağlamaktadır. Türkçe kökenli ya da alıntı olan -(I)mtırak (mavimtırak), -cAK (büyücek), can[5] (Far.) (babacan), (anaç), (Ar.) (siyahî), -rAK (ufarak), -şIn/çIn (sarışın), vari (Far.) (hakaretvari) gibi birçok işaretleyici[6] gerçekdışılığı yakınlık bağlamında gerçekliği andırma işleviyle ortaya koymaktadır.

3.2. Leksikal İşaretleyiciler

Bir tür kip alanı olan gerçeklik-gerçekdışılık, konuşurun ruh ve duygu durumunu barındırdığı için çeşitli dil bilgisi kategorileriyle işaretlenen semantik bir alan olarak ortaya çıkmaktadır. İster gerçeklik ister gerçekdışılık bildirsin her türlü işaretleyici anlamsal alanın sınırlarının belirlenmesine katkı sağlamaktadır. Kelime biçiminde kullanılan isimler, fiil temelli yapılar, edatlar, söylem belirleyiciler vb. yapılar da bahsi geçen gerçeklik ve gerçekdışılık bildirimini sağlar. Aşağıda varlık-yokluk bağlamında yakınlık gösteren leksikal işaretleyiciler gösterilmektedir.

3.2.1. Âdeta

Hem fiilli yapılarla hem de isimli yapılarla eşdizimli olarak kullanılarak onlara benzerlik, yakınlık anlamı katan âdeta, cümle başı söylem belirleyici olarak görev yapabilmektedir. Hacıeminoğlu (1992: 34), âdeta kelimesini bağlama edatları arasında ele almaktadır. Benzer şekilde Özçelik (2004: 144) de misali, sanki, âdeta, güya kelimelerini cümle başı edatı olarak değerlendirmekte ve bunların benzetme-benzerlik anlamı katan kavramları gösteren işaretleyiciler arasında olduğunu ifade etmektedir.

i. Dün akşam Yanya’ya gittim. Burası âdeta bir efsane memleketi. [ÖS]

ii. Âdeta bütün bu anlatılan şeyleri önceden biliyormuş gibi bir hâli vardı. [SA]

iii. Eski milletlerin bazısında –şimdi bile bazı kavimlerde olduğu gibi- kadın insan ve erkeğin arkadaşı olarak görülmemiş, âdeta eşyadan sayılmıştı ve erkeğin bir mülkü hükmündeydi. [ŞS]

Yukarıdaki i numaralı örneğe bakıldığında âdeta sözcüğü kendisinden sonra gelen “bir efsane memleketi” tamlamasını nitelemektedir. Benzetme ilgisiyle kurulan bu tamlama, cümleye konu olan şehrin “efsane memleketi gibi” olduğunu ifade etmektedir. Ancak gerçeklik durumu söz konusu olduğunda “bir efsane memleketi olmadığı” açık bir şekilde söylenebilir. Bu da konuşurun ruh/duygu durumunun şehri tasvir ederken takındığı öznel tavır ile ilgili bir durumdur. Kısaca “âdeta bir efsane memleketi” ≠ “efsane memleketi” denebilir. Bu da âdeta kelimesinin gerçekdışılık alanını işaretlediğini, ancak öznel de olsa gerçeklik alanını andırdığını, bunun da ortaya yakınlık ilgisini çıkardığını söylemek mümkündür. ii numaralı örnekte âdeta ifadesi -mIş gibi yapısıyla desteklenerek tahmin alanı işaretlenmiştir. Tahmin alanında olan ifadeler belirsizlik içerdiklerinden gerçekdışı olarak değerlendirilir. “Âdeta …-mIş gibi” yargının gerçek olmadığını, ancak gerçekliğin çağrıştırıldığını ifade etmektedir. Bu nedenle yakınlık anlam ilişkisi ortaya çıkmaktadır. iii. örnekte de âdeta kelimesi benzerlik anlamıyla kullanılarak gerçeklik durumu geri plana atılmıştır. Bu da gerçekdışılığın ön plana çıkmasına neden olmuş ve gerçeklik ile yakınlık kurulmasına neden olmuştur.

3.2.2. Gibi

Fiil ve isimlerle eşdizimli kullanılarak benzerlik, yakınlık anlamı katan bir diğer kelime gibi edatıdır. Türkçede kullanım sıklığı oldukça fazla olan gibi edatı için Özçelik (2004: 144), “Benzetme dilde önemli bir anlatım yoludur. Benzetmeyi kısaca ‘bilinmeyen veya az bilineni, bilinen veya daha iyi bilinen ile anlatım yoludur.’ demekte ve benzetmelerin genelde gibi edatıyla kurulduğunu ifade etmektedir. Korkmaz (2007: 1066) da benzerlik, tıpkılık, denklik ilişkisi kuran edatlar bağlamında gibi, denli, misali, üzere, üzre gibi edatları değerlendirmiştir.

i Otobüs yol boyunca epeyce toz yutmuştu ama yine de güneşin kızgın ışıkları altında ayna gibi parlıyordu. [LT]

ii. Hiçbir şey olmamış gibi, yorulmuş, derin bir hüzne batmış, orada sofanın ortasında kalakaldı. [YK6]

iii. Metin'e bakıyormuş gibi yaparak eline bir on lira sıkıştırdı. [OA]

Örnekler ele alındığında i. numaralı örnekte “ayna gibi” ifadesinin “ayna” ile eşitsiz olduğu sadece bir benzetme unsuru olduğu görülebilir. Diğer bir ifade ile “ayna” yokluk kümesi içindedir. ii. numaralı örnekte “hiçbir şey olmamış gibi” ifadesi “bir şey olmuş” ifadesi ile denktir ve varlık kümesinde gerçeklik bildirmektedir. Ancak gerçeklik alanından gerçekdışılık alanına bir gönderme söz konusudur. Bu da yakınlık kavramını ortaya çıkarmaktadır. iii. numaralı örnekte de “bakıyormuş gibi” ifadesi “bakmıyor” ifadesine denktir ve gerçeklik alanında bulunmaktadır, ancak gerçekdışılık alanına yakınlık ilgisiyle işaret etmektedir. Bu örneklerden anlaşılacağı üzere Türkçede en sık benzetme ilgisi kuran morfemlerden olan gibi eklendiği eşdizimli olarak kullanıldığı kelimenin anlamını gerçeklik bildiriyorsa gerçekdışılığa, gerçekdışılık bildiriyorsa gerçekliğe yönlendirmektedir.

3.2.3. Hemen Hemen

Birlikte kullanıldığı ifade ile yakınlık ilgisi kuran hemen hemen ikilemesi bu ilgiyi hem fiiller hem de isimler bağlamında oluşturabilmektedir. Hemen hemen ikilemesi kullanıldığı bağlamda “yakınlık” ilgisi kursa da genellikle olumlu fiillerle ya da isimlerle kullanıldığı için gerçeklik-gerçekdışılık düzleminde anlam alanını gerçekdışılığa yöneltmektedir. Olumsuzluk eki almış fiil kökenli kelimelerle kullanıldıklarında ise ikinci bir olumsuzluk ekiyle ifadenin yine olumlu hâle getirildiği ve yine yakınlık ilgisiyle gerçekliğe yönelttiği görülmektedir.

i. Hemen hemen herkes, yol azığı ile birlikte getirdiği veya Ankara’daki ilk yemek –veya içki- sofrasında bulduğu yargı cümlelerine sımsıkı sarılmıştı. [TB2]

ii. Küçük adanın küçük ormanında hemen hemen adımlamadık yer bırakmadılar. [YG]

Örneklerde görüleceği üzere “hemen hemen herkes” ifadesinden “herkese yakın ama herkes değil” ifadesi anlaşılmaktadır. Bu da gerçekdışılık alanında gerçekliği andıran bir kullanım şekli olarak görülmektedir. Aynı şekilde “hemen hemen” yapısının iki olumsuzluk eki ile kullanımında “hemen hemen her yeri adımladık, ancak her yeri değil” anlamı anlaşılmaktadır.

3.2.4. Kadar

Türkçede kullanım sıklığı fazla olan edatlardan biri de kadar kelimesidir. Kadar birlikte kullanıldığı ifadelere ölçü, miktar bakımından benzerlik, yakınlık anlamı katmaktadır. Korkmaz (2007: 1072), kadar edatını “miktar ve derece ilişkisi kuranlar” başlığı altında ele almaktadır.

Genelde ölçü bildirme işleviyle cümlede yer alan sayılarla birlikte kullanılan kadar bu şekilde kullanıldığında tahmin bildirmektedir. Tahminler belirsizlik içerdiği için gerçekdışılık alanını işaretlemektedir. Ancak bu edat her ne kadar gerçekdışılık bildirse de gerçekliği andırma işlevi de görmektedir.

i. İki kahve ısmarladı, on kadar cigara içti. [HEA]

ii. Bir saat kadar sonra belgeyi getirecek olan arkadaş bürodan Bekir Berk'i aradı. [YBA]

Örnekler incelendiğinde “on kadar”, “bir saat kadar” ifadelerinde konuşurun tahmininin ön planda olduğu, dolayısıyla bir belirsizliğin ortaya çıktığı görülmektedir. İfadelerin tahmin temelli belirsizlik göstermesi gerçekdışılık alanını ön plana çıkarmaktadır. Bu gerçekdışılık aynı zamanda varlık-yokluk düzleminde gerçek olana yakın olduğu için yakınlık da göstermektedir.

Türkçenin varlık-yokluk bağlamında yakınlık belirterek gerçekliği ya da gerçekdışılığı işaretleyen başka leksikal işaretleyicileri de mevcuttur. Türkçede benzer, böyle, böylesi, misali, öyle, güya, yaklaşık, var, tıpkı vb. birçok kelime benzer şekilde gerçeklik ya da gerçekdışılık alanında bulunurken yakınlık anlam ilişkisinin ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

3.3. Morfo-Leksikal İşaretleyiciler

Türkçede bazı leksik ve morfolojik unsurlar birlikte kullanılarak belirgin bir anlam alanını işaretleyebilmektedir. İşaretlenen bu alanlardan biri de yakınlık anlamıdır. Aslında morfo-leksikal bu yapıda her ne kadar gerçeklik ya da gerçekdışılık işaretlense de diğer alan sürekli çağrışım alanı içerisinde kalmaktadır. Bu tür kullanımlarda gerçeklik belirtirken gerçekdışılık, gerçekdışılık belirtirken de gerçeklik alanı çağrıştırılmaktadır.

3.3.1. İsim + Fiil-An

Sıfat göreviyle isim cinsinden bir kelimenin -An sıfat-fiil ekini alarak isimleşen başka bir kelime ile birleşmesi neticesi ortaya çıkan morfo-leksikal yapı, bulunduğu cümlelerde yakınlık anlamını göstermektedir. Bu yakınlık genelde gerçekdışılık kümesinde bulunmakta ancak gerçeklik kümesine bir çağrışım yapmaktadır.

i. Firavunlar, gelişi güzel duran insanlar gibidir. [AT]

ii. Buradaki her ev gibi, güzel duran ama plastik kutudan yapılma bir evimiz, döküntü bir arabamız, her şeyin bir dolara satıldığı mağazalardan indirim kuponlarımız var. [FT]

iii. Garrod'a göre, Keats'in şair olarak etkinliği, çok kolay görünen, ama aslında çok güç olan bir şeyden, yani beş duyusunu kullanabilme yeteneğinden kaynaklanmaktaydı. [MU]

iv. Hafiye, her şeyden korkmuş görünen bayan memurenin elinden kaptığı kimlikten Fazıl'ın imam hatip öğrencisi olduğunu öğrenince "zaten biliyorduk" diyen suçlayıcı bir bakışla Ka’ya baktı bir. [OP]

Yukarıdaki örneklere bakıldığında isim+fiil-An yapısının bazı kullanımlarında gerçekdışılık işaretlediği görülmektedir. i numaralı örnekte “gelişi güzel duran” ifadesi ile aslında “güzel olmayan, rastgele, sıradan” anlamı ifade edilmiştir. Aynı şekilde ii numaralı örnekte de “güzel duran” “güzel olmayan” ile eşdeğer bir anlam alanında yer almaktadır. iii numaralı örnek ise “kolay olmayan” anlam alanını işaretlemektedir. iv numaralı örnekte konuşurun tahmini yine bu morfo-leksikal yapıyla sağlanmaktadır. Dolayısıyla dört örnekte de gerçekdışılıktan bahsetmek mümkündür. Ancak örneklerde gerçeklik alanı andırma yoluyla düşündürülmektedir. Bunu da bahsi geçen morfo-leksikal yapı yakınlık anlamını göstererek sağlamaktadır. Burada her isim+fiil-An yapısına yerleştirilen ifadenin bu gerçekdışılık konumundan yakınlık anlamını sağlamadığını da belirtmek gerekmektedir. Örneğin, “Dikkatli yazılan cümleler her zaman daha etkilidir.” cümlesinden böyle bir anlam çıkması mümkün değildir. Bunun eşdizimlilik, kılınış, fiilin anlamsal sınıfı vb. etkenlerle doğrudan ilgisi bulunmaktadır.

3.3.2. İsim+İsim-DA

Türkçede benzetme temelli yakınlık anlamı kuran yapılardan biri de isim+isim-DA morfo-leksikal yapısıdır. Bu yapının yakınlık ilgisinden ötürü özellikle birçok ürünün pazarlanmasında kullanılması dikkat çekmektedir.

i. Doğa, iyileştiricidir beyler. Çoğu zaman. Ama kullanmayı bilirsen, en öldürücü silahları da sunar hizmetinize. Evet, kırmızı olan, çilek tadında bir zehir, yanındaki de panzehiri, ne yazık ki bir tadı yok. [NSO]

ii. Lay's İzmir Tulum Peyniri Tadında, raflardaki yerini aldı. (https://www.lays.com.tr/page/urunler Erişim Tarihi 01.02.2020)

iii. Üstüne yazlık ev, 17 bin dolar para, Doğan görünümünde Şahin araba yaptırmış. Sonra da buz gibi ortada bırakıp gitmiş onu. (http://arsiv.sabah.com.tr/2002/10/11/s1409.html Erişim Tarihi 01.02.2020)

Yukarıda i numaralı örneğe bakıldığında “çilek tadında” olarak ifade edilen şeyin aslında “çilek olmadığı” sadece ona yakınlık ilgisiyle benzediği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde ii numaralı bahsi geçen üründe “İzmir tulum peyniri bulunmamaktadır.” ancak tat bakımından bir benzetme söz konusudur. iii numaralı örnekte de Şahin markalı otomobil “Doğan markalı otomobile” benzetilmiştir. Tüm bu üç benzetme de yakınlık ilgisiyle kurulmuştur. Oysa “çilek tadında” ≠ “çilek”, “İzmir tulum peyniri tadında” ≠ “İzmir tulum peyniri”, “Doğan görünümünde şahin” ≠ “Şahin” eşitsizlikleri açıkça ortadadır. Bu morfo-leksikal yapı dolaylı yoldan eklendiği kelimelerin “yokluğunu” işaretleyerek gerçekdışılık alanında bulunmaktadır. Ancak dolaylı işaretleme aynı zamanda varlığı yani gerçekliği andırmakta bu da yakınlık ilgisinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

3.3.3. Sanki/Âdeta…-cA/-CAsInA/-(I)msI vb.

Bazı leksik yapılar birtakım ek ya da ek birleşikleri ile bir araya gelerek anlamı kuvvetlendirici bir işlev kazanırlar. Tek başlarına kullanıldığında da benzerlik temelli yakınlık anlamı katabilen ekler ile aynı söylem içerisinde kullanılan âdeta ve sanki kelimesi böylece morfo-leksikal bir yapı oluşturmuş olmaktadır. Bu yapıların yine gerçekdışılık bağlamında bir yokluk bildirdiği ancak gerçekliği andırarak yakınlık anlamını ortaya çıkardığı görülmektedir.

i. Şirin âdeta ağlarcasına: - Bizim Türkler'in adlarını değiştiriyorlar, Emiliya, dedi. [HSY]

ii. Sonradan dadının ve Gülbuy kadının bana anlattıklarına göre yılan tam bir uykuda değilmiş. Buna rağmen son dakikaya kadar hiçbir mukavemet göstermemiş. Fakat ateşin içinde büzülüp kavrulacağı zaman birdenbire dikilmiş, âdeta insanca denecek bir bakışla uzun uzun baktıktan sonra alevlerin içine kıvrılmış. [AHT]

iii. Bu delilerin ayaklarının yükselttiği toz bulutu ile sanki kırmızımsı bir sis arasından, sar'alı, korkunç ifadeli, acayip gülümsemeli, gözlerinin akı fırlamış maskeler beliriyordu. (https://books.google.com.tr/books?id=XncMAQAAMAAJ Erişim Tarihi 12.01.2020)

Yukarıdaki örneklere bakıldığında morfolojik işaretleyiciler başlığında değinilen -CA, -CAsInA, -(I)mSI gibi eklerin tek başlarına gerçekdışılık bağlamında yakınlık belirttiği gibi kendilerini destekleyen sanki, âdeta vb. gibi leksik unsurlarla daha güçlü bir şekilde bu yakınlık anlamını belirttiği görülmektedir.

3.3.4. Tam…-A+yakın

Türkçede yakınlık anlam alanını işaretleyen birleşimlerden biri de tam…-a+yakın yapısıdır. Bu yapının genelde sayılarla birlikte kullanılarak bir tahmin bildirdiği görülmektedir.

i. Sırplar ve Hırvatlar, Bosna'da tam bine yakın eserimizi yıkmışlar veya tahrip etmişlerdi. Hepsini bir bir gezmiş içim parçalanmıştı. [AAA]

ii. Tam bir milyona yakın el ve ayağı olmayan çocuk var. Bu çocukların proteze ihtiyaçları var. (https://olaygazete.co.uk/turk-toplumu/londradan-madayaya-bir-tas-corba.html Erişim Tarihi 13.01.2020)

Yukarıdaki örnekten anlaşılacağı üzere tam kelimesi +A yakın ifadesiyle birleşerek konuşurun tahminini yansıtan bir morfo-leksik yapı hâline gelmektedir. Bu yapının anlamında yer alan tahmin, belirsizlik içermesi nedeniyle ifadenin gerçekdışılık alanında yer almasını sağlamaktadır. Bununla birlikte yakın kelimesi yine gerçekdışılık alanından gerçeklik alanına yönelmekte, bu da ifadenin yakınlık bildirmesine neden olmaktadır.

Burada ele alınan morfo-leksik yapıların dışında Türkçede çok sayıda daha yakınlık bildiren yapının olduğunu söylemek mümkündür.

Sonuç

Diller evrende var olan somut ve soyut kavramları ifade ederken iki temel kavram üzerinde bunu gerçekleştirmektedir. Bunlar gerçeklik ve gerçekdışılıktır. Gerçeklik ve gerçekdışılık akademik çalışmalarda genelde kiplik kategorisini açıklamak üzere kullanılan kavramlar olarak görülmektedir. Bununla birlikte bu kavramlar hakkında farklı yaklaşımların da olduğu bilinmektedir.

Bu çalışmada gerçeklik ve gerçekdışılık, “gerçeklik durumu” (reality status) temel alınmıştır. Gerçeklik durumu bakımından Türkçe ifadeler ele alındığında isim temelli yapıların farklı, fiil temelli yapıların farklı alanlar oluşturduğu görülmektedir. İsim temelli yapılarda varlık-yokluk ekseni, fiil temelli yapılarda ise gerçekleşme-gerçekleşmeme ekseni ortaya çıkmaktadır. Bu eksenlerden “gerçekleşme ve varlık” gerçeklik; “gerçekleşmeme ve yokluk” ise gerçekdışılık kümesinin üyeleri olarak ele alınmaktadır. Bu açıdan gerçeklik ve gerçekdışılığın tüm anlam alanlarını kapsayıcı bir üst çatı olduğunu söylemek mümkündür. Bunlarla birlikte gerçekdışılık-gerçeklik ilgisinin gerçeklik durumu (reality status) ile konuşurun ruh/duygu durumu (mood) ile de ilgili olduğunu söylemek mümkündür. Keza yukarıda incelenen örneklerin birçoğunda aynı zamanda konuşurun ruh durumunun da (tahmin, olasılık vb.) işaretlendiği görülmektedir.

Konuşurun ifadesinde kendisine yer bulan ve gerçeklik durumu temelinde ele alınan gerçeklik-gerçekdışılık söylemleri kimi durumlarda diğer alanı andırma işleviyle kullanılabilmektedir. Gerçeklik ifadeleri kimi zaman gerçekdışılığa, gerçeklik ifadeleri ise kimi zaman gerçekdışılığa yönlenebilmektedir. Bu tür ifadelerde benzerlik temelinde isimli işaretleyicilerde yakınlık, fiilli işaretleyicilerde ise yaklaşıklık ortaya çıkabilmektedir. Türkçede gerçeklik ve gerçekdışılık işaretleyicileri kimi durumlarda yakınlık anlam alanını işaretleyebilmektedir. Fonetik, morfolojik, leksik ve sentaktik konumda bulunabilen bu işaretleyiciler ekler, ek birlikleri, kelimeler ve kelime öbekleri şeklinde olabilmektedir. Türkçede isim temelli kelimelerle birlikte varlık ve yokluk ifade eden işaretleyicilerin aynı zamanda yakınlık ifade etmesi, söylemlerde ortaya çıkabilecek boşlukların doldurulmasına, ifade edilmek istenenlerin daha belirgin ve güçlü şekilde aktarılmasına olanak sağlamaktadır. Bir diğer deyişle yakınlık bildiren ifadeler Türkçenin ifade kabiliyetinin güçlülüğünün bir göstergesidir.

Tüm bunlara ek olarak Türkçe dil bilgisi çalışmalarında eklerin konu edildiği bölümlerde eklerin bazı işlevlerinden bahsedilmektedir. Bu işlevler gerçeklik-gerçekdışılık bağlamında ele alındığında daha detaylı olarak tanımlanabilmektedir. Örneğin -CIl ekinin eklendiği renk adlarıyla ortaya çıkan anımsatma ve buna bağlı olarak ortaya çıkan gerçekdışılık-yakınlık ilişkisi ekin renk adı haricindeki diğer kelimelere eklendiğinde ortaya çıkan işlevlerinden ayrılmaktadır. Ölümcül ve akçıl örnekleri bu durumun iki yönünü en belirgin şekilde gösteren iki örnek olabilir. Ölümcül kelimesinde bu gerçekdışılık-yakınlık ilişkisi ortaya çıkmazken akçıl örneğinde gerçekdışılık kümesinde yakınlık anlam alanı işaretlenebilmektedir. Ekin eklendiği renk adlarından dolayı yaptığı anımsatma ve buna bağlı olarak ortaya çıkan gerçekdışılık-yakınlık ilişkisi ekin eklendiği diğer sözcüklerle yaptığı işlevlerinden ayrılmasını sağlamaktadır. Bu ve benzeri durumlar da Türkçede basit ve birleşik eklerin hem kendilerinin hem de birlikte kullanıldığı kelimelerin niteliklerinin daha ayrıntılı olarak ele alınmasını gerektiren bir durum olarak ortaya çıkmaktadır.

Taranan Eserler ve Kısaltmalar

Adnan Turani (1971). Dünya Sanat Tarihi, İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları. [AT]

Ahmet Hamdi Tanpınar (1943). Abdullah Efendinin Rüyaları, İstanbul: A. Halit Kitabevi. [AHT]

Ahmet Mithat (2000) Bütün Eserleri: Romanlar 4.cilt, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları. [AHM]

Alhan Altan Araslı (2009). Avrupa’da Türk İzleri, Ankara: Akçağ Yayınları. [AAA]

Fatih Balcı (2019). Türk Kültür Tarihinde Boğa-Öküz, İstanbul: Hiper Yayın. [FB]

Fatih Türkmenoğlu (2005). Amerikan Rüyası Tabirleri, İstanbul: Epsilon Yayınevi. [FT]

Halide Edip Adıvar (2007). Sinekli Bakkal, İstanbul: Can Yayınları. [HEA]

Hayriye Süleymanoğlu Yenisoy (2005) Edebiyatımızda Balkan Türkleri'nin Göç Kaderi, Toplumsal Gelişim Derneği. [HSY]

Kemal Tahir (2017). Yol Ayrımı: Esir Şehir Üçlemesi, İstanbul: İthaki Yayınları. [KT]

Latife Tekin (2019). Sevgili Arsız Ölüm, İstanbul: Can Sanat Yayınları. [LT]

Mehmed Niyazi Özdemir (1977). Çağımızın Aşıkları, İstanbul: Ötüken Yayınları. [MNÖ]

Mîna Urgan (2013). İngiliz Edebiyatı Tarihi, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. [MU]

Nur Sümeyye Osmanlı, Cesur: Eksik Parça, E-Kitap: https://books.google.com.tr/books?id=i8VKDAAAQBAJ) [NSO]

Oğuz Atay (2011). Tutunamayanlar, İstanbul: İletişim Yayınları. [OA]

Orhan Pamuk (2002). Kar, İstanbul: İletişim Yayınları. [OP]

Ömer Seyfettin (2017). Falaka, Kaşağı, And, Boş İnançlar, Ankara: Bilgi Yayınevi. [ÖS]

Peyami Safa (2019). Yalnızız, İstanbul: Ötüken Yayınları. [PS]

Refik Halid Karay (2009). Yezidin Kızı, İstanbul: İnkılap Kitabevi. [RHK]

Sebahattin Ali (2019). Kuyucaklı Yusuf, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. [SA]

Sezgin Kaymaz (2017). Zindankale, İstanbul: İletişim Yayınları. [SK]

Şemseddin Sami (1996). Kadınlar, İstanbul: Gündoğan Yayınları. [ŞS]

Şenol Onay (2011). Errorist, İstanbul: Togan Yayıncılık. [ŞO]

Tarık Buğra (2001). Dönemeçte, İstanbul: İletişim Yayınları. [TB1]

Tarık Buğra (2016). Firavun İmamı, İstanbul: İletişim Yayınları. [TB2]

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (2002). Kiralık Konak,  İstanbul: İletişim Yayınları. [YKK1]

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (2002). Yaban, İstanbul: İletişim Yayınları. [YKK2]

Yaşar Bedri (2004). Cabülka, İstanbul: Anka Yayınları. [YB]

Yaşar Kemal (1971). Bir Bulut Kaynıyor, İstanbul: Tekin Yayınevi. [YK1]

Yaşar Kemal (1997). Deniz Küstü, İstanbul: Adam Yayınları. [YK2]

Yaşar Kemal (2008). Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. [YK3]

Yaşar Kemal (2008). İnce Mehmed 3, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. [YK4]

Yaşar Kemal (2013). Peri Bacaları, Bu Diyar Baştan Başa 3, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. [YK5]

Yaşar Kemal (2019). Yılanı Öldürseler, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. [YK6]

Yaşar Nabi (1968). Romen Hikâyeleri Antolojisi, İstanbul: Varlık Yayınevi. [YN]

Yavuz Bahadıroğlu (2002). Yaşam Bir Avuç Gül Bir Tutam Diken, İstanbul: Nesil Yayınları. [YBA]

Yılmaz Gürbüz (2014). Yolculuk, İstanbul, e-kitap. [YG]

Yusuf Atılgan (2004). Anayurt Oteli, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. [YA]

Yusuf Hakan Erdem (2006). Zaman Çöktü, İstanbul: Kanat Kitap. [YHE]

Yusuf Ziya Ortaç (1956). Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, İstanbul: Akbaba Mizah Yayınları. [YZO]

Ziya Osman Saba (1962). Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, İstanbul: Varlık Yayınevi. [ZOS]

 

Kaynakça

Ağca, Ferruh (2010). Budist Türk Çevresi Metinlerinde Olumsuzluk ve Yokluk Şekilleri. Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları.

Aslan Demir, Sema (2007). “İstek Kipliği, Gerçeklik, Gerçekleştirilebilirlik”. VII. Uluslararası Dil, Yazın ve Deyişbilim Sempozyumu Bildiri Kitabı. I: 581-590.

Auwera, Johan Van Der; Plungian, Vladimir A. (1998). “Modality’s Semantic Map”. Linguistic Typology 2. ss.79-124.

Banguoğlu, Tahsin (2007). Türkçenin Grameri. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Bugenhagen, Robert D. (1993). “The semantics of irrealis in Austronesian languages of Papua New Guinea: A cross-linguistic study”. Ger P. Reesink (ed.), Topics in descriptive Austronesian linguistics (Semaian 11), 1-39. Leiden: Vakgroep Talen en Culturen van Zuidoost-Azië en Oceanië.

Bybee, Joan L. (1998). “‘Irrealis’ as a grammatical category”. Anthropological Linguistics 40, ss. 257–271.

Ediskun, Haydar (1985). Türk Dil Bilgisi, İstanbul: Remzi Kitabevi.

Elliott, Jennifer R. (2000). “Realis and Irrealis: Forms and Concepts of the Grammaticalisation of Reality”. Linguistic Typology 4. 55-90.

Ergin, Muharrem (2009). Türk Dil Bilgisi. İstanbul: Bayrak Yayınları.

Exter, Mats (2012). “Realis and Irrealis in Wogeo: A Valid Category?”.  (Ed.) Nicholas Evans and Marian Klamer, Melnesian Languages on the Edge of Asia: Challenges for the 21st Century (Language Documentation and Conservation Special Publication 5). Honolulu: University of Hawaii’s Press, 174-190.

Gijn, Rik van; Gipper, Sonja (2009). “Irrealis in Yurakaré and other languages: On the cross-linguistic consistency of an elusive category”. Helen de Hoop ve Andrej Malchukov (ed.), Cross-linguistic semantics of tense, aspect, and modality (Linguistik Aktuell 148), 155-178. Amsterdam: Benjamins.

Givón, Thomas (2001). Syntax: An Introduction, Amsterdam: Benjamins.

Hacıeminoğlu, Necmettin (1992). Türk Dilinde Edatlar. İstanbul: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları.

Hirik, Seçil (2013). “Türkçede Kip-Kiplik Terimleri ve Tanımları Üzerine”, Bengü Beläk Ahmet Bican Ercilasun Armağanı. Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları.

Hirik, Seçil (2019). Türkiye Türkçesinde Bilgi Kiplikleri. Ankara: Pegem Akademi Yayınları.

Kerimoğlu, Caner (2019). Kiplik ve Kip. Ankara: Pegem Akademi Yayınları.

Korkmaz, Zeynep (2007). Türkiye Türkçesi Grameri: Şekil Bilgisi. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Özçelik, Sadettin (2004). “Türkiye Türkçesinde Benzetme-Benzerlik Kavramları ve Bu Kavramları Sağlayan Ekler Üzerine”. İlmî Araştırmalar, Sayı 17, Cilt 1, ss. 143-154.

Palmer, F. R. (2001). Mood and Modality, (Cambridge Textbooks in Linguistics). Cambridge: Cambridge University Press.

Pietrandrea, Paola (2012). “The Conceptual Structure of Irreality: A focus on Non-Exclusion of-Factuality as a Conceptual and a Linguistic Category”. Language Sciences 34. 184–199.

Portner, Paul (2009). Modality (Oxford Surveys in Semantics and Pragmatics). Oxford: Oxford University Press.

Üzüm, Melike (2020). Eski Anadolu Türkçesinde Epistemik Kiplik: Kısas-ı Enbiya Örneği. Ankara: Nobel Yayınları.

Whorf, Benjamin Lee (1938). “Some Verbal Categories in Hopi”. Language 14. ss. 275-286.

Zülfikar, Hamza (1991). Terim Sorunları ve Terim Yapma Yolları. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

 

[1] Çalışmada bundan sonra realis yerine gerçeklik, irrealis yerine gerçekdışılık terimi kullanılacaktır.

[2] Kip ve kiplik tanımları için bk. Üzüm (2019), Kerimoğlu (2019); Hirik (2013 ve 2019).

[3] Bu terim ilk kez Whorf (1938) tarafından kullanılmıştır.

[4] Banguoğlu (2007), Korkmaz (2007), Ergin (2009) vd.

[5] Farsça can ve vari ödünç alınan dilde bir kelime konumundadır. Ancak Türkçede bağımlı bir morfem gibi kullanıldığı için morfolojik işaretleyiciler bölümünde ele alınmıştır.

[6] Bu işaretleyiciler tarafımızca daha kapsamlı bir kitap çalışmasında gerçekdışılık bağlamında ele alınmaktadır.

Bu haber toplam 567 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim