• İstanbul 11 °C
  • Ankara 18 °C

Doç. Dr. Meltem Özkan Altınöz: Modern ve Gelenekselin Birlikteliği: İsmail Habip Sevük’ün Sümer Kent İdeali ve Safranbolu Antep

Doç. Dr. Meltem Özkan Altınöz: Modern ve Gelenekselin Birlikteliği: İsmail Habip Sevük’ün Sümer Kent İdeali ve Safranbolu Antep

Edebiyat tarihçisi, eğitimci ve yazar kimliği ile birçok esere imza atan İsmail Habip Sevük (1892-1954), süreli ve edebi yazın alanındaki üretken kişiliği ile tanınır (Nuri, 2009: 6-7)  (Figür 1). Sevük’ün 1925’te basılan “Türk Teceddüt Edebiyatı Tarihi” eseri Tanzimat'tan Cumhuriyet'e edebiyatın gelişimini anlatır. Erken Cumhuriyet Dönemi’nde gezi türünün ilk örneklerini veren yazarlardan Sevük’ün çalışmaları, ilgi alanının tüm Anadolu’yu kapsayıcı nitelikte olduğunu gösterir (Sevük, 1943). Cumhuriyet Gazetesi’nde yazı dizisi olarak, sonra kitaplaştırılıp defalarca farklı tarihlerde basılan “Yurttan Yazılar” başlıklı eseri memleketi tanıtma misyonunu taşır (Arıkan, 1998: 280), (Figür 2). Sevük’ün gezi kültürü yazıları arasında Safranbolu ve Karabük gezileri bu araştırma bağlamında dikkat çekmektedir. Karabük ve Safranbolu yerleşmelerinin mekânsal ve kültürel bir aradalığını hayal eden, iki kentin mekânsal yakınlığı nedeniyle sosyal, kültürel ve fiziki kucaklaşmasını destekleyen İsmail Habip Sevük'ün yazıları, yalnızca bölgenin iktisat, toplum ve kent tarihini değil, aynı zamanda Cumhuriyet ideolojisinin ateşli savunucusu olan Sevük’ün geleneksel ve moderni bir arada görmeyi arzulayan, modernin geleneksele sırtını dönmediği yaklaşımı ve tarihsel bir anlatıyı yansıtığı için değerlidir.

Sevük’ün Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan Safranbolu ve Karabük gözlemleri, yazarın genel özellikleri arasında olan kıyaslama tekniği ile yapılmıştır. Bölgesel kıyas, mekânsal ve iktisadi kıyaslamalardan beslenerek çarpıcı bir özelliğe bürünür. Yazarın kıyaslama tekniğini Hukuk Fakültesi’ni bitirmiş olması ve adalet konularında taşıdığı hassasiyetle ilişkilendirmek mümkün olabilir; zira iki yerleşke arasındaki adaletsiz durum yazarın satırlarında çarpıcı bir biçimde dile getirilir. Sevük’ün Safranbolu ve Karabük’e yönelik 1940’lı yıllardaki gözlemleri, Karabük ve Safranbolu’yu anlatırken kullandığı cümleler, adeta bölgenin mekânsal ve toplumsal beklentilerin sözcülüğünü yapar. Sevük, Safranbolu ve Karabük kentlerinden bahsettiği yazısında iki yerleşim yeri arasındaki yaşam standartlarının ne kadar farklı olduğunu vurgular. Karabük ve Safranbolu arasındaki ekonomik ve kültürel uçurumu gözlemlerinde “sokakları petrol lambalarıyla aydınlatılan Safranbolu” ile “adeta bir donanma gibi aydınlanmış Karabük” arasındaki çelişki ile ifade eder. Kentler arasındaki kültürel ve ekonomik ikilem Sevük'ün dizelerinde şu şekilde aktarılır: “Vatanın hiçbir yerinde gündüzle gece birbirine bu kadar aykırı değildir ve hiçbir belde Karabük gibi bir nur nimetinin yanında bu kadar kapkara kalamaz. Bu ne mazereti ne tevili olabilir, ayıplar ayıbıdır bu.”

1-104.jpg

2-030.png

Figür 1: İsmail Habip Sevük (1892-1954)

Kaynak: TDV Ansiklopedisi

Figür 2: Sevük’ün “Yurttan Yazılar” kitabı

Sevük, bölgeler arasındaki bu uçurumu ayıplarken söz konusu ekonomik ve bölgesel uçurumun nedenini Safranbolu’nun Karabük Demir Çelik Fabrikaları’nın çalışan yerleşkesi ile ilgili ayağına gelen büyük fırsatı kaçırması ile açıklar (Cumhuriyet Gazetesi, 1948). Zira, Karabük denilince akla ilk gelen fabrika çalışanlarının yaşadığı Sümerbank’ın planlı bir biçimde kurduğu Yenişehir Mahallesi’dir. Fabrikaların kurulmasını takiben ilk yerleşim yeri hiyerarşik bir düzenle Fransız Mimar Henry Prost’a tasarlatılır. Adı Yenişehir olan bu mahallenin önce sıhhi nedenlerle Safranbolu'da kurulması Sümerbank tarafından istenir. Safranbolu’da Hastarla olarak bilinen, günümüzde Bağlar olarak tanımlanan, yazlık konutların yer aldığı yukarı bölge Yenişehir için düşünülen mekândır. Sümerbank Karabük Demir Çelik Fabrikaları tarafından Safranbolu yöneticilerine götürülen bu teklif geri çevrilir. Tarımsal faaliyetler bahane edilerek Sümerbank Karabük Demir Çelik Fabrikaları’na Safranbolu’nun Hastarla arazisi tahsis edilmez. Sümerbank Demir-Çelik Fabrikaları’nın Yenişehir Mahallesi’nin kuruluşunu Safranbolu sınırları dışına iten bu karar, Fabrikanın üst düzey yönetici ve çalışanlarının konut alanlarının olduğu Yenişehir’in fabrikanın çok yakınında kurulmasına neden olur (Ulukavak, 2007).  

Karabük’ün Erken Cumhuriyet Dönemi yapısal kültürü ilk olarak Sezen Öktem’in 2004 yılında yüksek lisans çalışmasına konu olur, ancak bu tezde yapısal detaylara yer verilmez; yerleşke bir bütün olarak okunur. Aynı yazarın, yerleşkeyi kapsayıcı, ancak yapısal detaylara girmeyen, konuyla ilgili ilk ve tek makalesi Fabrika'da Barınmak: Erken Cumhuriyet Dönemi'nde Türkiye'de İşçi Konutları: Yaşam, Mekân, Kent kitabında yayımlanır (Öktem, 2009). Karabük modern konutlarının ve sosyal donatı uygulamalarının ayrıntılı çalışmaları Özkan ve Çabuk’un eserlerinde ilk olarak detaylı bir biçimde ortaya konulmaya başlar.  Safranbolu’nun Cumhuriyet’in erken dönemine ait yapısal durumu ise akademik alanda çok daha sınırlı sayıda çalışılır. Bu alanda ilk olarak Yüksek Mimar Derya Ekim ve bu araştırmanın yazarı tarafından mimarlık bölümünde verilen mimarlık tarihi derslerinde mercek altına alınır. Bu çalışmalar Docomomo toplantılarında 2005, 2012 yılında poster ve basılı bildiri olarak yayımlanır (Ekim, 2005; Başkan & Çelik; 2012; Güneş, 2012). Ekim’in Karabük’ü kapsayıcı Erken Cumhuriyet Dönemi konutlarını inceleyen araştırması Safranbolu’yu da içine alması itibariyle kapsayıcı, ancak bölgesel ikilemi devre dışı bırakan birleştirici bir yaklaşımdır. 2018 yılında Nartkaya ve Tektaş tarafından tekrar ele alınan bu konu “Erken Cumhuriyet Dönemi Safranbolu Konut Yapılarında Kimlik Arayışı” başlığı ile Dicle Üniversitesi’nde yapılan I. Uluslararası Mimarlık Sempozyumu’nda sunulur (Nartkaya & Tektaş 2018). İlgili çalışma, yapıları dışarıdan okuyarak, sadece cephe değerlendirmesi yapmaktadır. Çalışma kendisinden önce yapılan çalışmalara literatür taramasında yer vermeyişi ile dikkat çekmektedir. Ayrıca bu çalışma Karabük’ün Safranbolu’ya sırtını dönen tarih anlatısına sahiptir. Son olarak, Safranbolu’nun Cumhuriyet Dönemi konutlarını analiz eden bir çalışma ise katalog yönü ağır basan “Safranbolu’da Cumhuriyet Dönemi Konut Örnekleri Üzerine Bir Araştırma” başlıklı, araştırma makalesidir (Ertürk & Karataş; 2020: 432-455). Bu çalışma yapıların rölövelerinin alındığı, detaylı iç ve dış mekân okumalarının yapıldığı bir yayın olması nedeni ile gelecekte yapılacak teorik çalışmalara önemli katkılar sağlayabilecek niteliktedir fakat kendisinden önce aynı konuda yapılan araştırmalara yer vermemesi ile dikkat çeker.

Bu çalışma, Safranbolu ve Karabük’ün bir arada olamayan ama mekânsal ve kültürel açıdan bir aradalığını hayal eden İsmail Habip Sevük’ün her iki kentsel yerleşimi birleştirmeyi tasavvur eden Sümer Kent idealinden feyz alarak ilerlemektedir. Geleneksel ve modern mekân temsilinin bir sokak panoramasında bir araya gelişini, bir sokağın inşasıyla Sümer Kent idealine yakınlaşmasını, mimari tercihlerin nedenlerini ve ortaya çıkan tasarım sonuçlarını değerlendirmektedir. Özetle, bu çalışma, geleneksel ve modernin uzlaştırılması çabasını gerek Sevük’ün Sümer Kent ideali üzerinden gerekse Antep Sokak dokusunda gözlemler; modernizmin bu yerel deneyimi Cumhuriyet’in geleneksele sırtını dönen tarih anlatısına alternatif, eskiyi ve yeniyi içerisinde barındıran Cumhuriyetin melez dokulu gelenekseli ve moderni kapsayan mekân ve kültür argümanını sergiler.  

Sümerbank’ın Karabük Demir-Çelik Fabrikaları’ndaki Kurucu Rolü ve Sümer Kent İdeali

Karabük Demir-Çelik Fabrikaları Türkiye Cumhuriyeti'nin erken dönemlerinde gerçekleştirdiği önemli devlet yatırımlarından biridir. 20. yüzyılın erken dönemlerinde, Kurtuluş Savaşı sonrası yaşanan ekonomik zorluklara rağmen bu yatırımı gerçekleştirmek Kamu İktisadi Teşekkülleri'nin kurgulanmasıyla mümkün hale gelir. Kamu İktisadi Teşekkülleri’nin oluşumu Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarından itibaren başlar ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarından itibaren ekonominin vazgeçilmez unsurları olarak bu kurumlar faaliyet gösterirler. 1929 yılında dünyada yaşanan büyük ekonomik kriz bu devlet kurumlarını daha önemli hale getirir. Devlet denetimli KİT’ler piyasa ekonomisini etkisi altına alır (Özmen, 1984: 427; Torun, 1981: 91; Tuna, 2009: 13) Kamu İktisadi Teşekkülleri'nin Türkiye'nin erken Cumhuriyet dönemindeki ekonomik büyümesine ve ülkedeki istikrarın sağlamasına etkileri Sümerbank'ın Demir-Çelik Fabrikaları hamiliğinde gerçekleşir. Sümerbank bölgede fabrikaları kurmakla yetinmeyerek modern konut politikasına yön verici kimlik taşır. Bu durum Sümerbank’ın yalnızca ekonomik bağlamda değil, kentsel anlamda da modern bir sanayi yerleşkesinin oluşumunda öncü roller üstlendiğini gösterir (Özkan & Altınöz, 2015: 49-62).

Sümerbank, Karabük Demir Çelik Fabrikaları için teknolojik ve eğitim destekleri almak üzere İngiliz Brassert firması ile 1936 yılında anlaşma yapar. 3 Nisan 1937'de temeli atılan ve 1 Haziran 1939'da işletmeye açılan Sümerbank Karabük Demir-Çelik Fabrikaları Türkiye'nin ilk ağır sanayi yatırımı olarak tarihe geçer (Fındıkoğlu, 1962: 8), (Figür 3). Demir-Çelik Fabrikaları bölgede köyden, modern vizyona sahip bir endüstri kentine doğru bölgesel dönüşümü başlatır. (Anonim, 1958: 7) Sümerbank'ın Karabük’te sanayi yatırımını üstlenmesinin yanı sıra söz sahibi olduğu modern konut politikası sonucunda meydana gelen Yenişehir Mahallesi, modern mimari ve kentsel bir bilinç oluştururken bölgede sosyal tabakalaşmayı teşvik eden modern bir kent dokusu oluşturur. Sümerbank’ın hamiliğinde yapılan Yenişehir Mahallesi, çok işlevli olarak kurgulanmış birçok yapı tipini ihtiva eder. Prost’un tasarladığı bu yerleşme, Almanların Gartenstadt Siedlung, Fransızların Cite-Jarden ve İngilizlerin “Bahçe Şehir” modeline uygun yapılır (Çabuk & Meltem, 2012). Dünyada yaygın olarak bu yerleşke biçimi, Sümerbank’ın diğer işçi (amele) mahallelerinin ve evlerinin planlamasında rol model olarak kullanılır (Sümerbank, 1944: 9-13).

3-091.jpg

Figür 3:   Karabük Demir Çelik Fabrikaları

Kaynak: Türk Hava Kurumu Arşivi

 

Yerleşkede arazi kullanımı ve konutların tipolojisi sosyal tabakalaşma esaslarına göre, fabrika çalışanlarının iktisadi seviye farklılıkları ile paralel şekillenir. Tasarımda modern dil benimsenir, yeni yaşam tarzına hitap edecek yeni yaşam birimleri tasarlanır. Bu bağlamda yapıların palanları geleneksel Türk konut yaşamından ayrışır, sofalar salonlara dönüşür. Bu konutlarda tasarlanan büyük pencereler modernizmin güneş ışığını içeriye almaya dönük uygulamalarından yalnızca bir tanesidir (Figürler 4, 5, 6). Geniş bahçeler içerisinde yer alan bu konutlar, aynı zamanda ücretsiz hizmetler sunar; ısınmaktan, evlere sıcak su sağlanmasına kadar birçok detay düşünülerek özel çözümler üretilir.  Bu yeni yaşam tarzının deneyimleneceği sosyal donatı uygulamalarının sayıca fazlalığı dikkat çeker (Öktem, 2004). Her ne kadar modern konutlarda modern bir yaşam tarzı benimsenmiş olsa da modernin kullanımı yer yer modernizmin yerelde karşılaştığı kültürel yorumu yansıtır. Örneğin, fabrikada üst düzey noktalarda çalışan bekarlar için Bekar Lojmanları kent sınırında tasarlanır, böylelikle bekarlar aile yaşantısının dışında tutularak, kentsel düzlemde geleneksel aile düzeninin korunmasına dönük bir yaklaşım yansıtılır. Yapı cephesinde cumba kurgusu, malzeme farklılıklarına rağmen geleneğin biçimsel devamlılığı olarak uygulanır (Figür 7). Yine Yenişehir mahallesinin merkezinde bulunan Yenişehir Sineması iç mekân tasarımında benzer bir biçimde modernin yerel yorumu niteliğinde güvercinlik unsuruna yer verilir (Altınöz, 2015), (Figür 8-9).

4-066.jpg

5-044.jpg

Figür 4: Yenişehir Yerleşkesi

Kaynak: İller Bankası Analitik Etüdler ve Teklif Projeler Kitabı.

Figür 5: Yenişehir Yerleşkesi, Beyazevler

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

6-036.jpg

7-029.jpg

Figür 6: Yenişehir Yerleşkesi, konut detayları

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

Figür 7: Yenişehir Yerleşkesi, Bekar Evleri

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

8-021.jpg

9-015.jpg

 

Figür 8: Yenişehir Sineması, dış cephe

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

Figür 9: İç mekânda güvercinlik detayı

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

 

    

Bu yönüyle bir kırsal yerleşimde kurulan Demir-Çelik Fabrikaları’nın, Türkiye’nin milliyetçi, modern projesini kent ölçeğinde uygulama fırsatı verdiği, ancak geleneksel kimi kültürel alışkanlıkları modernist yaklaşım içerisinde, gerek mekânsal gerek kültürel açıdan sürdürdüğü düşünülebilir. Fabrikaların planlanandan daha fazla işçi çalıştırması Karabük’e göçü teşvik ederken, nüfus artışı Karabük ile sınırlı kalmayarak etkileri Safranbolu’ya kadar ulaşır. Safranbolu eski çarşı Fabrika çevrelerinde barınma imkânından yoksun olan, yer bulamayan fabrika çalışanlarının yaşam alanı haline gelir. İsmail Habip Sevük, giriş bölümünde değinildiği üzere her iki kentin birlikteliğini öngörür ve bu yerleşim düzeni için o dönem bilinmekte olan Sümer Kent ideali adını kullanır. Sümer Kent İdeali adını Karabük Demir Çelik Fabrikaları bir Sümerbank girişimi olduğu için Sümerbank’tan alır ve Sümerbank her ne kadar bir kamu iktisadi teşekkülü olsa da yalnızca fabrikaları kurmayarak aynı zamanda bu fabrikalarda çalışacak olan fabrika personeli ve işçilerinin barınma koşullarının da ciddi takipçisi, banisi olur. Yenişehir Mahallesi’nin Fransız şehirci Prost tarafından planlanması bir Sümerbank hamiliğidir.  Sümerbank 1950’li yıllara kadar aktif bir biçimde Karabük Demir Çelik Fabrikaları’nda söz sahibidir, ancak politik konjonktürün değişmesi ardından, Sümerbank tek parti döneminin kurgusunun, yönetim idealinin ve iktisadi kaynağının simgesi haline geldiği için devre dışı bırakılır.

Sevük, “Bugünkü Safranbolu ve Yarınki Sümer-Kent” yazısında ilk olarak uzunca Safranbolu’daki gözlemlerinden bahseder.  Yazısında kullandığı alt başlıklar ‘asil kasaba’, ‘tarihin büyüsü’, ‘yapılış harikası’ gibi hayranlığını dile getiren bir düzende kurgulanmıştır. Yazısında üzerinde durduğu noktalardan bir tanesi, çukur alanda bulunan kasaba olarak tanımladığı yerleşim noktasının neden yukarı, Bağlar Bölgesi’ne taşınmadığı konusudur. Çukur/çarşı/kasaba alanının coğrafi nedenlerle yazın rüzgâr almaması çok sıcak olmasına yol açar, buna rağmen kasabanın bırakılmamasını Safranboluluların ataları ile kurduğu manevi bağla açıklar. Dedelerinin de doğduğu bu evler Safranbolulular için özeldir ve kutsalı saklamaktadır. Sevük’e göre asil kasaba Safranbolu’nun kendine özgü bir karakteristiği vardır. Kasabanın rüzgâr almaması nedeniyle insanlar yaz aylarında, zorunlu olarak bölgenin havadar alanı olan Bağlar bölgesine taşınırlar. Dolayısıyla bölgede yaşayanların yazlık ve kışlık olmak üzere iki evi vardır. Dönemin kaymakamı halkı kasabadan tamamen çıkartmak için Bağlar ve kasaba alanı arasında düzlük noktada, Kıkanköy’de çeşitli kamu yapıları yaptırır. Kaymakam konağı, halkevi ve bir ilkokulun varlığının insanları cezbedeceğini düşünür. Ancak bölge halkı aşağı yerleşkeyi yine bırakmayacaktır. Sevük’e göre, kasabadaki mekânın büyüsü, kutsiyeti, anıt yapılarla mamur edilmişliği, Safranbolu mekânını ve tarihini gövdeleştirmekte ve devleşmiş bir tarih anlatısına dönüştürmektedir (Sevük, 1948: 2).

Sevük eskiyi güzel bulur ve çirkin yeni ile mevcudu bozmaktansa olduğu gibi bırakılması gerektiğini düşünür. Dolayısıyla bir yenilik arzu edildiğinde bu hamlenin Bağlar’da gerçekleştirilmesi gerektiğini savunur. Yapmış olduğu gözlemlerde, Karabük'ün yeni bir yerleşime ihtiyacı olduğunu ve bunun Safranbolu için de mühim olduğunu dile getirir. Daha önce Safranbolu tarafından kaçırılmış olan mekân fırsatının tekrar gündeme getirilmesi gerektiğini ifade eder. İki yerleşimi bir yerleşim haline getirerek birleştirecek olan Sümer Kent idealini detaylı olarak anlatır. Yazara göre Sümer Kent ideali, Safranbolu'nun kaçırmaması gereken son bir şanstır. İki yerleşim arasındaki boş araziler, özellikle Bulak Köyü arazileri konutlaşmaya açılacak, böylelikle fizikî bütünlük kültürel bütünlüğe ön ayak olacaktır. (Sevük, 1948: 2). Sevük yazısını, 1948 yılında, henüz Sümerbank Demir Çelik Fabrikaları’nın ve yapılı çevrenin söz söyleyici pozisyonu devam ederken, yazmıştır. Sevük’ün Sümer Kent ideali tam olarak yazısından yalnızca 2 yıl sonra bir ütopyaya dönüşür. Sümerbank’ın Demir-Çelik Fabrikaları hamiliği lağvedilir. Bir kuşağın sadece kumaşları ile tanıdığı Sümerbank, aslında bir kentsel ideale; yaşam biçimine imza atan kurucu ve öncü bir kimliğe sahip olduğunu hatırlatan mimari ve kentsel göstergeleri geride bırakarak bölgedeki tarihi misyonunu tamamlar.

Dönemin Sümer Kent ideali kurgusuna mekân anlamında yaklaşan bir örnek, Türkiye’nin ilk toplu konut yerleşimi olan Beşbinevler toplu konutlarıdır. Beşbinevler, her iki yerleşimin arasına yapılır. Bir uyudu kent projesi olan Beşbinevler mimar Türkan İnce tarafından tasarlanır. Bu toplu konut uygulamasının temeli, dönemin siyasetçilerinden olan Başbakan Demirel tarafından 31 Temmuz 1969 tarihinde atılır.  Bahçeli konutlardan oluşan bu yapı grubu, doğu-batı aksında kurgulanan bir proje olarak kentlilik ve mahallelilik kavramlarını bir araya getirir  (Figür 10).

10-015.jpg

Figür 10: 1973 yılında Beşbinevler görünümü

Kaynak: Türkan İnce Arşivi

Safranbolu-Karabük Yerleşimlerinin Kent ve Kültür İkilemleri

Toplumun yeniyi geleneksel kent sınırları dışına itmesi bir uyum sorunudur. Bu durum, Safranbolu örnekleminde Yenişehir mahallesini sınırları dışına iter; sonuçta Karabük gibi kendi kendine kompakt bir biçimde yetecek olan yeni kent kurgusunun, fabrikaların çok yakınında, Safranbolu’nun görece uzağında oluşmasına yol açar.  Karabük’ün gerek ekonomik gerekse kültürel parlayışı ve bu parlayıştan arzu ettiği payı alamayan geleneksel Safranbolu yerleşiminin sessiz varlığı bölgeler arasında eski-yeni, geleneksel-modern gibi birçok ikilemi oluşturarak derinleştirir ve bu ikilemin etkileri günümüze kadar ulaşır.

Günümüzde yaşanan Safranbolu-Karabük çatışmasını Safranbolu Belediye Başkanlığı yapmış olan  Ulukavak’ın  “Bir Safranbolulunun Penceresinden Safranbolu” (2007) isimli kitabında Bulak Köyü'nün koşa koşa Karabük'e bağlanmasına içerlenişi en iyi şekilde gösterir. Kasaba görüntüsündeki Bulak Köyü'nün Safranbolu ile kültürel bağlamda birçok ortak noktası olmasına rağmen, Karabük'e bağlanma heyecanı duymasını birçok Safranbolulu gibi yadırgamaktadır. Safranbolu'nun sosyal konularda ve yatırımlarda sürekli Demir-Çelik Fabrikaları'nın ilgi alanı dışında kalmasını Ziya Paşa'nın beyiti ile açıklar; "Talihsiz olanın bağına düşmez bir damla / Gökten yağmur yerine inci cevheri yağsa". Yazarın Karabük'e karşı takındığı tavır Karabük isminin nereden geldiğini araştırmanın bile ne kadar gereksiz olduğunu aktardığı cümlelerinde kendisini ele vermektedir. Hatta Karabük 1999 yılı il yıllığında, ilçelerin özelliklerinin il merkezlerine mal edilmesinden duyduğu rahatsızlığı belirterek, Safranbolu-Karabük çatışmasını ortaya koyan bir diğer argümanı sergilemiş olur. Karabük'ün siyasî, kent ve toplum  tarihlerindeki yerini küçümseyen yazar, Aşık Veysel'in "Tilki gölgesinde arslan gizlenmez, yiğidin gölgesi kedinden olur" mısrasını kullanır. Bu yaklaşımı, yine kendisi tarafından ele alınan Karabük'ün değerini açıklamaya çalıştığı bölümlere tezat oluşturur (Ulukavak, 2007: 171-178).

Karabük'ün ani ekonomik ve sosyal canlanışından fayda göremeyen gitgide taşralaşmaya başlayan Safranbolu, bölgesel kalkınmasını Karabük’ten bağımsız gerçekleştirmeye dönük birtakım çabalara girer. Eski tabakhanenin modern bir tabakhaneye dönüştürülmesi yönünde adımlar atılır. (Yeni Karabük, 11 Ocak 1952). Yaşanan bir takım affetlere ek olarak, Demir Çelik Fabrikaları'nın kurulmasıyla Safranbolu’da meslek yapısında değişmeler yaşanır, eski yapıya özgü olan zanaat ve rençberlik yerlerini avukatlık, mühendislik gibi serbest mesleklere bırakır (Kıray, 1998: 43). Bu iktisadi çaba istenilen başarıya ulaşamayarak Safranbolu’nun kalkınma projesinin yarım kalmasına neden olur.

Karabük Demir-Çelik Fabrikaları’nın işçi çalıştırma potansiyelinin artması, 1950’li yıllardan sonra, köylerden kentlere yaşanan yoğun göçün etkisiyle Karabük’te bir nüfus patlamasına dönüşür.  Yaşanan bu nüfus patlaması mekânsal anlamda Safranbolu’yu zorlar, özellikle 1955-60 yılları arasında, Safranbolu’da önemli bir nüfus artışı yaşandığı görülür (Kıray, 1998: 42) Bu tarihlerden önce bile hızlı artan nüfus nedeniyle çarpık konutlaşma her iki yerleşim biriminin de ortak sorunu haline gelir. Bundan sonra yapılan imar planları aynı bütünlükçü yapıyı korur. Kısaca, Safranbolu ve Karabük şehir sahasının gelişme eksenlerinin-ana hatlarının 1967 sonrasında uygulanabilen imar planlarıyla belirlendiği ve planlarda Safranbolu ve Karabük bir bütün olarak algılanırken, kentsel gelişimi Safranbolu’ya doğru yönlendirdiği söylenebilir. Bütünlükçü yaklaşımın en somut öğesi olan 1969’da temelleri atılan Beşbinevler önemli bir kooperatifçilik başarısı olarak 2500 konutun yapımını gerçekleştirir. Bu yönüyle Safranbolu ve Karabük’ün birleşmesini öngören Sümer Kent idealinin bir yansımasını sunar ve bir gecekondu engelleme projesi olarak dikkat çeker. Bu bütünlükçü yaklaşımlardan farklı olarak, 1988’de Ülker Barlas’ın planı, Safranbolu’ya lineer akışı değiştirir, Karabük’ün güneyine Belen köyü sırtlarında geniş konut gelişme alanları açar. Bu yaklaşım, Safranbolu’nun tarihsel dokusunu tehdit eden yapılaşmayı dengeler, fakat uygulamada sönük kalır (Hacısalihoğlu, 1995: 131, 328).

Günümüzde Safranbolu-Karabük kültür ve mekân çekişmesi devam etmektedir. Safranbolu’nun merkez olma çabaları eğitim alanında da kendini hissettirmektedir. Türkiye’de birçok güzel sanatlar fakültesi yer adı taşımazken, Karabük Üniversitesi’nde bir güzel sanatlar fakültesinin ilçe ismi taşıması düşündürücüdür. Safranbolu Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi olarak 2002'de Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörlüğü'ne bağlı olarak kurulan, 2007'de Karabük Üniversitesi Rektörlüğü'ne bağlanan Fakülte, bölgesel yakınlıktan doğan kültürel çatışmayı isminde taşımaktadır. Fakülte, tarihi hastahane binasında eğitim ve öğretime devam ederken, öğrenci sayısının artması karşısında yaşanan mekânsal zorluklarla yüz yüze kalır ve Safranbolu sınırında inşa edilmiş olan Milli Eğitim'e bağlı bir lise binasına taşınır. Milli Eğitim ile yapılan protokol süresinin dolması üzerine Safranbolu Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, belki de iki yerleşme arasında var olan ekonomik ve tarihi çekişmelerin bir ironisi olarak, 2015 yılına kadar geçici bir süreliğine Karabük'e taşınmak zorunda kalır. 2015’te yeniden Safranbolu’ya taşınırken aslında kentsel ikilemler arasında gider gelir. Bu ikilemin varlığının ilerleyen zamanlarda Karabük adından kurtularak, Safranbolu adının vurgulanacağı bir üniversite açılması ile devam edeceği düşünülmektedir.

Geleneksel  ve Modern Mekân Anlayışının Antep Sokak Özelinde Birlikteliği

Safranbolu Evleri geleneksel yapım teknikleri ve orijinal malzemelerle inşa edilmiş bir yapı kültürüne sahiptir. Sarayla kurduğu bağlantılar nedeni ile han, hamam, cami gibi önemli yapı unsurlarını kentsel ölçekte barındırır. Safranbolu Evleri, genel özellik itibariyle ahşap karkas ve yığma sistemle yapılmış bir geleneğe sahiptir. Taş ve kerpiç örgülü duvarlar bu sistemin en önemli yapısal unsurlarıdır. Ahşabın yalnızca yapısal unsur olarak kullanılmadığı, yapıyı tabandan tavana kadar, pencere ve kapı kanat detaylarında sardığı görülür. Ahşap, hem yapısal ve hem de dekoratif kullanıma uygun dayanıklı bir malzeme olarak, özel kesim ve işleme tekniklerinin uygulanmasını gerektirir. Örneğin Ekim ve Kasım aylarında ağaçların kesilmesi dayanıklı ahşap elde etme yöntemlerinden biri olarak dikkat çeker (Uysal, 2003: 78, 79). Uygun yöntemlerle kullanıma hazır hale getirilen ahşap, temelleri atılan evin üzerine zemin inşası ardından iskelet olarak kurulur. İnşaat, birçok malzeme ile doldurulan ahşap iskeletin yapımı ardından,taban, çatı ve saçak detayları ile devam eder (Günay, 2003). Dar başlayan plan, üst katlarda dışarıya doğru çıkıntı yaparak, sokaktan geçişi kolaylaştırır.  Bir nevi, ev planlarınken sokak tasarlanır ve bu sokak toplumsal yaşantıya katılır.  Sevük Safranbolu gözlemlerinde, sokakların yakınlığı nedeni ile halkın nakışlı saçaklar aracılığı ile sohbet ettiği edebi benzetmesini yapar (Sevük, 1948:2).

Safranbolu’nun değişik noktalarında sınırlı sayıda inşa edilmiş modern konutlar bulunmaktadır. Bu yapılar, geleneksel yapım teknikleri ve tasarım kültürünün büyük oranda değişikliğe uğradığını gösterir. Yeni yaşam tarzı ve yeni şehir anlayışına uygun yapılar, Safranbolu evlerinin dar başlayan, üst katlarda genişleyen inşasından farklılaşarak, dik açılı yerleştirilir. Modern yapıların ‘kutu yaklaşımı’ hakim olur. Yine aynı şekilde geleneksel Safranbolu evlerinde dar ve sıklıkla kullanılan pencereler yerini geniş ve yapıyı yoğun bir biçimde aydınlatan pencerelere bırakır. Cumba kültürünün yerini balkon kültürüne terk ettiği gözlemlenir. Artık modern yaşam iyice izlenebilir, görülebilir bir hal alır.  Hayat olarak tanımlanan, gündelik işlerin sürdüğü mekânlar modern mimaride karşılık bulamayarak ortadan kalkar.  

Safranbolu’nun Erken Cumhuriyet Dönemi modern konutları eskiden Hastarla olarak bilinen yukarı mevkide, daha düzlük alan olan Kıranköy’de dağınık bir biçimde yapılır.  İstisnai bir biçimde Antep Sokak diğer sokaklardan modern konut dokusunun yoğunluğu açısından ayrışmaktadır. (Figüre 11) Genel olarak Safranbolu’da sayısı az olmakla birlikte 1980 öncesi modern konut uygulamaları görülmektedir, ancak bu konutlar farklı bölgelerde bir bütün oluşturmaz. Antep Sokağı bu bağlamda diğer sokaklardan onu kentsel boyutta ayıran farklı bir mimari kurgu sunar. Yeni yaşam tarzının mimari tanıkları bu sokakta adeta saf tutar. Antep Sokak’ta geniş bahçe içerisinde yer alan 4 ev dikkat çekicidir. İzzet Karakoçoğlu Evi, Ahmet Gökçü Evi, Ahmet Ünal Evi, Firuzan Bayraktaroğlu-Asuman Çağlı Evi. Bu evler ortak özellik olarak  betonarme konstrüksiyonlarıyla, ahşap karkas sistemle yapılan Bağlar’ın geleneksel konut dokusundan ayrışmaktadırlar. Bu yapıların varlığını, sadece 8 km uzaklıkta konumlanmış olan modernizmin gerek mekân gerekse toplumsal olarak yüksek seviyede yaşandığı Karabük değil aynı zamanda  başkent Ankara’dan gelen moda mimarlık söylemlerinin varlığı ile açıklamak mümkündür.

11-007.jpg

Figüre 11: Antep Sokak yerleşimini arazi yerleşimi

Kaynak: Google Earth

Safranbolu Bağlar Bölgesi’nin, yani yukarı Safranbolu’nun konut alanı olarak zengin aileler tarafından tercih edilmesi 1930’lu yıllardan sonra başlar. Geleneksel konut dokusunun yaygın olduğu, geniş bahçeler içerisinde ahşap konakların yer aldığı, genellikle Müslüman nüfusun yazlık olarak kullandığı konut alanlarında yeni üslupta yapıların belirlemeye başlaması yerleşkenin dönüşümünü başlatır. Bunlar modernizmin dilini yansıtır. Mimarinin süslemeden mümkün olduğu kadar uzaklaşmaya başladığı, yalın geometrik formların ve düz yüzeylerin tercih edildiği, düşey etkinin pencereler aracılığı ile oluşturululduğu cepheler ilk bakışta fark edilir. Modern mimarlık anlayışındaki uygulamalar düşünüldüğünde, Safranbolu’nun sadece Karabük’ten etkilendiğini söylemek yanlış olur. 1950’li yıllar, ulusal mimarlık döneminin geride kaldığı rasyonel tasarımın ön plana çıkmaya başladığı yıllardır (Bozdoğan, 2002). Dolayısıyla Safranbolu’daki bu sokak tasarımı bir yandan Sümer Kent İdeali’ni simgesel olarak bir araya getirirken, evrensel bir açılımı da yerel ölçekte dillendirmektedir.

Bir sivil mimarlık eseri olan Ganioğlu Evi, Safranbolu’da yapılan ilk modern konut olarak dikkat çeker (Figür 12-15). Yapım tarihi şüpheli olmakla birlikte bu çalışma kapsamında yapılan arşiv çalışması, yapının 1940’lı yıllarda Kadri Ganioğlu tarafından yapıldığını göstermektedir. 1948 yılında, Habib Sevük Safranbolu’yu ziyaret ettiğinde yapı ayakta durmaktadır. Bu yapı özellikle Sevük’ün dikkatini çeker, bunun gibi bir köşkün İstanbul’daki sayfiye yerlerinde benzerinin görülmesinin zor olduğunu aktarır (Sevük, 1948: 2). Geleneksel tarihi Safranbolu dokusunda yapıldığı dönemin modern çizgilerini taşıması, geleneksel yapılarla benzerlik ve farklılık göstermesi açısından önem taşımaktadır. Üç katlı, kâgir ve bahçeli olarak inşa edilmiştir. Yapı tescillidir. Yapının çevresinde geleneksel evler ve yapıyla aynı döneme ait konutlar bulunmaktadır. Kagir sistemli çok katlı bu yapının kullanım malzemesi olarak aynı zamanda ahşap ve betonun tercih edilmesi önemlidir. Yapının dış cephesi betonarme iken, iç mekânda ahşap tercih edilmiştir. Günümüzde depo olarak kullanılan yapının iç mekânında kullanılan boynuzlu geyik başı Safranbolu’nun geleneksel evlerinde görülmeye aşina olunan bir dekoratif unsurdur. Ahşabın kullanıldığı merdiven detayı ve merdiven boşluğunda yer alan kesintisiz devam eden aydınlatma pencereleri, yapının modernizmin vazgeçilmez unsuru olan ışığı içeriye almayaklaşımını gösterir.  Dönemin modern dekorasyon anlayışı, balkon korkulukları, pencere demirleri ve renkli pencere camları gibi detaylarda kendisini ele verir.  İç mekânda ortak bir holden odalara ve salona dağılım sağlanır ve tuvalet ve banyo bağımsız birer birim olarak yer alır. Ahşap spiral merdiven ile düşeyde katlar arası sağlanan sirkülasyon zemin kattan son kata kadar çıkan bir pencere ile aydınlatılmıştır.

Bir diğer konut olan Karakoçoğlu evi 3 katlıdır. Uzun ve dekoratif balkon düzenlemesi ile dikkat çeker (Figür 16). Tescilsizdir. Ahmet Gökçü Evi ise korunması gereken 2. derece konut statüsündedir. 1969 yılında tamamlanmıştır. Mustafa Geredeli tarafından inşa edilir (Figür 17, 18). Ahmet Ünal Evi, tescili olmayan iki katlı bir yapıdır (Figür 19, 20). Firuzan Bayraklaroğlu-Asuman Çağlı evi eski adı ile Şaziye Semiz-Laime Dilsizoğlu evi, tescilsiz olan bahçeli ve üç katlı bir evdir (Figür 21). Ne zaman tamamlandığı bilinmeyen yapı bugün hala kullanılabilir durumdadır. Bu sokakta yapıların geniş bahçeler içerisinde yer almaları, Bağların geleneksel kentsel dokusuna uyumludur. Bölgede doğa ve mimarinin dengeli ve düzenli ilişkisi hakimdir.

12-009.jpg

13-003.jpg

Figür 12: Muhsin Ganioğlu

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

Figür 13: Evi Muhsin Ganioğlu Evi

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

14-001.jpg

15-001.jpg

Figür 14: Evi Muhsin Ganioğlu Evi

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

Figür 15: Muhsin Ganioğlu Evi

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

16-001.jpg

17.png

Figür 16:  Karakoçoğlu Evi

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

Figür 17: Ahmet Gökçü Evi

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

 

18-002.jpg

19-002.jpg

Figür 18:  Ahmet Gökçü Evi

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

Figür 19:  Ahmet Ünal Evi

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

20-003.jpg

21.jpg

Figür 20:  Ahmet Ünal Evi

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

Figür 21:  Firuzan Bayraklaroğlu-Asuman Çağlı Evi

Kaynak: Meltem Özkan Altınöz

Sonuç

Antep Sokak, dış cephede modern çizgileri yansıtan, ancak iç mekânda geleneksel konut tercihine sarılan kültürel bir yapıyı yansıtır. Toplumun modernle tanıştığını fakat ev içi yaşantısında hâlâ geleneksel yaşantının mimari simgesi olan ahşabın kullanıldığını gösterir. İç mekanda dönel ahşap merdivenlerin, ahşap döşemelerin varlığı kültürel tasarım unsurlarının mekânda modernizmin yerel bir algısı ile mümkün hale geldiğini, tasarımlara sınırlı ölçekte de olsa bu kültürel olgunun yansıdığını kanıtlamaktadır. Bu yapı grupları bir yandan mimari modaya uyarken, iç mekanda modern kullanımda yeri bulunmayan ahşap malzemenin uygulanmasıyla geleneksel kültürün sürdürülebilirliğini sağlar. Bu hali ile Safranbolu’da deniyimlenen modernizm iç mekan kullanımlarında yerel, bölgesel bir açılım diline sahiptir.  Bir tarihsel süreci ve dönemsel tercihleri yansıtır.

Mevcut örnekler ışığında, Antep Sokak Safranbolu’nun 20.yy modern mimarlığını kuvvetli bir biçimde temsil ederken, modern ve gelenekselin yanyanalığı Sevük’ün bir zamanlar kentsel düzlemde görmeyi arzuladığı Safranbolu Karabük birlikteliğini Sümer Kent bağlamında akıllara getirir. Sevük’ün yazıları Sümer Kent ideali ile geleneksel ve moderni bir arada görmek ister, yazar gelenek ve moderni uzlaştırma eğilimindedir. Geleneksel yapılarla donatılmış sokaklar arasında yer alan modern konutlu Antep Sokak, Sümer Kent idealini hem sokak hem de yapı ölçeğinde gerçekleştirmiş olur. Modern ve gelenekselin bir aradalığını yansıtır.

Kaynakça

Altınöz Özkan, M.  (2015) Sümerbank'ın Karabük'ün Konut Politikasındaki Rolü, Yerel Yönetimler Dergisi, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, Cilt 24, Sayı 2, Nisan 2015, 49-62.

Altınöz Özkan, M.. (2015) Endüstri Kenti Karabük'ün Sosyal Yaşantısının Şekillenişinde Yenişehir Sineması'nın Rolü, İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, Cilt: 4, Sayı: 1, 2015, 83-99.

Anonim, Sümerbank İşçi Amale Evleri, Arkitekt,  1944, 9-13.

Anonim. (1958) Şehirlerin Gelişmesi ve Sosyal Programlar Adana ve Karabük Şehirleri Hakkında Bir Araştırma, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü, Ankara.

Anonim. (1968) İller Bankası Analitik Etüdler ve Teklif Projeler Kitabı.         

Arıkan, Zeki. (1998) İsmail Habip Sevük’ün Açıksöz’deki Yazıları, 1921-1922, Makaleler, Fıkralar, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, Sayfa sayıları, 279-282.

Başkan, K. Çelik; M. (2012) “ Karabük Ahmet Gökçü Evi”, Türkiye Mimarlığında Modernizmin Yerel Açılımları VIII, Kocaeli,12-14 Ekim , 41.

Bozdoğan, S. (2002) Modernizm ve Ulusun İnşası Erken Cumhuriyet Türkiye’sinde Mimari Kültür. İstanbul: Metis Yayınları.

Çabuk, S., Altınöz Özkan, M. (2012) Karabük Demir Çelik Fabrikasi Yenişehir Yerleşmesinin Dönüşüm Sorunsalı, 24. Uluslararasi Yapı ve Yaşam Kongresi , 05-07 Nisan 2012,  Bursa.

Ekim, D. (2005) Karabük Özelinde Modern Mimarlık, Türkiye Mimarlığında Modernizmin Yerel Açılımları II, İzmir,1-12 Kasım, Sayfa 12.

Ertürk; Karataş. (2020) “Safranbolu'da Cumhuriyet Dönemi Konut Örnekleri Üzerine Bir Araştırma”, Journal of Humanities and Tourism Research, 10 (2): 432-455 

Fındıkoğlu, F.  (1962) “Karabük'ün Teşekkülü ve Baz ı Demografik ve İktisadi Meseleler”, Ders Yılı Sosyoloji Konferansları, İstanbul, 1-10.

Günay, Reha, (2003) Safranbolu Evleri, YapıYayınları, İstanbul

Güneş,T. “Karabük Muhsin Ganioğlu Evi”,  Türkiye Mimarlığında Modernizmin Yerel Açılımları VIII, Kocaeli, 2012, 42.

Hacısalihoğlu, İ. Y. (1995)  Şehir Coğrafyası Açısından Safranbolu Karabük İkilemi, İ.Ü. Sosyal Bilimler Enst. Beşeri ve iktisadi Coğrafya Anabilimdalı, Doktora Tezi, İstanbul.

Kıray, B.M. (1998) Değişen Toplum Yapısı, Bağlam Yayınları, İstanbul. 1998: 43.

Nartkaya, Tektaş (2018) “Erken Cumhuriyet Dönemi Safranbolu Konut Yapılarında Kimlik Arayışı”, Dicle Üniversitesi I. Uluslararası Mimarlık Sempozyumu, Dicle University I. International Architecture Symposium), Diyarbakır.

Okyay, İ. (1990) Safranbolu Koruma İmar Planı Raporu.

Öktem, S. (2004) Türkiye Cumhuriyeti’nde Modernleşme Hareketi; Karabük Demir-Çelik Fabrikaları Yerleşim Örneği, İ.T.Ü., Fen Bilimleri Enstitüsü (Yayınlanmamış YLS Tezi), İstanbul.

Öktem, S. (2009) Karabük Demir Çelik Fabrikaları ve Yerleşimi, Fabrika'da Barınmak: Erken Cumhuriyet Dönemi'nde Türkiye'de İşçi Konutları: Yaşam, Mekân, Kent, edit. Ali Cengizkan ve Bilge İmamoğlu, Arkadaş Yayıncılık.

Özkan, M. (2010) Karabük’te Modern Mimarinin Oluşumunda Yüksek Mimar Münci Tangör’ün Rolü ve Yapıları, Kuruluşundan Bugüne Karabük ve Demir-Çelik Sempozyumu, 2-3- Nisan 2010, Karabük Valiliği Yayınları, Karabük.

Özkan, M. ve Çabuk, S. (2010) Karabük Demir-Çelik Fabrikaları İşçi Konutları Sorununun ve Çözüm Sürecinin İncelenmesi, Kuruluşundan Bugüne Karabük ve Demir-Çelik Sempozyumu, 2-3- Nisan 2010, Karabük Valiliği Yayınları, Karabük.

Özmen, S. (1984) Üretimde Devlet: Kamu iktisadi Teşebbüsleri, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, Cilt.2, İletişim Yayınları, İstanbul.

Sevük, H. İ. (1943) Yurddan Yazılar, Cumhuriyet Matbaası.

Sevük, H. İ. (1948) Bugünkü Safranbolu ve Yarınki Sümer-Kent, Cumhuriyet Gazetesi, 9 Ocak 1948, 2.

Tuna, S. (2009) Türkiye’de Devlet İşletmeciliği ve Sümerbank (1932-1939): Dünya Ekonomik Krizine Bir Cevap mı?, Derlem Yayınları, İstanbul.

Torun O.N (1981) Atatürk Döneminde İktisadi Devlet Teşekküllerinin Finansmanı, Atatürk Döneminde Türkiye Ekonomisi Semineri, İstanbul.

Ulukavak, K. (2007) Bir Safranbolu’nun Cephesinden Safranbolu, Bizim Büro Basımevi,  Ankara

Sağlam, N. (2009) “İsmail Habip Sevük”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 37. Cilt, , Sayfalar: 6-7.  TDK https://islamansiklopedisi.org.tr/sevuk-ismail-Habip.

Uysal B. (2003) “Tarihi Safranbolu Evlerinde Ahşap Malzeme Kullanımı”, I. Ulusal Tarih İçinde Safranbolu Sempozyumu, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 69-80.

Anonim, Yeni Karabük, 11 Ocak 1952.

 

TYB Akademi 33. Sayı / Eylül 2021

 
 
Bu haber toplam 313 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim